Sayfa yolu
Kanser ilaçlarındaki skandal yargı kararları: ‘Hayati risk doğar’ raporuna rağmen mahkeme ‘zorunlu değil’ diyerek 9 yaşındaki çocuğun ilacını kesti
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 02.08.2025 , 10:52 Güncelleme Tarihi: 02.08.2025 , 10:53
9 yaşındaki Hilal Zeynep Büberci, “optik gliom” olarak adlandırılan bir kanser hastalığı ile mücadele ediyor. Yaşamı, beynindeki tümörün küçülmesine bağlı. Tek gözü görme yetisini tamamen kaybeden Hilal’in diğer gözü sadece yüzde 5 oranında görebiliyor.
Kanser ilaçlarını temin etme, yargı süreci ve mali kısmı çok uzun süredir çözülmeyen, hastaları ve yakınlarını mağdur eden ve doğrudan yaşam hakkına saldıran bir sorun.
T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre Ankara 3. İş Mahkemesi’nin, 9 yaşındaki Hilal Büberci hakkında verdiği karar da bu durumu kanıtlar nitelikte. Mahkeme Büberci'nin ilacını kesti. SGK, Hilal’in kullanması zorunlu olan ilacın bedelini ödemediği için önce dava açıldı. Kararsa bu davanın sonucunda geldi.
Mahkeme, doktor ve İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu görüşünü yeterli bulmadı
Kararda önce Hilal Büberci’nin hastalığı özetleniyor, bu hastalık nedeniyle Koselugo adlı ilacı kullanmasının önerildiği anlatılıyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun da ilaç kullanımını uygun bulduğu vurgulanıyor. Ancak ilaç bedelinin ödenmesi istendiğinde, SGK’nin olumsuz yanıt verdiği ifade ediliyor.
Mahkeme, doktor görüşünü, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun görüşünü yeterli bulmayarak, bilirkişi olarak Ankara Üniversitesi’ni tayin etti.
Bu durumda bir heyet dosyayı inceliyor ve resmi görüş oluşturuyor.
Kararda şöyle deniliyor:
“Dosya Mahkememizce Ankara Üniversitesi Hastanesine gönderilmiş, burada Bilirkişi Kurulu tarafından düzenlenen 03/03/2025 tarihli raporda… ‘ilacın kullanımı ile yarar sağlandığının radyolojik olarak gösterildiği, ilaç kullanılmaması halinde mevcut lezyonun büyümesi ile hayati riskinin de ortaya çıkmasının mümkün olduğu, mevcut ilacın muadilinin bulunmadığı’ şeklinde görüş bildirilmiştir.”
Kaynak yok, dayanak yok
Bilirkişi tayin edilen hastane, açık biçimde, muadili olmayan ilacın kullanılmaması halinde hastada hayati risk doğabileceğini vurguluyor.
Ancak hüküm kısmında hiçbir gerekçe açıklanmadan şu karar veriliyor:
“Söz konusu ilacın kullanılmasının hayati öneme haiz olmadığı ve zorunlu olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddi cihetine gidilmiştir.”
Tahncioğlu, “Aynı cümlede bilirkişinin, 'hayati risk doğar' demesine rağmen, mahkeme, 'hayati öneme haiz olmadığı, zorunlu olmadığı' yorumunu yapmış. Kaynak yok, neye dayanarak söylediği belli değil” diyerek saçmalığa dikkat çekiyor.
İlacın bir aylık kullanımı 17 bin Euro
Yaşananları Hilal Büberci’nin annesi Selen Büberci şöyle anlatıyor:
“Kızımın beyninde doğuştan tümör var. Tek gözü kaybettik, tek gözü yüzde 5 görüyor. Ameliyatla alınamayacağını, başta sıkıntılara yol açacağını söyledi bütün doktorlar. Onkolojide tedavimiz devam etti, ediyor. Artık 9 yaşında. Doktorumuz bu ilaçtan bahsetti zira tablo iyi seyretmiyordu. Dünyada muadili olmayan bir ilaç. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimleri de uygun gördü kullanımını. İlacın bir aylık kullanımı 17 bin Euro… Sadece bir kutu, bir ay. Kimse ödeyemez bu miktarı. Üstelik ne kadar bir süre kullanacağı da belli değil. SGK olumsuz yanıt verince mahkemeye başvurduk. Önce tedbir kararı geldi, birkaç kutu kullandık. Üstelik ilacın faydasını da gördük kısa zamanda. Beyin MR’ları arasında bariz bir fark oluştu… Ancak sonra bu karar geldi… Şu anda ilacı kullanamıyoruz. Üç ayı geçti ilacı alamıyoruz. İlacın da gerçekten faydasını gördük. Doktorlar da bunu gördü. Bu ne kadar sürecek bilmiyorum. Ne yapacağımızı bilmiyoruz…”
Sağlığın piyasalaşması ve kanser hastalarının ilaç krizi
Türkiye'de yaklaşık 250 bin kanser hastası var.
Süreci oldukça zor olan kanser tedavisi, sağlık hizmetine ve ilaca erişim sıkıntısı da eklendiğinde daha da büyük bir soruna dönüşüyor. Bu sorun bizzat iktidar politikası olarak daha da büyütülüyor.
Hastalar, özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödemesi kapsamında bulunmayan kanser ilaçlarına erişimde büyük bir çözümsüzlükle karşı karşıya. Ya ilaç ecza depolarında yok ya da SGK ilacın geri ödemesini yapmıyor.
Fiyatları 250 bin liraya kadar çıkan ilaçların ücretini ödemek halkın çoğunluğu için mümkün değil. Üstelik bunlar tek sefer için değil, uzun süre kullanılması gereken ilaçlar.
Yargıtay’ın SGK'nin karşılamadığı ilaç bedellerinin ödenmesinde “iyileşme” koşulu arama kararı yaşam hakkına ciddi bir saldırı olması sebebiyle tepki çekmişti. Yargıtay içtihatlarında “tamamen iyileşme" ve "sağlığa kavuşma" gibi tıbben ve fennen imkansız olan koşullar araştırılıyor. Bu ne adil ne de kanuna uygun bir yaklaşım.
Yargıtay'ın, SGK tarafından karşılanmayan ilaç bedellerinin ödenmesinde iyileşme koşulu araması, yaşam hakkının kişinin sağ kalma süresi üzerinden pazarlığa açıyor. Öte yandan bu süreç kanser hastaları için ayrı bir stres kaynağı.
Kanser ilaçlarının fiyatı bütün dünyanın önemli sorunu.
İlaç tekelleri bu yüksek ücretlerin nedeninin yeni ilaç geliştirmenin maliyetinin yüksekliği olduğunu ileri sürüyorlar. Gerçekte kanser ilaçlarının fiyatını yükselten başka faktörler var. Fiyat ne olursa olsun ödemeye “istekli” çaresiz bir hasta grubu, ilaç sektörünün tekelci karakteri, biobenzer ilaçların geliştirilmesinin güçlüğü (yani rekabetçi ortamın sınırlılığı), ilaç tekellerinin yetkililer üzerindeki lobi çalışmaları gibi.
Hepsi aynı noktaya çıkıyor: İlaç araştırma ve geliştirme çalışmalarının tekellere bırakılmış olması.
| Yine kanser ilacı yine skandal bir mahkeme kararı: SGK, Nihat Genç'in ilaç ücretini geri alacak! | ![]() |
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
