Sayfa yolu
Kitap | Bulutlar Prensi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Nişan Mesut Oyardı
Yayın Tarihi: 12.06.2022 , 11:25 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İklim değişikliği ya da küresel ısınma kavramları özellikle son yirmi yıldır literatürümüzde fazlaca yer ediniyor. Dilimizde yer bulması, maalesef iklim değişikliğini durdurmaya yetmiyor. İklim değişikliğine karşı yapılan bilinçlendirme faaliyetleri ise genellikle atılacak bireysel adımları ön plana çıkarıyor. Muslukları açık bırakmamak, gereksiz ışıkları söndürmek, daha az motorlu taşıt kullanmak gibi. Ancak sorun bütün dünyayı ilgilendirdiği için daha bütünlüklü müdahalelere acil ihtiyaç duyuluyor.
Soruna yaklaşım bireysel önlemler üzerinden olunca çözüm de orada görülebiliyor maalesef. Çocuk edebiyatında pek çok örnekte de benzer bir izleği görmek mümkün. Bireysel müdahale ve bilinçlenmenin önemini unutmadan meseleye daha bütünlüklü bilimsel bir yöntemle yaklaşan ve edebi değerinden ödün vermeyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum bu hafta.
Ünlü astrofizikçi Stephan Hawking’in danışmanlığında doktorasını yapan, karadelikler ve evrenin kökeni konularında uzmanlaşan yazar Christophe Galfard’ın “Bulutlar Prensi” kitabı, iklim değişikliği meselesini fantastik bir kurguyla birlikte ele alıyor.
Doğayı sürekli tüketen insanlığın başka yaşam alanlarını keşfe çıkması yeni bir konu değil elbette ama Galfard, hemen yanı başımızda, bulutların üzerinde bir yaşam kurarak harap olmuş dünyaya farklı bir açıdan bakma olanağı sunuyor.
İnsanlar yeryüzünden bulutlara taşınmış olsalar da kavga ve çelişkiler devam ediyor; tüm gücü eline almak isteyen, dünyaya hâkim olmaya çalışan Tiran’a karşı mücadele de öyle...
Tiran, yaşanan iklim değişikliğini kendi çıkarları için kullanır, kendi egemenliğini meşrulaştıracak araçlara dönüştürür. Daha çok servet kazanmak ve serveti korumak temel misyonudur. Roman, bu mücadele içinde sınıfsal vurgular yapmaktan geri durmaz. Ne zaman bir ‘bulut köyde’ Tiran’a karşı ayaklanmalar başlasa o bulut köyü ilk terk edenler zenginler olur. Ve gittikleri yeni köyü kendilerine göre yeniden şekillendirirler.
“Aileleri için, hayatları için ama özellikle servetleri için korkuyorlardı. Bu korkaklar mallarına düşkündürler! Zenginler geldi ve köy onların altında ezildi… Kendi zevklerine göre, “zenginlere” yakışır bir yere dönüştürdüler. Beyaz Köy yok oldu, yerine Beyaz Kent geldi.”
Blueberry köyünde insanlar büyük bir direnişe hazırlanırken çocuklarını eğitirler. Doğanın işleyişi, evrim, mekanik gibi pek çok bilim alanında yetkin bireyler yetiştirmeye çalışırlar. Tiran’a karşı koyabilmenin en önemli yolu gerçeğe ilişkin bilgidir. Tiran’ın yönettiği köyler ve kentler ise bilgisiz ve cahil bırakılırlar.
“İnsanlar eğitimli olduklarında onları kandırmak daha zordur. Bunu da Tiran güzel bir şekilde başardı. Şimdiden Tiran’ın yaptıklarının kendi iyilikleri ve rahatları için yaptığını düşünen birçok kişi var. Sırf daha fazla güç için gezegeni yok ettiğinin farkında değiller.”
Roman, insanın çevre felaketlerinin hem yaratıcısı hem mağduru hem de küçük bir azınlığının “kazananı” olduğunu fantastik bir kurguyla açığa çıkarıyor. Bölüm aralarına yaratıcı biçimde serpiştirilmiş bilimsel veriler ise evrenin işleyişine dair daha fazla merak uyandırıyor.
Elbette hiçbir çocuk edebiyatı örneğinin umudu bir kenara bırakmadığı gibi Bulutlar Prensi de umuda sarılıyor. Tiranlara karşı direnişe geçecek olanlara özel bir melodi yükseliyor gecenin karanlığında çatılardan. Küçük bir çocuğun nefesini verdiği flüt, umudun tükenmediğini hatırlatıyor umutsuz kalanlara.
Ne de olsa sığınacak başka bir kulübemiz, gidecek başka bir dünyamız yok.
“Hayvanlar da kendi aralarında savaşır. Ama sadece insan, düşmanını bir arkadaşıymış gibi tedavi edebilir.”
Künye: Bulutlar Prensi, Christophe Galfard, Türkçesi: Yasemin Tanbi, Yapı Kredi Yayınları, 2016, 335 sayfa.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
