Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kırmızı bültenle aranıyordu: Ankara Gar Katliamı sanığı firari IŞİD'li Türkiye’ye getirildi

MİT’in bugün "Suriye İstihbarat Servisi ile koordineli şekilde Suriye’de operasyon gerçekleştirdiği" duyuruldu. Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD’li Türkiye’ye getirildi. Yakalananlar arasında 10 Ekim Gar Katliamı ile bağlantılı ve davanın firari sanığı Ömer Deniz Dündar da bulunuyor.

Fotoğraf: DHA

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.05.2026 , 15:28 Güncelleme Tarihi: 23.05.2026 , 17:54

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), Suriye İstihbarat Servisi ile Suriye'de koordineli bir operasyon gerçekleştirdiği, kırmızı bültenle aranan 1'i Ankara Garı saldırısıyla bağlantılı 10 IŞİD’linin yakalanarak Türkiye'ye getirildiği duyuruldu.

Anadolu Ajansı'nın verdiği bilgiye göre, 9 IŞİD’li tutuklandı, birinin ise gözaltı süresi uzatıldı.

IŞİD’lilerin emniyetteki ifadelerinde, "IŞİD tarafından verilen eylem talimatlarına, örgüt bünyesinde aldıkları silahlı ve dini eğitimlere, örgüt adına gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetlerine ilişkin bilgiler verdikleri" öğrenildi.

Türkiye'den sorumlu 'istihbarat emiri' de aralarında

Kırmızı bültenle aranan 10 IŞİD’liden Ali Bora'nın, IŞİD’in "Türkiye'den sorumlu istihbarat emiri" olduğu, 2014'te IŞİD’e katılmak için Suriye'ye gittiği belirlendi.

IŞİD içerisinde farklı birimlerde görev alan Bora'nın, pek çok çatışmaya katıldığı, IŞİD’in Türkiye'yi tanımladığı "Faruk Ofisi"nde görev yaptığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik düzenlenen 3 eylemin planlayıcıları arasında yer aldığı tespit edildi.

IŞİD üyesi Hüseyin Peri'nin de 2014'te IŞİD'e katılmak için Suriye'ye geçtiği kaydedildi. Kadir Gözükara'nın IŞİD'e bağlı Türkiye'yle de bağlantılı "Dokumacı Grubu"nun elebaşı Mustafa Dokumacı'nın yönlendirmesiyle 2015'te Suriye'ye geçtiği, 2021'e kadar IŞİD'in medya faaliyetlerini yürüttüğü ortaya çıktı.

Abdullah Çobanoğlu'nun çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016'da Suriye'ye geçtiği, 2020'den bu yana IŞİD'ın Türkiye medya biriminde görev aldığı belirlendi. Hakkı Yüksek'in örgüte katılmak için 2016'da Suriye'ye geçtiği, IŞİD'in silahlı faaliyetlerine ve çatışmalara katıldığı, "Dokumacı Grubu"nun elebaşı Mustafa Dokumacı'nın yardımcılığını yaptığı ve özel işlerini yürüttüğü tespit edildi.

Gözaltı süresi uzatılan terör örgütü üyesi K.D'nin ise çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek için 2016'da Şanlıurfa'dan Suriye'ye geçtiği, Türkiye'de gerçekleştirilen eylemlerle bağlantılı olduğu tespit edildi.

Yakalanan firari Ömer Deniz Dündar kimdir?

Yakalananlar arasında 10 Ekim Katliamı ile bağlantılı ve davanın firari sanığı Ömer Deniz Dündar da bulunuyor. 

Katliamın planlayıcılarından olan IŞİD’li Ömer Deniz Dündar'ın çok sayıda çatışmaya katıldığı, IŞİD'in Türkiye'ye yönelik gerçekleştirdiği birçok saldırı ile bağlantılı olduğu belirtildi.

Öte yandan Yunus Emre Alagöz ile birlikte Ankara katliamını gerçekleştiren Ömer Deniz Dündar’ın polis tarafından bilindiği, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı katliamın ardından ortaya çıkmıştı.

Adıyaman’da IŞİD’le bağlantılı Dokumacılar hücresinin o dönem deşifre edildiği haberleri çıkmış, iddianamede Yunus Emre Alagöz ile Ömer Deniz Dündar’ın Suriye’deki IŞİD'lilerle yaptığı telefon görüşmeleri de yer almıştı. Dündar soruşturma çerçevesinde gözaltına alınıp ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldıktan sonra Suriye’ye gidip eğitimlerine devam etmişti.

Yalnızca 'örgüt üyeliği' ve 'resmi belgede sahtecilik'ten yargılanıyor

10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu’ndan Av. Eylem Sarıoğlu, gelişmeleri sendika.Org’a değerlendirdi. Sarıoğlu, dosyada sanıkların pozisyonlarının zaten en başından beri doğru şekilde ortaya konmadığını ifade etti. 

Dündar’ın sadece "örgüt üyeliği" ve kullandığı sahte kimliklerden dolayı "resmi belgede sahtecilik"le yargılandığını belirten Sarıoğlu, bu durumun sadece Dündar’a özgü olmadığını, örgütsel hiyerarşide daha üst düzey diğer kişilerin de gerekli suçlamalarla yargılanmadığını ifade etti.

Sarıoğlu, 10 Ekim dosyasında canlı bombaların ilk aşamada kimlikleri tespit edilemeyince Emniyet’in ilk DNA testi talep ettiği kişilerin de Ömer Deniz Dündar’ın ailesi olduğunu hatırlattı. 

'Ailesinin tutuklayın diye şikayeti var'

Emniyet’in bu şüphesinin temellerinin olduğunu ifade eden Sarıoğlu şunları söyledi:

5 Haziran 2015 Diyarbakır katliamını yapan Orhan Gönder, 20 Temmuz 2015 Suruç katliamını yapan Abdurrahman Alagöz ve 10 Ekim 2015 Ankara katliamını yapan Yunus Emre Alagöz’ün de Dündar’la aynı gruptan, Adıyaman Dokumacılar grubu. Ömer Deniz Dündar, bu kişilerin örgüte katılması, Suriye’ye geçmeleri ve canlı bomba eylemlerine katılmaları konusunda etkin bir pozisyonda.

Orhan Gönder’in ailesi defalarca 'Oğlumu tutuklayın, bunların elinden kurtarın' diye şikayette de bulunuyor. Ömer Deniz Dündar’ın ailesinin de benzer şikayetleri var.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.