Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Küba’ya işkence eden o zatlar

Dünyaya bağırıp çağıran biri, başka ülkelere gümrük vergileri koyduğunda çoğunluğa bu kadar korkunç görünürken, aynı kişi Küba’ya saldırdığında, uygulanan abluka ve yarattığı zulüm karşısında neden çoğunluk sessiz kalıyor?

Ramón Pedregal Casanova 

Yayın Tarihi: 14.05.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 14.05.2025 , 00:09

1

 

"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.


Küba ile dayanışma içinde olanlarla yapılan olağanüstü bir toplantıda, toplantıyı yöneten kişi, ABD’nin büyük burjuvazisinin Küba halkına karşı son derece saldırgan olan tutumuna ilişki önemli noktaları vurguladı—bu tutumun ardında yatan şey tam anlamıyla “Kübafobi” dir. Trump’ın temsil ettiği rejimin karanlık eylemleri, her gün medyayı dolduran tehditkâr manşetler ve gürültülü söylemlerle örtbas ediliyor.

Biden, görev süresi bitmeden önce, Küba’nın o rezil listede yer almaması gerektiğini kabul etmek zorunda kaldı—ki o listeye alınması talimatını da bizzat kendisi vermişti. Ardından başkanlık koltuğuna oturan Trump, göreve başladıktan yalnızca birkaç saat sonra, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine dahil etme emrini verdi. Bu kişi, devlet yöneticilerinin öldürülmesi talimatını vermekle övünen, Venezuela’ya saldırması için paralı çeteleri finanse edip harekete geçiren bir başkandır. Trump, sadece 2001–2024 yılları arasında Venezuela’ya yönelik bu saldırılar için 1.268.867.434 dolar harcadı. Latin Amerika’nın geri kalanı için yapılan harcamalar da cabası. “Narko” Rubio, Caroné ve benzeri isimlerin başını çektiği bu saldırılar, uluslararası adaletin konusudur. Latin Amerika dışına çıktığımızda ise verilen zararlar kıta ölçeğine ulaşıyor. Trump, dünyada en fazla ölüme yol açan bu terörist burjuvazinin açıkça sürdürücüsüdür.

Peki, böyle bir gruptan neler beklenebilir? Biden’ın başkanlığı döneminde, Küba o utanç verici listeye dahil edilmekle kalmadı, aynı zamanda bu bağımsız ve egemen adanın COVİD ile mücadele için ilaç ve tıbbi ekipman temin etmesi de büyük bir sadizmle engellendi. Salgına karşı mücadelede kullanılabilecek malzemeleri takas etmeye ya da satmaya cesaret eden ülke ve şirketler tehdit edildi ve cezalandırdı. Oysa aynı dönemde Küba, hastaları kabul etmek üzere havaalanlarını ve limanlarını açıyor, gelen herkesi tedavi ediyordu. Trump başkanlığa geri döndüğünde ise bu kuşatmayı 243 ayrı yaptırımla daha da derinleştirip, acımasızlığını uç noktalara taşıdı. Amacı, Küba’yı Monroe Doktrini’nin “olgun meyvesi” gibi avuçlarının içine almaktı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, “İnsan Ölümü Kompleksi”, Wall Street tarafından ücret karşılığında bu işkenceyi desteklemeleri için satın alınan senatörler ve kongre üyeleri... Bunlar emperyalist gücün en yozlaşmış örnekleridir. Yetmiyormuş gibi, şimdi bir de mağdurları, zayıf olanları suçlayarak alay etmeye kalkıyorlar. Tüm bu eziyetin üstüne, işkencenin son halkası göçmenlere yönelik zulüm oldu; bu durum derin bir yaradan akan kan gibi herkesi dehşete düşürdü.

Kübafobinin paralı askerleri, dillerinde tüy bitene kadar Küba’nın bir başarısızlık olduğunu söylüyorlar. Eğer gerçekten öyleyse, neden milyonlarca dolar ve bunca enerji harcayıp insanların düşüncelerini ve günlük yaşamını etkilemeye çalışıyorlar? Neden iki kıyıda yaşayan ailelerin birbirleriyle buluşmalarını yasaklıyorlar? Neden para havale etmeyi, turistik seyahatleri, ticareti, banka işlemlerini yasaklıyorlar? Neden dünyanın dört bir yanındaki kapitalist medyaya—radyolar, televizyonlar, sosyal medya platformları ve gazeteler—Küba karşıtı propaganda için milyarlarca dolar akıtıyorlar?

Neden Küba’ya yatırım yasaklarını çiğneyen şirketlerden oluşan kara listeler yayımlıyorlar? Neden 100’den fazla şirkete ceza kesiyorlar ya da bunların ABD’ye girişlerini engelliyorlar? Neden spor, kültür, bilim, araştırma ya da değişim ekiplerinin adaya gelmesini yasaklıyorlar? Neden Küba’yı tekrar terörü destekleyen ülkeler listesine koyuyorlar?

