Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kayıp kültürler atlası: Ezidiler

Sayıları ülkemizde her ne kadar azalsa da Ezidilik bugün hala Ortadoğu'da sürekliliğini koruyor. Zaman içinde yok olma tehlikesi olan Ezidilik'e yakından bakıyoruz

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 15.01.2023 , 09:28 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Türkçe ifadede genellikle Yezidilik diye tarif ediliyor Ezidilik. Bir tür kavram karmaşı aslında. Ezidilik, Kürtçe konuşan etnodinsel bir topluluk. İbadetlerini Kürtçe yapan bu dini grubun sayısı günümüzde yaklaşık 1 milyon kişiyi kapsıyor. Nüfusun en kalabalık olduğu yer ise Irak. Yaklaşık 600 ile 700 bin arasında Ezidi'nin yaşadığı bu ülke aynı zamanda Ezidilerin Kutsal mekanı olan Laliş'in de ev sahibi.

Irak dışında resmi verilere göre Türkiye'de 5-10 bin, Gürcistan'da 20 bin, Ermenistan'da 35 bin, Rusya'da 40 bin, Suriye'de 50 bin ve Avrupada yaklaşık 100 bin Ezidi yaşıyor. Kafkasya ve Rusya'daki varlığı ise SSCB döneminde daha çok yaygınlık kazanıyor. O dönemlerde Irak ve Suriye'den çok miktarda Ezidi özellikle Ermenistan ve Gürcistan Sovyetine göç ediyor. Bugün Erivan Radyosu arşivlerinden dinlediğimiz pek çok sanat bunlara örnektir.

Ezidiliğe göre "düşkün" melek, yani insanın önünde diz çökmeyen ve secde etmeyen melek yaratıcının buyruğuna rağmen bildiğini okumuştur. Ve bu aslında onun ne kadar asil olduğunu gösterir. Ve yine Ezidiliğe göre tanrı dünyayı sadece var etmiştir. Sürdüren ve belirleyen tanrı değildir. Meleki Tavus olarak tarif edilen bu "düşkün" melek tanrının bugün dünyadaki suretlerindendir. Tanrının buyruğuna karşı geldiği için 40 bin yıl ateşte yanan bu melek göz yaşlarıyla ateşi söndürmüş ve sonunda da tanrıyla barışmıştır. Ve yine tanrı mutlak olarak iyidir Ezidilike göre. İbadete ihtiyacı yoktur. Onun yerine kalbi kötülükle dolu olan Meleki Tavusa ibadet edilir ki kalbindeki kötülüklere karşı savaş versin. 

Güneş kutsaldır. Mezar taşlarında güneş sembolleri yaygındır bu nedenle. Kutsal kitaplarından biri Meshaf'a Reş'tir. Yani kutsal kara kitap. Türkçedeki deyişte "ekmek mushaf çarpsın" kelimesindeki Meshaf aynı kelimeyi işaret eder. Yani kutsal kitabı. 

Bugün bu yazıda daha çok Ezidilerin Anadolu'daki silinen izlerini takip edeceğiz. Bugün ülkedeki sayısı sembolik bir sayıya sınırlanan Ezidileri, yaklaşık 30 yıldır onların izlerini ve göç ettikleri köyleri fotoğraflayan, fotoğraf sanatçısı Rıdvan Başkurt ile konuştuk. Başkurt, Şırnak Cizre'de yaşıyor. Kendisi Ezidilerin, Süryanilerin, Keldanilerin fotoğraflarını çekiyor. Bazen dini bir ritüel sırasında bazen ise boşaltılmış bir köyde viraneye dönmüş evler arasında. Binlerce fotoğraf biriktirmiş bugüne kadar. Kendisi ile kaybolmaya yüz tutmuş Ezidi kültürünün bugünkü izlerini soL Haber için konuştuk. 

Rıdvan Başkurt

Öncelikle bu bölgeleri ve kaybolan tarihi yerleri belgelemek ve fotoğraflamak fikri nerden çıktı?

