Sayfa yolu
Komisyon raporlarından yansıyanlar: Hangi parti ne diyor, farklar neler?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 19.12.2025 , 15:18
Meclis'te yeni "süreç" için kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nda, komisyon üyesi partilerin deyimiyle "yeni bir aşamaya" gelindi.
Bugüne kadar gündeme gelen başlıkların-görüşmelerin net ve şeffaf olmaktan uzak yürütülmesi, hedeflenenlerin ne olduğunun tartışma konusu olması bir yana, "şimdi sırada yasal düzenleme önerileri var" denilerek raporlamaya geçildi.
Şimdiye kadar DEM Parti, MHP, DSP, EMEP, TİP, Yeni Yol Partisi ve dün de CHP komisyona raporunu sundu.
Raporlar sunulduktan sonra ne olacak?
Raporların sunulmasının ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un komisyonda partilerin grup koordinatörleriyle bir araya gelerek rapor yazımına ilişkin görüşmesi ve bir ekip oluşturularak ortak nihai rapor yazımına başlanması öngörülüyor.
Ve komisyonun nihai raporu hazırlayıp Meclis'e sunması bekleniyor.
Bu rapordaki öneriler yasa teklifi haline getirilerek TBMM Başkanlığı'na sunulmaları durumunda normal tekliflerdeki işleyiş gibi önce ilgili komisyonda ele alınacak, ardından Genel Kurul'da oylanacak.
MHP ve yandaş medyadan CHP'nin raporuna tepki
Öte yandan dün CHP'nin sunduğu 53 sayfalık rapor tartışma konusu oldu. MHP'den ilk tepki Feti Yıldız'dan geldi. Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, rapor içeriğini eleştirdi.
Hemen ardından yandaş medya da CHP raporunu topa tuttu.
Yeni Şafak'ın haberinde, "CHP’den alakasız 'Terörsüz Türkiye' raporu" başlığı atıldı, "Raporda süreçle ilgili tavsiye ve görüşler yerine CHP’nin siyasi ajandasına uygun olarak ihale mevzuatı, vergi, şirketlere kayyım, İmamoğlu, Gezi, TMSF, TÜİK, MASAK ve din dersinin kaldırılması var" denildi.
"Raporda 'Terörsüz Türkiye' yok" başlığını seçen Türkiye gazetesi ise "demokratikleşme adı altında süreçle ilgisi olmayan başlıklara yer verildiğini" belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Raporun büyük çoğunluğunda İBB’ye yönelik yürütülen yolsuzluk operasyonları ve soruşturmalarına ilişkin eleştiriler yer aldı. Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere tutuklu belediye başkanlarının tahliyeleri istenen raporda, süreçte aktif rol oynayan MASAK, TMSF gibi kurumların gözden geçirilmesi, vergi denetimleri ile kamu ihale mevzuatının yeniden düzenlenmesi talep edildi."
CHP ne diyor, neden eleştirildi?
CHP’nin raporunda kısaca “Türkiye'nin demokratikleşme sorunu olduğu, bunun yalnızca Kürt sorunuyla sınırlı tutulmaması gerektiği” ele alınıyor. Konunun “silah bırakma ve terör” gibi başlıklarla sınırlandırılması eğilimine karşı çıkılıyor. “Sürecin şeffaf, toplumsal mutabakata dayalı ve hukuki bir çerçevede yürütülmesi gerektiği” söyleniyor.
MHP’yi ve yandaş medyayı kızdıran bu çerçevede CHP’nin raporunun “süreçle alakası olmadığı” eleştirileri biraz ağır. Ancak "Terörle Mücadele Yasası"nda değişiklik, anadil, kayyım gibi somut başlıklara girilen raporda ağırlıklı olarak “demokrasi, adalet, barış” gibi soyut vurguların yapıldığı da bir gerçek.
Burada sorun, adında da “demokratikleşme” geçen komisyondaki partilerin daha başında hangi amaçla toplandıklarını ortaklaştıramamasında, “asıl mesele” konusunda bir fikir birliğine varamamasında yatıyor.
Üstelik CHP’nin raporunda partinin Genel Başkanı Özgür Özel'in son birkaç konuşmasında sıklıkla vurguladığı "Ortadoğu'da birlikte kazanalım istiyoruz" vurgulu "süreç" konuşmaları da, metnin özüne işlenmemiş gibi görünüyor. Özel geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada "Güçlenmenin en büyük kazananı Kürtlerle Türkler olacaktır" diyerek şöyle devam etmişti:
"Bir seküler yönetim ihtiyacı bütün Ortadoğu‘da yükseliyor. Ortadoğu‘ya örnek olmak istiyoruz. Ortadoğu artık öyle bataklık, bilmem değil hep beraber kazanıp hep beraber kalkındığımız bir coğrafya olsun istiyoruz. Bizim meseleye bakış açımız bu."
