Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Türkler'i kim öldürdü?

Bu bir hatırlatma yazısıdır evet. Ama daha çok bir borç yazısıdır. Kemal Türkler’e, işçi sınıfına inananlara, saygıyı hak edenlere.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.07.2026 , 14:06 Güncelleme Tarihi: 22.07.2026 , 14:10

Unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler'in katledilişinin üzerinden 46 yıl geçti.

Sermaye sınıfının ve emperyalistlerin silahlandırdığı faşist tetikçiler tarafından katledilen Kemal Türkler'i Alparslan Savaş'ın geçen yıl soL'da yayımlanan "Kemal Türkler'i kim öldürdü?" başlıklı yazısıyla anıyoruz:

Kemal Türkler'i kim öldürdü?

22 Temmuz sabahıydı. Kalktı, tıraş oldu. Kahvaltısını Sebahat Hanım ve kızı Nilgün’le balkonda yaptı. Birlikte birer son bardak çay içtiler. Evden çıkmaya hazırlanırken Sebahat Hanım ona grevdeki fabrikalara gideceğini söyledi. O sıralar sendikanın olduğu fabrikaların çoğunda işçiler grevdeydi. Tebessüm etti. Kapıdan çıkıp asansöre binerken başını ona doğru çevirdi, elini hafice havaya kaldırıp “İşçilere benden selam söyle” dedi, “Onların işlerini en kısa sürede halletmeye çalışacağız”.

Her sabah bunu yapardı. Arabaya biner, kontağı çevirir, açtığı camdan elini çıkarıp yukarıya doğru sallardı. O, arabanın içinden, evdekiler yukarıdan, birbirlerine böyle “hoşçakal” derlerdi.

O sabah böyle olmadı. Arabanın koltuğuna henüz oturmuştu ki, camı açıp elini çıkarmaya fırsat bulamadan çaprazda üç silahlı adam beliriverdi. Peş peşe sıkmaya başladılar. Şarjörleri aracın içine, onun ve yan koltukta oturan korumanın üstüne boşalttılar.

***

Kemal Türkler’i kim öldürdü?

(Kasım 2025'te) DİSK’e bağlı bir sendikanın yöneticisi, Kemal Türkler’in öldürüldüğü günlerde MHP’nin yan kuruluşu Ülkücü Gençler Derneği yöneticisi, şimdinin mafya babası olan Kürşat Yılmaz’ı İtalya’da ziyaret etti. Ziyareti sosyal medyada “Gün bugündür, kervan yürüyor. Bu yürüyüşe Allah’tan başka hiçbir güç mani olamaz” notuyla paylaştı.

O halde bu soruyu sormaya, sorunun herkes tarafından bilinen yanıtını hatırlatmaya, madem sebebi Kürşat Yılmaz oldu, onun ve arkadaşlarının yürüttüğü kervanı anlatmaya ihtiyaç var.

***

24 Ocak, 22 Temmuz, 12 Eylül… 1980 yılının uğursuz üç günüdür.

24 Ocak günü, 12 Eylül darbesinin uygulamaya koyduğu ekonomi programı ilan edildi. Adına ‘24 Ocak Kararları’ dediler. Hedefi krizdeki Türkiye kapitalizmini kurtarmak için ülkeyi ihracata dönük bir sanayileşme modeliyle uluslararası rekabete açmaktı. Bunun için patronlar, üretim maliyetlerini düşürebilmenin yolunu bulmalıydı. O güne dek ithal ikameci modelle ilerlemiş, teknolojik altyapısı zayıf Türkiye sanayisinin uluslararası piyasada rekabet edebilmesi için oynayabileceği tek değişken işçilik maliyetiydi. Bir de kamu harcamaları ve sosyal harcamalar azaltılmalı, Türk lirasının değeri düşürülmeli, özelleştirme başlamalı, iç piyasada her tür korumacılık kaldırılmalıydı.

Özetle hem işçiyi hem memleketi satmaya karar verdiklerini 24 Ocak’ta ilan ettiler.

Fakat ortada çözmeleri gereken bir büyük sorun vardı. İşçi sınıfı güçlüydü. Grevler yapıyor, sendikal haklarını geliştirip, örgütlülüğünü yaygınlaştırıyor, yetmiyor siyasete ağırlık koyuyordu. Böyle bir işçi sınıfı varken karar nasıl hayata geçecekti?