"Fotoğraflamak, benim için kişisel olarak çok anlamlıdır çünkü kaybolan tarihi yerleri ve kültürleri belgelemekte gerçekten önemli bir fırsat sunuyor. Bu yerler ve kültürler, tarihteki önemli dönüm noktalarını, insanların yaşamlarını ve toplumların gelişimini yansıtıyor. Ben bu yerlerin ve kültürlerin tarihini ve anılarını yaşatmak için fotoğraf sanatını kullanmaya karar verdim. Bu fotoğraflar, gelecek nesillere kaybolan tarihi yerlerin ve kültürlerin varlığını hatırlatır ve onların önemini vurgular. Ayrıca, fotoğraflar, insanların güncel olaylar ve durumlar hakkında daha derin bir anlayışa ve farkındalığa sahip olmalarını sağlar. Özellikle, kaybolan tarihi yerler ve kültürler hakkında çektiğim fotoğraflar, insanların bu yerlerin ve kültürlerin önemini anlamasını ve koruma çabalarını arttırmasını hedefliyorum. Bu yerlerin ve kültürlerin geçmişinin gün yüzüne çıkarılması, kendimize ve gelecek nesillere kültürümüzün ve tarihimizin değerini hatırlatacaktır. Aynı zamanda, farklı kültür ve etniklerin de önemini vurgulamak istiyorum. Her kültür ve etnik grup, kendi tarihini ve anılarını taşır ve bu farklılıkların kabul edilmesi ve anlaşılması, daha adil ve barışçıl bir dünya için önemlidir.

Laliş ile ilgili hem Şırnak ve çevresinde hem de Sinjar Laliş'te birçok çekimler yaptınız. Bu iki ayrı yerleşimde farklılıklar ve ortaklaşan şeyler nelerdi?

Fotoğraf çekmeye devam ettikçe, Şırnak ve Laliş'te yaşayan Ezidiler arasındaki kültürel zenginliği ve derinliği keşfettim. Çektiğim fotoğraflar, Ezidiler yaşam tarzlarını, inançlarını ve kültürlerini gözler önüne seriyordu. Her bir fotoğraf, bir hikâye anlatıyordu ve beni daha da ilgilendirmeye ve öğrenmeye itiyordu.

Laliş'te bir dini ritüel sırasında Ezidiler

Fotoğraf çekme sırasında, sevinçli anlarım oldu. Örneğin, Ezidiler arasında yapılan dini ritüeller ve müzik gösterilerine tanık olduğumda, gözlemlediğim kadarıyla çok eğlendim ve çok keyif aldım. Ancak, fotoğraf çekme sırasında hüzünlü anlarım da oldu. Örneğin, Ezidiler geçmişte yaşadıkları zorlukları ve saldırıları gördüğümde ve anlattıkları hikayeleri dinlediğimde, karşı karşıya kaldıkları zorluklara dair hüzünlü hissettim. Aynı zamanda, Ezidiler arasında yaşanan ekonomik zorlukları ve sosyal sıkıntıları gördüğümde de hüzünlü hissettim.

Sonuç olarak, fotoğraf çekme sırasında, hem sevinçli hem de hüzünlü anlar yaşadım. Ancak, her iki his arasındaki dengenin, Ezidi kültürünü ve inançlarını keşfetmeye devam etmemi sağladığını düşünüyorum. Bu yolculuk, beni daha da ilgilendirmiş ve öğrenmeye devam etmemi sağlamıştır…

Kimsenin kalmadığı atık viraneye dönmüş yerler var Ezidi yerleşimlerine ait. Buraları gezmek size neler hissettiriyor?

Terkedilmiş köyler, insanların göç ettikten sonra bıraktıkları izleri anlatır. Bu köyler, insanların yaşadıkları zorlukları, travmaları ve hüzünleri yansıtır. Özellikle Şırnak'taki Ezidi ve Kürt köyleri, devlet güvenlik nedeniyle boşaltıldı ve göç edenlerin büyük kısmı yurt dışına gitmeyi tercih etti. Kürtler ise Türkiye'deki büyük şehirlere veya merkezi şehirlere göç etti. Bu köyler, yaklaşık 30 yıldır terkedilmiş durumda ve elbette, bu köylerin fotoğraflarını çekmek insanları derin bir hüzün içinde bırakır.

