Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kılıçdaroğlu: Saray maray bize vız gelir, Çankaya Köşkü'ne gideceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs seçimlerine 2 gün kala son mitingini Ankara'da gerçekleştiriyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 12.05.2023 , 19:32 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs seçimlerine 2 gün kala son mitingini Ankara'da gerçekleştiriyor.

Kılıçdaroğlu'na mitingde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayları İYİP Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.

Kılıçdaroğlu: Bütün sandıklarda müşahitlerimiz var

Kılıçdaroğlu; "Bütün Türkiye'de huzur ve barışı sağlayacağız. Tam 1,5 yıldır sandık güvenliği için çalışıyoruz. Bütün sandıklarda müşahitlerimiz, temsilcilerimiz var. Sizden ricam; bahar havasında sandığa gidin" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:

"Bu ülkeye demokrasiyi, barışı getirmeye hazır mısınız? Huzur içinde birlikte yaşamayı getirmeye hazır mısınız? Söz veriyorum, ben de hazırım. Birlikte yapacağız. Bu ülkenin gençleri ve kadınları otoriter bir yönetimi, demokratik yollarla değiştirecekler. Gençleri ve kadınları yürekten kutluyorum. Mustafa Kemal'in başkentindeyiz.

Mansur Başkan gerçekten de Ankara'yı, Mustafa Kemal'in Ankarası yapmak için elinden gelen her türlü çabayı gösteriyor. Ama şimdi bütün Türkiye'yi Mustafa Kemal'in Türkiye'si yapacağız. Bütün Türkiye'de huzur ve barışı sağlayacağız.

Sinan Ateş'in katillerini bulacağım ve onların kulaklarından yakalayıp, adalete teslim edeceğim.

Benim saraylarda oturma gibi alışkanlığım yok. Saray maray bize vız gelir. Ankara'nın seymenleriyle, oyun havalarıyla beraber Gazi Mustafa Kemal'in Çankaya Köşkü'ne gideceğiz. Çankaya Köşkü halkın köşküdür. Çankaya'da mütevazı bir hayat var.

Sizler gibi olacağım, sizler gibi dertleneceğim, sizler gibi sevineceğim. Varsa bir yerde sorun, soruna kilitleneceğim ve mutlaka çözeceğim.

Sınırları yol geçen hanına döndürdüler. En geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine uğurlayacağız. Türkiye'yi 5'li çetelerden kurtaracağım. Benim cumhurbaşkanı olmamam için her oyunu denediler, her iftirayı attılar.

Ben size güveniyorum. Bu ülkeye barışı getireceğim. Huzuru getireceğim. Bu ülkenin sorunlarına talibim saraylara değil. Kızılay'dan bir kez daha söylüyorum. Allah nasip ederse hep beraber Gazi Mustafa Kemal'in Çankaya Köşkü'ne çıkacağız. Bu ülkeyi adalete getireceğim. 450 kilometreyi yürüdüysem o bir başlangıçtı. Şimdi ayın 15'inde önemli bir aşamayı daha kat etmiş olacağız. Bu ülkenin bütün coğrafyasına adaleti, hakkı ve hukuku getireceğim. En ufak endişeniz olmasın."

İmamoğlu: Milletçe demokrasi bayramı kutlayacağız

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Pazar günü milletçe demokrasi bayramı kutlayacağız.  Ankara milli mücadeledir, cumhuriyettir, Anadolu'nun umudu, memleketimin, Türkiye'min ışığıdır" diye konuştu.

İmamoğlu'nun konuşmalarının satır başları şöyle oldu:

"Heyecanımız yüksek, gençliğimiz var. Yolumuz uzun. Pazar günü bu iş bitecek mi? Memleketin her yerinde yakılan o güzel meşaleler Ankara'da Meclis'te birleşir. Geleceğimizi aydınlatır. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yerdir.

