Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kadıköy’de kent suçları tartışıldı

ÇYDD Kadıköy şubesi hukuk biriminin düzenlediği panele avukat Onur Cingil ve gazeteci Gamze Erbil konuşmacı olarak katıldı ve Kadıköy’deki kent suçları üzerinde duruldu.

soL - İstanbul

Yayın Tarihi: 12.12.2022 , 19:06 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İstanbul Kadıköy’de gerçekleşen dönüşümün Kadıköy halkının yararına olup olmadığı sorusuna cevap aramak üzere bir panel düzenlendi. Avukat Onur Cingil ve gazeteci Gamze Erbil’in konuşmacı olarak katıldığı panelde Söğütlüçeşme AVM, Fenerbahçe-Kalamış yat limanı ve Haydarpaşa tren garı konuları ele alındı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kadıköy Şubesi hukuk biriminin düzenlediği panelde ÇYDD yöneticileri konuya önem verdiklerini ve bu başlıklardaki çalışmaları desteklediklerini vurguladılar.

Gamze Erbil, konuşmasına kent suçu kavramını tanımlayarak başladı. Kentsel suç değil kent suçu kavramının doğru olduğunu söyleyen Erbil genel olarak imar planlarına aykırı olarak atılan adımların kent suçu olarak tanımlandığını ama AKP dönemindeki özelleştirme ve kentsel dönüşüm uygulamalarının bu suçların çeşitliliğini artırdığını belirtti. 

Gamze Erbil konuşmasına şöyle devam etti:

"Kadıköy’de yaşam, daralan yeşil alanları koruma, bunların haber olması yayılması… Kent suçu kavramı ile tanışmamız böyle oldu. Bir ağ oluşturduk ve adının Kent Suçlarını Takip ve Teşhir Ağı olmasına karar verdik.

Kuşdili çayırında yeşil otopark yapılması konusu vardı. Bu alanda otopark yapılmaması yönünde bir kazanım elde edildi.

Fakat alan arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği için betonun sökülüp yeşil hâle getirilmesi için inceleme sonucu bekleniyor.

Daha sonra Söğütlüçeşme’deki inşaatın hızlanmasıyla bu konuya yöneldik. Eylemler yapıldı, dava açıldı. Söğütlüçeşme mücadelesi sürerken burada çok fazla kent suçu işlendiğini fark ettik. 

Kuşdili mücadelesinde karşımızda İBB vardı ve bir diyalog geliştirilebiliyordu. Söğütlüçeşme mücadelesinde taraflar daha karmaşık. İşin içinde bakanlıklar, tuhaf şirketler ve yine yerel yönetimler var. Çevre Şehircilik ve İklim değişikliği bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı var. Ulaştırma bakanlığında özelleştirme süreçlerinde görev yapmış kişiler var. Çevre Bakanlığı konusuna gelince; ÇED gerekli değildir raporunun Çevre Bakanlığı tarafından kabul edilmesini bir suç olarak görüyoruz ve bu konuda bir dava sürüyor.

Bakanlık alandaki parsellerin birleştirilmesi gibi TCDD’nin projesine çok yardımcı olacak işler yapıyor.

Çevre Bakanlığını suçlamıştık, savunmasında projeyi yürüten Fıratcan İnşaat'ın cümlelerini kullandı. Halbuki biz Çevre Bakanlığını normal koşullar altında kamusal bir hassasiyeti olan ve o bağlamda bize yanıt vermesi gereken bir muhatap olarak görmek durumundayız. Merkezi yönetimdeki ayak bu. Çevre bakanının yardımcılarından biri Mücahit Demirtaş, kardeşi Celal Demirtaş çokça şirket kuran bir isim. Fıratcan İnşaat'ın bir dönem ortaklığını yapıyor. Proje resmileşmeden bir ay önce ortaklıktan çıkıyor. Bu bilgileri sadece ticaret sicil kayıtlarından alabiliyoruz.

Yerel yönetimler konusuna gelince; Söğütlüçeşme mücadelesi konusunda Kadıköy Belediyesi bir şey yapabilir mi veya İBB bu konuda ne yapıyor soruları hep gündeme geldi. Yapılan başvurular genel olarak yetkisizlik cevabı aldı. Yerel yönetimler merkezi hükümet tarafından çok fazla sıkıştırılıyorlar. Kendilerinden çok fazla bir şey bekleyemiyoruz. Ama yetkisiz olmadıkları yönünde eleştiriler de var, net kanıtları olmayan ağır suçlamalar da…

Şirketler konusunda; Şu anda mücadele ettiğimiz Söğütlüçeşme’de yapılan işe ticari alan deniyor. 108 dükkan yapılan yere biz AVM diyoruz. Önceki haliyle Gar AVM projesi olarak karşımıza çıkıyordu, bu proje 2021 Temmuz ayında mahkeme tarafından iptal edildi ve o proje durduruldu. Fakat küçük revizyonlarla viyadük ve çevre düzenlemesi adıyla yine 108 dükkan ve viyadük yapılıyor. Yenilenen proje Aralık 2021’de askıya çıkıyor ve 2022 Nisan ayında da Akfen, Fıratcan İnşaat'ın %51 hissesini alıp esas yüklenici olarak bu işe dahil oluyor. Akfen devreye girdiğinde burası AVM değil diyor. Çünkü İngiltere kaynaklı Timeout Market ile anlaşıyor ve farklı bir konsept olduğunu iddia ediyor. 

