Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kitap | Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak

Ay’da yalnız yaşayan bir keçi de olsanız 'şeyleri' dönüştürmeniz mümkün, en tehlikeli olanları bile.

Nişan Mesut Oyardı

Yayın Tarihi: 09.10.2022 , 09:11 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Bazı kitapları rafa kaldırmak istemez, başucunuzda tutarsınız ki her an yeniden bakma, okuma, karıştırma şansınız olsun. Başucu kitabı olarak da isimlendirilen böyle kitaplar tükenmek bilmez sorular taşırlar içlerinde. Her okuduğunuzda yenilerini fark edersiniz.

“Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” da böyle kitaplardan...

Kapitalizmin işleyişiyle harmanlanmış biçimde önümüze konan “an’ı yaşamak” kavramını Ay’ın en derin kraterinin içine gömüyor Keçi. Çünkü Keçi, Ay’a düşen “zararlı” şeyleri hep bu kratere atıyor. Ancak bu biraz zaman alıyor. Çünkü bize sunulduğu haliyle an’ı yaşamak zararsız, hatta keyifli bile görünüyor. Geçmişi bırak, geleceği düşünme, içinden nasıl geliyorsa öyle yaşa. Anlık rahatlamalar ve anlık mutluluklarla yoluna devam et. Ancak insan üretmiyorsa, yalnızca tüketici ise her şeyden evvel kendini tüketiyor. İşe yaramaz eşyalarla tıkabasa doldurulan odalar, zihinler ve ilişkiler çağındayız ne de olsa.

“Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” ise şimdiye, geçmişe ve geleceğe bir bütün olarak bakıp kendimizle kurduğumuz ilişkiye odaklanıyor. İşe yaramaz diye üzeri örtülen hüzünlü şeylerin, saklanan üzüntülerin yaşamın gerçek parçaları olduğunu hatırlatıyor. Yaşamın kendisi çılgın, zengin ve şairane. Ancak bunlar sahip olduklarımızla yaratacağımız kalıcı güzelliklerde gizli. “Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” romanı, kendini de tüm parçalarıyla birlikte kurmuş; hakiki, aynı zamanda hüzünlü ve güzel bir hikâye. 

Ay’da yaşayan tek canlı Keçi. Aklınıza gelebilecek ilk şey sıkılmak belki ama Keçi hiç sıkılmıyor. Tek başına olduğu için canı ne isterse onu yapıyor. Ağzını tıkabasa rokayla doldurduğu da oluyor ay tozuna resim çizdiği de. Üstelik Ay’a sürekli bir şeyler düşüyor. Düşenlerin arasında güzel ve yararlı olanlarla kendine bir yaşam kurarken, zararlı olduğunu düşündüklerini uzaktaki en derin kratere fırlatıyor. Günün birinde düşen gizemli bir nesne ise onu en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda bırakıyor. Zararlı gördüğü her şeyi attığı en derin kraterin içine girmek, hayatının anlamını bulmak zorunda. En zor durumlarda geçmişin hüzünlü ve zor anılarını zihninde toplaması gerektiğini biliyor Keçi; cesaret ya da korkuyu yenmenin kendini aşmakla mümkün olduğunu da.

Elbette fazlalıklardan kurtulmakla da ilgisi var tüm bunların.

Yaşamımızı ve ruhumuzu ihtiyacımız olmayan eşya ve duygularla istila eden bunca şeyin içinde daha sade, hakiki, hüzünlü, neşeli ve merak dolu bir yaşam mümkün. 

Ay’da yalnız yaşayan bir keçi de olsanız “şeyleri” dönüştürmeniz mümkün, en tehlikeli olanları bile.

O, bir geceliğine, hayal edilebilecek en güzel çiçeğe dönüştü, bunu kimse görmediği için de birazcık kızdı. Ama sonra, eğer kendin özel olduğunu biliyorsan, bu bile başlı başına bir şey, diye düşündü.

Korkularını, yaşamını ve dünyayı dönüştürecek tüm çocuklara…

Künye: Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak, Stefan Beuse, Türkçesi: Olcay Geridönmez, Resimleyen: Sophie Greve, Ginko Çocuk, 2019, 80 sayfa.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.