Şu anda 54 gemi ABD takibi ve baskısı altında; yüklerini boşaltmaları engelleniyor; armatörler, sigorta şirketleri... hiçbiri bu emperyalist işkenceden kurtulamıyor. Bu önlemlerin hepsi de tek bir hedefe odaklanmış: o da Küba’yı çökertmek. Ama tek tek bakıldığında bunların her biri, ABD’nin başarısızlığının itirafıdır. 2025’in başında Küba’nın o utanç verici listeye yeniden dahil edilmesi, bunu yalnızca 20 Kongre üyesi desteklediği hâlde, Trump’ın dayattığı bir karar oldu. Peki neden? Çünkü oylamaya bile fırsat tanımak istemedi.

Şu soruyu sormak gerek: Dünyaya bağırıp çağıran biri, başka ülkelere gümrük vergileri koyduğunda çoğunluğa bu kadar korkunç görünürken, aynı kişi Küba’ya saldırdığında, uygulanan abluka ve yarattığı zulüm karşısında neden çoğunluk sessiz kalıyor? Artık sınır dışı etmelerin ne anlama geldiği ve bunun hal üzerindeki yıkıcı etkisini herkes gördü. Tehditlerin yankılanması halka korku salmak için, baskı oluşturmak için. İşte Trump ve onun gibilerin istediği bu: İşkenceyi imparatorluğun mührü haline getirmek.

Ama imparatorluğun başarısızlığı, Kübalı doktorları karalamaktaki yetersizliğinde de kendini gösteriyor. “Narko” Rubio, Jamaika’da büyük bir tokat yedi; Kübalı doktorların köle olduklarını iddia etmeye kalkınca, Jamaika Başbakanı net bir yanıt verdi: “Bu doğru değil. Kübalı doktorlar bize büyük destek oldu. Jamaika’da ciddi bir sağlık personeli açığı var, çünkü çok sayıda doktor başka ülkelere göç etti. Biz Kübalı doktorların burada sömürülmemesine çok dikkat ediyoruz. Çalışma yasalarımıza uygun şekilde muamele görüyorlar ve diğer işçilerle aynı haklardan faydalanıyorlar. Dolayısıyla başkalarının bu programla ilgili söyledikleri Jamaika için kesinlikle geçerli değildir.”

Küba, Güney-Güney İşbirliğinin (SSC) bir parçasıdır ve bu işbirliği anlaşması sayesinde hem sağlık hizmeti sunar hem de bunun karşılığında ödeme alarak ücretsiz sağlık sistemini ayakta tutar. Hiçbir Kübalı doktor bu görevlere zorla gönderilmez ya da kandırılmaz; emeklerinin karşılığını alırlar ve kapalı bir yerde tutulmazlar. “Narko” Rubio ise tam anlamıyla profesyonel bir sahtekârdır. Bu sahtekârın uygulamaya çalıştığı işkence listesinde, Küba ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Siyasal Diyalog ve İşbirliği Anlaşması’nın bozulması da yer alıyor. Bu konuda, İspanya’dan PP ve VOX partileri ile Avrupa’daki benzer sağcı güçlerden alacağı desteğe güveniyor. ABD’nin, Kübafobik milyarder bir emperyalisti Madrid’e büyükelçi olarak göndermesi, bu yönde baskıların artacağını gösteriyor.

Küba’yı teslim almaya yönelik süregiden bu çabaların dünya çapında sessizlikle geçiştirilmesi ya da görmezden gelinmesi, Trump’ın —Küba’ya son işkenceyi uygulayan kişinin— başka ülkelerin topraklarına, hatta tüm ülkeye el koyma tehditlerini duyduğumuzda daha da dikkat çekici hale geliyor. Bu, açıkça Ortaçağ politikası değil mi?

İşte tam da bu yüzden, antiemperyalist birlik ile sürekli ve etkin bir dayanışma tarihsel bir rol üstleniyor: Küba’ya işkence eden bu zihniyete karşı durmak. Bu, sadece Küba için değil tüm halklar ve insanlık için bir görevdir—tıpkı Kübalı doktorların yaptığı gibi.


Yazar: Ramón Pedregal Casanova 
Yayınlandığı Yer: Cubainformacion
Yayın Tarihi: 31.03.2025 
Çeviri: Can Seven

Ramón Pedregal Casanova: Gazze: 51 Gün; Filistin: Yaşam ve Direniş Günlükleri; Kriz Güncesi; Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Belver Yin ve Jesús Ferrero; ve Tarihi Bellek Üzerine Yedi Roman, Son Sözler adlı kitapların yazarı. AMANE’nin başkanı. Filistinli Tutuklulara Destek Avrupa Derneği ve Nikaragua ve Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi (FSLN) ile Dayanışma İçindeki Sanatçılar, Aydınlar ve İletişimciler Ağı’nın üyesi. Antiimperialistas.com kanalının ve İnsanlığın Savunusu Ağı’nın katkıcısı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.