Kılıçdaroğlu ve Kavcıoğlu'ndan görüşme sonrası açıklamalar

Kılıçdaroğlu, 'Faiz oranları şu seviyeye insin diye talimat verdiğini söyleyen kişinin Erdoğan olduğunu biliyoruz. Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster' dedi.

Haber Merkezi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile görüştü.  

Kılıçdaroğlu'na, Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Sekreter Selin Sayek Böke ile Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Bülent Kuşoğlu eşlik etti. Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'ya görüşmesinin ardından açıklama bir yaptı. 

Görüşmenin ardından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, "Buradan; Erdoğan’a açık net çağrı yapıyorum. Lütfen Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster. Faiz yükselir mi faiz düşer mi bu konuda kararı sen değil, bu konuda kararı liyakatli kişiler versinler” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından satır başları şöyle:

Merkez Bankası bir Cumhuriyet kurumu. Cumhuriyet sözcüğü iki yerde geçiyor, kamu kurumları arasında; bir Cumhuriyet Savcıları için bir de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası için. Burası bağımsız bir kurum. Fiyat istikrarından sorumlu bir kurum. Kurumun bağımsızlığı sadece bizim için değil, dünya finans piyasaları için de son derece değerli ve önemli. Sıcak siyasetin Merkez Bankası’na müdahale etmesini asla istemedik, istemiyoruz da. Bu düşüncemizi de sayın Başkan’a da ifade ettik.

Ayrıca Merkez Bankası’nın yetkilerinin kararnamelerle alınıp başka bir kuruma verilmesinin de doğru olmadığını, özellikle Fiyat İstikrar Komitesi’ne vurgu yaparak da ifade ettik. Merkez Bankası’nın iyi bir kültürü var. Cumhuriyet tarihi boyunca bu kültürü adım adım oluşturmuş vaziyette. Bu kültürün yok olmamasını istedik. İyi bir kadrosu var. Bu kadronun korunmasını istedik. Bu konuda da elimizden gelen her türlü yardımı yapabileceğimizi de ifade ettik. Merkez Bankası’nın kimliğinin, kişiliğinin korunması açısından.

Fiyat istikrarı konusunda sizler de zaten günlük hayatta yaşıyorsunuz. Zam yağmuru geliyor zaten arka arkaya geliyor. Dövizin kontrol edilememesi, Türk lirasının sürekli değer kaybetmesi, bizim açımızdan da, sokaktaki vatandaş açısından da, sanayici açısından da bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu konudaki hassasiyetimizi büyük ölçüde ifade ettik.

Son 45 günde Türk lirası yüzde 10 değer kaybetti. Bu rakam ciddi bir rakam. Yani 45 günde Türk lirasının bu kadar büyük değer kaybetmesi, fiyat istikrarının olmadığını gösteriyor ve bunun yansımaları sokaktaki insana gelecek. Sokaktaki insan, bunun yansımalarından büyük ölçüde etkilenecek. Esnafından tutun, taşeron işçisine kadar veya işçiye kadar veya işsizlere kadar, mutfağa büyük ölçüde etkileyecek.

Bu gördüğümüz tablo şudur; bugüne kadar hep vatandaşın ağzında bir lokma vardı, lokmayı almaya çalışıyordu mevcut hükümet. Şimdi mutfağındaki tencereyi de almaya çalışıyor. Dolaysıyla önümüzdeki süreç, bir zam yağmuru olarak vatandaşın önüne gelecek. Bu konudaki bütün duyarlılıklarımızı hassasiyetimizi bir şekliyle ifade ettik. Bunu da ifade etmek zorundaydık zaten.

Bu ülkede her vatandaşın hakkını, hukukunu, geleceğini savunmak; iktidarın görevi olduğu kadar muhalefet partilerinin de görevidir. Bu konudaki duyarlılıklarımızı, bir şekliyle ifade ettik.