Bu köyler, insanların yaşadıkları travmaları, hüzünleri ve zorlukları yansıtmaktadır. Bu yerlerin fotoğraflarını çekerken, benim gözümden, duygulu ve hüzünlü anların içinde olduğumu hissettim. Terkedilmiş evlerin, boş sokakların ve bitmemiş hayatların fotoğraflarını çekmek, insanların ne kadar acı çektiklerini ve ne kadar çok şey kaybettiklerini gösteriyor. Aynı zamanda, bu köylerin boşluğu ve yalnızlığı, insanların ne kadar çok sevdikleri yerleri terk etmek zorunda kaldıklarını da hatırlatıyor. Bu fotoğraflar, insanların yaşadıkları travmaları ve hüzünleri yansıtmakta ve beni derin bir şekilde etkilemektedir.

Ben yaklaşık 30 yıldan fazla terk edilmiş köyleri fotoğraflıyorum. Bu yerlerde biten hayatların ve yıkılan evlerin arasından geçerken, duygulu anlatımı yansıtmak istiyorum. Fotoğraf çekme sürecinde, hüzün duygusu ve azimle hareket ediyorum. Terk edilmiş köylerde gezinirken, biten hayatların ve yıkılan evlerin hikayelerini dinlerken hüzünlü oluyorum. Ancak aynı zamanda, bu yerlerin güzelliklerini ve tarihi değerlerini koruma konusunda azimliyim.

Çekimleriniz sırasında ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Örneğin, hava koşullarının zorluğu veya erişimin zorluğu gibi. Ancak, bu zorlukları aşmak için azimliyim ve sonunda elde ettiğim fotoğrafların bu yerlerin tarihi ve kültürel değerlerini koruma konusunda insanları uyarmasını umuyorum. İnsanlara böyle yerlerin var olduğunu fotoğrafla anlatmak istiyorum ve bu yerlerin tarihi ve kültürel değerlerini koruma konusunda duyarlı olmalarını sağlamak istiyorum.

Buraların bir kısmı hala özel güvenlikli bölgeler statüsünde. Bazılarına özel izinlerle giriliyor anladığım kadarıyla. İlk kez gidilen yerler nerelerdi? Hangi köyler var?

Ben, Şırnak bölgesinde yaşayan ve özel güvenlikli bölgeler statüsü nedeniyle terk edilmiş köyleri fotoğraflamakta zorluklar yaşayan bir fotoğrafçıyım. İlk olarak çektiğim köyler Şırnak Gabar dağlarındaki köyler 2014 yılında Kürt çözümü başladığı zamanlardı. Kürt çözümü bittiğinde yine her yer olmasa da kısmen çok yer yasaklandı. Öncelikle belirtmek isterim ki, özel güvenlikli bölgeler statüsü nedeniyle sadece özel izinlerle giriş yapılabildiği için, terk edilmiş köyleri fotoğraflamak için öncelikle özel izin almak gerekmektedir. Bu süreç, zaman alabiliyor ve bazen izin alınamıyor.

Ayrıca, özel güvenlikli bölgeler statüsü nedeniyle bölgede bulunan terk edilmiş köylerin çekimlerinde sınırlamalar bulunmaktadır. Örneğin, bölgede bulunan askerî üs birliklerin,

tepelere yapılmış kale kolları, askeri yapıların çekimleri yasaklanmış olabilir. Bu nedenle, fotoğrafçıların önceden izin almaları ve çekim yapacakları yerleri dikkatli bir şekilde seçmeleri gerekmektedir.

Bir diğer zorluk ise terk edilmiş köylerin içinde bulunan yapıların durumlarıdır. Evlerin çok bozuk veya yıkılmış olması çekimleri zorlaştırıyor ve fotoğrafçıların dikkatli olması gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle, terk edilmiş köyleri fotoğraflamak için özenli ve dikkatli olmak gerekmektedir.

