Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kız arkadaşı için sekiz gün kepçe vinç istedi: ‘Beni açlık soğuk değil, çaresizlik yordu’

Hatay'da enkaz altında kalan kız arkadaşının cansız bedenini AFAD yetkililerinin gelmemesi üzerine ancak sekizinci günde çıkarabilen M.A., yaşadıklarını soL'a değerlendirdi.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 26.02.2023 , 09:40 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

İstanbul’da yaşayan 23 yaşındaki M.A., depremin ardından Hatay’da yaşayan kız arkadaşından haber alamaması üzerine depremin ikinci günü Hatay’a doğru yola çıktı.

Adana üzerinden Hatay’a üçüncü gün varan M.A., kız arkadaşının bulunduğu evi yıkılmış halde buldu. Orada bulunan gönüllülerle birlikte enkaz kaldırma çalışmalarına katılan M.A., çalışmaların devam etmesi için AFAD yetkililerinden kepçe, vinç talep etti, ancak olumsuz yanıt aldı. M.A., kente gelen gönüllülerin kepçe ve vinciyle kız arkadaşının cansız bedenine ancak sekizinci gün ulaşabildi.

Kentin girişinde metrelerce kepçenin vincin sıralı halde beklediğini anlatan M.A., AFAD’ın büyük koordinasyon eksikliğine dikkat çekti.

O soğukta, o açlıkta, o kirlilikte benim Hatay’a dair aklımda kalan tek şey kepçesizlik” diyen M.A., yaşadıklarını bizimle paylaştı:

İlk iki gün enkaza kimse gitmemiş

"Depremin ikinci günü İstanbul’dan yola çıktım. Bölgeye daha hızlı gidebilmek için AFAD’a da gönüllü oldum. Oraya depremin üçüncü günü vardım. Vardığımda binayı çökmüş halde buldum. Binanın üzerinde 50-60 kişi vardı, elleriyle enkazı kaldırmaya çalışıyorlardı.

Oraya ilk ekibin ikinci gece geldiğini öğrendim. Gönüllü bir ekip geliyor. İlk iki gün hiç kimse gitmiyor. İkinci gece gelen ekibin vinçleri yok bana söylendiği kadarıyla. Bir buçuk ila iki saat kalıyorlar enkazda. Enkazdan dört kişi sağ, biri ölü olarak çıkarılıyor. Sonrasında ekipman almaya gidiyoruz diye ayrılıyorlar enkazın başından, bir daha da geri dönmüyorlar.

‘Yalnızca gönüllüler vardı’

Üçüncü gün ben vardığımda enkazda yine ekip yoktu. Kepçe yok, hiçbir şey yok. Yalnızca gönüllü insanlar ve enkazdakilerin yakınları vardı. Sonrasında o gün bir tane kepçe geldi, Mersin’den gönüllü olarak. Yan enkazda çalışıyorlarmış, bizim enkazımızın başında kalabalık olduğunu görünce geldiler. Bir buçuk ila iki saat çalıştılar. 

Hava kararınca yan enkaza dönmeleri gerektiğini söylediler. Gönüllü oldukları için bir şey diyemedik. Ne zaman geleceklerini sorduğumuzda, ‘Biterse bu gece geliriz, bitmezse yarın sabah erkenden geliriz’ dediler. O gün başka bir ekip gelmedi.

Dördüncü gün yine gelmediler, yan binada çalışmaya devam ediyorlardı. Gidip konuştum, ama ikna edemedim. Ekibin başındaki mühendis ‘Burası bitince direkt size geleceğim’ diye söz verdi. 

Üçüncü ve dördüncü gün bir de ses ekibi geldi. Ses dinlediler, ‘Burada ses yok’ dediler ve gittiler. Farklı bir ekip geldi, onlar da ‘Ses yok’ diyerek gitti. Bir yabancı ekip, arama kurtarma köpeğiyle geldi. ‘Burada canlı yok’ dediler.

Onların öyle demesinden sonra hepimiz umutsuzluğa düşmüştük, ama ben yine de sokak sokak, mahalle mahalle gezip kepçe aradım. Dördüncü gün başka bir ekip geldi. Onlar da bir buçuk-iki saat çalıştılar. Sonrasında ‘Canlı ihbarı’ aldık diye ayrıldılar, onları da tutamadık.