22 Temmuz sabahı üç tetikçi faşist tarafından katledilen Kemal Türkler’in, 24 Ocak Kararları için çevresine “bizi yok etmeden uygulayamazlar” dediği biliniyor. 22 Temmuz, sermaye sınıfının bu konuda sınır tanımadığının kanıtıdır. Kenan Evren’in itirafından biliyoruz: “Eğer 24 Ocak kararları denen kararların arkasından 12 Eylül dönemi gelmemiş olsaydı, o tedbirlerin fiyaskoyla sonuçlanacağından hiç şüphe yoktu. Böyle sıkı bir askeri rejim sayesinde o tedbirler meyvesini vermiştir”.1

Kemal Türkler’i ortadan kaldıran Türkiye sermaye sınıfıdır. O katil, 12 Eylül’de DİSK’i kapattı, bir işkencehaneye çevirdiği ülkenin yönetimini cuntaya, peşinden MESS başkanı Özal’a teslim etti.

Tetikçiye gelecek olursak.

Kemal Türkler suikastıyla ilgili dava 1981 yılında Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde açıldı. İddianamede 22 Temmuz günü Kemal Türkler’in, evinin önünde arabasına binmek üzereyken Ünal Osmanağaoğlu, Aydın Eryılmaz, Abdülsamet Karakuş ve İsmet Koçak tarafından öldürüldüğü ifade edildi. Dava 6 yıl sürdü. Çıkan kararda Abdülsamet Karakuş ve Aydın Eryılmaz Türkler’i öldürmekten 12’şer yıl, araç gasp etmekten de 20’şer yıl ağır hapis cezası aldılar.

Diğerleri gibi dönemin MHP teşkilatlarına kayıtlı bu tetikçiler bir süre yattıktan sonra tahliye oldu.

Ünal Osmanağaoğlu ise kendisi gibi teşkilattan olan abisi Tamer Osmanağaoğlu’nun kimliğiyle yurtdışına kaçtı. Yurtdışında 19 yıl firari yaşadı. Avusturya’da uyuşturucu kaçakçılığından yakalandı, 3 ay hapis yattıktan sonra yine abisinin kimliğiyle 1999 yılında Türkiye’ye döndü. Abi Tamer Osmanağaoğlu ise 2003 yılında MHP’den İzmir milletvekili seçildi, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu üyesi oldu.

Ünal Osmanağaoğlu’nun 22 Temmuz sabahı arabayı çapraz ateşe tutan üç kişiden biri olduğunu Kemal Türkler’in kızı Nilgün Soydan teşhis etti. Gördüklerini “Üç kişi turuncu renkli Renault marka otomobile koşuyordu. Biri Ünal'dı. Kafa yapısıyla dikkatimi çekti. Boyu, posu, endamı aynıydı. Koşuşunu şimdiki gibi hatırlıyorum” diye anlattı.2

Osmanağaoğlu yurtdışından dönünce Bahçelievler katliamında 7 TİP’li gencin boğularak öldürülmesinin sanığı olarak yargılandı. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi bu davada ona tam 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Diğer taraftan Kemal Türkler davasında da yeniden yargılanmaya başladı.

Dava Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme Osmanağaoğlu’nu beraat ettirdi. Karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından eksik soruşturma nedeniyle bozuldu. Tekrar görülen davada aynı mahkeme bir kez daha beraat kararı verdi. Yargıtay bu kez kararı “olay sırasında ateş ederek suça asli maddi fail olarak katıldığının anlaşıldığına” işaret ederek oy birliğiyle bozdu. Davayı tekrar görüşen yerel mahkeme “beraat hükmünde direnme kararı” aldı. Karar bu kez Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na geldi, orası da tetikçinin beraat kararını bozdu. Davayı dördüncü kez görüşecek olan yerel mahkemenin bu kez beraat kararında direnmesine gerek kalmadı, çünkü artık 30 yıllık zaman aşımı süresi dolmuştu. 30 Kasım 2010 tarihinde dava zaman aşımı nedeniyle düştü. Yargılamanın ardından Ünal Osmanağaoğlu 2012 yılında adrese teslim aflar içeren AKP’nin 3. Yargı Paketi’yle tahliye oldu.3

Kemal Türkler’in MHP’li tetikçileri işte böyle salındı.

Azmettiricileri olarak ise Alparslan Türkeş’le birlikte dönemin MHP yöneticisi Celal Adan ve İstanbul İl Başkan Yardımcısı Yılma Durak yargılandı.