Ezidilerin kültürel olarak izlerini sürmek mümkün mü boşaltılan köylerde? Mezar taşları ya da evlerin içindeki süslemelerde Ezidilere dair şeyler var mı?

Ezidiler, özellikle Kürdistan bölgesinde yaşayan bir topluluk olarak, tarihleri boyunca sık sık zorluklarla karşı karşıya kalmışlardır. Ancak, inançlarının gücü ve dayanıklılığı sayesinde, bugün hala varlıklarını sürdürmektedirler. Onların köylerinde ve mezarlıklarında tavus kuşu simgesi, inançlarının önemli bir parçasıdır. Bu simge, uçmaya ve yükselmeye işaret eder ve insanların hayatta ve ölümde yükselmelerini temsil eder. Ayrıca, Ezidilerin köyleri ve mezarlıkları çok sağlam taştan yapılmıştır. Bu, onların inançlarının güçlü olduğunu ve kalıcı olacağını gösterir.

Güvenlik gerekçesiyle boşaltılmış Ezidi köylerinden

Fotoğrafçılar için, Ezidilerin izlerini takip etmek kolaydır çünkü onların inançları ve köyleri özgün ve kolayca tanınabilir. Sosyal medya ve diğer yollarla, fotoğrafçılar kolaylıkla Ezidilerle iletişim kurabilir ve onların inançlarını ve yaşam tarzlarını doğrudan gözlemleyebilirler. Sıradan bir insan için ise, bu bilgiye erişmek daha zor olabilir. Bu nedenle, fotoğrafçıların ve diğerlerinin çalışmaları, Ezidilerin kültürünü ve inançlarını daha geniş bir kitleye tanıtmak için önemlidir.

Güvenlik gerekçesiyle boşaltılmış Ezidi köylerinden

Sizi en çok etkileyen çekim hangisiydi? En çok hangi örnekte şaşırdınız, heyecanlandınız ya da duygulandınız? Bu deneyimi anlatır mısınız?

Lalish'te Ezidi kültürünün merkezi olan yerde, çektiğim fotoğraflar arasında en çok şaşırtan ve duygulandıranlar, IŞİD terör örgütünün elinden kurtarılan veya parayla satın alınan çocuklar oldu. Bu çocukların yaşadıkları acı gerçekten insanlık dışıydı ve onların geleceklerinin nasıl etkilendiğini görme şansım oldu. Fotoğrafları çekerken, çocukların hikâyelerini dinleme fırsatım oldu. Birçoğu ailesi, saldırılar sonucu yerinden edilmişti ve çocuklar kendilerini yalnız ve korku içinde hissetmekteydi.

IŞİD teröründen kurtulan Ezidi çocukların Laliş'e yürüdüğü an

Sahiplenen aileler ise çocuklarına karşı sevgi ve şefkatle yaklaşıyorlar, çocukların yaşadıkları acıları unutturmak için her şeyi yapıyorlardı. Ancak ne yazık ki çocukların bazıları ailelerinin nerede olduğunu veya hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorlardı. Onların gerçek aileleriyle kaynaklı olarak yaşadıkları acı ve yitirilmiş bir kimlik duygusu gerçekten kalıcı etkileri olan bir şeydi. Bu deneyim, beni gerçekten etkiledi ve çocukların gerçek aileleriyle yeniden bir araya gelmelerine ve gerçek kimliklerini koruma haklarının tanınmasına çalışmak için her şeyi yapmanın gerektiğini gösterdi. Bu tür insanlık dışı uygulamaların sonlandırılması için herkesin katkıda bulunması gerektiğini unutmamalıyız.

Peki ya kutsal günleri ve ritüelleri? Bunlara temasınız nasıl oldu?

Kırmızı Çarşamba kutlaması, her yıl Nisan ayının 2. çarşambasında kutlanan bir tören olup, Ezdiler için dünyaya yeniden doğuş bayramı gibidir. Bu kutlama, hem kültürel hem de dini anlamda önem taşır ve çok özel bir anıdır. Bu tören, çok güçlü ve anlamlı bir simgedir ve Ezdiler için çok önemlidir. Özellikle dini inançlarına göre, kurtuluş ve yeniden doğuşun simgesidir.