Son günlerde Ankara'nın ışığını kısmak isteyenler oldu. Milletin meclisini yok sayıp, devleti tek bir şahsa, bir saraya bağlamak isteyenler oldu. Vatandaşa kendi kişisel iktidarlarını dayatmak isteyenler oldu. Cumhuriyetin başkentini parsel parsel satmaya kalkanlar oldu. Ankaralı kardeşim 31 Mart'ta izin vermedi, Mansur Başkanı seçti. 14 Mayıs'ta da izin vermeyecek. Bu pazar Ankara'nın sandıklarında baharlar açacak. Demokrasi, özgürlük, adalet çiçekleri açacak. O güzel canım ayyıldızlı bayraklarımız gibi.

Bir süredir Anadolu'nun dört bir yanında milletimizle bir gerçeği paylaşıyorum. Kazanıyoruz, milletçe kazanıyoruz. Geleceğimizi kazanıyoruz. Ülkemizi, devletimizi, cumhuriyetimizi kazanıyoruz. Bir avuç insan dışında hiç kimsenin kaybetmediği bir seçim bu. Sandıktan adalet, eşitlik, huzur, refah, mutluluk çıkacak. Söz veriyoruz. Pazartesi sabahı bize yapılanları biz hiç kimseye yapmayacağız.

13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nu hep birlikte seçeceğiz. 3 kişinin 2'si Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verebilir. O oy vermeyen 1 kişinin gönlüne gireceğiz. Kalbini buz kaplamışsa onu kırmayacağız, onu sevgimizle eriteceğiz. Bu seçimde sen de kazanacaksın kardeşim diyeceğiz. Oy verse de vermese de kazanacak. Bugünün işini yarına bırakmayacağız, hep birlikte ilk turda bitireceğiz. Devlette dirlik, millette birlik, ülkeye hep birlikte kardeşli getireceğiz. Göreceksiniz 15 Mayıs'ta güneş bir başka doğacak. Mustafa Kemal Ankara'ya adım attığında Dikmen sırtlarında doğan güneş gibi pırıl pırıl doğacak. Demokrasi gibi ışık saçacak. Gecemizi, geleceğimizi, çocuklarımızı, gençlerimizi aydınlatacak."

Mansur Yavaş: Milyonlarca genç hakkını almak için meydanda

Kürsüye ilk olarak çıkan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Nereye gidersek gidelim, binlerce milyonlarca genç hakkını almak için meydana çıkmış. Hakkını istiyor, hakkını alacak. İnşallah ayın 15'inden sonra herkese ayar çekmeyen, kimseyi azarlamayan, kimsenin kıyafetine, yediğine içtiğine karışmayan, dertlerini anlatmakta özgür kılan, 'beni istediğiniz kadar eleştirin' diyen bir yönetim geliyor" dedi. 

Mansur Yavaş'ın açıklamalarının satır başları şöyle oldu:

"2019 yılında bugün yaşadıklarımızın hemen hemen hepsini yaşadık. Anketlerde geri kaldıklarını görünce her türlü iftirayı attılar. Ankara halkı bunlara inanmadı. Dolayısıyla Ankara’da ayrıştırıcı siyaset ortadan kalktı. İnsanlar 25 yıl aynı yönetimi görünce onların ayrıştırıcı siyaseti görünce başka yönetimi denemedi ama 25 yıl sonra bir deneme yaptı ve Ankara halkı belediyeciliğin ne olduğunu gördü.

Pandemi döneminde 40 bin öğrenciye 10’ar GB internet verdik. Sayın Cumhurbaşkanı da 21 yıldır verilmeyen interneti seçimden sonra vereceğini söylüyor. Yine birer aylık doğal gaz ücretleriyle sadece mutfakta harcanan gazın ücretini bir yıl ayrılmayacak. Bu seçim zamanı yapılıyor. Halbuki bu kardeşiniz geçen yıl ve bu yıl tam 200 bin aileye doğal gaz yardımı yaptı."

Eskiden 1.8 dolara su satıp, aldıkları bu parayı da koli şeklinde yardımlarla dağıtıp, onlardan aldığı parayla onlara yardım yapıp 'Biz fakir fukarayı kolluyoruz' diyorlardı. Şu anda 10 ton su kullanan ailenin ödediği ücret sadece 10 lira. 2019 yılındaki iftiralara inansaydı insanlar, şimdiki gibi ayrıştırıcı siyasete cevaz verseydi Ankara'da bunların hiçbirisi olmayacaktı. Şimdi Türkiye'de 21 yıldır hep aynı hükümeti gördüler. Öğrenmişler 'bunlar üç koyunu güdemez' diye. Verin bakalım, güdüyor mu gütmüyor mu? Ama inşallah mitinglerde gördüğümüz kadarıyla bu iş bitmiş.

