Breadcrumb
Karın örtemediği sorunlar - Okul Tıraşı
Alkım Ateş
Yayın Tarihi: 04.12.2022 , 12:36 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
2022 yapımı “Okul Tıraşı”, yönetmen Ferit Karahan’ın üçüncü, kendi deyişiyle ikinci uzun metraj filmi ve çok sayıda eleştirmene göre bu yılın da en iyi yerli filmi. Antalya, Venedik, San Sebastian gibi ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilen, Chicago ve Berlin Film Festivali de dâhil olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen filmin oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Mahir İpek, Melih Selçuk, Cansu Fırıncı gibi isimlerin yanında oyunculuk tecrübesi olmayan yöre halkı insanları da bulunuyor. Özellikle başroldeki Samet Yıldız’ın hiç de yabana atılmayacak, akıllarda kalıcı bir performans sergilediğini belirtmek gerek.
Van’ın Bahçesaray Köyü’nde, – 25 derecede, 30 günde çekilmiş olan film gerçek bir okulda 15 günlük tatil sırasında kameraya alınmış. Yönetmen Ferit Karahan, sekiz ay boyunca oyuncu ve yer aradığını, başroldeki Samet Yıldız’ın bu sürenin artık sonuna gelindiğinde birden karşısına çıktığını ve o anda kararını verdiğini ifade etmiş.
Van’ın ulaşılması uzak bir köy okulunu mekân belirleyen filmde, yatılı bir ilkokuldayız. Medeniyetin epey dışında kalmış bu küçük resmi dairede otoritenin tek sahibi olan okul yönetimi, bulundukları coğrafyanın, çalıştıkları okulun olanaksızlarının ve soğuk havanın olumsuz etkilerini de arkalarına alarak “asayiş” sağlama derdindeler. Filmin tüm hikâyesinin de temelini oluşturan ilk bölümünde, öğrencilerden Yusuf (Samet Yıldız), soğuk suyla banyo yapma cezası alan arkadaşı Memo’nun ertesi gün hastalandığını fark ediyor. Arkadaşının durumundan endişe duymaya başlayan Yusuf, durumu öğretmenine anlatıyor. Ancak, eğitimin tek yolunu disiplin olarak gören öğretmenin duvarına çarpıyor. Yusuf, Memo’yu güç bela ikna edebildiği öğretmeninin izniyle revire götürdükten sonra Memo, karlı bir okulun soğuk revirinin sert yatağında ilgisizliğe mahkûm ediliyor. Yusuf ise tedaviye muhtaç arkadaşı Memo ile kar soğuğu içlerine işlemiş okul idarecileri arasında çırpınan ve duyulmayan bir yardım çığlığı oluyor artık!
Filmin, anlatmak istediklerini mecaza çok ihtiyaç duymadan aynı zamanda bağırmadan anlatmayı başardığını görüyoruz ama işler ciddileşmeye başladığında Memo’ya bakmak için revire giden her öğretmenin içeri girer girmez zemindeki buzdan ayağının kayması ve düşme tehlikesi atlatması alkışı hak eden bir metafor olmuş. Çocukları umursamadıkları, her yaklaşımlarından belli olan kamu temsilcilerinin cezai yaptırımla karşılaşma ihtimalleri gündeme gelince düştükleri haller, sorumluluktan kurtulma çabaları, adeta kaygan zeminde birbirlerini düşürmeye çalışmaları, Yusuf’un çaresiz ve öfkeli bakışlarına hak verdiğimiz pek çok andan sadece bir tanesi.
Okul müdürünün, özel aracının tamir giderlerinin döner sermayeden karşılanabileceği haberine sevindiği sahnenin devamında bir çocuğun sınıftaki pencere camını kapatırken kırıp masraf çıkarmış olmasına tepkisi ise, zaten o ana kadar yükselmiş olan öfkemizin sınırlarını zorlar nitelikte. Çocukları iyi yetiştirmek zorunda olan bir eğitimcinin, onlara insan olarak değer vermediğini bir dakikada anlatmanın güzel bir yolunu bulmuş Ferit Karahan.
Karlar altında bir yanımız, bir yanımız bahar-bahçe!
Başrolümüz Yusuf’un çaresiz hissettiği bir anda, telefon bulup annesine olayları anlattığı ve annesinin sınıfsal bir çaresizlikle bireyci bir tepki verdiği an yaşadığı hayal kırıklığına gelelim.
Sınıfsal farkın sonucu gelen adaletsizliğe isyan etmenin önündeki en önemli engelin de yine sınıfsal farklılık olduğunu, bunun bir kısır döngü içinde, kurtulması zor bir hâl aldığını anlatması açısından baş tacı sekanslardan biri olmuş.
Filmin en başarılı yanı, tüm bu atmosferin, anlattığı karakterlerden değil, sistemden kaynaklı olduğunu göstermeyi becerebilmiş olması. İzleyende biriktirdiği tüm o öfke, buna neden olan karakterlerin üstünde kalmıyor, önce devlete sonra sistemin üstüne çöküp içimizdeki yumruyla birlikte takılıp kalıyor.
Filme adını veren ve okul yönetimince sürekli disiplin yöntemi olarak kullanıldığını gördüğümüz okul tıraşı, herkesin önünde saçı tıraş etme aşağılaması ise evvel ezel tüm erk sahiplerinin, keyiflerini kaçıranlara uyguladığı hizaya sokma yönteminin de bir örneği aynı zamanda. Yusuf'un çaresizlik, şaşkınlık ve öfke içinde izlediği olayların faturasının her şeyin sonunda kendisine saç tıraşı olarak dönmesi, gücü elinde tutanların yöntemlerinin hep aynı olduğunu da gösteriyor.
Yönetmen Ferit Karahan, Türkiye'nin çok önemli ve birbirine göbekten bağlı iki sorununa, sosyal adaletsizlik ve eğitimde fırsat eşitsizliğine bir buçuk saat kadar kısa bir sürede unutulmayacak bir not düşüyor.
Basit ve etkili anlatımı, sessiz anların gücünü de kullanması, detaylarla işlenmiş senaryosu, ses kurgusu, yarattığı gerçekçi atmosferi ile son yılların en iyi yerli filmi olduğunu düşündüğüm Okul Tıraşı’nı kesinlikle izlemenizi öneriyorum.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


