Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kars, Van, Hakkari listenin başında: 2,5 milyon öğrenci okula gidemiyor

886 bini kız öğrenci olmak üzere yaklaşık 2,5 milyon öğrenci okula gidemiyor. ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr Ayşe Yüksel eğitimdeki sorunları soL için değerlendirdi.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 06.11.2022 , 10:17 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Ülkemizde 886 bini kız öğrenci olmak üzere yaklaşık 2,5 milyon öğrenci eğitimden mahrum. Öğrencilerin bir kısmı aile ekonomisine katkı sunmak için bir kısmı toplumdaki dinci gericiliğin sonuçlarıyla eğitim çağında okuldan uzak kalmış durumda. Yaşanan sorunların kaynağını ve yarattığı sonuçları soL Haber için değerlendiren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, sorunun çok boyutlu olduğunu ifade ediyor. 

Bugün 866 bin kız çocuğu okula gidemiyor. Bu sayıya erkek çocuklarını da dâhil edince okul çağındaki yaklaşık iki buçuk milyon çocuk eğitimden mahrum. Bu, hiç kimsenin okula gidemediği koca bir ülke demek. Bunun gelecekte yaratacağı sorunlar neler olabilir?

Atatürk devrim ve ilkeleri ile ülkemizde laik, bilimsel, ücretsiz ve karma eğitim modeli kuruldu. Atatürk’ün hayali olan “çağdaş ülke seviyesinin üzerine çıkabilme” hayali ancak bu yöntem ile mümkün olacaktı.

Ne yazık ki Büyük Önderimiz Atatürk’ün fiziksel kaybı ardından eğitimde, bu ilkelerden uzaklaşılmaya başlandı. Son yirmi yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yöneticileri ile devletin eğitim kurumları, hem niteliksel hem de söz edilen ilkeler doğrultusunda hızla kötüye doğru gitti.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel

'4+4+4 sistemi yasalaştırılarak ortaokul aşamasında imam hatiplerin önü yeniden açılmış oldu'

Cumhuriyet tarihinin en önemli yasası, 1997 yılında, zorunlu eğitim ve öğretimin ‘İlköğretim’ başlığı altında sekiz yıla çıkarılması olmuştur. Böylece öğrenciler 6-13 yaş arasında laik eğitim ile ortaöğretimde meslek ya da düz liseye devam edebilecekti. Bu durum, o yıllarda imam hatip liselerinin önünü kesmiş oldu çünkü ilköğretimi bitiren öğrenciler kendi kararları ile istedikleri liseye gidebilecek yaşa gelmiş oluyorlardı. Yöneticiler bu durumdan rahatsız oldukları için 2012-2013 eğitim ve öğretim yılından itibaren 4+4+4 sistemi yasalaştırılarak ortaokul aşamasında imam hatiplerin önü yeniden açılmış oldu.

Günümüzde zorunlu eğitim adeta dört yıllık ilkokul ile kısıtlandı; ortaokul ve lisedeki öğrenciler açık öğretim ya da kurslar ile örgün eğitimden uzaklaştırıldı. Öğrencilerin okula devamsızlıkları takip edilmedi ve böylece öğrenciler bir üst sınıfa atlatıldı. Mesleki öğretimle de öğrenciler, bir gün okula gidip dört gün sanayide çıraklık yapmaya başladı. Ortaokul ve lisede devam takibi zorunluluğu kalmayınca okul dışı kalan öğrenci sayısı çoğaldı. MEB’in Eylül 2022 tarihli raporunda örgün eğitim dışındaki öğrencileri raporlayınca bu sayılardan haberdar olduk. En üzücü olan ise MEB’ in açıkladığı son istatistiki verilere göre paylaştığınız sayılardan daha da vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu tabloya göre:

5-17 yaş grubunda 1 milyon 200 bin 892 çocuk örgün eğitim dışında.

Şu an da açık öğretimde 1 milyon 738 bin 198 kayıtlı öğrenci var.

Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayısı 1 milyona ulaşmak üzere.

'Cumhuriyet tarihimiz boyunca görülmemiş kitlesel bir okul terki yaşanıyor'

Ülkemizde yıllardır öğrencilerimize eşit, nitelikli ve kamusal eğitim hakkı sağlanmıyor. Bu sorun; çocukların ve gençlerin yaşadığı eşitsizlikler, COVİD-19 salgını ve ekonomik kriz birlikte daha da kangrenleşti. Şu anda yoksulluktan kaynaklı olarak Cumhuriyet tarihimiz boyunca görülmemiş kitlesel bir okul terki yaşanıyor.