'Ankara’da bir jeliboncu kafa var'

Ankara’da bir jeliboncu kafa var. Ta 1994 yılında bile aday olabilmek için rakibine kumpas kurduğu iddiaları var. Bu kafa kendi partisinden olan kişiye bile tuzak kurdu. Fakat o tuzak kurduğu şahısla şimdi yan yana çalışmak zorunda kalıyor. FETÖ döneminde başlayan kaset komploları yine bir şekilde konuşuluyor, Muharrem İnce ile ilgili aynı şeyleri ortaya çıkardılar. Ama bunun başlangıcı nerede? Yıllardır Ankara’da sahte broşür dağıtılıyor. Ha birinin özel hayatını kaydedip siyaseten kullanmışsınız, ha genel başkanımızla ilgisi olmayan montaj videolarını sahnede göstermişsiniz. Ne farkı var?

Sizin hiçbir şeyden şikayet etmeye hakkınızı yok. Açılım döneminde şehit olanların fotoğraflarıyla siyaset yapıyorsunuz. Şehitlerin kanlarıyla siyaset yapıyorsunuz. Artık yeter bu ülkede nefret siyaseti ortadan kalkacak. İstanbulluya önce 'ümmet elden gider', 'Mekke düşer, Kudüs düşer Ekrem İmamoğlu'na oy vermeyin' demediler. İstanbullular dik durdu. Osman Öcalan'ı kalkıp televizyonlara çıkardılar. 'Ekrem Bey'e oy vermeyin, Binali Bey'e oy verin' dediler. O da yetmedi bebek katilinin mektubunu televizyonda okuttular. İktidarda kalmak için gerekirse papaz cübbesi giyerim diyenler bunlar değil miydi?

Bunlar mevsimlik, sezonluk milliyetçi. Duruma göre şekil alırlar. Bunlara inanmıyoruz artık. Ne muhafazakarlıklarına ne başka bir şeyine. İyi bir Müslümanın ağzından bal damlar, yalan söylemez, hakaret etmez. Bugün Cuma, acaba o sahte broşürleri basanlar ne dua ettiler. Türkiye kararını verdi. Her gördüğümüz mitinglerde çok kararlı insanlar, bu laflara kulak asmıyorlar. Nereye gidersek gidelim, binlerce milyonlarca genç hakkını almak için meydana çıkmış. Hakkını istiyor, hakkını alacak. İnşallah ayın 15'inden sonra herkese ayar çekmeyen, kimseyi azarlamayan, kimsenin kıyafetine, yediğine içtiğine karışmayan, dertlerini anlatmakta özgür kılan, 'beni istediğiniz kadar eleştirin' diyen bir yönetim geliyor."

Babacan: Pazar günü aslında bir referandum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Her şeyi tek kişiye bağlamanın getirdiği sorunlar yaşıyor bu ülke. Son 5 yıldır bütün sistemi Erdoğan tek başına bağladı. Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde 6 parti bir araya gelip bu kadar kapsamlı bir anlaşma yapmamıştı" ifadelerini kullandı. 

Ali Babacan'ın konuşmasının satır başları şöyle oldu:

"Baharımızın arifesinde bu güzel memleketimizden Ankara'dan Türkiye'nin dört bir tarafına sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum. Ülkemizin en can alıcı gündemi, 6 şubat Maraş depremlerinden bu yana tam 3 ay 6 gün geçti. Ateşin düştüğü o evler, o günden beri yanıyor. O evlerde yüzler gülmüyor. Taş olsa dağ olsa dayanmaz derler ya, işte öyle bir acıyla kavrulduk. Ben de çok sayıda çalışma arkadaşımı kaybettim.

