Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Okuyan: İsrail sömürücüler için iyi bir dosttur

soL TV’de yayımlanan Gündem Özel programında gündemi değerlendiren TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Kapitalizm iyi olan her şeyi çürüttüğü gibi cumhuriyeti de çürüttü" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 16.10.2023 , 20:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayımlanan Gündem Özel programında Gökhan Kazbek’in sorularını yanıtladı.

7 Ekim Cumartesi günü başlayan Gazze-İsrail savaşını değerlendiren Okuyan, şimdiye dek yapılan anlaşmalardan Filistin’in elde ettiği bir kazanım olmadığını belirtti ve savaşın ısrarla etnik ve dinsel sebeplere bağlanarak asıl gerçeğin gizlendiğini ifade etti.

Okuyan, İsrail gibi kapitalist ülkelerin yayılmacı eğilimlerinin olağan olduğunu belirterek “İsrail sadece İsrail’den ibaret değil. Tüm dünyada uluslararası tekellerde büyük söz sahibi. İsrail’in uluslararası rekabette başka hiçbir ülkenin sahip olmadığı avantajları var. Her ülkenin ekonomisine etki edebilecek bir güce sahipler. Buna karşın devlet olarak çok küçükler. Böyle bir kapitalist ülkenin yayılmacı eğilimlere girmesi, ekonomik ve askeri gücü doğrultusunda daha fazla toprak elde etmeye çalışması kimseyi şaşırtmamalı. Bunun üzerine İkinci Dünya Savaşı’nda uğradıkları muazzam soykırımı istismar ederek, ‘vadedilmiş topraklar’ anlatısıyla ideolojik gerekçelere de sahipler. Olaylara dinler, ırklar üzerinden açıklama getirdiğimiz zaman bunlara şaşırıyoruz fakat şaşırmamamız gereken şey şu, dünyamız uluslararası bir rekabet alanı, bu rekabet zaman zaman keskinleşiyor. Dünyadaki tüm soykırımların arka planında ciddi ekonomik nedenler vardır” İfadelerini kullandı.

'İsrail sömürücüler için iyi bir dosttur'

İsrail’in Doğu Akdeniz’de ortaya çıkmaya başlayan yeni enerji kaynakları üzerinde mutlak denetim sağlamaya çalıştığını söyleyen Okuyan şöyle devam etti:

“İsrail yıllarca Filistin halkının meşru taleplerinin üzerini örttü. İki devletli çözüm meselesini, bağımsız Filistin Devleti’nin kurulması için yapılan çağrıları, uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak, üzerini örterek unutturdu. Şimdi gelinen noktada ABD’nin de girişimiyle bölgedeki Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki ilişkileri adım adım normalleştiriyor. Buradan Suudilerin de kazancı olacak çünkü İsrail önemli bir müşteri, enerji anlaşmaları yapacaklardı. Dolayısıyla bölge halklarının duyarlılığı olsa da Türkiye dahil bölgedeki devletlerin Filistin meselesinde bir duyarlılığı yok. Herkes ekonomik ve stratejik çıkarlarına bakıyor. İsrail’in sermaye dünyasındaki etkisi hesaba katıldığında bütün kapitalist ülkeler İsrail ile dost olmaya çalışıyor. Filistin sermayesi ise İsrail’in uluslararası alanda elinde tuttuğu şebekeyle kıyaslanamayacak kadar zayıf.”

