Breadcrumb
Kızıl saçlı kız: Hannie Schaft ve unutturulmak istenen direniş
Ekrem Öztürk
Yayın Tarihi: 08.05.2026 , 19:03 Güncelleme Tarihi: 08.05.2026 , 20:08
Bugün dünya, artan emperyalist müdahaleler ve “üçüncü dünya savaşı” tartışmalarıyla karşı karşıya kalırken, Hollanda’da da sürekli bir “Rus tehdidi” algısı öne çıkarılmaktadır. Böylesi bir atmosferde, İkinci Dünya Savaşı’nın nedenlerini ve o dönemde özellikle Sovyetler Birliği başta olmak üzere çeşitli ülkelerde komünistlerin nasıl bir direniş sergilediklerini hatırlamak önem taşımaktadır.
Bu yazıda, Hollanda Komünist Partisi üyesi Hannie Schaft’ın yaşamına ve mücadelesine odaklanacağız. “Kızıl saçlı kız” olarak tanınan Schaft, aradan geçen yıllara rağmen direnişin sembollerinden biri olarak hâlâ yolumuzu aydınlatmaktadır.
İşgal yıllarında Hollanda Komünist Partisi yalnızca direnişe katılan bir yapı değil; direnişi örgütleyen, büyüten ve bu uğurda en ağır bedelleri ödeyen başlıca siyasi güçlerden biri olmuştur. Şubat Grevi’nin örgütlenmesinden yeraltı gazetelerinin basımına, sabotaj eylemlerinden işbirlikçilerin cezalandırılmasına kadar pek çok alanda komünistlerin belirleyici rol oynadığı bilinmektedir.
Ancak günümüzde hâkim tarih anlatısı, bu gerçekleri büyük ölçüde görmezden gelmekte ya da sistematik biçimde silmektedir. Bu çabanın karşısındaki en çarpıcı simgelerden biri ise** hiç kuşkusuz** Hannie Schaft’tır.
Hannie Schaft
Hannie Schaft, tam adıyla Jannetje Johanna Schaft, Eylül 1920’de Hollanda’nın Haarlem kentinde dünyaya geldi. Genç yaşlarından itibaren barış ve adalet temelli bir dünya fikrine ilgi duyan Schaft, okul yıllarında İspanya İç Savaşı’nda faşizme karşı savaşan Uluslararası Tugaylar’dan ve Komünist Enternasyonal’in önde gelen isimlerinden Georgi Dimitrov’dan etkilenmiştir. Daha sonra Amsterdam’da uluslararası hukuk eğitimi almaya başlamıştır.
Üniversite yıllarında Yahudi öğrencilerle kurduğu yakın ilişkiler, onun siyasal bilincinin şekillenmesinde belirleyici oldu. Nazi işgali altında Yahudilere yönelik baskı ve ayrımcılığın artması, Schaft’ın faşizme karşı tutumunu daha da keskinleştirdi. 1943 yılında Nazi yönetiminin üniversite öğrencilerinden talep ettiği sadakat beyanını imzalamayı reddetti, bu nedenle eğitimine devam etmesi engellendi. Aynı dönemde Yahudi arkadaşlarının saklanmasına yardımcı olarak direniş faaliyetlerine aktif biçimde katılmaya başladı.
Schaft için bu süreç bir dönüm noktasıydı. Nazi işgali koşullarında “tarafsız kalmanın” mümkün olmadığına inanıyor; ya boyun eğmek ya da direnişe katılmak arasında bir tercih yapılması gerektiğini savunuyordu. O, tercihini direnişten yana kullandı.
İşgal altında direniş
Hannie Schaft için direniş, yalnızca bir beyanı imzalamayı reddetmekle sınırlı kalmadı. Faşizme karşı aktif mücadele yürütmek amacıyla Haarlem’de faaliyet gösteren direniş konseyine katıldı. Schaft ve aynı örgütte yer alan Frans van der Wiel, Truus ve Freddie Oversteegen, Cor Rusman ve Jan Heusdens özellikle Nazi işgaliyle işbirliği yapan kişilere yönelik eylemleriyle tanındı. Bu işbirlikçiler, Nazilere bilgi sağlayarak hem direniş hareketlerini zayıflatıyor hem de işgal politikalarıyla Yahudi soykırımına dolaylı destek sunuyordu.
Direniş konseyi yalnızca silahlı eylemlerle değil, aynı zamanda yeraltı faaliyetleriyle de etkinlik gösterdi. Gizli gazete ve bildirilerin dağıtımı, saklanan kişiler için gıda karnelerinin temin edilmesi ve sahte kimlik belgelerinin hazırlanması gibi çalışmalar örgütün faaliyetleri arasında yer aldı.
Bu süreçte komünistler, direniş konseyinde önemli ve aktif bir rol üstlendi. Hannie Schaft da mücadele deneyimi içinde faşizme karşı direnişin daha geniş bir adalet ve eşitlik arayışıyla bağlantılı olduğunu düşünmeye başladı. Truus ve Freddie Oversteegen ile birlikte Hollanda Komünist Partisi’ne katıldı. Nazi işgaliyle birlikte yeraltına çekilen parti örgütüyle bağ kurarak siyasal faaliyetlerini sürdürdü.
Schaft, bu dönemde yasadışı olarak yayımlanan De Waarheid gazetesinin dağıtımına katıldı; sabotaj eylemleri ve suikast girişimlerinde yer aldı. Bu faaliyetler nedeniyle Nazi işgal güçlerinin aradığı isimlerden biri hâline geldi. Aynı dönemde direniş içinde aktif rol oynayan Annie Averink ile tanıştı. Averink, işgalin ilk yıllarından itibaren direniş hareketine destek vermiş, 1941’deki Şubat Grevi’nde de yer almıştı. 1943 yılında Haarlem’deki Hollanda Komünist Partisi yöneticilerinin tutuklanmasının ardından Averink, bölgedeki direnişin koordinasyonunu üstlendi ve Schaft’ın da içinde bulunduğu grubu yönlendirdi.