Dikkat çeken bir başka nokta ise CHP'nin raporunun, MHP'yle pek çok noktada çelişen DEM Parti'nin raporundan daha fazla eleştirilmesi.
DEM ve MHP ne diyor?
İki diğer ana aktörün raporlarına baktığımızda da her partinin kendi cephesinden ayrı bir "sorun" tarifi yaptığı çok açık ortaya çıkıyor.
MHP’nin raporu ve “sürece” bakışı özetle başından beri “önce silah bırakma, ardından yasal düzenleme" çizgisindeyken, DEM Parti ise "önce demokratik adımlar ve yasal güvence, sonra kalıcı barış" modelini savunuyor.
MHP meseleyi “terör sorunu” olarak adlandırırken, DEM Parti köklerini Cumhuriyet’in kuruluşuna götürdüğü ve Kürt sorunu olarak tariflediği bu başlıkta çıkışı "Barış Yasası" düzenlenmesinde görüyor.
Zaman zaman kullandıkları “demokratik ulus” kavramıyla anayasal düzenlemelere yeşil ışık yakıyor. MHP “İnfaz Yasası” değişikliği derken, “umut hakkı” tartışmalarında daha muğlak bir yaklaşım sergiliyor, DEM Parti bu hakkı “yasal bir gereklilik” olarak görüyor ve "Demokratik Entegrasyon Yasası"na işaret ediyor.
DEM Parti ile MHP’nin bir başka ayrım noktası ise anadilde eğitim.
AKP'nin raporunda neler var?
AKP ise raporunu bugün teslim etti.
AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, gazetecilere yaptığı açıklamada, raporun Erdoğan'ın da onayıyla hazırlandığını söyledi.
Erdoğan'a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a teşekkür eden Gül, "15 başlıkta raporumuzu sunduk, 60 sayfalık bir rapor. Çok yoğun bir çalışmayla tüm komisyon üyesi arkadaşlarımız, partideki yetkili, ilgili kurullarımızla birlikte değerlendirmemizi yaptık" dedi.
Milliyet'in haberine göre Gül "Müstakil ve geçici bir kanun çıkarılmasına yönelik bir önerimiz bulunmaktadır. Bu, geçiş hukuku anlamında değil; bu meseleye özgü, müstakil ve geçici bir kanun önerisidir. Toplumsal uyum bir diğer başlığımızdır. Tasfiye sonrası dönemde, demokratikleşme perspektifi çerçevesinde Türkiye’nin daha ileri bir demokrasiye ulaşması adına atılması gereken adımlar da raporda yer almaktadır" ifadelerini kullandı.
Hürriyet'e göre, raporda Suriye'de YPG'nin "10 Mart mutabakatına uyması" şart koşuldu.
Sabah'ın haberine göre, raporda yer verilen detaylar şöyle:
- "Suça karışmamış terör örgütü mensupları, yasal düzenleme yapıldıktan sonra sınıra gelecek. Özel ekiplerce teslim alınacak ve yasal işlem yapılacak. Ancak bunlar hapse girmeyecek, 5 yıllık denetimli serbestliğe tabi olacak. Suça karışanlar ve halen hapiste olanlara dönük düzenleme yapılacak, ceza indirimi uygulanacak.
- Kayyım uygulaması kalkacak. Cezaevi gözlem kurulları ile ilgili adım atılacak. Topluma kazandırma kapsamında ilgili tüm bakanlık temsilcilerinin yer alacağı bir koordinasyon kurulu oluşturulacak ve atılacak adımları belirleyecek.
- En son aşamada kapsamlı bir demokratikleşme paketi çıkarılacak.
- Süreç içinde genel af, umut hakkı gibi düzenlemeler öngörülmüyor.
AKP "süreci" her fırsatta kullanarak, komisyon ortak raporundan sonra atılacak adımlarla pek çok başlıkta çözümün kendiliğinden geleceğini savunuyor.
AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan komisyonu ve çalışmalarını "ülkenin tek çıkış yolu" olarak gösteriyor, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek "ekonomik şahlanmanın sağlanacağını" iddia ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.