Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Okuyan: Halkın çıkarlarını dillendiren bir programa, Türkiye tasarımına şiddetle ihtiyaç var

İktidarın muhalefete dönük kuşatması ve transfer hareketliliğine ilişkin açıklama yapan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, siyaset alanındaki daralmanın toplumdaki itirazları kaldıramayacağını vurgulayarak, halkın çıkarlarını savunan bağımsız bir programa duyulan ihtiyaca dikkat çekti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 10.09.2026 , 19:07 Güncelleme Tarihi: 10.09.2026 , 21:16

AKP bir yandan kayyımlarla, tutuklamalarla, sonu gelmeyen operasyonlarla kuşatmayı devam ettiriyor, diğer yandan bazıları şantajla olmak üzere belediye başkanlarını, milletvekillerini, belediye meclis üyelerini saflarına katmayı sürdürüyor.

Siyasetteki bu tabloyu değerlendiren Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, yaşananları sadece iktidarın zorbalığıyla açıklamanın kolaycılık olacağına dikkat çekti.

Türkiye toplumundaki arayış ve itirazların ortadan kalkmayacağının altını çizen Okuyan, bu tablo karşısında halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarını dillendiren bir programa şiddetle ihtiyaç duyulduğunu vurguladı ve TKP'nin itirazı olan kesimleri birlikte yürümeye ikna etmeyi temel bir görev olarak gördüğünü ifade etti.

'Bütün bu tuhaflıkları iktidarın zorbalığı ile açıklamak en kolayı'

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, sosyal medya üzerinden bir açıklama yayımladı.

"Şu anda siyaset alanında ne görüyoruz?" sorusunu yönelten Okuyan, yaşananları şöyle özetledi:

"İktidar rakip bildiği siyasi partiyi ya da siyasetçileri kayyımla, tutuklamalarla, sonu gelmeyen operasyonlarla kuşatmaya devam ediyor.

Bütün bunlar bazıları için bir şantaja dönüşüyor ve belediye başkanları, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri iktidar saflarına geçiyor."

Kuşatmanın neden, transferlerin sonuç gibi görülebileceğini aktaran Okuyan, "Bir açıdan evet. Ancak, ana muhalefet partisinin içinden iktidara sığınanların sayısı bize aynı zamanda neden-sonuç ilişkisini tersine çevirebileceğimizi de gösteriyor" dedi.

Okuyan, "Türkiye’nin 25 yıldır yaşamış olduğu toplumsal gerginliğe rağmen, bu gerginliğin bir tarafını temsil ettiğini ileri süren partiden iktidar partisine geçmek için kuyruk oluşması, iktidarın söz konusu kuşatmayı bu kadar kolay becerebilmesinin nedeni olarak da görülmeli" ifadesini kullandı.

İktidarın başka kesimleri de sindirmeye çalıştığını, ancak sözünü ettiği durumun Türkiye’de son seçimden birinci çıkan partinin başına gelenler olduğunu ifade eden Okuyan, "Bütün bu tuhaflıkları iktidarın zorbalığı ile açıklamak en kolayı" dedi.

Okuyan, "Toplumsal ve siyasal olaylarda en kolay ulaşılan sonuçlar, çoğunlukla yanlış olandır. Yurttaşlarımızı bu kolaycılıktan vazgeçmeye ve daha farklı bir siyaset tarzına davet ettikçe 'gerçekçi siyaset yapmamak'la eleştiriliyoruz. Olsun" ifadelerini kullandı.

'Türkiye seçimlerin tamamen önemsizleştiği hatta yapılmadığı bir ülkeye mi dönüşür?' 

"Peki bu süreç nereye gidiyor?" sorusunu yönelten Okuyan, şöyle devam etti:

"Varsayalım ki, iktidar bastırdı biraz daha ve sürekli iddia edildiği gibi Cemil Tugay’a ve de hatta bugünün konusu Mansur Yavaş’a rozet taktı. Bunun sonucu ne olur? Türkiye seçimlerin tamamen önemsizleştiği hatta yapılmadığı bir ülkeye mi dönüşür? Diğer partilerin hükümsüzleştiği bir tek parti iktidarı tescillenir mi?

Hayır bu olmaz, siyaset alanındaki bu daralma Türkiye toplumundaki sarsıntı, arayış ve gerginliği ortadan kaldırmaz ya da onu istenen ölçüde baskılayamaz. Dahası, bu şekilde devam edilirse, AKP bir parti olma vasfını kaybeder ve içinde bugün de var olan ama bir biçimde kontrol edilebilen hizipler bayağı particiklere dönüşür ve ortada 'tek parti' filan kalmaz."

Tarihten çeşitli örnekler verildiğine işaret eden Okuyan, "İtalya’da şöyle olmuş, Almanya’da da böyle olmuş filan. Oldu evet. Ama bilinmeli ki, 2026 Türkiye’sinde bu toplumu baskı-onay mekanizmalarını kullanarak, daraltılmış bir siyasal-ideolojik hattın içinde birkaç yıllığına dahi olsun tutmanın koşulları yok. Şu anda ve öngörülebilir bir gelecekte yok. Kılıçdaroğlu’nu transfer etsen de yok, “Türkler tek başına yapamadı, şimdi Türk-Kürt birlikte yapacağız” söylemiyle de yok" ifadelerini kullandı.

'TKP dostlarını birlikte yürümeye ikna etmeyi bir görev bilmeli'

Çaresizlik içinde pusulasız şekilde sürükleniyor olsa da toplumun farklı farklı kesimlerinin, farklı farklı konulara itirazlarını asla geri çekmediğini ve çekmeyeceğini vurgulayan Okuyan, "Türkiye’de düzen siyasetinin tüm demirbaşları AKP’de toplansa bu durum değişmez" dedi.

Okuyan, "İşte bu karmaşada, yurttaşlarımızın sorunlarının kaynağına işaret eden, 'itiraz'ları tasnif eden, bir bölümünü önemsizleştiren, bir bölümünü cesaretle karşısına alan, ama halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarını dillendiren bir programa, bir Türkiye tasarımına şiddetle ihtiyaç var" dedi.

Okuyan açıklamasını şöyle noktaladı:

"106. yılını kutlayan TKP’yi de bir 'itiraz' olarak benimseyen birçok dostumuz bu 'itiraz'ı en başta özet geçtiğimiz düzen siyasetindeki kısır döngünün içinde yüksek kalorili bir yakıt olarak görmek istedikleri için bize sürekli 'peki ama siz ne öneriyorsunuz' diye sormakta. Ne önerdiğimiz çok açık aslında. Ama yeterince ikna edici olmuyoruz demek ki. O halde TKP hızlı ve etkili bir biçimde son dönemde sayısı çok büyük bir hızla artan 'haklılar, doğru söylüyorlar' noktasındaki dostlarını birlikte yürümeye ikna etmeyi bir görev bilmeli. Temel gündemlerimizden biri işte budur."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.