‘AFAD’a ulaştım ‘Gelemeyiz’ dediler’

Sonrasında bir rütbeli asker gördüm, 15 kişilik ekibi vardı. Onların buraya kepçe getirebileceklerini düşündüm. Enkazdaki durumu anlattım. Buraya acil kepçe getirilmesi için anons yaptı. Ama oradan da sonrasında olumsuz yanıt geldi. Asker bana ‘Buraya telefonla kimseyi getiremezsin. Sokağa çık, kepçeler vinçler bazı sokaklarda boş duruyor. Tut kolundan, anca öyle getirebilirsin’ dedi. 

Çıktım sokağa, gezerken AFAD’ın bir vincini gördüm. Boş duruyordu. AFAD’ın ekipleri oradaydı, yetkilileri de oradaydı. Büyük bir binada kepçe çalışıyordu. 15 kişilik AFAD ekibi kepçenin çalışmasının bitmesini bekliyordu. AFAD yetkilisine ‘Bize acil vinç lazım’ dedim. ‘Gelemeyiz, burada çalışıyoruz’ dedi. Kepçe çıkınca o vincin gireceğini söyledi. Durumun aciliyetini anlatınca bir üst yetkiliye sordu. Üst yetkili kendisine ‘Otur oturduğun yerde. Bu vinç buradan ayrılırsa bu enkazın yakınları başımızı ağrıtır’ gibi bir şey söyledi. Ben ‘15 dakikalığına olsa bile gelsin’ dediğimde ‘15 dakika sonra çalışmaya başlayacak’ dedi.

İkna edemeyince başka vinç aramaya gittim. İki saat sokakları dolaştım, döndüm. Baktım, vinç hâlâ orada bekliyor, kepçe çalışıyor. O arada bizim binaya 45 dakika gelse bile bir sürü iş yapardı.

Sonrasında sokakları tekrar dolaşmaya başladım, iki tane vinç buldum. Durumu anlatınca ‘Bizi AFAD yönlendiriyor’ dedi. ‘Ben de AFAD’ın yanından geliyorum’ deyince iş ekipmanlı bir abi geldi, AFAD gönüllüsü olduğunu söyledi. Durumu anlatınca vinçlerden birinin benim için gönderilmesini istedi. Vinçi götürdük, ama vinçin çalışması için alanı açması için kepçe gerekiyormuş. Kepçe aramaya gittik. Kepçeyi bulduk getirdik, vinç kaçmış o 15-20 dakikada. Tekrar gezmeye başladım, aynı adamları buldum. Ama vinçleri yanlarında değildi. Neden gittiklerini sorduğumda, ‘Bekledim seni, sonra farklı bir ihbar geldi, oraya gittim, Başka bir tane bulun’ dedi. O gün başka bir tane daha bulamadım. Bulduğumuz kepçe de 2 saat civarı çalıştı enkazda, o da gitti.

‘Canlı ihbarında bulundum, AFAD’dan önce kameralar geldi’

Beşinci gün kepçe yeniden gelmedi. Altıncı gün öncesinde bahsettiğim Mersinli abiler geldi. Üçüncü gün ‘Geleceğiz’ demişleri, altıncı gün gelebildiler kepçeyle. Aynı mahallede bir kepçe daha buldum, ona yalvardım. Birtakım tartışmalardan sonra onu ikna ettim. Altıncı gün bizim enkazımızda iki tane kepçe çalışmaya başladı. O ara nereden geldiğini bilmediğim bir vinç de geldi. Bir de İstanbul’dan gönüllü bir mühendis abi geldi. Yarım saatlik çalışmadan sonra kız arkadaşımın telefon sinyali açıldı. Mühendis abiyi bilgilendirdiğimde tüm iş makineleri durdu, herkesi susturduk. Tahmini olarak bulunabileceği bir noktaya gittik. Abi kulağını oraya dayadı, ses geldiğini söyledi. O noktaya kız arkadaşıma seslenerek “Duyuyorsan üç kere tıklat” dedim. İçeriden üç kere tıklatıldığını duyduk. Emin olmak için ikinci kez aynı şekilde seslendim, yine üç kere tık sesi geldi.