Dövizin sürekli Türk lirası karşısında yükselmesi ya da Türk lirasının değer kaybetmesinin endişelerini ifade ettik. Çünkü önümüzdeki kış, az önce söyledim, bir zam yağmuru gelecek. Elektrikten, akaryakıttan, doğal gazdan tutun hemen hemen her alanda ciddi sorunlar çıkabilir ve bu konuda ben grup toplantısında bir ‘kara kış fonu’ oluşturulması gerektiğini ifade etmiştim. Burada da ismi ‘kara kış’ olmayabilir, ama fakirin fukaranın hakkını hukukunu korumak açısında, onların pahalı elektrik, pahalı doğal gazla karşılaşmamaları açısından en azından bütçeleri açısından belli zaman dilimleri içinde katkıda bulunmak için bir fonun oluşturulması gerektiğini ifade ettim. Bu fon mutlaka olmalı aksi halde bu kış, vatandaşlar için kötü olacak.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığına müdahale eden kişinin Erdoğan olduğunu ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz, Mısır’daki sağır sultan da biliyor. Faiz oranları düşsün ya da şu seviyeye insin, diye ilk bilgiyi veren kişinin veya bu konuda talimat verdiğini söyleyen kişinin Erdoğan olduğunu biliyoruz.

Buradan; Erdoğan’a açık net çağrı yapıyorum. Lütfen Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster. Faiz yükselir mi faiz düşer mi bu konuda kararı sen değil, bu konuda kararı liyakatli kişiler versinler.

Eğer onlar bu kararı verebilirlerse o zaman dünyada pek çok finans kuruluşu da doğal olarak Merkez Bankası’na saygı gösterecektir. Bugün bu kararı büyük ölçüde Erdoğan’ın verdiğini ben de biliyorum, herkes biliyor. Pek çok finans çevresi de bunu biliyor. Dolaysıyla sıcak siyasetin buraya girmesinden rahatsızız. Bu rahatsızlığımız, bir şekliyle dile getirildi.”

'Görev değişimi tamamen süreç içerisinde gelişti'

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu da görüşme sonrası yaptığı açıklamada MB'deki görev değişimine ilişkin konuşarak, "Bir kısmı bizim, bir kısmı arkadaşlarımızın tercihi" dedi.

Kavcıoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. eleştirilerine karşılık açıklamalar yaptım. Biz Merkez Bankası'nın yaptıklarını, kafasında soru işareti olursa arayabileceğini anlattık. Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Merkez Bankası bu ülkenin en güzide kurumlarından birisidir. Bu ülkede herkesin sahiplenmesi gereken bir kurumdur. MB güçlüdür, rezervleriyle rakamlarıyla. Kararlarını kendi içinde alır. 

Merkez Bankası güçlüdür. Rezervleri ile rakamları ile fiyat istikrarı anlamındaki mücadelesi ile gereken her şeyi kendi içinde kendi Para Politikası Kurulu ile almaktadır. Bugün rezervlerimiz 125 milyar dolara yaklaşmıştır. Dolayısıyla herkesin bu rakamları açıklaması ve bu rakamları gündeme getirmesi hem Merkez Bankası’nı daha güçlü kılacaktır hem ülkemizin bu anlamda daha güçlü görünmesini sağlayacaktır. Son 7 ayda 35 milyar dolara yakın gerçek bir rezerv artmıştır. Bu da Merkez Bankası’nın gücünü göstermektedir. Rakamlarımız çok güzel bir şekilde gelişmektedir. Bunları anlattık Kılıçdaroğlu’na. Onlar da sağ olsunlar dinlediler. Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Ben tekrar kendilerine teşekkür ediyorum.

(Döviz kurları) Döviz kuru biliyorsunuz şu anda doların diğer paralar karşısındaki güçlü gelişimi hepsi önemli. Hepsi etkiliyor. Biz de bu anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah her şey daha güzel olacak.