9 gün deprem bölgesindeydim, 11 il merkezine defalarca gittim. Sesini duyuramayanların sesi oldum. Gittiğim her yerde ne dediler biliyor musunuz 'İlk 48 saat, ilk 72 saat devlet yoktu, enkazları kendi ellerimizle kaldırdık' dediler. Muhtarlar 'enkazı ellerimiz kanayarak kaldırdık' dediler. Geçen sene hatırlayın orman yangınları çıktı değil mi, ormanlarımız gözümüzün önünde binlerce hektar cayır cayır yanarken bir baktık ki memleketin yangın söndürme uçağı yok. Depremin ilk 72 saati yardım ulaştırılamadı. O 72 saatte ne oldu, diye soruyorum. O iş makinaları parklarda kapalı dururken insanlar enkaz altındaydı. Madenciler neden harekete geçmedi, ne oldu diye soruyorum. Cevap yok.

İşin özünde bu tek kişilik sistemin yürümemesi var. Her şeyi tek kişiye bağlamanın getirdiği sorunlar yaşıyor bu ülke. Son 5 yıldır bütün sistemi Erdoğan tek başına bağladı. Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde 6 parti bir araya gelip bu kadar kapsamlı bir anlaşma yapmamıştı. Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin 20 tane bakanının ne iş yapacağı hepsi hazır. Önümüzdeki pazar günü sizlerin desteğini bekliyoruz. Ülkemiz için çok önemli bir dönüm noktası. Pazar günü sıradan bir seçim değil. Pazar günü aslında bir referandum."

Akşener: Bugün gördüm ki Recep Bey vedalaşıyor

İYİP Genel Başkanı Meral Akşener, "Her türlü hakareti iftirayı siz de gördünüz biz de gördük. Ama bugün gördüm ki Recep Bey vedalaşıyor. 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak ve kendisini alkışlarımızla Çankaya'ya götüreceğiz" dedi. 

Meral Akşener'in açıklamasının satır başları şöyle oldu:

"Umarım duymuşlardır. Sağ ellerinde Hizbullah, sol ellerinde PKK olanlar duymuşlardır Hüseyin'i. Her türlü hakareti iftirayı siz de gördünüz biz de gördük. Ama bugün gördüm ki Recep Bey vedalaşıyor. 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak ve kendisini alkışlarımızla Çankaya'ya götüreceğiz, Recep Bey ve arkadaşlarını da emekli edeceğiz. Her bir genç, kadın kardeşim mutlaka sandığa götürecek. 1 oy Kemal'e 1 oy Meral'e verecek. İnşallah 14 Mayıs akşamı 13. Cumhurbaşkanımızla birlikte Türkiye'nin nefes aldığı, hukukun üstünlüğünün kabul edildiği, hak hukuk adaletin tesis edildiği ve tarih yazıldığı bir akşam olacak."

Gültekin Uysal: Hasretimizi 13. Cumhurbaşkanı bitirecek 

"Ankara'nın üstündeki Moğol istilasından bu yana gördüğü en büyük yağma hareketini 2019 yerel seçimlerinde Mansur Başkan'la kaldırdınız" sözleriyle Ankaralılara seslenen Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'ın açıklamalarının satır başları şöyle oldu: 

"Belki de Türk demokrasisinin en zor sınavı ile karşı karşıyayız. Birileri milletin önüne duvar örmek istiyor. Birileri insanımızın arasına duvarlar örmek istiyor. Nafile çabalar, millet önüne duvarlar örülmez. Milletin iradesi deler de geçer.

Ankara'nın üstündeki Moğol istilasından bu yana gördüğü en büyük yağma hareketini 2019 yerel seçimlerinde Mansur Başkan'la kaldırdınız. Bir jeliboncu vardı. Artık sadece sosyal medyadan tırmalanıyor. Şimdi asıl büyük vazife var. Türkiye'nin üzerinde Moğol istilasından bu yana gördüğümüz bu yağma hareketini bu rantiye düzenini, bu kravatlı soygununu Ankara'mız bitirmeye hazır mı? Allah'ın izniyle güzel günleri müjdeleyeceğiz. 13. Cumhurbaşkanımız hasretimizi bitirecek Sayın Kılıçdaroğlu'nu bekliyorsunuz. Cemrelerin toprağa, havaya, suya düştüğü günlerdeyiz. İşte gençlerimizin, kadınlarımızın seçimi. 14 Mayıs'ta cemre olarak milletin yarınlarını aydınlatmak için o sandıklara elbette düşeceğiz Allah'ın izniyle."