Nisan’da başvurusu yapılan, Haziran’da inşaatı başlayan proje için Temmuz ayında Çevre Bakanlığı ÇED gerekli değildir kararı aldı. Bunun üzerine Mimarlar ve Şehir Plancıları Odası ortak, ve ayrıca mahallede oturan şehir plancısı bir arkadaşımız dava açtılar. Davalar bir noktada birleştirildi. Sonuç olarak yeniden bir mücadele başladı. Şu anda inşaat çok hızlı bir şekilde devam ediyor. ÇED ile ilgili dava Ağustos başında başlamasına rağmen aylar geçti, sonuçlanmadı.

Normalde yürütmeyi durdurma davası olarak 2-3 haftalık süre içinde bitmesi beklenir. Mahkeme en son inşaat alanında yapılacak bir keşif için davacı tarafın 20 bin lira keşif bedeli ödemesi kararını bildirdi. Bu karar davanın taraflarından mahalle sakinine bildirildi, odalara bildirilmedi.

Ulaşım uzmanları proje tanıtım dokümanında viyadüğün gerekliliği ile ilgili öne sürülen argümanların geçersiz olduğunu söylüyorlar. Zaten ilk davada da ulaşım uzmanlarının verdiği raporlarla proje iptal edildi.

Suç çetesinin bileşenleri

%51’ini Akfen’in almasıyla birlikte inşaata başlayabilen Fıratcan İnşaat 2004 yılında kurulmuş. 2018 yılından beri bugünkü patron Sefa Özçelik var. Fıratcan ve Sefa Özçelik’in diğer şirketleri ile ilgili sadece inşa halinde web siteleri görünüyor, başka bir faaliyet yok. Ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre ise Fıratcan 2004’te ilk kuruluşunda Söğütlüçeşme, Viyadük altı No:1 olarak adres gösteriyor.

2007’den itibaren şirket ortağı görünen Osman Ağca Yorum İnşaat şirketi, Forum marka AVM’leri ile biliniyor. 17-25 Aralık döneminde tutuklanıyor ve şirket ortaklığından çıkıyor. Sonrasında Emek Sineması'nın yıkılmasının da sorumlusu olan Kamer inşaat sahibi AVM’ci Levent Eyüboğlu geliyor.

2018 itibarıyla Sefa Özçelik dönemi başlıyor. Babası, Devlet Denetleme Kurulu üyesi Abdurrahman Özçelik. Abdullah Gül ile üniversiteden bağlantısı var. Abdullah Gül’ün yeğeniyle ortaklıkları var. Abdullah Gül’ün yeğeni Ali Ekrem Tekelioğlu, Sefa Özçelik ve Hacı Murat Gülcan’ın ortaklıklarında basında çıkan haberlere göre naylon faturalarla dolandırıcılıklar yapılmış. Bu üçlü Tematek isminde bir şirket kuruyor ve bu Avlu GYO diye bir şirkete dönüşüyor.

Avlu GYO’ya ortak olan kişi daha önce bahsedilen Çevre bakan yardımcısının kardeşi Celal Demirtaş. Celal Demirtaş daha önce Binali Yıldırım ile şaibeli Reyhan İnşaat işinde ortaklık yapmış. Bu şirket karmaşaları içinde Celal Demirtaş ve Sefa Özçelik önemli isimler olarak akılda tutulmalı. Celal Demirtaş çevre bakanlığında duyuruya çıkmadan önce ortaklıktan ayrılıyor ve Sefa Özçelik tek kalıyor. Fıratcan’ın hep bir AVM için tutulduğu, hep bir TCDD ihalesini beklediği bilgisi kalıyor.

Akfen ortaklığa eklenince buradaki inşaat yapılabilir bir işe dönüşüyor. Akfen, Özal döneminde ilk yap-işlet-devret modeli inşaatı yapıyor. Devlet imtiyazlı işleri tercih ediyor. 

Suç çetesinin bileşenlerine bakınca böyle bir tablo görünüyor."

Avukat Onur Cingil de konuşmasında böyle davetleri mümkün olduğunca reddetmediğini, ne kadar çok kişiye ses duyurulursa o kadar iyi olacağını düşündüğünü söyledi. Bir ceza avukatı olarak başladığı kariyerinde, kamusal alanların talanı ile karşı karşıya olunan bir süreçte olunduğu için hedef değiştirmek zorunda kaldığını söyledi.

