Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Emekçilerin tatil hakkı da gasp edildi: Kıyılarda konaklamak lüks değil imkansız

Temel bir hak olan 'tatil' emekçiler için artık çok uzakta. Konaklama alanları tamamen yabancı turiste ve gurbetçilere odaklanmışken, sosyal tesislerin bulunduğu kıyılarsa bir bir elden çıkarılıyor.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 05.06.2022 , 09:17 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısının katlanması bir yana emekçilerin tatili yeniden gündem oldu. Tatil emekçiler için bu şartlar altında lüks bile olmaktan çıkarak imkansız hale gelmiş durumda.

Kıyılarda ulaşım gibi giderleri eklemeden yalnızca konaklamayı düşündüğümüzde bile en uygun fiyatlı 1 haftalık aile tatili için on binlerce lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor.

Büyük otellerde fiyatlar yükseltilirken pandemiden çıkış, diğer zamlar, "uluslararası kriz" gibi pek çok başlık bahane ediliyor. Ancak özellikle büyük işletmeler devletten teşviklerini pandemide dahi aldı, almayı da sürdürüyor. Uçuk fiyatlarda asıl nedense turizm sektörünün Türk Lirası'nın değer kaybıyla neredeyse tamamen yabancı turiste odaklanmış olması.

Uzun tatil hiç gündemimizde değil: Yerli pazardaki reklamlar bile azınlık için

Sektörün yaklaşımı kârlılık ve döviz üzerinden gelir elde etme olunca, dolar ve euronun durumu da ortadayken, "tatil hakkı" yerli turist için, emekçiler için gündemden tamamen çıkıyor. Ortalama otellerin fiyatları dahi artık işçi sınıfının karşılamasının mümkün olmadığı günlük ücretlere karşılık geliyor.

Yerli pazardaki tatil reklamları bile küçük bir azınlığa hitap ediyor.

Fiyatlarda yüzde 100'ün üzerinde artış: 'Zenginler gelir, gelmezse yabancı turistler cepte'

Çok çeşitli oteller olsa da turistlerin büyük bölümünü ağırlayan Akdeniz ve Güney Ege'de özellikle Antalya'da neredeyse otellerin tümünde yabancı turist var. Emekçiler için zaten pahalı olan fiyatlarda geçen yıla göre bile yüzde 100'ün üzerinde artış var. Daha fazla zam yapan yerler de var.

Örneğin Antalya'da ortalama bir otelde geçen yıl 4 yetişkinin 2 oda için 1 hafta konaklama ücreti yaklaşık 9-10 bin lira civarındayken, bu yıl aynı standartlarda ve sürede tatil için fiyat yaklaşık 26 bin liradan başlıyor.

Bir de çok lüks oteller var ki Türk Lirası'yla düşününce onların gecelik fiyatlarının yanına yaklaşmak mümkün değil. 7 gece "ultra her şey dahil" yine Antalya'da deniz manzaralı 2 kişilik odanın gecelik fiyatı 175 bin lira! Buralarda fiyatlar, "Zengin isterse gelsin yoksa zaten birkaç bin dolar veren yabancıya satarım" mantığıyla belirleniyor.

Yabancı turistler ya da gurbetçiler tatil yapıyor

Pandemide insanlar tatillerini villa kiralayarak yapmaya başladı. Salgın nedeniyle böyle bir tatil biçimi doğmuş oldu. Bu tip tatil konaklama alanları Fethiye, Marmaris gibi ilçelerde olsa da özellikle Kaş, Kalkan bölgesinde yoğunlaşmış durumda. Böyle bir tatil yapmaya kalktığınızda da ortalamanın altında, lüks olmayan bir villanın geceliğine 2 bin 500 lira ödemeniz gerekiyordu. Ancak artık bu fiyatları bulmak bile mümkün değil. Söz konusu villaları da ya yabancı turistler ya da yurtdışında yaşayan gurbetçiler kiralayabiliyor.

Böyle otellerden sermayesi olanların bir bölümü de kendini "sağlık turizmine" uygun tesislere dönüştürdü. Marmara ve Ege'de plastik cerrahi ile saç ekimi, Antalya'da da diş estetiği üzerinden onlar da yabancı turistlere yöneldi. Özellikle acentalar yoluyla hastane ve konaklama ile tatil paketleri belirlendi. Bu "hizmet" de yurtdışına göre ülkemizde yaklaşık yüzde 70 daha ucuza yapılıyor. Böylelikle emekçilerin ayak basamadığı orta ölçekli otellerin bir bölümü de bu şekilde doldurulmuş oluyor.

Kıyılar işgal altında: Emekçilerin tesisleri özelleştirildi

Tüm bu tablonun bizi getirdiği yer otel, pansiyon, konaklama tesisi gibi yerlerin emekçilerin tatil mekanlarından çıkması anlamına gelirken, bir dönem emekçilerin gidip dinlenebildiği sosyal tesislere bakınca orada da patronlara peşkeş çekilen kıyılarla karşılaşıyoruz. 

