Sayfa yolu
Kartalkaya davası başladı: 'Bakanlık yetkilileri de yargılansın'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.07.2025 , 11:55 Güncelleme Tarihi: 08.07.2025 , 00:41
21 Ocak'ta Bolu Kartalkaya'da 36'sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği otel yangını davasının ilk duruşması başladı. Bolu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 13 tutuksuz, 19 tutuklu 32 sanık hakim karşısına çıktı. Savcılık tutuklular arasındaki 13 kişinin olası kasttan ceza almasını istiyor.
Yanan otelin sahipleri, şirket yönetim kurulu üyeleri, teknik ve idari personel, iş güvenliği uzmanları ve Bolu İl Özel İdaresi yetkilileri yargılanıyor. Bilirkişi raporunda "birinci derecede etkili oldukları" belirtilen Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları yetkilileri hakkında soruşturma izinleri çıkmamasından dolayı onlar yargılanamayacak.
Davada 78 kişi "olası kastla öldürme" ve 29 kişi de "olası kastla kasten yaralama" suçlamasıyla yargılanıyor. İlgili kanunlara göre olası kastla öldürmenin suçu müebbet hapis ama bu ceza koşullu salıverilme ile 24 yıla kadar düşürülebiliyor. Olası kastla kasten yaralama suçu içinse 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Yaklaşık 15 saat süren duruşmaya yarın sabah devam edilecek.
'Bile bile yapılan ve engellenmeyen bir katliamdı'
Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Spor Salonu’nda düzenlenen duruşmaya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı.
Aileler ellerinde "İmzanın bedeli, hukuk önünde ödenir", "İhmal değil, olası kast" yazılı dövizlerle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Spor Salonu önüne geldi.
Duruşma öncesinde basın açıklaması yapan aileler, "O gece göz göre göre gelen, bile bile yapılan ve engellenmeyen bir katliam yaşandı. Bunun adı ihmal değil, bunun adı cinayettir" dedi.
Otel sahipleri ve yöneticilerinin yangının sonuçlarını bilmelerine rağmen hiçbir şey yapmadığını vurgulayan aileler, "Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu. Biz mi sevdiklerimizi ölümden ölüm beğenirken, otel sahipleri çoktan karşı otele geçmiş, meyvelerini yiyorlardı. Bu nasıl bir umursamazlık, nasıl bir merhametsizlik, nasıl bir vicdansızlıktır?" diye sordu.
'Bakanlık yetkilileri de yargılansın'
Yargılananlar kadar yargılanmasına izin verilmeyenlere de dikkat çeken aileler, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün sanık sandalyesinde oturanlara ek olarak, görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında da derhal soruşturma izinlerinin verilmesini bekliyoruz. Bilirkişi raporunda, bu yangında 1. dereceden sorumlu olduğu belirtilen Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, hiçbir zaman soruşturma izni vermedi. Yasalar çerçevesinde verilmesi gereken bu izinlerin bir an önce verilmesini bekliyoruz."
Delillerin karatıldığını, kamera kayıtlarının silindiğini hatırlatan aileler, "Kim susarsa, kim geri durursa, bu katliama ortak olur. Bu dava yalnızca bir adalet arayışı değil, bir insanlık sınavıdır" dedi.
Eski AKP'li vekil: 'Savcının gücü buraya kadar yetmiştir'
Duruşmanın ilk anlarında söz alan eski AKP Bolu milletvekili Yüksel Gültekin, yargılanan otel sahiplerine hitaben, "Bu cezalardan kurtulamazsınız. Siz yalnızca yangından kurtuldunuz" dedi.
Yangında sekiz yakınını kaybettiğini söyleyen Gültekin, "bakanlık yetkililerine" halen soruşturma izni verilmemesi için de "Savcının gücü buraya kadar yetmiştir. Bu insanları, bu merhametsiz yürekleri alıp yargının karşısına çıkartacağız. Bu olayda en az suçlu olan insanlar kadar Turizm Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri de suçludur. Onların yargılanması için de elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.
İddianameye göre Turizm ve Çalışma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan hangi yetkililerin sorumlu olduğunun tespiti ve ilgili kişilerin soruşturulması için başsavcılık tarafından izin talep edildi.
Aileler ve mağdurlar, bakanlıkların soruşturma izni vermemesinin üzerine Danıştay nezdinde itiraz süreci başlattı.
Otel Müdürü: Muhasebeci ricacı olduğu itfaiye raporunu hızlandırdım
Sanık kürsüsünde ilk kez Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir savunma yapmaya başladı.
Demir, otelin itfaiye raporunun alınması sürecinde kilit bir konumda yer alıyordu.
Olası kast ile öldürme ve yaralama suçlarını reddeden Demir yer yer ağlayarak savunmasını yaptı.
