Sayfa yolu
Krizdeki Türkiye'den tatil manzaraları: Lüks oteller doldu, ekonomik tercihler tenha
Yayın Tarihi: 11.07.2022 , 09:20 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Bayram tatilinin 15 Temmuz ile birleştirilerek 9 güne çıkarılması, özellikle turizm sektöründe olumlu karşılanmıştı. Tatil planı yapanların da beklediği 9 günlük tatil, turizm sektörüne farklı şekillerde yansıdı.
Lüks sayılabilecek otellerde ve konaklama tesislerinde doluluk oranı yüzde 90'ları geçerken, emekçilerin ekonomik tercihlerinde ise yoğunluk gözlenmiyor.
Konuyla ilgili soL'a konuşan turizm emekçileri ve tatilciler ile birlikte bazı otel müdürleri yaşanan hayat pahalılığının ve Türk Lirası'nın Dolar karşısındaki değer kaybının temel belirleyen olduğunu ifade ediyor.
Akaryakıt parası tatil masrafını geçiyor
Zaman zaman 30 liraya dayanan akaryakıt fiyatları birçok insanın tatil planını yeniden değerlendirmesine vesile oluyor. Ulaşım tatillerde en önemli gider kalemlerden biri haline geldi. Asgari ücretle geçinmek zorunda kalan bir ailenin tatil için sahil kentlerine gitmesi artık neredeyse imkansız hale gelirken, memur ya da benzeri maaş alanların da ailece tatile gitmeleri her geçen gün zorlaşıyor.
Ankara'da yaşayan Nuri Bey durumu soL'a şöyle anlatıyor:
"Ankaradan tatil yerlerine ortalama 500-600 km uzaklıktayız. Git gel yine ortalama 1000-1200 km eder. Bu tabi evinizden otele, otelden de evinize mesafe. Başka hiç bir yer gezmeden yapılacak iş. Bir çoğumuz 9 gün izin alamadı tabii. Bayramın 4. günü dönecek birçok sektör çalışanı. Bayramın ilk günü de eş, dost, akrabayı ziyaret etsek tatil için bir ya da iki gecelik plan yapmak zorunda kalacağız. Şimdi 1200 km yol için 2500 lira civarında akaryakıt verirsem ne kalacak geriye? Otellerin, pansiyonların masraflarına, yiyeceklere gelen zamlara hiç girmiyorum bile. Biz her sene 2 gün de olsa çıkar giderdik ailece, bir denize girerdik. Ama bu sene çocukların aklı kalmasın diye gidiyoruz. Yoksa mantıklı bir iş değil artık 1-2 günlük tatil. Ötesine zaten güç yetmiyor."
Otobüs ya da uçak biletleri el yakıyor
Şahsi araçlarla ulaşım bu haldeyken toplu ulaşım araçlarında da durum çok farklı değil. Bu sene Antalya'ya yapılacak tüm otobüs ve uçak seferleri dolarken, ortalama otobüs biletleri 400-500 liraya, uçak biletleri ise 1000 liraya dayandı. Uçaklar için ise ekonomik fiyatlar ve erken bulunabilen biletler için geçerli bu durum.
Sadece İstanbul'dan Antalya'ya gidiş geliş yapacak 4 kişilik bir ailenin otobüs masrafı 4000 liraya dayanıyor. Bu da pek çok emekçinin tatil planı yapmasının önünde büyük engel oluşturuyor.
'Ekonomik yerlerin eski tadı tuzu yok'
Son dönemde emekçiler ile zenginler arasındaki gelir makasının giderek açılması turizmde de kendini gösterdi. Mersin'in Erdemli ilçesi sınırlarına denk düşen ve daha çok dar gelirli yurttaşların tercihi olan birçok tesis bu sene dolmadı. Bunun yanında lüks kategorisine giren otellerde doluluk oranı yüzde 95'i buldu.
Konuyu soL Habere anlatan Ceylan Hanım tabloyu şöyle anlatıyor:
"Ben 20 yıldır burada yaşıyorum. Çocukluğumdan beri biz ailece hafta sonu olsun, bayram tatili olsun, bir bahane olsun kaçar gelirdik. Ayaş, Susanoğlu, Kızkalesi civarında gündelik pansiyonlar da tutardık bazen çadır da kurardık. Ama bu sene biraz tenha buralar. Birçok insan evinden çıkıp buraya gelirken iki kere düşünüyor.
Mesela buralara gelenler bilir. Sahilinde simit gözleme satılır, insanlar manavdan aldığı karpuzları keser ve peynir ekmek yer güler eğlenirdi. Mesela Erdemli sahilindeki otel sayısı çok azdır. 5 yıldızlı kaç otel var bilmiyorum. Diyelim ki 10 tane olsun. Burası emeklilerin, fabrikada çalışanların tercih ettiği yerlerdi. Ama yolculuk maliyetleri, yiyeceklere gelen zamlar hepimizi etkiledi. Evet hala birçok insan gelmeye çalışıyor ama burası bir bayramdan çok sezonun açılmadan önceki kalabalığını andırıyor. Normalde sahil yolundan geçerken bile yoğunluğu fark ederdiniz. Şimdi öyle bir görüntü yok."
