Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Okuyan: AKP Cumhuriyet kutlamalarına önem verseydi daha mı iyi olurdu?

TKP Genel Sekreteri Okuyan gündeme ilişkin soL'un sorularını yanıtladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 28.10.2023 , 10:06 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Cumhuriyet'in 100. yılına girerken, sönük etkinlikler, ertelenen kutlamalar gündemde. Önce TRT'nin kutlamaları ertelemesiyle başlayan süreç, büyükelçiliklerden resmi kutlamalara ya ertelenmeye ya da sönük geçmeye devam ediyor. 

"AKP Cumhuriyet kutlamalarına önem verseydi daha mı iyi olurdu?" diyen Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Güçlü bir Cumhuriyetçi birikim var ülkemizde, bunun ayağa kaldırılması gerekiyor. Ancak bu güçlü birikim çok çeşitli nedenlerle yorgun. Yorgun olunmasa iktidarın Cumhuriyet kutlamaları konusundaki isteksizliğinden kaygı ya da üzüntü duyulmazdı" değerlendirmesini yaptı.

Okuyan, TKP'nin 22 Ekim'de gerçekleştirdiği “Halk için Cumhuriyet, Cumhuriyet için Sosyalizm” etkinliğini, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi'ni anlattı.

Okuyan'ın soL'un sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

'Kutuplaşma değil, dağılma ve çürüme var'

Cumhuriyet’in yüzüncü yılındayız. Hükümet sessiz, zaman zaman “Erdoğan İkinci Atatürk’tür” gibi çıkışlar gözleniyor. Öyle gözüküyor ki AKP Cumhuriyet’e değil, “Türkiye Yüzyılı”na odaklanmış durumda. Sizce yüz yıl sonra Cumhuriyet’le ilgili kutlamaların geldiği yeri nasıl değerlendirmek gerek? Bu açıdan da bir kutuplaşma mı söz konusu?

Hayır bir kutuplaşma değil, dağılma ve çürüme var. Kutuplaşma bazen sağlık işaretidir. İyi ve kötü arasında bir kutuplaşma olmasın diyemezsiniz örneğin. Türkiye’de bugün Cumhuriyetçiler ile Cumhuriyet düşmanları arasında bir karşı karşıya geliş, kutuplaşma yok. Güçlü bir Cumhuriyetçi birikim var ülkemizde, bunun ayağa kaldırılması gerekiyor. Ancak bu güçlü birikim çok çeşitli nedenlerle yorgun. Yorgun olunmasa iktidarın Cumhuriyet kutlamaları konusundaki isteksizliğinden kaygı ya da üzüntü duyulmazdı. Onca yıllık karanlığının ardından hükümet ikiyüzlü davranarak baskın bir Cumhuriyetçi görüntü verseydi, bu iyi mi olurdu? Şikayet edecek bir şey yok. Sonra, yorgun olunmasa, Cumhuriyetçi değerlerin bir bir yok edilmesinin perde arkasındaki aktörü olan büyük holdinglerin vıcık vıcık reklamlarına yaygın bir tepki ortaya çıkardı. Açık söyleyeyim, kusasım geldi bunları izlerken. Emperyalizmin simge şirketlerinden Shell bile “Cumhuriyet” dedi dalga geçercesine. Birinci Dünya Savaşı’nda Ortadoğu’nun parça parça edilme planlarının tam göbeğindeki Shell. Savaş ve işgallerden kasa dolduran Shell. İkinci Dünya Savaşı’nda hem faşist Almanya’ya hem müttefiklere petrol satan Shell. Öyle “ne güzel herkes Cumhuriyetçi” diye bir dünya yok. Cumhuriyet fikri ya emekçi halkın eşitlik, özgürlük, laiklik, bağımsızlık talebiyle ayağa kalkar ya holding ve tarikatların elinde çürür. Mesele bu kadar basit.