Ahmet Demir, Bolu Belediyesi Başkan Yardımcısı Sedat Gülener'i arayarak itfaiye raporunun hazırlandırılma süreci için ricacı olduğunu söyledi.
Otelin muhasebecisi Kadir Özdemir’in, oteldeki eksikliklere ilişkin kendisinin arayıp aramadığının sorulması üzerine sanık Demir, "Evet beni aradı, belediyede itfaiyede işlemlerinin olduklarını ve hızlandırılması için ricada bulundu. Ben de belediye yetkilileri ile görüştüm. Ben evrakın içeriğinden haberdar değilim. Rica üzerine bir telefon görüşmesi yaptım, olay bundan ibarettir" iddiasında bulundu.
Aileler, Demir'in çelişkili buldukları ifadelerine tepki gösterdi.
Daha sonra FQC sertifikasyon şirketinden Aleyna Beşinci'nin savunmasına geçildi.
Beşinci'nin avukatı "Kültür Bakanlığı'nın FQC'yi günah keçisi yapmayı hedeflediğini söyleyerek, mahkeme heyetinden Bakanlığa sorular sorulmasını talep etti.
Beşinci de, "sürdürülebilir turizm denetçisi" olduğunu ve 14. madde çerçevesinde bir denetim raporu hazırladığını, bunlardan sadece "yasal uyum" adlı bir maddeden dolayı yargılandığını, bu maddenin kapsamının çok geniş olduğunu belirtti.
Duruşmaya elektrik sorunu nedeniyle ara verildi. 1 Saatlik aranın ardından duruşma sanık savunmalarıyla devam etti.
FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi yetkilisi tutuksuz sanık Ali Ağaoğlu, binanın fiziki yapısı ve yangınla ilgili denetim yetkilerinin bulunmadığını söyleyerek, Turizm Geliştirme Ajansı'nın belirlediği kriterler üzerine yetki aldıklarını ve 14 kriter çerçevesinde denetim gerçekleştirdiklerini öne sürdü.
Suçlamaları kabul etmeyen Ağaoğlu, yeniden bilirkişi raporu alınmasını ve beraatini talep etti. Sanıkların avukatları da suçlamaları kabul etmediklerini belirtti.
Beraat talebinde bulundular
ANKA'nın aktardığına göre duruşma tutuksuz sanıklardan otelin teknik görevlisi olan Bayram Ütkü’nün dinlenmesiyle devam etti. Ütkü, “Ben arızaları tamir ederim. Yapamazsam da yetkili servisi çağırırım. Ben Kartal A.Ş. elemanıyım. Patronum Mazhar Murtezaoğlu’ydu benim. Bu şirketin otellerle ilgili bir sorumluluğu yoktur. Ben Grand Kartal’ın elektrik işlerinde yokum. Dağda teleferik işlerine bakarım. Izgaranın kontrolüne dair bir bilgim yok. Yangının gerçekleştiği cihazda daha önce bakım olup olmadığını ve kimlerin bakıp bakmadığını bilmiyorum. Yangın sırasında bağrışmaların sesine uyandım. Dumandan etkilenip merdivenlerden düştüm. Sonrasında jeneratörü kapattırdım, ben de gaz vanasını ve elektrik panosunu kapattım tedbir amaçlı” beyanında bulundu. Ütkü’nün avukatı ise beraat talebinde bulundu.
Ütkü’nün ardından tutuklu sanıklardan otelin teknik personellerinden Tahsin Pekcan şu savunmayı yaptı:
“Grand Kartal Otel’in elektrikçileri Bayram Ütkü ve Hüseyin Özer’di. Ben Gazelle Otel’in elektrik işleri ile ilgileniyordum. Grand Kartal Otel’de iş güvenliği uzmanı çalıştırılıp çalıştırılmadığını bilmiyorum. Hüseyin Özer beni ‘üstü’ olarak tarif ediyor ama bu iftiradır yangın olayından kurtulmak için. İkimiz de aynı pozisyondayız. İki kez çıktığım otelde yangın çıkıp çıkmayacağını anlamam mümkün değildir. Düz elektrikçiyim. Oraya buraya eleman gönderecek bir pozisyonum yoktur. Görevlendirmeleri Emir Aras yapar. Analog kameraları taktım ama üst katlardakileri bilmiyorum.”
