Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kurtuluş Savaşı'nın can damarı fişekhanenin memlekete benzeyen öyküsü: Önce imam hatip sonra virane...

Anadolu'nun emperyalist işgale karşı verdiği mücadelede kritik bir rol üstlenen, Kuvayi Milliye'ye mühimmat sağlayan Keskin'deki tarihi fişekhane, bugün kaderine terk edildi. Önce imam hatip yapılan, sonrasında "bütçe yok" bahanesiyle çürümeye bırakılan yapı aslında müze olmayı hak ediyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 29.05.2026 , 12:13

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


Anadolu'nun emperyalist işgale karşı verdiği mücadeledeki insan öyküleri bugün hâlâ çok canlı, çok yakıcı dersler olarak karşımızda duruyor. Anadolu'nun orta yerinde, Kırıkkale'nin Keskin ilçesindeki tarihi fişekhane binasının öyküsü de bunlardan biri. Kuruluşu, mücadeleye olan katkısı ve bugün terk edildiği kaderiyle tıpkı bu memleketin bugün içinden geçtiği duruma benziyor. 

Dışarıdan bakıldığında ölçek olarak eski bir konağı andıran bu küçük bina, Kurtuluş Savaşı yıllarında kritik bir vazife üstlenmişti. O karanlık günlerde Kuvayi Milliye birliklerine fişek, bomba ve mühimmat üreten bu yapının, o devasa mücadeleye nasıl nefes aldırdığını düşünmek insana tuhaf geliyor. 

Ancak tarih, zaferin bu mütevazı duvarlar arasında yazıldığını gösteriyor.

Tarihi Keskin Fişekhanesi. (Görsel yapay zeka aracılığıyla iyileştirişmiştir.)

Kuruluşun harcının karıldığı yer

Keskin'deki bu tarihi fişekhane, köklerini Osmanlı'nın son dönemlerinden alsa da asıl hayati işlevini ve kimliğini Milli Mücadele yıllarında kazandı. Düzenli ordunun dağıtıldığı, cephanelere el konulduğu bir dönemde, Anadolu'nun dört bir yanındaki yerel direniş hücreleri kendi mühimmatını üretmek zorundaydı. 

İşte bu bina, 1920'lerin o çetin şartlarında, cephedeki askerin elini boş bırakmamak için kısıtlı imkanlarla bir cephane üretim merkezine dönüştürüldü. Düzenli askeri tesislerin henüz Anadolu'nun içlerine tam anlamıyla yayılmadığı o zorlu süreçte, Keskin'deki bu yapı adeta direnişin attığı damarlardan biri oldu.

Fişekhane'de aynı zamanda kadınlar, çocuklar, cephe gerisindeki erkekler tüm bir halk yırtık kıyafetleri, yoksul elleriyle cepheye mühimmat üretti. (Görsel yapay zeka aracılığıyla iyileştirişmiştir.)

Kadınların ve çocukların omuzlarında yükselen direniş

Bu binanın duvarlarına sinen o hazin ama bir o kadar da umut veren hikaye, aslında bir halkın küllerinden doğuşunun en saf hali. 

O günlerde fişekhanede eşine az rastlanır hummalı bir çalışma hakimdi. Cepheye gidemeyen yaşlılar, gencecik kadınlar ve hatta çocuklar, sabaha kadar uyumadan bu binanın içinde alın teri döküyordu. Keskin halkı, ellerindeki yokluğa inat büyük bir inançla mermi döküyor, kovan dolduruyor ve cepheye gönderilecek mühimmatı hazırlıyordu. 

Boş mermi kovanları toplanıyor, kadınların nasırlı ellerinde yeniden hayat bulup, bağımsızlığın kurşunu olarak cepheye doğru yola çıkıyordu. Bu küçük taş bina, o günlerde sadece bir atölye değil, topyekun bir halkın umudunun kalbiydi.

