Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

KCK'den süreç ve Halep açıklaması: Türkiye'ye suçlama, Fidan ve Güler'e 'sabotajcı' tepkisi

KCK, Suriye'de HTŞ'nin Halep'e yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Hareketimizle Türkiye arasında süren ateşkes ve buna dayalı sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecini de sorgulatmaktadır" dedi. Başka bir açıklamada, Fidan ve Güler'in süreci sabote ettiği söylendi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.01.2026 , 13:00

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Suriye'de HTŞ yönetimi ile SDG arasındaki görüşmelerin tıkanmasının ardından HTŞ ve beraberindeki güçlerin Halep'te Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine saldırıları hakkında bir açıklama yaptı.

ANF'de yayımlanan açıklamada, süreç ve Türkiye'nin Suriye'ye yönelik politikaları sert bir dille eleştirildi.

Açıklamada, saldırıların "Kürtlerin yaşadığı tüm ülkelerde elde ettiği kazanımlara yönelik saldırıların devamı ve parçası olmaktadır" denildi.

"Süreci sabote eden yaklaşımlar ve politikalardan uzak durulması gerektiği" ifade edilen açıklamada, "Biz barış ve demokratik toplum sürecinde üzerimize düşen sorumlulukları tereddütsüz ve cesaretle yerine getirdik" ifadeleri kullanıldı.

AKP ve MHP'ye çağrıda bulunulan açıklamada, "Barış ve demokratik toplum sürecinin başarısı için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz. Halkımız ve demokrasi güçleri de Türk devletinin süreci sabote eden politikalarını durdurmaları için demokratik temelde mücadeleyi yükseltmelidirler" sözlerine yer verildi.

'Demokratik toplum süreci sabote ediliyor'

KCK, açıklamasında kısaca şunlara vurgu yaptı:

"PKK kendisini feshetmişken, 1 Mart 2025’ten bu yana bir ateşkes durumu varken, sürekli PKK’nin dillendirilerek Kürt mahallelerine yapılan bu saldırılar Özgürlük Hareketine ve titizlikle uyguladığı ateşkesi bozmaya yönelik de bir saldırı olmaktadır. Hem bir süreçten söz edilecek hem de bu sürecin bir tarafı olan Özgürlük Hareketimize sürekli hakaret edilip saldırılacak! Bu yaklaşımla Rêber Apo’nun silahlı mücadelenin bırakılması ve ateşkese dayalı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı nasıl sürdürülecektir? Hem terörizm ve teröristler denilerek Kürtlere saldırılacak, hem de Kürt-Türk kardeşliğinden söz edilecek! Bunun Kürtler için bir inandırıcılığı olmayacağı açıktır. Halep’teki Kürt mahallelerine saldırı ve devlet yetkililerinin Hareketimize yönelik yaklaşım ve tutumları barış ve demokratik toplum sürecini sabote etme anlamına gelmektedir.

'Özel geçiş yasası çözüm adımı olmayacak'

Kürt mahallelerine saldırı ve Fırat’ın doğusuna yönelik saldırı hazırlıkları Hareketimizle Türkiye arasında süren ateşkes ve buna dayalı sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecini de sorgulatmaktadır. Bu süreçte doğrudan Hareketimizi hedef alan saldırılar, hazırlandığı söylenen özel geçiş yasasının da bir çözüm adımı olmayacağını göstermektedir. Hareketimize yönelik bu kadar saldırı yürütülürken ve Kürtlerin demokratik iradelerine saldırılırken bu yasanın Hareketimiz ve Kürtler için demokratik siyaset alanı açacak bir nitelikte olması zor görünmektedir. Acaba, kabul edilmeyecek bir yasa çıkarılıp savaş mı başlatılmak planlanmaktadır? Ateşkes ve barış ve demokratik toplum sürecini sabote eden politika ve uygulamalar bunu düşündürmektedir.

Devlet yetkilileri ve sorumlu siyasi güçler, mevcut sürecin ruhuna ve amacına yönelik bir politika ve yaklaşım içinde olmalı ve süreci sabote edici adım ve uygulamalardan uzak durmalıdırlar. Halkımız ve demokrasi güçleri de Türk devletinin süreci sabote eden politikalarını durdurmaları için demokratik temelde mücadeleyi yükseltmelidirler."

'Fidan ve Güler süreci sabote etti'

Bundan bir gün önce Halep'teki çatışmalara dair KCK Dış İlişkiler Komitesi'nden de ayrı bir açıklama yapıldı.

Rudaw'ın aktardığına göre, çatışmaların "süreci sabote etme planı" olarak nitelendirildiği açıklamada, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ısrarının, süreci Suriye üzerinden sabote etme planı olduğu söylendi.

HTŞ ordusunun mahallelere yönelik operasyonunun “IŞİD saldırısı” olarak adlandırıldığı açıklamada, “Halep’te DAİŞ’i (IŞİD) yenen Kürtlere, Suriye rejimi ve Türk devletinin yeni ortak planıyla saldırması ikinci bir DAİŞ saldırısıdır. O zaman da DAİŞ, Halep’te Kürtleri katletmek ve göçertmek istemişti, şimdi de çeşitli bahanelerle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine saldırı aynı amacı taşımaktadır. Dolayısıyla bu saldırıları DAİŞ’in devamı olan cihadist saldırı olarak görmek ve Halep Halk Meclisi’nin kararını DAİŞ’e karşı direniş iradesi görmek gerekir. Kürtler, DAİŞ ve her türlü cihadist çete gruplarına karşı 15 yıldır büyük bedeller ödeyerek direnmiştir. Kürtlerin bu direnişi, insanlık adına büyük bir kazanımdır. Dünya kamuoyunun böyle bilmesi, anlaması ve buna göre Halep halkıyla dayanışma içinde olması Halep üzerindeki kirli planı bozması ve üzerine düşeni yapması ahlaki-vicdani bir görevidir” denildi.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne çağrı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Soykırıma karşı Kürtlerin gösterdiği bu direnişe başta BM, AB olmak üzere tüm insanlığın sahip çıkması çağrımızdır. Aksi durumda uluslararası güçlerin sessizliği katliama onay vermedir.

Uluslararası hiçbir hukuk ve savaş kuralları tanımayan bu vahşeti durdurmak tüm siyasi çevrelere düşen sorumluluktur. Suriye’de halkların savaşa değil barışa, düşmanlığa değil kardeşliğe ve birlikte demokratik yeni bir Suriye’yi yaratmaya ihtiyaç vardır.

Tüm siyasi güçlerin ve çevrelerin bu temelde rol oynamaları bölge barışına hizmet edecektir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.