Peki, bir diğer dile getirilen argüman şöyle: Tersinden bakıldığında, bu durum Cumhuriyet’in temellerinin sağlamlığını göstermiyor mu? Büyük şirketlerin birbiriyle yarışırcasına Cumhuriyet’i savunma noktasına gelmesi neden illa kötü olsun?

Türkiye’de egemenlerin kaderidir bu. Darbeler, cinayetler, katliamlar, yaygın tutuklamalar para etmiyor. Bazı şeylerden kurtulamıyorlar. 8 Mart Emekçi Kadınlar günü örneğin. Son yıllarda bütün holdingler sıraya girdiler. Tabii 8 Mart’tan “emekçi”yi çıkararak. Nasıl büyük hadsizlik. Nâzım Hikmet, Deniz Gezmiş gibi ne yapsalar ortadan kaldıramadıkları değerlerimizi de başkalaştırmaya çalışıyorlar. Bugünkü Türkiye’yi büyük ölçüde kendi tekellerine aldıkları için rahatlar elbette. Her şeyi metalaştırdılar, her şeyi. Bunda iyi hiçbir şey yok. Yanlış anlamayalım, patronlar Cumhuriyet’e teslim olmuyorlar, Cumhuriyet’i uzun bir süredir tekellerine almış durumdalar.

'İzmir’de Türkiye Cumhuriyeti tarihine TKP’li bir bakışı yansıttık'

Bir süredir ülkenin Cumhuriyetçi birikimi ile komünistlerin etkileşimini vurguluyorsunuz. TKP’nin İzmir’de 22 Ekim günü gerçekleştirdiği etkinlik bu arayışın mı ürünüydü? Bu açıdan etkinlik başarılı oldu mu?

Biz de Türkiye’deki Cumhuriyetçi birikimin bir parçasıyız. Ama elbette çok geniş, güçlü, yaygın bir birikimden söz ediyoruz. Bir yol ayrımı söz konusu. Emperyalizmle, holdinglerle, tarikatlarla hesaplaşılacak mı hesaplaşılmayacak mı? Bu yol ayrımı TKP’nin yol ayrımı değil. Biz zaten buradayız. Ancak Cumhuriyetçi birikimin bu hesaplaşmaya güçlü girmesi gerek. Buna yardımcı olmak için bazı konularda daha cesur olmalıydık ve evet cesur davranıyoruz. TKP kendi program ve ilkelerinden taviz verip, şirin gözükmek gibi bir niyetle hareket etmiyor. Sözümüzü bütün açıklığıyla ve dilimizi güncelleyerek söylüyoruz, dürüst ve samimi bir el uzatıyoruz. Biz 22 Ekim’de İzmir’de Türkiye Cumhuriyeti tarihine TKP’li bir bakışı yansıttık. Sanatın dilini kullanarak. Heyecanlı, coşkulu, bütünlüğü olan, bize yakışır bir etkinlik oldu. Binlerce yurttaşımız oradaydı, bir arada olmanın, omuz omuza vermenin değeri bir kez daha anlaşıldı. Çok sayıda kişiden kutlama mesajı aldık. Hepimizin bildiği gibi Cumhuriyetçi birikim çok geniş ve parçalı. Ama artık zaman yok. Bazı konularda karar verilmesi gerekiyor. Bu ülkede Cumhuriyet değerleri kapitalist sömürünün, NATO’nun, tarikat düzeninin varlığında korunabilir diyenlerle yolumuz ortaklaşamaz. Türkiye’nin ve dünyanın meselelerine hamasetle, başkalarına yaranarak çözüm de üretemeyiz. İlkeli, devrimci bir programla hareket etmek, cesareti yaymak zorundayız. Bu akşam, birçok kentte bunun için yürüyeceğiz.

'Kimse bir örgüt adına katılmayacak Meclis çalışmalarına'

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin kuruluşu için sürdürülen çalışmalar bu yaklaşımın bir parçası mı?