Olayın arka planı emniyet ifadelerinde yer aldı:

Celal Adan, Türkler’in öldürülmesinden birkaç gün önce Yılma Durak’la birlikte Alpaslan Türkeş’in evine gitti. Biraz konuştular, sonra ayrılmak için kalktıklarında Durak, Türkeş’in yanına yaklaştı, kulağına bir şeyler söyledi. Bunun üzerine Türkeş eliyle ot biçer gibi Durak’ın kendisine söylediği şeyi yapın manasında bir hareket yaptı. Adan dışarıya çıktığında Durak’a “Neydi?” diye sordu. Yılma ona, Kemal Türkler’in adresini tespit ettiğini, vurup vuramayacaklarını sorduğunu, genel başkanın da el hareketiyle bunu onayladığını söyledi. Birkaç gün sonra Ünal Osmanağaoğlu partiye geldi. Adan, ona Türkler’in adresini verdi. Osmanağaoğlu o gün bir şey demedi. Ertesi gün tekrar buluştular. Bu kez işi yapmaya hazır olduğunu söyledi. Türkler’in öldürülmesinden bir gün önce Durak ve Adan, Bursa’ya geldiler. Dilek otelde kaldılar. Ertesi gün radyoda Kemal Türkler’in öldüğü haberini duydular. Arabayla Uludağ’a çıktılar. Oraya Türkeş geldi. Lobide ayaküstü sohbet ettiler. Daha sonra Bursa MHP İl Başkanı Necdet’i de alarak Erzurum’a doğru hareket ettiler. Adan orada birkaç gün sonra Ünal Osmanağaoğlu ile görüştü. Osmanağaoğlu Adan’a “Türkler işini hallettik” dedi.4

Cinayetin detayı ise iddianamede ortaya çıktı:

Sabah sekiz sıralarında üç tetikçi, Abdüssamet, Ünal ve İsmet, Aydın Eryılmaz’ın gasp ettiği otomobille Kemal Türkler’in evinin bulunduğu Merter sitesine geldi. Arabayı yakın bir yere park ettiler. Saat dokuz buçuk gibi İsmet, Türkler’in evden çıktığı işaretini verdi. Aydın direksiyonda bekledi. Diğerleri saklandıkları yerden koşarak arabaya binen Türkler ile koruma Ali Bilsev’in üstüne birlikte ateş ettiler. Türkler’e sol göğsünden ve koltuk altından çok sayıda kurşun isabet etti. Koruma polisi ise boynuna ve omuzuna isabet eden kurşunlarla ağır yaralandı. Türkler’in öldüğünden emin olan üç tetikçi koşarak kendilerini bekleyen arabaya bindiler ve oradan uzaklaştılar.5

***

Bahçelievler Katliamı'nın müebbet hapis hükümlüsü, Avusturya’nın uyuşturucu suçlusu, Kemal Türkler cinayetinin 19 yıllık firarisi, 30 yıllık zaman aşımıyla ceza almadan kurtulanı Ünal Osmanağaoğlu 2014 yılında 58 yaşında kalp krizinden öldü. Cenaze töreni İstanbul’da yapıldı. Tabutuna Türk Bayrağı sardılar. Törene Devlet Bahçeli, Meral Akşener ve MHP İstanbul İl Yönetimi tam kadro katıldı. Onunla birlikte Kemal Türkler cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Celal Adan da ordaydı. Kendisine uzatılan mikrofonlara “O büyük bir Türk milliyetçisiydi” dedi.

***

Gelelim bizim sendikacının “Gün bugündür, kervan yürüyor. Bu yürüyüşe Allah’tan başka hiçbir güç mani olamaz” diye yere göğe sığdıramadığı mafya babası Yakup Kürşat Yılmaz’a.

Kendisi, Kemal Türkler öldürüldüğü sırada MHP’nin yan kuruluşu Ülkücü Gençler Derneği yöneticisiydi. 12 Eylül sonrası mafya liderliğine terfi etti. Kemal Türkler cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Celal Adan’a göre bu mafya lideri Alaattin Çakıcı ile beraber “Geçmişte bu millete hizmet etmiş iki vatan evladıdır”.

İşlediği suçları ve cezaların dökümünü, buna karşın Kemal Türkler’i öldüren tetikçiler gibi devletin kanatları altında aldığı ödülleri, afları ve cezasızlıkların dökümünü merak edenler buraya bakabilir.6

Kısacası Kürşat Yılmaz da Alaattin Çakıcı da Kemal Türkler’i öldüren tetikçiler ve onları azmettirenlerle aynı kervanın yolcusudur.

***

Bu bir hatırlatma yazısıdır evet. Ama daha çok bir borç yazısıdır. Kemal Türkler’e, işçi sınıfına inananlara, saygıyı hak edenlere.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.