Davutoğlu: Yabancı bankalarda hesap tutan devlet adamları bir daha gelemeyecek

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, "Bütün mazlum milletlerin, anti emperyalist sömürge karşı mücadelesine ışık tutan Gazi Mustafa Kemal'in Ankara'sından sesleniyorum. Biz nefes alıp verdikçe yabancı istilacılar bu ülkeye gelemeyecek; ama yabancı bankalarda hesap tutan devlet adamları bir daha iktidara gelemeyecek" diye konuştu.

Davutoğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:

"Ülkeye, millete söyleyecek sözü olmayan iktidar bizlere saldırdı. Birkaç madde ile onlara cevap vermek zorundayız. Diyorlar ki Erdoğan, Bahçeli, Binali Yıldırım, Önder Aksakal, 14 Mayıs yabancı istilacılara ülkeyi teslim etmeyecekmiş. Biri daha ileri gitti, küffara teslim etmeyecekmiş. Bre gafiller size Ankara'dan sesleniyorum.

Bütün mazlum milletlerin, anti emperyalist sömürge karşı mücadelesine ışık tutan Gazi Mustafa Kemal'in Ankara'sından sesleniyorum. Biz nefes alıp verdikçe yabancı istilacılar bu ülkeye gelemeyecek; ama yabancı bankalarda hesap tutan devlet adamları bir daha iktidara gelemeyecek. Yeni bir baharda, onurlu bir Türkiye'yi birlikte inşa edeceğiz. Sözü tükenenler diyor ki, onlar iktidarı kaybederlerse ülkeye terör gelecekmiş. Bu ülkenin dağlarını, ovalarını hep beraber şenlendireceğiz ama asla teröre izin vermeyeceğiz.

Ne FETÖ ne PKK ne İŞİD hiçbir terör örgütü bu ülkede nefes alamayacak. Kendileri kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan'ı TRT ekranlarını çıkaranlar var ya, işte onlar 15 Mayıs'ta hesap verecekler. Terörle işbirliğinin hesabını verecekler. Bizim alnımız açık, hiçbir terör örgütü ile alakamız, iltisakımız yok. Bugün sayın Erdoğan, gerekirse 15 Temmuz gibi direnirmiş. 15 gecesi 251 şehidimizin kanı yerde iken, sizler 15 Temmuz'un faili olan paşanın kardeşini Hollanda'ya büyükelçi atamadınız mı? Faili diye suçladığınız Birleşmiş Arap Emirlikleri'ne 3-5 milyar dolar için el açmadınız mı? Bu FETÖ okullarında okuyan damadınız Berat Albayrak'ı bakan yapmadınız mı? Diyanet İşleri Başkanlığını kapatacakmışız. Külliyen yalan.

Din ve vicdan özgürlüğü sonuna kadar korunacak. Ama din istismarına asla izin vermeyeceğiz. Cami avlularından siyasi mesaj verilemeyecek. Sayın Kılıçdaroğlu başörtüsü yasal çerçeveye kavuşsun dediğinde Erdoğan sulandırdı. Başörtüsü başta olmak üzere bütün özgürlükler korunacak, yasaklar kalkacak.

Bahçeli bize mermi gösterdi. Ya müebbet hapis, ya mermi. İşte burdayız. Bağrımız açık buradayız. Bahçeli Türkiye'nin birliğini savunduğunu iddia eden ama Hakkari'ye adım atmamış, Şırnak'a gitmemiş olan, Diyarbakır'a gitmeyen Bahçeli, sizden korkan namerttir. Susmayacağız, durmayacağız. Sizin otoriter yolsuzluk düzeninizde mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülke, bu millet, bu demokrasi sahipsiz değil.