Whatsapp gruplarında ‘Canlı sesi alıyoruz’ diye ihbarda bulundum. Aradan 10 dakika geçti. AFAD gelmeden kameralar geldi. Sonrasında AFAD geldi, gönüllüleri oradan uzaklaştırdı. Sonrasında içeriden bir kadın seslendi ‘Ben ve çocuğum buradayız’ diye. O öyle deyince onun kız arkadaşım olmadığını anladım. Ama altıncı gün bunlar yaşanınca benim umutlar yeniden yeşerdi. 

AFAD ekipleri, iki kişi canlı olarak çıkarılırken bir anda toparlanmaya başladı. Bir başka canlı ihbarı aldılar diye düşündüm. ‘İçeride 20 ceset daha olabilir, onlar ne olacak’ dediğimde ‘Biz cesetlerle ilgilenmiyoruz’ diye bağırdı. Zaten öncesinde kameraların gelmesine çok öfkelendim, 2 tane de Koreli enkaz önünde fotoğraf çektirdi. Dayanamadım bağırdım ‘6 gündür neredeydiniz siz’ diye. Yanımdaki herkes de tepki gösterdi. AFAD ekipleri jandarma eşliğinde oradan ayrıldı.

Orada tanınmış bir muhabiri gördüm, yanına giderek demeç vermek istedim. ‘Kardeşim sonuna kadar haklısın, ama ben şu kanalda muhabirim paylaşamam’ dedi. Sonra biz gönüllüler baş başa kaldık. O gece AFAD’ın çıkarmadığı cesetleri çıkardık. 

‘Kız arkadaşımın bedenine sekizinci gün ulaşabildik’

Yedinci günde, kız arkadaşımın gece kapanan interneti yeniden açıldı. Ama enkazın başına gittiğimde kimse yoktu. Tüm gönüllüler, kepçeler gitmiş. Yeniden ihbarda bulundum. Ekipler yeniden gelmeye başladı. Çalışmalara devam edildi.

Sekizinci gün aynı ekip çalışmalara devam etti. Gecesinde benim kız arkadaşım ve ailesi çıktı. Biz cesetlerimizi aldık, gömdük. Binada iki ceset kalmıştı. Biz oradan ayrılınca ekip çalışmaya devam etti. Dokuzuncu gün muhtemelen kalan iki cesedi de çıkarmışlardır. 

‘Kent girişindeki kepçeler mahallelere gelseydi çok can kurtulurdu’

Bizim enkazdan cesedi çıkarılan bir kişinin yakını, iki gün boyunca cenazesini götürecek bir ambulans bulamadı. Sonrasında denk geldiği askerler, araçlarıyla cenazesini götürebildi.

Adana’dan Hatay’a geçerken kentin girişinde bir sürü vinç, kepçe gördüm yol kenarlarında, arka arkaya dizilmiş, ama boş. AFAD ekibine oradaki vinçleri kepçeleri sorduğumda operatörün olmadığını söylediler. Benim enkazın başında 3 tane operatörün olduğunu, kepçe bulursa sabaha kadar çalışacaklarını söylediğimde ‘Yok öyle olmuyor’ dediler, geçiştirdiler. O kepçelerin vinçlerin Hatay merkeze neden getirilmediğini AFAD yetkilisi dahil kimse bilmiyor. O kepçeler kentin mahallelerine dağıtılabilseydi çok can kurtulurdu. Sekizinci gün, kız arkadaşımın mahallesinde henüz girilmeyen binalar vardı.

‘Bu kadar insanın gönüllü olup da, AFAD’ın bu kadar eksik olmasını anlayamadım’

Ben İstanbul’a dokuzuncu gün geldim. İnsanlar zannediyor ki her şey yolunda, tüm binalara girildi. Ama öyle bir şey yoktu aslında. Kafede arkamda insanlar konuşuyordu Hatay’da depreme zamanında müdahale diye, haberde öyle görmüşler. Ama Hatay’da kepçe dahi yoktu.

Hatay’a gittiğimde beni açlık, susuzluk ya da soğuk yormadı. Beni oradaki çaresizlik bitirdi.