'Çadır kamplarına ilgi artsa da eski yoğunluk yok'
Eskiden otel tercihinde bulunan birçok insan daha ekonomik seçeneklerin arayışıyla tercihini çadır kamplarından yana kullanıyor. Fakat bu durum dahi bu yıl kampların eski doluluk oranını yakalamasına yetmedi.
soL'a konuşan işletme sahiplerinden biri "Bayramın 2. günü doluluk oranını yakaladık. Günlük konaklama ücretimiz 100 lira. Eskiden olsa nefes alamazdık yoğunluktan. Şimdiyse hadi bakalım dolsun artık diye bekliyoruz. Mesela bayramın ikinci günü doldu ama burası bayramın üçüncü dördüncü günü yine boşalacak. Hafta içi gelenler görecektir sakinliği. Eskiden yoğun olduğumuz için söz verip mahcup olmayalım diye rezervasyon yapmıyorduk şimdi ise "gelin hocam nasıl olsa çok yoğun değil" diye rezervasyon yapmıyoruz. Bu bayramda sadece 2 ve 3 gün doluluk oranına yaklaştık. Diğer günler seyreliyor kalabalık. Geçen bayramda ise yarısı boştu buranın" sözleriyle durumu anlatıyor.
'Lüks otellerde yer kalmadı, müşterilerin yarısından fazlası yabancı'
İsmini vermek istemeyen bir otel yöneticisi tatil sürecini soL'a değerlendirdi. Antalya Kemer civarında yaklaşık 80 ciddi otel olduğunu ifade eden otel yöneticisi bunların yaklaşık 45'inin 5 yıldızlı otel olduğunu söylüyor. Bu otellerin doluluk oranlarının yüzde 90'ı geçtiğini belirten otel yöneticisi tabloyu soL'a şöyle aktarıyor:
"Müşterilerin yarısından fazlası yabancı. Antalya'da birinci sırayı Ruslar çekiyor. Ukrayna bu sene sıfır çekti diyebilirim. Ruslar ise savaşa rağmen baya yoğunluk gösterdiler. Yani zengin olan kaldığı yerden devam ediyor hayatına ve pek bir değişiklik yok. Yerli turistlerden ya da yerli zenginler diyelim, onların tercihi Akdeniz olmuyor. Daha çok Bodrum ya da Çeşme tarafındaki lüks yerlere gidiyorlar. Haftalığı 100-150 bin liralık yerler bu dediğim yerler."
'Haftalık konaklama 50 bin civarında'
Böyle giderse küçük otellerin kapanıp büyük otellerin de yeni yatırımlar yapmak zorunda kalacağını ifade eden otel yöneticisi sektördeki tekelleşme emarelerinin arttığını ifade ediyor.
"Birçok müşteriye Türk Lirası bazında haftalık 50-60, bazen paketlerin içeriğine göre 70 bin liralık fiyatlar çıkarıyoruz. Bazı eski müşterilerimiz de haliyle gülüp dalga geçiyor o zaman bir krediye başvuralım da onaylanırsa geliriz diye. Buralar lüks yerler. Yerli misafirlerimiz de var. Ama çoğunluk Rusya ve Baltık ülkeleri. Letonya ve Moldovya da yoğunluk gösteriyor.
Bizim otellerimizin doluluk mevzusunda bayram tatili falan etkili değil. Haziran 15'ten sonra doldu buralar. Ama doların değeri arttıkça daha da yoğunlaşır. Esas yoğunluğu Ağustos-Eylül ayında bekliyoruz. Yabancıların esas geldikleri zamanlar bunlar. Her şey zam aldıkça fiyatlar arttı kalite de düştü haliyle. Ama yabancıların derdi başka. Lira karşısında değer kazanan paraları ile orada yapamayacakları tatili yapıyorlar burada. Hükümetin de politikası bununla uyumlu. Bunu istiyor yukarıdakiler de"
'Tatilin keyfi patronlara kahrı bize kalıyor'
Bayram sürecini ve genel olarak tatil dönemindeki çalışma koşullarını ve ortamlarını soL'a anlatan turizm emekçisi Murat "tatilin keyfini patronlar kahrını ise biz çekiyoruz" derken şöyle konuşuyor:
"Azıcık bir soruna işaret etsek müdürlerden "Ali gider veli gelir" cevabını alıyoruz. Bu sektörde zaten emek sömrüsü çok ciddi. Neredeyse hiç birimizde sigorta falan yok. Zaten yarısından çoğu da sezonluk burada çalışıyor. Burada işler yoğun, az işçi çalıştırıyorlar. Yetişme şansımız yok. Haliyle de işler aksıyor. Böyle olunca da resmen terbiye eder gibi azarlıyorlar hepimizi."
'Örgütlenmek zor ama başarmak zorundayız'
Her sene sezonun sonuna doğru müşteri sayısı azalınca çalışanların da işten çıkarıldığını ifade eden Murat bu sektörün kronikleşmiş sorununu anlatıyor:
"Öyle bir tarihi falan yok bu işin. Bu otelin mesela yoğunluğu azalsın ikinci gün kapı önündesin. Buraya kadar. Müşteri azalınca bize de yük gözüyle bakıyorlar. Bu her hallerinden de anlaşılıyor. Müşteri yoğunken "Mehmet Bey, servise bakar mısınız?" cümlesinin yerini "Lan Mehmet boşları topla" alıyor. Biz de öyle olunca yavaştan valizlerimizi hazırlıyoruz zaten.
"Sezonluk olduğu için herkes "bugün varım yarın yokum" diye bakıyor. Patron da öyle emekçiler de öyle. Baskı kurarken de bunu gözetiyorlar, emekçiler sineye çekerken de öyle. Mesela bizim kaldığımız otelin lojmanı berbat. Yani otelin içiyle lojmanın içini fotoğraflarını gösterdim. Şimdi yayınlarsak belli olur buraya koymayın. Ama otel yahu burası. Bir temizlik personelini de burası için tutmaları bu kadar mı zor.
"Her şey geçici olduğu için örgütlenmek de zor. Ama mecburuz buna. Başarmak zorundayız. Yoksa eğer otel sahipleri ve patronlar köpeksiz köydeki değneksiz çoban gibi geziyor istediğini yapmaya çalışıyor."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