Tutuklu sanıklardan elektrikçi olarak çalışan Hüseyin Özer de şu iddiaları dile getirdi:
“Ben her zaman işçilik yaptım. Her zaman talimat aldım, başımızda ustalar vardır. Gazelle Otel’deyim ben son iki yıldır. Talimatlar doğrultusunda da Grand Kartal’daki işleri yaparım. Duvarda bulunan sigortaları ben kurmadım, alarm sistemini ben yapmadım. Yangın anında aktif mi pasif mi bilmiyorum. Ben hiçbir işi talimatsız yapamam. Yangın çıktığında oğlum ameliyattaydı, haberi alınca otele geldim ve yangını söndürme çalışmalarına katıldım. Bu sezon ben, Kadir Çelik, Bahadır Özkuru ve Tahsin Pekcan görevlendirilmişti Grand Kartal Otel’in elektrik sistemi hakkında. Ben sadece Grand Kartal'a dönemsel olarak gönderilen bir elemanım."
Duruşmaya saat 21.00'e kadar ara verildi.
'Yangınla ilgili denetimleri Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmaktadır'
Duruşma tutuklu sanıklardan Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal'ın savunması ile devam etti.
Sanık Bal, 2013 yılının Ekim ayında Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı olduğunu anlatarak, “Yangınla ilgili 5 ayı geçkin süredir tutukluyum. Konuya ilişkin her şeyi okudum. Mevzuatlara göre İl Özel İdaresi’nin yangınla ilgili bir teşkilatı yoktur. Türkiye’de 51 İl Özel İdaresi vardır hiçbirinde yoktur. Hatta kurmak isterseniz bile kuramazsınız. Denetim yetkisinin de olmayacağı açıktır. Bu yüzden iş yeri açma ruhsatı verilmeden önce itfaiyeden rapor alınır. Grand Kartal yıldızlı bölgede yer alan bir tesistir ve her şeyinden Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumludur. Doğrusu da budur. Son derece stratejik bir konuda; insanların canı gibi önemli bir konuda bakanlık gibi uzmanları olan kamu kurumları tarafından denetlenmesi uygundur” dedi.
Sanık Bal, savunmasına şöyle devam etti:
“Mevzuat hükümleri de ‘sadece’ diyerek bu işin denetiminin ve sorumluluğunun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda olduğunu ifade etmektedir. Ben 5 aydır suçumu anlamadım, suçum nedir bilmiyorum. Bana 8 müdürlük bağlı. Ben bu birimlerin tamamının uzmanı olamam. Her şube müdürlüğü kendi mevzuatını, bütçesini uygular ve tüm sorumluluklar kendilerine aittir. Ben de zamanında şube müdürlükleri yaptım ve tüm sorumluluklar bendeydi. Üstüme hiçbir zaman sorulmadı. Ben hiçbir denetleme görevinde bulunmadım, imza ve parafım yoktur. Dolayısıyla konuyla ilgili hiçbir illiyet bağım olmadığı ortadadır. Tahliyemi ve sonrasında da beraatimi talep ediyorum.”
Tutuklu sanıklardan Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli ise “Yangınla ilgili denetimleri Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmaktadır. Bizim açımızdan herhangi bir kusur görmüyorum ben yangın konusunda. Yangın uzmanı eksikliğiyle ilgili bana bildirim yapılmadı. Ben valiye bağlı çalışırım. Böyle bir ihtiyaç olsaydı valiyle konuşulurdu. Ama bu yönde bir talep gelmedi” dedi.
'Bakanlığın suçtan kurtulmak için üzerimize yıktığı nedenle buradayız'
Tutuklu sanıklardan Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat Müdürü Yeliz Erdoğan da denetim konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ihmali olduğunu belirterek şunları dile getirdi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın suçtan kurtulmak için üzerimize yıktığı nedenle buradayız. Biz sadece ruhsat veririz. Ben belgelerin varlığına bakarım. Belgeleri denetlemem. ÇED’in denetimini neden ben yapayım. Belgeler tam olduğunda ruhsatı biz beyana göre düzenleriz. Bizim otellerde yaptığımız denetim, ruhsatsızlık denetimidir. Ben 7 yaşındaki kızıma veda etmeden çalıştığım yerden alındım. Neden? Gecem gündüzüm olmadan çalıştığım işteyken kaçma şüphem mi vardı benim? Ben üzerime atılı hiçbir suçu kabul etmiyorum. Madem Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın burada yetkisi yok da Burdur'daki bir işletme için kendisi bildirim yapmıştır yangınla ilgili yetersizliği vardır diye. Yönetmelikte turizm işletmelerindeki denetimde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yetkili olduğu yazıyor da neden ben burada yargılanıyorum? Asansör konusu ise benim görev alanım değil, İmar Birimi'nin görev alanıdır."
Yaklaşık 15 saat süren duruşma, sanık Erdoğan'ın avukatının savunmasının ardından son buldu.
Duruşmaya yarın saat 09.15'te devam edilecek.
| Bolu’daki yangında oğlunu kaybeden Danıştay Daire Başkanı, sorumluları topa tuttu: ‘Bu yargıyı etkileme değil de nedir?’ |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.