Orada çok gönüllü vardı. İnsanlar, askerler çok yardımcı oldu. Dayanışma çok büyüktü. İnsanlar yemeğini, battaniyesini paylaştı. Hiç tanımadığım insanlar yoldaşlık yaptı. Ama bu kadar insanın gönüllü olup da, kepçenin, vinçin, AFAD’ın bu kadar eksik olmasını anlayamadım. Çok zoruma gitti.

‘Kepçeler iki saat kasa çıkarmak için uğraştı’

Bizim yakınlarımızdaki bir enkazda vinçlerin kepçelerin bir kasa çıkarmak için iki saat çalışma yaptığını öğrendim bir gönüllüden. Yan taraftaki adamın kasası için uğraşmışlar. İki saat benim enkazımda çalışsaydı belki iki kişiyi kurtarırdı.

Adana’dan Hatay’a otobüsle gittim. Kentin girişinde aşırı trafik vardı. Normalde 25 dakika olan bir mesafeyi otobüsle 2,5 saatte gittik. Kentin içerisinde ise ulaşım neredeyse hiç yoktu. Hatay’a vardığımda alana gitmek için toplu ulaşım aracı bulamadım. Otostop çektiğimde almadılar. Kız arkadaşımın evinin olduğu yere yürüyerek 1,5 saatte gittim.

Kaldığım bir parkta tanıştığım bir abla da, belediye otobüslerinin kalktığı gara götürmek için özel araçların kendisinden 400 TL istediğini söyledi. Ulaşım da karaborsaya girmişti.

‘Devletin elinde hiç ekipman yok mu?’

Kentte mesela herkes harıl harıl termal kamera arıyordu enkazlara tutturmak için. Bu kadar az sayıda olunca çok pahalı bir şey zannetmiştim, ama internetten fiyatlarına baktığımızda çok ucuz olduğunu öğrendik. Sen devlet olarak elinde neden termal kamera bulundurmazsın. Öncesinden al 10 tane, deprem bölgesine ikişer tane gönder. Ben bu kadar eksik olan termal kameranın bu kadar ucuz bir şey olduğunu görünce çok üzülmüştüm.

Mesela Romanya’dan bir ekip gelmiş, bizde olmayan ses cihazlarını tuttular enkazlara. Hollanda’dan hassas burunlu köpek geliyor. Bizde bunlar niye yok? Bizden büyük bir devlet mi Romanya mesela?

Kamera servisin var, kepçe servisin yok. Kameralar araçlarla anında gelebiliyorken neden kepçe, vinç gelmedi?

‘Hatay’a dair aklımda kalan tek şey kepçesizlik’

Afetten ölmedi bu insanlar. ‘Allah verdi, olacağı varmış’ falan filan hikaye. Kurtarılan insanlar yeterli müdahale olmadan şans eseri sağ çıkabildi. Yaşamını yitirenlerin birçoğu yetersizlik yüzünden öldü. Bizim enkazımızın altında 50 kişi vardı, sağ kurtulan sayısı 6 oldu. Kepçe orada altıncı gün değil de ilk gün çalışmaya başlasaydı bu sayı minimum 15 olurdu. Ben bunun Allah’tan geldiğini, ülkenin şükredilebilecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Kent girişinde sıralanan kepçeler vinçler mahallelere bırakılsaydı, çalışılsaydı bir sürü insan kurtulurdu. 

O soğukta, o açlıkta, o kirlilikte benim Hatay’a dair aklımda kalan tek şey kepçesizlik. Şu an Hatay’la aramda kalan tek bağ kepçe, vinç ve beton kokusu. Zaten Hatay’da başka bir şey de kalmadı o gittiğim şehirden eser kalmamıştı.

Türkiye Devleti çok büyük bir devlet. Kepçesi vinçi olmadığını ben düşünmüyorum. Olduğunu da gördüm. Neden girmedi mahallelere, sadece onu düşünüyorum, sadece onun ızdırabı var. Eğer AFAD koordine olabilseydi, çok insan kurtulurdu. AFAD, devlet hazırlıksız yakalandı. Umarım bir sonraki depremde hazırlıklı oluruz."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.