Kuşkusuz öyle. Daha şimdiden Cumhuriyetçi birikimi temsil açısından çok anlamlı isimler, Türkiye’de emperyalizmle, tarikatlarla, holdinglerin düzeniyle barışmak istemeyen isimler, Halk Temsilcileri Meclisi için kollar sıvadı. Bu Meclis faaliyetlerine başladığında asıl meselemiz olan halk kesimlerinin, toplumsal kesimlerin bütün bu değerler doğrultusunda ayağa kalkmasını sağlamak için işlev üstlenecek. Meclis, örgütler arası bir ittifak olmayacak, kimse bir örgüt adına katılmayacak Meclis çalışmalarına. Tartışan, üreten, mücadele eden, toplumsal dinamiklerin içinde var olan bir Meclis. TKP bu süreçte sadece kolaylaştırıcı bir rol üstlendi. Katılımcıların benimsediği, ortaklaştığı ideolojik ve siyasi çerçeve kendi var oluş temellerini yaratıyor zaten. Özgün, iddialı, umudu çoğaltan bir girişim olacağını düşünüyorum Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin.

'Muazzam bir mücadele tarihi var'

İzmir’de yapılan “Halk için Cumhuriyet, Cumhuriyet için Sosyalizm” etkinliğinden hemen önce Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı TKP’nin ev sahipliğinde Türkiye’de toplandı. Katılımcı partilerin birçok açıdan birbirinden değişik düşüncelere sahip olduğunu biliyoruz. Ayrıca partilerin etkileri, ülkelerindeki güçleri de çok farklı. Bu çeşitlilikte nasıl bir anlam taşıdı toplantı?

Komünist partilerin toplantıları yılda bir gerçekleşiyor. Bu yıl 23. toplantıya ev sahipliği yaptık. Bu toplantılar Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra komünizmin dünya ölçeğindeki varlığını hem göstermek hem de güçlendirmek için çok büyük bir işlev üstlendi. Kovid salgını sırasında yüz yüze yapılmadığını hatırlayacak olursak bu toplantılar 25 yıldır gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıl Havana’da Küba Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde yapılan toplantıda bir sonraki toplantıyı TKP’nin düzenlemesi kararı alınmıştı. Bu toplantılara iktidarda olan partilerin yanı sıra, kapitalist ülkelerde çok farklı koşullarda mücadele eden komünist partileri de katılıyor. Bu partiler arasında oldukça ciddi görüş ayrılıkları olduğu bir sır değil. Kimse bu görüş ayrılıklarını gizlemiyor, yok saymıyor. Ancak toplantılar boyunca herkes birbirini dinliyor, öğreniyor, tartışıyor. Sonuçta dinamik bir süreçten söz ediyoruz. Bazı partilerin kendi içinde de tartışma sürüyor. Kimi zaman ortak noktalar yakalanıyor. Örneğin bu toplantıda Filistin konusunda hızlı bir biçimde ortak bir yaklaşım geliştirildi ve dünya kamuoyu ile paylaşıldı. Bazen de bir grup parti ortak deklarasyonlarla belli konularda tutum açıklıyorlar. Biz bu toplantıların sınırı ve kısıtı konusunda son derece berrak bir düşünceye sahibiz.

Öte yandan bu toplantılara katılan partilerin büyük bölümünün arkasında muazzam bir mücadele tarihi var. Bazılarının bugün sınıf mücadeleleri açısından ülkelerinde ciddi bir ağırlığa sahip olduğu da unutulmamalı. Bu toplantılara yıllarca ev sahipliği yapan Yunanistan Komünist Partisi, geçen yıl hepimizi konuk eden Küba Komünist Partisi, laf olsun diye düzenlemediler bu toplantıları. TKP de uluslararası alanda önemli iddia ve sorumlulukları olan bir parti olarak, toplantılara katkı koyuyor. Bu yaklaşım doğrultusunda saygın, inisiyatif alan, çok farklı işbirlikleri içinde olan, sorumluluk duygusuyla hareket eden bir partiyiz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.