Sayfa yolu
Karşıyaka’da '2023’te Türkiye’yi Bekleyenler' etkinliği
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 14.01.2023 , 23:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
“2023’te Türkiye’yi Bekleyenler” başlığını taşıyan etkinlikteki sunum, Bizim Gazete Yayın Kurulu üyesi Endam Köybaşı tarafından yapıldı ve sunumda “Enflasyon, hayat pahalılığı son bulacak mı?”, “6’lı masa çözüm olabilir mi?”, “TKP’nin çözüm önerileri neler?” sorularına yanıt arandı.
2023’e, tarihi kesinleşmiş olmasa da seçim sürecinin ilanı ile girildiğini vurgulayan Endam Köybaşı, iktisadi açıdan bir yönetme krizi yaşandığını, bu krizinin kaynağını saptayabilmek için de, AKP’nin iktidara geldiği 2001’e bakılabileceğini belirtti.
‘TÜPRAŞ’ın kasasındaki parayı bile aldılar’
Köybaşı, 2001 krizinin hemen ertesinde, emekçilerin alın teri ile üretmiş olduğu büyük kamu işletmelerinin özelleştirilmesine girişildiğini, sermaye sınıfının gerçekleştirdiği bu yağmaya AKP’nin öncülük ettiğini hatırlatırken, çeşitli sektörlerden örnekler verdi:
“TÜPRAŞ’ın kasasındaki parayı bile aldılar. Eti Krom, özelleştirmeler sonrasında Türkiye’nin ihtiyaçlarına bakmaksızın dış pazara yöneldi ve sadece ihracat yapmaya başladı. Ya da ‘SSK ilaç mı üretilecek?’ denilerek, 1975 yılında kurulan ilaç fabrikasın kapatıldı ve bu ilaçlar kamu adına üretilebilecek bir kaynak kalmadı. Bugün, basit enfeksiyonlardan korunmak üzere yapılan aşılara bile erişim sorunu yaşanıyor.”
Sözlerine kent merkezindeki bir aile hekimliğinde çalışan bir doktor ile yaşadığı diyaloğu aktararak devam eden Köybaşı, aile hekiminin sabah işe başlamadan önce ilk iş olarak eczaneyi aramak zorunda kaldığını, eczanelerde ilaç olması durumunda hastalara reçete yazabildiğini ve ilacın olmaması durumunda ise hastaları hastaneye sevk ettiğini söyledi.
Bizim Gazete Yayın Kurulu üyesi Endam Köybaşı, tüm örneklerin kamunun tasfiyesine işaret ettiğini, kamunun tasfiye edilmesi durumunda da krizin kaçınılmaz olduğunu vurguladı ve muhalefet cephesinde de, AKP’nin bu döneminin başarılı olduğuna dair bir söyleme sahip olduğuna dikkat çekti.
2001’den bu yana, AKP’nin sermayenin ihtiyaçlarını karşılamaya hazır bir şekilde hareket ettiğini, özellikle Türkiye sermayesinin yayılma beklentisine yanıt verdiğini, bunu fazlasıyla yerine getirdiğini söyleyen Köybaşı, sermayenin büyümesi ile halkın yoksullaşması arasındaki ilişkiyi dair örnekler sundu.
‘Asıl payı zenginler alıyor’
“Sermaye gruplarının açıkladığı kârlar sürekli artarken halkın alım gücünün sürekli olarak azalıyor. Enflasyon oranları bile, zenginler ve yoksullar için bile farklı. En yoksul yüzde 20l’ik dilimin temel geçim kaynaklarında yüzde 160’larda ölçülürken, en zenginlerin gıda tüketiminde gıda enflasyonu yüzde 50’ler seviyesinde.” diyen Köybaşı, TİT olarak anılan turizm, inşaat ve tekstil sektöründen de kimi örnekler verdi. Tekstil sektörünün ihraca yönelerek büyük paralar kazanırken, ülkede palto fiyatına özel taksit yapan kredi kartlarının piyasaya sunulduğunu, inşaat sektörünün uluslararası alanda büyük işler üstlenirken, ülkede konut sahipliği oranının azaldığına, herkesin başını koyabileceği bir konut stoku olmasına karşın, kiraların büyük oranlarda arttığını, sağlık turizmi ile özel hastanelerin büyük kârlar elde ederken, halkın tedavi olanaklarına erişiminde önemli sorunlar ortaya çıktığını vurguladı ve Türkiye'nin büyümesinden payı zenginlerin aldığını söyledi.
Uygulamaya sokulan seçim ekonomisi ile, toplumsal algıda kısmi bir rahatlama havası yaratılmaya çalışıldığını ancak 2023 bütçesinin seçimlerden önce harcanması sonrasında, emekçilere dönük çalışma koşullarının ağırlaşacağının açık olduğunu belirtti.
Sunumun bir bölümünde de, muhalefetin AKP karşısında üretmiş olduğu argümanlara değinen Köybaşı; ekonomideki sorunların 5’li çete ile sınırlı olmadığını, “legal” olarak kabul edilen sermaye yöntemlerinin bile emekçilerin ürettiği değerlere el konulması anlamına geldiğini, CHP'nin vizyon toplantısında yapılan “temiz fon” tanımının, dış borçlara bulunan bir kılıf olduğunu, en büyük dış borcun özel sektör tarafından alındığı bir ülkede, özel sektörün ödemesi gereken payın hazineden yardımlar ile ödeneceğini ve bununda emekçilerin cebinden çıkan para demek olacağını belirtti ve 6’lı masa tarafından gündeme getirilen yolsuzlukların elbette önemli olduğunu, ancak yapılan vergi aflarının yanında devede kulak kaldığını ekledi.
Sorunların temel kaynağının Erdoğan olduğu vurgusunun toplumdaki duygulara hitap etmekle birlikte, bu vurgunun kaynaklarından birinin de sermaye düzeninin sorgulanmasını istemeyen 6’lı masa olduğunu belirtti.
Toplantı, Türkiye'deki sorunların çözümü için kamucu bir yola ihtiyaç duyulduğu, seçimlerin bu fikirlerin yayılabilmesi, toplumsal bir direnç oluşturulabilmesi için bir olanak olduğu vurgusu ile tamamlandı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
