Sayfa yolu
Kılıçdaroğlu'nun, görüştüğü, 'barış götüreceğiz' dediği Yemenli yetkililer: İşbirlikçi, Suud parasının oyuncakları
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 03.11.2026 , 20:32
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin bugün düzenlenen grup toplantısında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na neden destek verdiklerini anlattı.
Anlaşmayı savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgesinde "dominant güç" olması gerektiğini ileri sürdü. Türkiye'nin Ortadoğu'da ortaya çıkan boşluğu doldurması gerektiğini öne süren Kılıçdaroğlu, Yemenli yetkililerle de görüştüğünü açıkladı.
Kılıçdaroğlu, "Yemen yetkilileriyle de görüştüm, Yemenli Bakan'la da görüştüm. Onlara da söyledim, 'Mekke Anlaşması için Türkiye oraya geliyorsa o bölgede barışı sağlamak için geliyordur, bundan emin olun. O bölgede huzuru sağlamak için geliyordur' dedim" ifadelerini kullandı.
Ancak Kılıçdaroğlu'nun barış götürmekten söz ettiği Yemenli yetkililerin kim olduğu, hangi yönetimi temsil ettikleri ve ülkelerindeki savaşta nasıl bir rol oynadıklarından söz etmek gerekiyor.
Yemen'de emperyalist müdahalenin ortaklarıyla kurulan ilişkiler, Türkiye'yi nasıl bir savaşın parçası haline getirebilir? Bu soruların peşini bırakmamak, gerçekleri ortaya çıkarmak için soL'a abone olun
Riyad'da kurulan yönetim, Suudi parasına bağımlı
Kılıçdaroğlu'nun temas kurduğu taraf, Yemen'de uluslararası alanda tanınan Başkanlık Liderlik Konseyi (PLC) ve bu yapının temsil ettiği Aden merkezli yönetim.
Bu yönetimin bugünkü biçimiyle ortaya çıkışı, 7 Nisan 2022'de Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleşti. Dönemin Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, yetkilerini Başkanlık Liderlik Konseyi'ne devretti. Sekiz üyeden oluşan konseyin başına Reşad el-Alimi getirildi.
Bu devir, Yemen halkının katıldığı bir seçimle gerçekleşmedi. Hadi'nin yetkilerini devrettiği süreçte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin belirleyici rolü dikkat çekti.
Nitekim konseyin kuruluşunun açıklandığı gün Suudi Arabistan, Yemen ekonomisine 3 milyar dolarlık destek paketi duyurdu. Bunun 2 milyar doları Suudi Arabistan ve BAE tarafından ortaklaşa, 1 milyar doları ise Suudi Arabistan tarafından sağlanacaktı.
Suudi Arabistan'ın bu desteği sonraki yıllarda da sürdü. Riyad, Yemen'deki silahlı güçlerin ve kamu çalışanlarının maaşlarını karşılamak üzere 2026 yılı için yaklaşık 3 milyar dolarlık kaynak ayırdı.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu'nun görüştüğü taraf, yalnızca uluslararası alanda tanınan bir yönetim değil; siyasi ve askeri varlığı büyük ölçüde Suudi Arabistan'ın desteğine bağlı olan bir yapı.
Ülkesine dış müdahaleyle savaş açanların ortakları
Yemen'deki savaşın bugünkü tablosunu anlamak için 2015'e dönmek gerekiyor.
Ensarullah'ın başkent Sana'da kontrolü ele geçirmesinin ardından Suudi Arabistan, 2015 yılında ABD ve İngiltere'nin desteğiyle Yemen'e yönelik askeri müdahaleye öncülük etti. Müdahalenin ilan edilen gerekçesi, Hadi yönetimini yeniden iktidara getirmekti.
Yıllar süren bombardıman, kuşatma ve askeri operasyonlar Yemen'i ağır bir insani felakete sürükledi. Suudi Arabistan'ın desteklediği yönetim ise ülkenin tamamında egemenlik kuramadı.
Bugün Yemen'in kuzeyinde başkent Sana dahil nüfusun büyük bölümünün yaşadığı alanlar Ensarullah'ın kontrolünde. Aden merkezli Başkanlık Liderlik Konseyi ise ülkenin güneyinde ve doğusundaki bazı bölgelerde varlığını sürdürüyor.
İngiliz Parlamentosu Kütüphanesi'nin Ekim 2026 tarihli Yemen değerlendirmesinde de Başkanlık Liderlik Konseyi'nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri destekli isimlerden oluştuğu, kendi içindeki bölünmelerin yönetimin etkinliğini zayıflattığı belirtiliyor.
Ensarullah karşısında köşeye sıkıştılar
Kılıçdaroğlu'nun Yemenli yetkililerle görüşmesi, ülkedeki askeri dengelerin Suudi destekli yönetim aleyhine değiştiği bir döneme denk geldi.
Ensarullah güçleri, Aden'e 80 kilometre mesafeye kadar ilerledi. Bu, 2015'teki savaşın ilk aylarından bu yana Ensarullah'ın kente en fazla yaklaştığı nokta.
Taiz ile Aden arasındaki stratejik güzergâhta yaşanan çatışmalarda Suudi destekli yönetimin güçleri geri çekilmek zorunda kaldı. Ensarullah'ın ilerleyişi, Aden yönetiminin askeri ve siyasi durumunu daha da kırılgan hale getirdi.
Ensarullah'ın Taiz-Aden hattındaki ilerlemesi, Babülmendep çevresindeki çatışmalar ve Suudi destekli güçlerin yaşadığı kayıplar, sahadaki dengelerin nasıl değiştiğini ortaya koyuyor.
İmdada Mekke İttifakı yetişecek
Sahadaki bu gelişmelerin yaşandığı sırada Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM Genel Kurulu'na getirilmesi gündemde.
Üç ülke arasında kurulan askeri mekanizmanın, Yemen'deki Suudi destekli yönetimin yaşadığı sıkışma açısından da sonuçları olabilecek.
Suudi Arabistan'ın Yemen'de destekledği silahlı grupları bir araya getirmek ve kendi çıkarları doğrultusunda bir yönetimi yapısı kurmak için milyarlarca dolarlık kaynak kullandı.
Şimdi ise Suudi Arabistan'ın bölgesel askeri ortaklıklarını genişlettiği bir dönemde Türkiye ve Pakistan'ın da bu mekanizmaya dahil olması gündemde.
Kılıçdaroğlu'nun "barış ve huzur" söylemiyle savunduğu anlaşmanın Yemen'deki karşılığı tam da bu tablo.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.