Sayfa yolu
Kürt emekçilerinin laiklik hakkı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Feraye Ateş
Yayın Tarihi: 24.08.2023 , 07:18 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
HDP ve Yeşil Sol Parti’nin 14 Mayıs seçimlerinin ardından düzenlediği çalıştay ve atölyelerin sonucunda, yeni dönemde Kürt sorununun çözümüne dair önemli kararların alınması, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önümüzdeki dönem muhalefetin öncülüğünü yapacağı bir siyasi hat kurulması önerileri konuşuluyor.
Medyada en çok yer alansa, kısa süre önce Cemil Bayık’ın da dile getirdiği demokratik islam vurgusu oldu. Bayık, “Türkiye’ye İslam hakim. Ağırlıklı olarak Müslüman halkı var. Farklı inançlardan ve dinlerden insanlar da var fakat ağırlıklı olarak Müslüman bir halk. Bunu görmediğiniz takdirde ne yaparsanız yapın sonuç alamazsınız. Bu yüzden Emek ve Özgürlük İttifakı'nda yer alan herkesin bunu görmesi lazım. Demokratik İslam siyasetiyle bu halka gitmeli, kucaklamalı, aranıza almalısınız. O zaman bu ittifak Türkiye’de büyük sonuçlar alır” ifadelerini kullanmıştı.
Çalıştay önerileriyle ilgili HDP parti meclisinden yapılan açıklamada da halklar ve inançlar komisyonunun genişletilmesine ve burada demokratik islam masasına düşen sorumluluklara değiniliyor. Bölgede yaşayan halkın dini duygularının sömürülmesi, Hüda-Par’ın meclise girmesiyle daha çok gündeme gelmiş ve ihtiyaç hasıl olmuş.
“Türkiye’nin sorununu çözmek için Kürt sorununu çözmek lazım” diyenler şimdilerde tespiti büyütüp “Kürtlerle sorunumuzu çözmek için İslama ihtiyacımız var” diyor.
Sorunun tarifi neyse çözümü de oradan şekilleniyor.
Zamanında küsleri barıştırmanın anahtarı olarak sunulan demokratik İslam, bugün dindar Kürtleri kazanmanın bir formülü olarak sunuluyor.
Bu formülün başka nelerin çözümüne kaynak olacağını önümüzdeki dönem gösterecek.
“HDP direksiyonu sağa kırdı” yorumu yapanlar olmuş, oysa hiç yeni değil bu çıkış ya da Kürt siyaseti Amerika'yı yeniden keşfetmiyor. Fakat yüzüncü yıldayız.
Asırlık hesaplaşmalar, seçim sonrası “biz nerede yanlış yaptık” değerlendirmelerinin başını çekiyor: Lozan’a kınama, halka demokratik İslam.
Geçmişte aynı adla kongreler düzenleniyor, “İslam’ı şerden kurtarmak” için ihtiyaç duyulanın bu olduğu söyleniyordu; alıcısının en fazla olduğu dönemin iktidarla en yakın ilişkide olunan açılımlı yıllar olduğunu hatırlatalım.
Ne deniyordu? Ulus olamamış Türk ve Kürt halkları Medine Sözleşmesi ile hiç olmazsa ümmet olacaktı.
Süreç farklı yöne gitti, büyük Türkiye’nin yol arkadaşlığı başkalarına nasip oldu.
Seçimi kaybettik, halkı kazanalım…
Kazanmak bir kuşatma biçimini de alabilir. Sivil toplumculuk bu kuşatmanın araçlarından biriydi. Ve bizim mahallenin etrafı sarıldı; dinselleşme herkese lazımdı. Türkiye’de sol, bir halkın büyük çoğunluğunun Müslüman olmasını İslamcı olmasıyla aynı şeymiş gibi algılamakla kalmadı, bir de buna özgürleşme diye baktı. Geldiğimiz noktada Kürt halkının ekmeğini nasıl kazandığı sorusu önemsizleşti ve bir taraf hangi dilde boyun eğdireceğinin planlarını yapıyor.
Peki “bu yolda her şey mübah ittifakları” sürecin neresinde?
Batıda okullara imam atanmasına “ailenin rızası var mı?” sorusunu soranlar, ülkenin doğusunda ya da demokratik İslamın güçlendirilmeye çalışıldığı başka mahallelerde “melelere özgürlük” mü diyecekler?
İktidarı destekleyen toplumsallığın dahi ezici çoğunluğunun çocuğunu cemaat yurtlarına vermek istemediği bir ülkede “tarikatlara hayır” demek kolay olan, memleketin topyekun bu yapıların tasallutu altında bırakılmasına karşı ne yapılacak?
Ya emekçiler? Onların bu tabloda yeri ne? Kirasını, faturasını, ulaşımını karşılayabilmek için her gün kimliği belirsiz bir patron tarafından sömürülen Kürt halkının yaşam alanı, dinin siyasallaşması söz konusu olduğunda bir istisna mı sayılacak?
Kendi cemaatini seçme hakkı kavga konusu mu olacak?
Sol, bu halk günü kurtarabilirse anadilinde şükretsin diye mi siyaset yapacak? Cumhuriyet düşmanlığından özgürlük türetmeye devam mı edilecek?
Bu ülkeye sermaye sınıfının kasası dolsun diye ölmenin alın yazısı olduğunu reddeden bir işçi sınıfı, “Patronlar bu dünyada zenginlikle imtihan edilen kullardır” diyen tarikatların yakasına yapışan bir halk gerek.
Ve madem birileri karanlığa demir atıp Kürt halkını orada görmekte kararlı, bizim emekçilerin kaderini değiştirmek için laiklik mücadelesini büyütmeye ihtiyacımız var; din kardeşliğiyle değil, sınıf kimliğiyle. Bu yüzyılı birlikte kazanmak için…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.