Kutuplaşma gidecek kucaklaşma gelecek. Yasaklar gidecek, özgürlükler gelecek. Hukuksuzluk gidecek, hak, hukuk, adalet gelecek. Yolsuzluklar gidecek, temiz siyaset, siyasi ahlâk gelecek. İmar baronları, faiz baronları, ihale baronları, uyuşturucu baronlarının iktidarı gidecek, milletin iktidarı gelecek. Mülakat gidecek, liyakat gelecek. Bütün bu bozukluklarının kaynağı olan Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi gidecek güçlendirilmiş parlamenter sistem gelecek. Cumhur İttifakı gidecek milletin sesi, iradesi Millet İttifakı gelecek."

Karamollaoğlu: Bir devrim yaşayacağız diye ümit ediyorum

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; "Herkesin mesut olduğu, inandığı gibi yaşadığı, rahat geçinebildiği, ülkede emniyet için de kendisini hissettiği bir ülke istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:

"Bir devrim yaşayacağız diye de ümit ediyorum. İnşallah sandıkta patlama meydana gelecek ama manevi patlama. Tek adam dönemi bitecek.

Sayın Cumhurbaşkanımız 21 yıldır makamını işgal ediyor. Ama problemlere artık çözüm üretemiyor patinaj yapıyor. Bir değişikliğe ihtiyacımız var. Benim sık sık tekrarladığım hep şu oldu, biz yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz. Herkesin mesut olduğu, inandığı gibi yaşadığı, rahat geçinebildiği, ülkede emniyet için de kendisini hissettiği bir ülke istiyoruz biz. Bölge bir ülkenin inşası ahlaki ve manevi değerlerin ihyası ile mümkün.

Sadece gösterişle, insanlara hakaret ederek, insanları küfürle itham ederek, insanları yanlış yönlendirerek Türkiye'ye huzur, barış germez. Önce lisanına sahip olacaksın. Davranışına sahip olacaksın. Hak hukuk nedir bileceksin. Ama önce sen uyacaksın. Adalet olmadan barış huzur olmaz. Adaletin kamil manada tecellisi önemlidir ama o da yetmez. Güvenilir olacaksın. Elin toplum malına uzanmayacak. Yemeyeceksin, yedirmeyeceksin. Rüşvet alıp vermeyeceksin. Yolsuzluğa fırsat tanımayacaksın. Hele de israf kesinlikle yapmayacaksın.

Bugün sıkıntılı bir duruma düştü ülkemiz. Bu iktidar tasarruf nedir bilmiyor. İsraf nedir anlamıyor. Yolsuzluk adeta kural haline geldi. Yanlış politikalar, yatırımlar bu ülkeyi perişan etti. Düne kadar kendi ürettiğimiz malları bugün ithal ediyoruz. Niye biz şeker ithal edelim. Geçenlerde İzmit'teydik. Kağıt fabrikası kapatılmış. Yerine insanlara hizmet verecek bir lokal açılmış.

Bugün biraz önce Samsun'daydık. Samsun Türkiye'nin en gelişmiş illerinden birisi olması icap ederken bugün işsizlik belli bir noktaya gelmiş, göç veriyor. Ben sigara içmem, kimsenin içmesini tavsiye etmem. Tütün ekimini yasaklayıp zorla insanımıza Virginya tütünü ektirilmesinin karşısındayım. Biz güzel ahlakı ajandamızın başına koyduk. Adalet de gözettiğimiz mefhum. Bugün işçiye zamlar yapılıyor. Bugünkü gidişat devam ederse memur da işçi de gene muhtaç duruma düşecek. Biz buna razı değiliz, istikrar istiyoruz. Herkesin rahat etmesini arzu ediyoruz.

Milli gelirin adil dağılımı bizim şiarımız. Allah nasip ederse pazartesi gününden itibaren Türkiye'nin görünümü değişecek. Cumhurbaşkanı adayımız belli. Kemal Bey Cumhurbaşkanımız olacak. Bütün meseleleri istişare edeceğiz, karar vereceğiz ve bu memleketi ayağa kaldıracağız. Pazar günü sandık başına gittiği zaman oyunuz mutlaka millet ittifakı için olmalı."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.