Savaşın ilerleyen dönemlerinde Doğu Cephesi’nden getirilen Sovyet savaş esirlerinin bir kısmı Hollanda’ya, özellikle Texel Adası’na zorunlu çalıştırılmak üzere gönderildi. Hannie Schaft ve Annie Averink, bu esirleri direniş hareketine katılmaları için teşvik etti. Nitekim 1944 yılında kendilerini “faşizme karşı mücadelede Hollanda halkına yardım etmekle yükümlü” olarak tanımlayan Gürcü askerler, Nisan 1945’te ayaklanarak işgale karşı silahlı direnişe katıldı.
Mücadelenin sonu ve kurtuluş
İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında Nazi Almanyası, Doğu Cephesi’nde art arda yenilgiler alırken işgal altındaki Hollanda üzerindeki ekonomik ve toplumsal baskıyı artırdı. Gıda karneleri giderek azaltıldı, fiyatlar hızla yükseldi ve iş gücü ihtiyacı gerekçesiyle binlerce Hollandalı işçi Almanya’da çalışmaya zorlandı. Bu koşullara tepki olarak düzenlenen demiryolu grevine karşılık Nazi yönetimi**,** ülkeyi ağır bir gıda ablukasına maruz bıraktı. Tarihe “Kıtlık Kışı” olarak geçen bu dönemde çok sayıda insan açlık, soğuk ve yoksulluk nedeniyle hayatını kaybetti.
Bu zorlu koşullar altında Hannie Schaft, yoldaşlarıyla birlikte direniş faaliyetlerini sürdürmeye devam etti. Ancak direnişin bedeli ağır oldu. Pek çok direnişçi tutuklanarak idam edilirken Schaft da en yakın kayıplarından birini yaşadı.
Sevgilisi Jan Bonenkamp, Hollanda Komünist Partisi ile birlikte afişleme çalışmaları yapıyor, yeraltı gazeteleri dağıtıyor ve direniş için kaynak topluyordu. 1944 yılında bir çatışmada ağır yaralanarak Nazilerin eline geçen Bonenkamp, kısa süre sonra hayatını kaybetti.
Bu kayıp, Schaft üzerinde derin bir etki bıraktı. Aynı yıl bir arkadaşına yazdığı mektupta Bonenkamp için şu ifadeleri kullandı:
Arkadaşım hakkında kötü düşünme, o harika davrandı. Keşke böyle insanlar daha çok olsaydı. O, hayatımda tanıdığım en iyi insanlardan biriydi. Bunu unutma; bu çok önemli.
Savaşın sonuna yaklaşılırken Schaft, tüm baskılara rağmen faaliyetlerini sürdürdü. 21 Mart 1945’te yeraltı gazetesi De Waarheid’ı dağıtırken tutuklandı. Kimliği tespit edilen Schaft, günler süren ağır sorgulamalara rağmen direnişçilere dair hiçbir bilgi vermedi. Nazi yetkililerinin kadınların infaz edilmeyeceğine dair güvencelerine karşın Hannie Schaft, 17 Nisan 1945’te, işgalin sona ermesine haftalar kala, Bloemendaal yakınlarındaki kum tepelerinde kurşuna dizilerek idam edildi.
Hannie Schaft’ın mücadelesi yalnızca bireysel bir direniş hikâyesi değildir. O, faşist işgale karşı örgütlü direnişin ve baskı ile adaletsizliğe karşı mücadele ederken hayatını kaybeden binlerce insanın simgelerinden biri olarak tarihteki yerini korumaktadır.
Direnişin anması
Savaşın ardından cesareti ve direnişteki kararlılığıyla öne çıkan, “kızıl saçlı kız” olarak anılan Hannie Schaft kısa sürede Hollanda direnişinin en önemli sembollerinden biri hâline geldi. Ancak savaş sonrası dönemde komünistlerin direnişteki rolünün nasıl hatırlanacağı siyasi tartışmaların konusu oldu.
Bazı çevreler, Hollanda Komünist Partisi’nin (CPN) direnişteki etkisinin geri planda bırakıldığını ve bu mirasın yeterince görünür kılınmadığını savundu. Bu tartışmalar yalnızca direnişin aktörlerine dair değil, aynı zamanda faşizmin yükselişi ve İkinci Dünya Savaşı’nın nedenlerinin nasıl yorumlandığına ilişkin daha geniş bir tarihsel değerlendirmeyi de beraberinde getirdi.
1951 yılında dönemin Başbakanı Willem Drees liderliğinde kurulan koalisyon hükümeti döneminde Hannie Schaft için düzenlenmek istenen bir anma töreninin yasaklanması dikkat çekici bir gelişme olarak kayda geçti. Anmaya katılmak isteyen, aralarında çok sayıda eski direnişçinin de bulunduğu binlerce kişi geniş güvenlik önlemleriyle karşı karşıya kaldı.
Bugün Hannie Schaft’ın adı yalnızca geçmişteki direnişin değil, aynı zamanda tarihsel hafızanın nasıl şekillendiğine dair süregelen tartışmaların da bir parçası olmayı sürdürüyor. Onu anmak, bir yönüyle geçmişi hatırlamak kadar, bu geçmişin bugüne nasıl taşındığını ve nasıl yorumlandığını da sorgulamayı beraberinde getiriyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.