Sayfa yolu
Kitap | Fil
Nişan Mesut Oyardı
Yayın Tarihi: 07.02.2021 , 09:17 Güncelleme Tarihi: 08.02.2021 , 10:38
Yaşamı renklerle ifade etmek her zaman doğru sonuçlar getirmese de her birimizin zaman zaman griye bürünmüş bir dönemi olmuştur. Özellikle de kaybedişlerin ardından. Hiç beklemediğiniz, hazırlıksız bir anda etrafınızı saran gri sis, ne önünüzü gösterir size ne de başka duyguların varlığını hissettirir. Her şeyin ama her şeyin üzerini örter.
Minik Olive de babasının yanında büyük ve gri fili gördüğünde hüznün etkisini görmüş ve kolay aşılabilir bir şey olmadığını anlamıştı. Babası nereye gitse fil de onunla birlikte ayaklarını sürüye sürüye peşinden ilerliyordu. Peki, küçük bir çocuk kocaman ve gri bir fille nasıl baş edebilirdi ki? Fil yalnız değildi üstelik. Olive, dedesinin yanında da büyük ve gri bir kaplumbağa olduğunu fark etmişti. Artık hem fille hem de kaplumbağa ile baş etmesi gerekiyordu.
Olive’in babasının ve dedesinin ortak bir noktası vardı. Olive annesini, babası eşini ve dedesi kızını kaybetmişti. Kayıplarının ardından yas tutan ve hayata küsen bu iki kişiye yalnızca Olive yardım edebilirdi. En yakın arkadaşı Arthur’un söylediği bir şey zihninde yankılanıyordu:
“Baban bisikletini tamir etmeyecek; sen babanı tamir etmedikçe!“
Yüzünü hayata dönememiş bir yetişkini bir çocuk nasıl tamir edebilir? Çocukların böyle muhteşem ve gizli yetenekleri var mıdır sahiden? Peter Carnavas, hikâyenin yüzünü bir başkasının durumunu değiştirebilme olanağına odaklar bu noktada. Olive ve dedesinin kasabaya yüksekten bakan bir noktadan aşağıdaki insanlara yolladığı “uçan kâğıt mesajlar” insanların nereden geldiğini bilmese bile küçücük şeylerden mutlu olabildiklerini gösterir. Bu tam da başkalarının hayatına dokunabilme, yani “insan” olma hali ile ilgilidir. Nazım’ın “Yaşamaya Dair” şiirini anımsatır.
Olive, yaşanılan hüzünler için birer hayvan yaratmıştır zihninde. Dedesi için bir kaplumbağa, babası için kocaman bir fil ve kendisi için bir köpek: Freddie. Kurtulmak istediği hayvanlar, kaygılarıyla yüzleşmelerinin tanıklarıdır. Duygularını ifade edebilmenin özel bir aracıdır bu gri hayvanlar. Duygularını doğru biçimde ifade edebilmek, zor durumların üstesinden gelmek için en başa yazılması gereken şeydir.
Önce babasının “yokluğunda” hayatını çekip çeviren dedesinin hayvanıyla başlar işe. Gri ve ağır kaplumbağanın gitmesi için dedesini neşelendirmesi yeter. Çünkü neşelenmek, gülümsemek griliği dağıtacak renklere kavuşmak gibidir. Yaşamımızdaki özel insanlar özel yöntemlerle neşelenirler.
“Dedem benim en sevdiğim eski ve harika şey, benim dünyamı o döndürüyor… Dedem günümün gri kısımlarını silip onları renklere boyuyor.”
İnsanların hayatına dokunmanın yollarını keşfetmişseniz, karşınızdaki kocaman gri bir fil de olsa üstesinden gelebilirsiniz. Olive naif bir bilgelikle babasının depresyonuna meydan okur. İncelikli bir plan ve en yakınlarının desteğiyle.
Babasının koca filinin de gitmesiyle Olive’in Freddie’ye ihtiyacı ortadan kalkar. Başkalarının yükünü göğüsleyebilmek gibi büyük işler başarmış bir çocuk için kendi gri hayvanına veda etmek çocuk oyuncağıdır. Başkalarına “iyi gelmek” insanın kendisine de iyi gelir. Birinin elinden tutmak bütün grilikleri bir anda gökkuşağı renklerine boyayabilir. Küçücük bir çocuk olsanız da…
Hikâye boyunca hüzün Olive’in yanından hiç ayrılmaz. Yaşadığı hüznü özdeşleştirdiği Freddie adlı köpeğinin hayal ürünü olduğunu ancak kendi hüznünü de yenmeye karar verdiğinde anlarız. Önce dedesinin, ardından babasının hüznünün yaşamlarını ele geçirmesinin önüne geçen Olive’de gördüğümüz şey, çocukların düşündüğümüzden çok daha fazla olanağa sahip oluşlarıdır. Olive’in babasına ve dedesine yaklaşımında, “yetişkinlerin” tabiriyle, onların seviyesine inmek ya da çıkmak yoktur. Onlar, sadece onlar oldukları için iyileşmeleri gerekir ve Olive de yalnızca “kendisi” olarak elinden geleni yapar bunun için.
KÜNYE: Fil, Peter Carnavas, Çev. Elif Ersavcı, Can Çocuk, 2020, 144 syf
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