Fişekhane yalnız değildi. Bağlantılı bir diğer işletme Kibrithane'ydi. Bu iki tesis bugün yerini büyük bir sanayi bölgesine bırakmış durumda. Makina ve Kimya Endüstrisi'ne bağlı fabrikaların varlığı da tesadüf değil. Fişekhane'den bugüne silah sanayii Kırıkkale'de bir sürekliliğe sahip.

Cumhuriyetin hafızasından silinen yıllar

Peki bugün tarihi fişekhane hak ettiği değeri görüyor mu? 

Memleketin kendisi kıymet görmüyorken, haliyle Kırıkkale Keskin'deki bu tarihi yapı da vefasızlıktan nasibini alıyor. Tüm Keskin halkının ortak hafızası olan bina, uzun yıllar içinde ülkenin kolektif belleğinden adeta silinmiş durumda. Şimdilerde sokaktaki insanlardan ancak "Bir ara imam hatipti ama şimdi boş" yanıtını alabiliyoruz. 

Oysa Cumhuriyet'in ilanından 2000'li yılların başlarına kadar bu yapı, mühimmat üretiminin Kırıkkale merkeze kaymasıyla birlikte sivil hayata entegre edilmişti. Çeşitli dönemlerde kamu binaları, depolar veya idari işler için kullanılarak ayakta kalmayı başarmıştı. Zamanla eğitim kurumlarına da tahsis edilerek işlevini sürdürmüştü.

Tarihi Fişekhane'nin imam hatip olarak kullanıldığı dönemden bir fotoğraf. Kaynak: Türkiye Kültür Portalı

Sessizlikten viraneye uzanan yol

Sonrası ise memleketin yakın tarihiyle o kadar örtüşüyor ki. Anadolu'daki cumhuriyetçi ve aydınlanmacı damarın törpülendiği o siyasi iklimde, Keskin'deki bu tarihi fişekhane de imam hatip lisesi olmaktan kurtulamadı. 

Uzunca bir süre imam hatip olarak kullanılan mekan, sonradan okulun, hemen yan tarafa inşa edilen yeni binaya taşınmasıyla kaderine terk edildi. Ardından 2023 yılında Kırıkkale Valiliği devreye girdi. Buranın aslına uygun restore edilerek Hükümet Konağı yapılacağı ve Kaymakamlık birimi olarak hizmet vereceği duyuruldu. İskeleler kuruldu, restorasyon başladı derken, çalışmalar bir anda "bütçe yok" denilerek yarıda kesildi.

Fişekhane'nin şimdiki görüntüsü. Pencereleri metal levhalarla kapanan tarihi yapıda 2022 yılından bu yana "bütçe eksikliği" nedeniyle restorasyona devam edemiyor. Keskinliler, "İçeriye kötü insanlar giriyordu" diyerek pencerelerin kapatıldığını belirtiyor.

Şimdiki hali ise tek kelimeyle içler acısı. Kapısı kırık, pencerelerinde kilitler asılı, bacası dökük ve duvarları çatlamış bir yer. Restorasyon yarım kalmış durumda. 

O halde akıllara o çok kritik soru geliyor. Kurtuluşun ve kuruluşun emekleriyle şekillenmiş bu bina, orada alın teri döken, cepheye mermi taşıyan kadınların, çocukların ve yaşlıların hatırasına yaraşır bir müze olarak neden planlanmıyor? Her yıl patronlara geçiş garantili yollardan devasa kaynakların aktarıldığı, yolsuzlukların ayyuka çıktığı bir memlekette, bağımsızlığın merkezi nedense bütçe yetersizliğine takılıyor. 

Fişekhane önünde yer alan Atatürk büstündeki heykel kaldırılmış. 

Tıpkı memleketin alınteri döken emekçileri gibi o da hak ettiği değeri ve saygıyı görmüyor.

Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı'nın göz bebeği olan bu tarihi bina, adeta ülkenin kaderinin küçük bir maketi gibi karşımızda duruyor. Önce derin bir sessizlik, ardından imam hatip yılları, sonrasında rant odaklı restorasyon vaatleri ve "bütçe yok" bahanesinden geriye kalan koskoca bir virane.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.