'Bir milyondan fazla çocuk cemaat ve tarikat yapıları içerisinde'

Bu sonuç, geleceğimizi oluşturacak olan çocukların ve gençlerin çağdaş eğitimden uzaklaşarak cemaat ve tarikatların eğitimine geçmesi demektir. Yapılan araştırmalar, bir milyondan fazla çocuğun cemaat ve tarikat yapıları içerisinde olduğunu bildirmektedir. Mevcut eğitim sorunlarının devam etmesi toplumun; bilimsel düşünceye inanan, çağdaş yaşamı benimseyen ve çağa ayak uyduran yapısını bozacaktır. Bilimsel düşüncenin yerini kanıta dayalı olmayan bilgiler aldığında, gelişmiş ülke seviyesinin üstüne çıkma hayalinden uzaklaşılacak ve geriye gitmeye başlayacağız.

Okula gidemeyen öğrenci sayısının fazla olduğu ya da genel olarak eğitime ulaşamama sorununun en yoğun olduğu şehirler hangileri? 

Dünyanın birçok ülkesinde özellikle salgın dönemi ile birlikte ücretsiz okul yemeği uygulamaları, eğitim bursu vb. adımlar atılarak okul terkinin, eğitimde eşitsizliğin önüne geçilmeye çalışıldı. Ancak bizim ülkemizde bu adımlar, ekonomik dezavantajlar başta olmak üzere diğer nedenlere bağlı olarak ciddi bir okul terkinin yaşanacağı çok açık olmasına rağmen atılmadı ve gerekli önlemler alınmadı. Eğitime yeterli bütçe ayrılmadı. Şu anda mecliste bütçe görüşmeleri yapılıyor. Başta yoksul ailelerin çocukları ve özellikle kız çocukları olmak üzere dezavantajlı tüm çocukların okula geri dönmesi için ücretsiz okul yemeği, korunma ve eğitim desteği/bursu sağlanmalı ve eğitime yeterli bütçe ayrılmalıdır.

Bugün, ÇYDD olarak 53 ilde eğitime destek çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Günümüzde ülkemiz hızla kentleşti ama çarpık kentleşme nedeni ile her kentin içinde kırsal nüfus çok fazla. Doğu Anadolu Bölgesinde; Kars, Van ve Hakkâri illerinde çok yoğun çalışıyoruz. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi göç alan büyük şehirlerde kırsal bölgeden göç edenlere ulaşıyoruz. COVID-19 salgın koşulları ve ekonomik kriz sonucu gereksinim çok fazla çoğaldığından destek talep sayısı da çok arttı. Günün sonunda, beş yıl önce kendi kendine yeten aileler öncelikle burs desteği talebi ile gelmeye başladılar.

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü ardından okula gidemeyen kız öğrenciler için ÇYDD’nin burslu öğrencilerine 'Bu çocukları bize bildirin' şeklinde bir çağrısı olmuştu. Neden böyle bir yöntem izleme ihtiyacı duydu ÇYDD

MEB’in söz konusu raporunu haber yapan sayılarla ilgili BirGün Gazetesi’den Musatafa Kömüş’ün haberini okuduğumuzda uykularımız kaçtı; hemen bu konuda neler yapabiliriz diye konuşmaya başladık. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Gününde MEB’e çağrı yaptık ancak bizi arayan olmadı. Biz de fırsatları değerlendirerek kız çocuklarına ulaşmak için kendi ekosistemimizi harekete geçirdik. Burs verdiğimiz çocuklara çevrelerindeki okul dışı kalan çocukları ÇYDD ile buluşturmalarını söyleyerek ulaşmaya çalışıyoruz.

Eğitimin zorunlu olması ile kesintisiz olması arasında bir ayrım gözetiyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Zorunlu eğitimi 8 yıla çıkarmak çok önemli bir adımdı; okullaşmanın artması açısından ciddi olumlu etkileri oldu. Ancak 2012 yılında çıkarılan 4+4+4 yasasıyla eğitim fiilen 4 yıla düşürüldü. Trafik kazası, sağlık sorunu vb. olağandışı durumlar için geçerli olan açık öğretim olağanlaştırıldı. Nişanlandıkları veya evlendikleri takdirde çocukların açık öğretimde eğitime devam edebilecekleri, ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi alabilecekleri gibi düzenlemelerle kesintisiz eğitim ortadan kaldırıldı. Bu yasa çocukların, gençlerin gelecek yaşantısını değiştirebilmenin tek koşulu olan çağdaş eğitim hakkını ellerinden aldı.

Okula gidemeyen kız çocuklarını ne bekliyor? Öne çıkan sorunlar nelerdir?