Çoğu Ege ve Akdeniz kıyılarında yer alan sosyal tesisler AKP döneminde yağmalandı. Yalnızca geçtiğimiz yıl 20'nin üzerinde eğitim kampı ve sosyal tesis alanı AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarla özelleştirildi.

Bu kararla söz konusu arazi ve tesisler idare eliyle satılabilecek, kiralanabilecek ya da kat/arsa karşılığı inşaat yaptırılabilecek. Bir nebze de olsa sınıfın yararlanabildiği her türlü mekansal alan elden çıkarılacak.

'Tatil hakkı temel bir insan hakkıdır'

DİSK'in 2018'de yayımladığı "Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği" isimli rapora göre her 4 işçiden1'i hiç yıllık izin kullanmıyor. Kayıt dışı çalıştırılan işçilerde bu oran yüzde 50'ye çıkıyor. Aynı rapora göre yıllık izin kullanabilen işçilerin ise nerdeyse yarısı (yüzde 42) yıllık izinlerini evde geçiriyor. 2022'deki durumaysa henüz hakim değiliz. Dolayısıyla emekçilerin tatil hakkının daha başından işveren tarafından engellenmesi de bir gerçeklik.

Emekçilerin tatil hakkının her taraftan gasp edilmesini DİSK'e bağlı Dev Turizm-İş Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu'yla da konuştuk. Tatil hakkının temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatan Yahyaoğlu, işçilerin bu koşullarda tatil yapmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

"İşçilerin tatil yapması için tatil köyleri yerine halk plajlarına, kamplara ve bunun gibi güvence altına alınmış tesislere ihtiyaç var" diyen Yahyaoğlu şöyle konuştu:

"Yerli turist dediğimiz insanlar kesinlikle işçiler olamaz. Bu ekonomik olarak mümkün değil. Ülkede asgari ücret ve civarında ücret alan yüzde 65 'in tatil yapma olanağı yok. Ne otelde ne tatil köyünde ne de pansiyonda. Bu imkana nüfusun yaklaşık yüzde 20'sine dahil olup milli gelirin yüzde 40'ına sahip olanlar sahip. İç piyasada otellerin 'müşteri' olarak görebileceği insanlar o yüzde 20'lik dilim içerisinde.

'İşçilerin tatil yapması için güvence altına alınmış tesislere ihtiyaç var'

1961 Anayasası'nda ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde güvenceye alınmış maddelere dayanan tatil imkanını işçilere sağlamak geçmişte kaldı. Eskiden tatil yurttaşlar için bir haktı. Mesela eskiden demir çelik fabrikasının, bankaların, demiryollarının kampı olurdu böylelikle işçiler kurayla kamptan yararlanma imkanı bulurdu. Böyle bir sistem vardı. Şu anda fabrikada çalışan bir işçinin Antalya'da, Çeşme'de, Bodrum'da ailesiyle dinlenmek için 10-15 günlük tatil yapması mümkün değil. Şu anda hiçbir formul, herhangi bir siyasi iktidar bu durumu düzeltemez. Çünkü bu durum ekonomiyle ilgili değil.

Tabii ki çözümü var. İşçilerin tatil yapması için tatil köyleri yerine halk plajlarına, kamplara ve bunun gibi güvence altına alınmış tesislere ihtiyaç var. Eskiden kampingler de daha yaygındı. Onlar da alanların yok olmasıyla ortada kalktı. Zaten hayat pahalılığı nedeniyle artık karavan tatili bile yüzde 20'lik dilimi ilgilendirir oldu.

'Bu hakkın gasp edilmesine 80'lerde başlandı'

Firmaların da biraz kârlılıklarından ödün vermesi gerekiyor. Hem tesislerin hem de işverenlerin. 6 bin kişilik bir fabrikada da işçilere tatil hakkının verilmesini düşünülmesi gerekir. 12 Eylül'de DİSK yargılandığındaysa Ören'deki Abdullah Baştürk işçi tesisleri için 'Siz burada komünizm propagandası yapıyorsunuz' demişlerdi. Adında 'eğitim ve dinlenme tesisi' yazdığı için 'İşçilere ne eğitimi veriyordunuz?' sorularına maruz kaldık. Aslında bu hakkın gasp edilmesine o günlerden başlandı. Öte yandan tatil yapmak aynı barınma hakkı, yaşama hakkı, çalışma hakkı gibi temel bir insan hakkıdır.

'Büyük patronlar kazanıyor'

Turizmde hepsi değil tabii ama büyük patronlar para kazanıyor. Geceliği 100 bin liralara kadar çıkan oteller var. Türkiye'de 'her şey dahil' sistemi kuruldu. Bu sistemle oteller geceliği 19-20 dolara ya da euroya kadar müşteri alıyor. Acentalar bu fiyatlarla müşteri getiriyor. 5 tane yabancı seyahat acentası Türkiye'ye gelen turistin neredeyse yüzde 80-90'ını getirir durumda. 80'li yıllardan beri bu böyle. Acenta müşteriyi istediği tatil beldesine kaydırarak aslında otellerin fiyatını da belirlemiş oluyor. Böyle olunca tekelleşmiş acentalar karşısında küçük otellerin de pek direnme şansı kalmıyor." 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.