'İsrail algı yönetimini kazandı'

Okuyan, 7 Ekim’den bu yana tüm dünyada yapılan algı operasyonuna dikkat çekerek “Dikkat ederseniz Gazze’den servis edilen görüntülerde hep patlayan bombalar, çöken binalar var, insan yok, dolayısıyla yabancılaşıyorsunuz. Filistinlilerin gerçekleştirdiği askeri operasyondan ise hep sivillerin fotoğrafları servis edildi, bunun önemli bir bölümü de yalan çıktı. Medya büyük bir kuvvet. Enformasyon akışı, algı yönetimi, İsrail bunlara hazırlanmış. Bu sayede İsrail ilk gün algı yönetiminde kazanarak herkese ‘Hamas hak etti’ dedirtti. Gazze’de insanlık dramı yalnızca bugün yaşanmıyor. Filistin’de her gün Batı Şeria’da veya Gazze’de insanlar koşullar ve İsrail askeri yüzünden ölmeye devam ediyordu. Ortada işgalci bir kuvvet var, Filistin halkının bu hapishaneyi yıkmak istemesi meşrudur. İsrail elçisi Türkiye halkına teşekkür etti, bu noktaya geldik. Türkiye’deki Filistin duyarlılığı İslamcı kesimlere daraldı. Hamas’a dair TKP’nin düşünceleri belli, biz karşıt dünyalardayız. Hamas’ın Gazze’de öne çıkan örgüt olması çok kötü. Ama biz 7 Ekim günü bunu öne çıkarsaydık İsrail’e yardım etmiş olacaktık. İsrail tüm dünyada yaptığı algı operasyonunu Türkiye’de kemik İsrailciler üzerinden yapmadı. Filistin yanlısı gibi gözüküp ‘ama Hamas’ diyenler sayesinde yaptı. Bu algı operasyonu Avrupa’yı teslim almış durumda” İfadelerini kullandı.

'Filistin meselesi sınıfsal bir meseledir'

Okuyan, sözlerine şöyle devam etti:

Filistin’e dair her şey yasaklanmaya başladı. Avrupa’daki bu durum Hitler Almanya’sını çağrıştırıyor. Kendi besledikleri siyasal İslamcıları, cihatçıları bahane ederek bunu yapıyorlar. Filistin meselesi sınıfsal bir meseledir, Müslümanlarla Yahudiler arasında bir kavga değildir ama o biçimi almıştır. Bu sayede dünyadaki tüm güçler birtakım gerekçelerle istediğini yapabilme özgürlüğü elde ediyor. Burada biz bir ahlakı temsil etmek zorundayız. Adalet duygusunun ayakta kalması lazım. 100 yıl önce cumhuriyet kuruldu, cumhuriyetin kuruluşuna giden milli mücadelede Kemalistlerin müttefiki Bolşeviklerdi. Bunu sadece stratejik nedenlerle değil işgale karşı çıktıkları için desteklediler, bu ilkeli bir tutumdu. Komünistler her zaman adaletli olmuşlardır, bilinç vicdanımızı vicdan bilinci besler. İsrail Komünist Partisi ‘bu işin sorumlusu Netanyahu’dur biz işgalciyiz’ dedi. Olaya İsrail içerisinden de sağlıklı bakan unsurlarla Ortadoğu’daki diğer güçler arasındaki etkileşimin artması lazım. Bölgenin en gelişkin işçi sınıfı İsrail’de. Bu işin artık etnik, dinsel kavga olarak gözükmekten çıkması lazım. Yoksulların, emekçilerin birliğini sağlayarak o perspektifle bakılması lazım ancak o zaman İsrail devletinin yaptıklarının gerçek anlamı ortaya çıkar. Dünyada Filistin’in tek dostu yoksul halklardır.”

'Uluslararası komünist ve işçi partilerinden ortak bir tepki yükselecektir'

Kazbek, Türkiye Komünist Partisi’nin gelecek hafta İzmir’de ev sahipliğini yapacağı uluslararası komünist ve işçi partileri toplantısında Filistin-İsrail değerlendirmesi yapılıp yapılmayacağını sordu.

Okuyan, partiler arasında önemli görüş ayrılıkları olduğunu ifade ederek, Filistin meselesinde muhtemelen bir ortaklık sağlanacağını belirtti. “Bu meselede belli ayrıntılarda görüş ayrılıkları olsa da ortada çok açık bir İsrail saldırganlığı var. Kaçınılmaz olarak toplantının önemli gündemlerinden biri haline gelecek” diyen Okuyan, İsrail Komünist Partisi’nin de toplantıya katılacağını belirtti.