(Görevden almalar) Bunlar bütün kurumda olabilen şeyler. Bir kısmı arkadaşların kendi tercihi bir kısmı bizim tercihimiz. Dolayısıyla herhangi bir sıkıntı yok. Bir sıkıntı varmış gibi lanse etmek Merkez Bankası’nı yıpratıyor. Bu tür spekülasyonlara gerek yok. Bize sorduğunuzda biz şeffaf bir şekilde gereken cevabı veriyoruz. Dolayısıyla herkes siyaset ve eleştiri yapacaksa Merkez Bankası üzerinden değil de başka yerden yapmaları bu ülkeye daha az zarar verecektir. Merkez Bankası’nı bu kadar eleştirmek ve haksız bir şekilde eleştirmek doğru değil. Bu anlamda herkesi daha sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Bu anlamda ben, Kılıçdaroğlu ve milletvekili arkadaşlarımızla da hemfikiriz. Onlardan da bunu rica ettiğimde bunu çok saygıyla karşıladılar. Dolayısıyla herhangi bir problem yok. Biraz önce ifade ettiğim gibi karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Biz Merkez Bankası’nı anlattık. Merkez Bankası’nın yaptıklarını anlattık. Eğer kafalarında biz soru işareti olursa bizi her zaman arayabileceklerini çok net bir şekilde anlattık. Zaten bizim bilançomuz ve iletişim kanallarımız oldukça açık. Yine de bir şey olursa her türlü bilgiyi, yanlış algıyı düzeltecek şekilde açıklama yapabileceğimizi aktardık.

(Görevden alınanların faiz indirimine karşı olduğu iddiaları) Bu arkadaşlar faiz indirildiği dönemde de Merkez Bankası’nda görev yaptılar. Faiz artırıldığı dönemde de görev yaptılar. Dolayısıyla böyle bir hassasiyet söz konusu değil. Kaldı ki biz Para Politikası Kurulu olarak veya diğer arkadaşlarla bu hafta 21’ine kadar bütün teknik ekiple çalışacağız. Bütün verileri, bütün gelişmeleri içeride dışarıda analiz ederek 21’inde bir karar vereceğiz. Bu anlamda kendi içimizde tabii ki tartışıyoruz. Ki bu çok doğal. Ama sonuçta bir karar açıklıyoruz ve bu karar herkesin kararı. Bugüne kadar böyle oldu bundan sonra da böyle olacaktır. Bugüne kadar birçok arkadaş görevden ayrıldı. Bundan sonra da ayrılabilir. Ama bunun altında bazı şeyler aramak çok doğru değil. Böyle bir şey de yok. Öyle bir şey olsa daha önce ayrılırlardı ya da ayırırdık. Tamamen kendilerinden gelişen bir görev değişimidir.

(Dolardaki yükseliş) Arkadaşlar Para Politikası Haftası’na giriyoruz. Bu konuda çok fazla yorum yapmamız doğru değil. Biz çalışmalarımızı yapıyoruz. Teknik olarak bütün gelişmeleri dikkate alarak yine 21’inde ülkemiz için en hayırlı karar neyse bütün Para Politikası Kurulu üyesi arkadaşlarımla birlikte en doğru kararı vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

(Merkez Bankası'nın brüt ve net rezervleri) “Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tanımında da rezerv tanımı diye kullanılıyor. Rezerv tanımının ne olduğu da orada açık. Bizim rezervlerimiz de tamamen bu tanıma uygundur. Türkiye’nin şu an yaklaşık 125 milyar dolarlık, ortalamanın üzerinde rezerv noktasına geldik. 7 aylık süreçte 35 milyar dolara yakın bir rezerv artışımız oldu. Ben bunun da tartışılmasını ve konuşulmasını beklerim. Bu Merkez Bankası açısından önemli ve ekonomik olarak da çok güzel bir gelişmedir. Eksi rezerv tartışmaları gibi tartışmalar dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Rezervleri eksiye düşürmek için her şeyi çıkıyorlar. Dünyada böyle bir tanımlama yok. Bizim bugün rezervlerimiz 125 milyar dolardır. Bu da Merkez Bankası’nın gerçek gücüdür. Bunun dışındaki tartışmalar anlamsız ve yersizdir. Biz Kılıçdaroğlu’na ve milletvekili arkadaşlarımız da izah ettik. Onlar da makul karşıladı. Dolayısıyla diğer arkadaşlarla görüştüğümüzde aynı şeyleri söylüyoruz.”