Bu olay, gerçekten çok heyecan verici ve neşeli bir atmosfer oluşur. Özellikle mum yakma olayı, çok güçlü ve anlamlı bir simgeydi ve çok etkileyici bir deneyimdi. Bu olay unutulmaz bir anı olarak kalacaktır ve ben gerçekten mutluyum ki bu olayın bir parçası olabilmişim. Aynı zamanda sevgi, mutluluk ve neşe dolu bir atmosfer oluşur. Herkes birbirlerine sarılır ve kutlamaların içinde eğlenirler.

Laliş'teki Ezidiler

Ezdiler her ne kadar etnik saldırılara uğrasalar dahi, eğlenmeyi ve törenlerini kutlama şekli inanılmaz derece neşelidir. Bu, çok anlamlı bir şeydir çünkü bu törenlerde insanların bir arada olduğu zaman, onların acılarını unutmak için bir fırsat bulurlar ve gelecek için umutlu olurlar. Bu törenler, çok güçlü bir semboldür ve çok anlamlıdır. Bu törenler unutulmaz bir anı olarak kalacaktır ve her yıl tekrar gerçekleştirilen bir kutlama olması gerçekten önemlidir…

Bugün Ezidilik kaybolmaya yüz tutan bir kültür. Sizce Ezidi kültürüne gerekli önem veriliyor mu?

Ezidilik, Mezopotamya bölgesinde yer alan bir dini ve kültürel topluluktur. Bu topluluk, esas olarak Kürtler tarafından oluşmuştur ve kendilerine özgü bir mitolojisi, gelenekleri ve törenleri vardır. Ancak, son yıllarda Ezidilik kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu nedenle, Ezidi kültürüne gerekli önem verilmemektedir.

Ezidilik, birçok Kürt toplumunda yer almıştır. Ancak, son yıllarda bu topluluk, özellikle Irak ve Suriye'de, büyük ölçüde zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorluklar arasında, siyasi istikrarsızlık, etnik ve dini çatışmalar ve terör eylemleri bulunmaktadır. Bu nedenle, Ezidi toplulukları, özellikle de Irak ve Suriye'de, büyük bir göç yaşamıştır. Bu göç, Ezidi kültürünün ve geleneklerinin giderek kaybolmasına neden olmuştur. Özellikle göçlerin büyük ölçüde 2014 yılında IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonrası gerçekleşti. Bu saldırılar sonucunda, binlerce Ezidi, evlerinden ve topraklarından sürülmüştür.

Ezidi kültürüne verilen önem, özellikle de uluslararası arenada yeterli değildir. Bu kültür, genellikle yeterince tanınmamış ve anlaşılmamıştır. Bu nedenle, daha fazla çalışma yapılması ve daha fazla bilgi paylaşılması gerekir. Bu sayede, Ezidi kültürünün ve geleneklerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması sağlanabilir. Son zamanlarda, Türkiye'deki seyahat edenlerin kültürel turizm ile artan ilgi ve odakları arasında Ezidilik ve Ezidi kültürü önemli bir yere sahip olmaya başladı. Bu ilgi, özellikle de son yıllarda yapılan çalışmalar sayesinde artmıştır. 

Kültürel turizm bağlamında ilgi odaklarını çekmeye başlaması, Ezidilik ve Ezidi kültürüne daha fazla önem verilmesini sağlamıştır. Bu da, Ezidi kültürünün ve geleneklerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için önemli bir adımdır. Bu kültür ve geleneklerin korunması, aynı zamanda insanların kimliklerini ve geçmişlerini anlamalarına ve insanların kendilerini daha anlamlı hissetmelerine de katkıda bulunabilir. Önemli olan şey kültürlerin kaybının önüne geçebilmektir. İnsanlar birbirlerine temas ettikçe, gelip gördükçe, ziyaret ettikçe Ezidilik ve kültürün tanıtımına da ciddi bir katkı sunmuş olacaklar.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.