Sayfa yolu
Kadın Dayanışma Komiteleri İstanbul’da buluştu: 'Yoksulluk kader değil, birlikte mücadeleye çağırıyoruz'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.08.2023 , 21:15 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Kadın Dayanışma Komiteleri’nin çağrısıyla İstanbul’un 30’u aşkın mahallesinden kadınlar bugün İstanbul NHKM Kadıköy’ün bahçesinde bir araya geldi. “Yoksulluk Kader Değil, Bu Yaşamı Birlikte Değiştirmeye Var Mısınız?” çağrısıyla bir araya gelen kadınlar hem yoksulluğun kadınları nasıl etkilediği, hem de bundan çıkış yolları ve gelecek dönemki mücadele başlıkları üzerine tartıştı.
Buluşmada ilk sözü alan Kadın Dayanışma Komiteleri Temsilcisi Serap Emir, kadın yoksulluğunun görünümlerine değindi. Her 100 kadından yalnızca 19’unun kayıtlı çalıştığını, her 3 kadından yalnızca 1’inin iş bulabildiğini, kadınların hiçbir sektörde eşit işe eşit ücret alamadıklarını, kredi kartlarını döndürerek yaşadıklarını belirten Emir, bunun temel sebebinin kapitalizmin kadınları ev ve aile içinde konumlandırması olduğunu dile getirdi.
“Bu düzende biz emekçi kadınların payına daha çok yoksulluk düşüyor. Bizler çalışmazsak yaşayamayız. Ama her kadın için durum böyle değil “ diyen Emir, “Bir insanın yaşaması için 50 milyon doları, bir evi, bir arabası olsa yeter” sözleriyle kamuoyunun gündemine oturan Sabancı ailesinden Dilek Sabancı’yı örnek verdi. Enerjisa’nın yılın ilk yarısında kârını ikiye katladığını belirten Emir, bunun devletin ürettiği elektrik dağıtımının özelleştirmelerle EnerjiSA’ya peşkeş çekilmesinden kaynaklandığını vurguladı. Akbelen’deki orman katliamında Doğa Koruma Vakfı üyeliğiyle gündeme gelen Limak yöneticisi Ebru Özdemir ve Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’a da değinen Emir “Bu kadınların yoksulluk gibi bir gündemi yok. Biz eşitlik istiyoruz deriz, onlar fırsat eşitliği anlar. Deprem olur, biz enkaz altında kalırız. Pandemi patlar, biz işe gideriz, onlar yurt dışında tatile gider. Yoksulluğumuzun mühendislerinden olanlarla bizim dertlerimiz, hayallerimiz, özlemlerimiz ortak olamaz” dedi.
Ülkeye yapılan yatırımların emekçi kadınların yoksulluğunu azaltmadığına dikkat çeken Emir, en yoksul yüzde 30’luk kesimin serveti toplandığında ortaya servet değil, yaklaşık 1 milyar dolarlık net borç çıktığına işaret etti. Bunca yoksulluğun üzerinin dinin siyasete alet edilmesiyle örtüldüğünün altını çizen Emir, “Kadınların bugün kendi hayatlarıyla ilgili kararları kendilerinin verebilmesi için, düzenin bize tasarladığı o kalıplara dökülmemek için neye inandığımızdan bağımsız, laiklik mücadelesine omuz vermemiz gerek” dedi. Seçimlerle birlikte AKP’nin kendi muhalefetiyle birlikte mecliste olduğunu söyleyen Emir, kadınların çok çetin bir yaşam mücadelesine şimdiden hazırlanmaları gerektiğini vurgulayarak 6284 sayılı kanun, nafaka hakkının kaldırılması, karma eğitim, yoksulluk, sömürü gündemlerine karşı tüm kadınları işyerlerinde, üniversitelerde, mahallelerde Kadın Dayanışma Komiteleri ile birlikte laik ve eşit bir toplumsal düzen için mücadeleye davet etti.
Buluşmada söz alan KDK Temsilcisi Gizem Batı Ayaz, yoksulluktan, şiddetten, sömürüden kurtulmak için nasıl bir düzene ihtiyaç olduğunu anlattı. Ülkenin kaynaklarının alabildiğine bol olduğunu vurgulayan Ayaz, emekçi kadınların bu kaynaklardan yararlanabilmesi için bakım yükünden tüm sektörlere devletleştirmenin şart olduğunu belirtti.
Eğitimin paralı hale getirilmesi sonucunda bir lüks haline geldiğine, devlet okullarının bile bugün velilerden binlerce liralık kayıt parası istediğine, bunun da yoksulluğumuzu arttırdığına dikkat çeken Ayaz, KDK’ların önümüzdeki dönem ücretsiz eğitim ve sağlık için de mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Tarikat ve cemaatlerin toplumsal yaşamda ve devletteki etkilerinin artmasıyla kız çocuklarının okullaşma oranının son yıllarda epeyce gerilediğini belirten Ayaz, “Bu oran yüzde 98’lerden yüzde 93’lere geriledi. Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşından önce evlendiriliyor, yüzde 10’u 18 yaşından önce doğum yapıyor” diyerek istatistikleri paylaştı. Gizem Batı Ayaz, kadının anne olmaktan çok eşit bir yurttaş olarak yer aldığı Sovyetler Birliği deneyimden örnekler vererek “Sosyalizm yüzde 80’i okuma yazma bilmeyen bir toplumda kadınların astronot olduğu, uzaya çıktığı, bilimde sanatta insanlığın gelişimine katkı sağladığı bir noktaya gelmişti. Çünkü devlet yurttaşların tüm temel ihtiyaçlarını karşılıyordu, kadınların önündeki engeller kaldırılmıştı” dedi.
Son seçimlerle oluşan meclisin bu toplumda emekçi kadınları temsil etmediğini belirten Ayaz, şiddetin, aile içi cinsiyetçi iş bölümünün, çalışma hayatı başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanındaki eşitsizliklerin ortadan kalkması için bu düzenin değiştirilmesi gerektiğine işaret etti ve tüm kadınları mücadeleye davet etti.
Buluşma İstanbul’un 30’u aşkın ilçesindeki emekçi mahallelerde, üniversitelerde mücadele eden kadınların katkıları ve mücadele önerileriyle sona erdi. Kadın Dayanışma Komiteleri önümüzdeki dönem İstanbul’da sektörel buluşmalar da düzenlemeyi hedefliyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