Programda 22 Ekim Pazar günü Türkiye Komünist Partisi’nin Cumhuriyetin 100. Yılı dolayısıyla İzmir Bornova’da Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nda yapılacak “Halk için Cumhuriyet, Cumhuriyet için sosyalizm” etkinliği hatırlatıldı.

'Kapitalizm iyi olan her şeyi çürüttüğü gibi cumhuriyeti de çürüttü'

Okuyan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyetin başına ne geldiyse ‘eski kafalar ortalığa çıktığı için geldi’ türünden algının derhal değişmesi lazım. Tam tersine karşımızdaki kuvvet AKP, çağdaş bir kuvvettir. Çağdışı düşünceleri arkasına almıştır fakat modern bir kuvvettir, bugüne ve bugünün kapitalizmine aittir. İşçi sınıfı ve toplumsal çıkarların unutturulup toplumun cemaatleştirilmesi kapitalizmin ihtiyacıydı. Cumhuriyetin başına gelenler AKP yüzünden değil kapitalizm yüzündendir. Ve kapitalizm çürüyor. İyi olan her şeyi çürüttüğü gibi cumhuriyeti de çürütüyor. Cumhuriyet kapitalizm olduğu sürece yeniden ayağa kalkamaz. Türkiye’deki cumhuriyetçiler arasında başımıza gelen felaketlerin sorumlusunun sermaye düzeni olduğunu kavramaya başlayanlar ortaya çıkmaya başladı. Holdinglerle tarikatlar arasındaki diyalektik bütünlük tartışılmaya başlandı. Daha önce çağdaşlığın simgesi olan Tüsiad sermayesinin aslında bu memlekete ne kadar kötülük ettiği anlaşılmaya başlandı.

'Türkiye’de cumhuriyetçi birikim yaşamaya devam ediyor'

Türkiye’de cumhuriyetçi birikimin bir özelliği var, cumhuriyet bitse de cumhuriyet fikri yaşıyor. Bunu ayağa kaldırmak için sistematik bir programa ihtiyaç var. Bağımsızlık, laiklik, devletçilik ve planlı ekonomi, halkçılık bunlar Türkiye’de cumhuriyet döneminin uç verdiği ideolojik noktalar. Bunlar Türkiye sosyalist devriminin de temel meseleleri. Herkes dükkanı kapatsa da Türkiye Komünist Partisi kapatamaz çünkü Türkiye’nin temel meseleleri bu meseleler."

'Halkçı, sosyalist belediyecilik örneklerinin çoğalması lazım'

Kazbek, yerel seçimlerde TKP’nin seçim stratejisini soru olarak yöneltti. Okuyan TKP’nin farklı seçim stratejileri olmadığını, tek bir stratejiye sahip olduğunu belirtti.

Okuyan'ın soruya verdiği cevap şöyle:

“Yerel seçimlerde bizim yine öncelikli olarak Türkiye’de sosyalist seçeneğin toplumun gündemine daha fazla girmesi gibi bir görevimiz var. Bunun dışında bir ittifak sonucu Dersim’de gerçekleşen halkçı, sosyalist belediyeciliğin sayısını arttırmak gibi bir derdimiz var. Bunu bazı yerlerde TKP kendi yapabilir bazı yerlerde iş birliğine gidebiliriz. Bunun görüşmelerini de yapıyoruz önemli olan sayıların çoğalmasıdır. Düzeni değiştirme kararlılığında olan komünistlerin belediyecilik anlayışı bugünkü yerel yönetimlerden çok farklı. Yolsuzluğa bulaşmadan, ihale mafyalarıyla iç içe yaşamadan, emekçi halkın çıkarlarını, belediye çalışanlarının çıkarlarını gözeterek çevreyle barışık, insanı, kadını, kültür sanatı koruyan belediyeciliğin bugünkü düzende dahi yapılabilir olduğunu göstermek çok önemli.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.