Okula gidemeyen kız çocuklarını çocuk yaşta evlilik, ergenlikte annelik ve dolayısıyla da kendi kendine yetemeyen, dünyaya neden geldiğini “eş” ve “anne olma” rolü dışında bilemeyen kadın olacaklar. Kadın, tüm gelişmemiş ülkelerde olduğu gibi geri planda kalacak, erkek egemen bir topluma doğru gidilecek. Kadın, eve kapanacak; hayattan koparılacak.

'Köy okulları kapatıldı köy okulları din adamlarına kaldı'

Bugün pek çok yerde taşımalı eğitim olanağıyla köy okulları kapandı. Köy okullarının önemi nedir? Köyde bir öğretmenin olması başka hangi açıdan olanaklar sunuyor?

Çocukluğumuzdan beri köy deyince aklımıza köy okulu öğretmenleri, çocuklar ve anneler gelir. Öğretmenlerin sadece çocukları değil, köy halkını da eğittiği gelir aklımıza; okuma yazma bilmeyen velilere kurslar açılır, genel kültür konularında bilgilendirme yapılır ve anneler okuldan, öğretmenden çok şey öğrenirdi. Öğretmen köyde devletin temsilcisiydi…

Ne yazık ki köy okulları kapatıldı, kamu adına “köy” sadece din adamlarına kaldı. Düşünün; uzak bir köyde yetişenler, yaşayanlar devleti sadece “din” anlamında tanıyor. Genel kültür bilgisi, aydınlanma din adamı üzerinden oluyor; tabii ki bu da bilimsel, evrensel değerler ışığında gerçekleşmiyor. Köy halkı devleti, din ağırlıklı tanımış oluyor.

'Memleketimizde yüzlerce Aladağ örneği yaşanmaya devam ediyor'

Köy okulları hem kamusal eğitimin temel koşulu olan erişilebilirlik ve kapsayıcılık ilkesinin yaşama geçmesi açısından hem de aydınlanma mücadelesi açısından çok değerli ve vazgeçilmezdi. Ancak son 20 yılda 20 bine yakın köy okulu kapatıldı. Aladağ köyü, yaşanılan bu durumun örneklerinden yalnızca biridir. Köylerdeki okulların kapatılması ve çok sayıda ilçede de kamu yurtlarının bulunmaması sonucunda çocuklar dini yapıların yurtlarına mecbur bırakıldı ve böylece çocuklarımızın yaşamlarını, umutlarını kaybetmiş olduk. Şu anda memleketimizde yüzlerce Aladağ örneği yaşanmaya devam ediyor.

'Türkân Saylan’ın adı unutturulmaya, MEB kurumlarından silinmeye çalışıldı'

ÇYDD'nin geçmişte yaptırdığı bazı okulların zaman içinde yıprandığını ve adında "Çağdaş" ya da "Türkân Saylan" geçtiği için de tadilatının yapılmadığıyla ya da aksatıldığı örneklere rastladık. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Ülkede Türkân Saylan'a dönük öfkenin kaynağı sizce nedir?

Unutulmaz Genel Başkanımız Prof. Dr. Türkân Saylan, MEB ile protokoller imzalayarak kalkınmada öncelikli bölgelere köy okulları, kız öğrenci yurtları, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları’nın onarımı, kültür merkezleri gibi birçok kurumun inşasını ve donanımı gerçekleştirerek MEB’e teslim etti. Yıllar içinde, derneğimizin bu binaları bize sormadan ya yıkıldı ya boşaltıldı ya tabelası değiştirildi ya da başka bir amaç için kullanılmaya başlandı. Bazılarını dava konusu yaptık, davalar devam ediyor.

Prof. Dr. Türkân Saylan, “Atatürk’ün kızı” olarak kendini tanımlar, onun kurduğu laik Cumhuriyete borçlu olduğunu hissederdi. Devlet okullarında okumuş, meslek sahibi olmuş biri olarak yaşamının son anına kadar çağdaş eğitime destek olmak için gönüllü çalıştı. Onun inandığı bilimsel düşünce, milli eğitimde yerini dinci eğitime bıraktığı için Türkân Saylan’ın adı unutturulmaya, MEB kurumlarından silinmeye çalışıldı.

Türkân Hocamıza bu kişilerin öfke duyması, onların bilimsel düşünceye inanmamaları yüzündendir. Türkân Hoca onlara “Görevlerini yapıyorlar, öyle yetiştirilmişler.” derdi. Biz de bu öfkeyi değil, Türkân Saylan’ı seven ve yaptıklarını saygı ile anan düşünceyi destekliyor, o düşünce ile yol alıyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.