'Kadıköy’de artık ranta açılacak bir kapı yok'

Onur Cingil konuşmasına şöyle devam etti:

"Devletin dur yapma diyeceği noktalarda ben devlete dur yapma diyorum. Anayasa hocamız İbrahim Kaboğlu şöyle anlatırdı çevre hakkı konusunu ‘devletin çevre hakkını koruması bir ödevdir, vatandaş için hem haktır hem ödevdir.’ Yani aslında burada baktığımızda bir vatandaş olarak hem hak savunması hem de görev ifası yapıyoruz. Bunlar ilk etapta yaşama hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü iken son kertede üçüncü kuşak haklar konuşuluyor. Üçüncü kuşak haklarda çevre hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı var. Dünya bunun da ötesine geçiyor, sağlıklı bir çevrede ama sosyal bilincin de olduğu, belleğin de olduğu bir toplumda yaşamaktan bahsediliyor. Barınma ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı açısından evrensel olarak baktığımızda sağlıklı bir şehirde yaşama hakkının gerek tüketici haklarından gerek insan hakları bağlamında sayıldığını da söylemek isterim.

11 Aralık insan hakları günüydü ama biz ülkemizde bu günü kutlayamıyoruz. Çünkü AİHM’de en fazla ceza alan birinci, en fazla dosyası olan ikinci ülke durumundayız. 

Panelin başlığına dönersek kent dönüşümünden değil rant dönüşümünden bahsedebiliriz. 

Söğütlüçeşme’de viyadük yapmak veya Haydarpaşa’yı tarihi bir yapı olarak tutma söylemleri her zaman bir paravan oluyor. Söğütlüçeşme konusunda bilimin unutulduğu, tekniğin göz ardı edildiği, hukukun da bir şekilde baltalandığı bir noktadayız. Takip ettiğim kent mücadelelerinde karşımızda bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı var. 

Bu toplantı hem bilgilenme hem de örgütlenme amaçlı. Bütün mücadelelerimizde ısrarcı oluyoruz, hiçbir zaman pes etmiyoruz. Mahkemelerde uğraşıyoruz, davaları uzman görüşleriyle çeşitlendiriyoruz ve en önemlisi kamuoyu desteği alıyoruz. Kamuoyu desteği olmazsa dava dosyasının göz ardı edilmesi olasılığı yükseliyor. Örneğin Kirazlıtepe davasında karar çıkana kadar beş gün mahkeme önünde nöbet tuttuk. Validebağ 538 gündür nöbet tutuyor. 

Söğütlüçeşme’de daha önce geçilen dava sürecindeki bilirkişi raporlarında burada yapılacak bir işin insan ve trafik yoğunluğunu arttırıcı olduğu net bir şekilde ortaya konmuş.

Bir şehirde çevre, ulaşım, barınma, kent estetiği konuşmanın ötesinde şehrin yaşanmışlığının, belleğin korunmasının da konuşulması gerektiğini söylemem gerekiyor. Yaptığım bazı açıklamalarda şu iddiayı koyarım her zaman; gazetecilerin varlığında, hukukçuların varlığında, teknik insanların varlığında, derneklerin ve STK’ların varlığında haklarımız konusunda ısrar edeceğiz ve bir gün şunu öğreteceğiz: Kadıköy artık doydu. Kadıköy’de artık ranta açılacak bir kapı yok. Burada canlıyı özneye koyan bir şekilde her şeyi düzenleyeceğiz.

Liberalizmde kabaca herkesi serbest bırakma durumu hâkimse Neoliberalizmde devleti paravan yapma, hatta devleti ileriye sürme durumu var ki bu çok acı bir şey. Davalarda bakanlıklar taraf oluyor. Biz uzun uzun dosyamızı anlatırken bakanlık avukatı sadece 'dilekçemi tekrar ediyorum' diyor. Davaları bakanlık değil dosyalarına müdahil olan şirketler savunuyor.

Bakanlığın orada değil burada olması lazım aslında. Bakanlığın şirketlere sen bunu yapamazsın demesi lazım. ÇED gerekli değildir raporları fazla bir teknik inceleme yapılmadan veriliyor. Dava açarsanız açıyorsunuz, açmazsanız zaten devam ediyorlar. Tamamen o bölgedeki halkın duyarlılığına kalmış. Aslında hukuken ‘telafisi imkansız zarar’ oluşacağı için mahkemenin bilirkişi raporu çıkana kadar işi durdurması gerekiyor. 

Hukukta alanımı değiştirmememe sebep olan durum şu; Türkiye’de özelleştirecek, satılacak bir yer kalmadı. Hiçbir yer kalmayınca mesela Söğütlüçeşme’de viyadüğün altını satmaya çalışıyorlar. Bundan sonra da yol ortalarındaki refüjleri satacaklar. Kent suçlarının artması ve profilinin değişmesi şundan kaynaklanıyor aslında eskiden boş alanlar satılıyordu, şimdi dolu alanlar boşaltılıyor ve oralar satılıyor. 

Haydarpaşa projesi Selimiye mahallesindeki TMO’yu ve harem otogarını da içine alan çok büyük bir proje aslına baktığımızda. 

Okmeydanı Fetihtepe davasında gördüğümüz bir örnek var. Bir önceki belediye başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın Cannes şehrinde yapılan bir Dünya Mimarlık ve Mühendislik panelinde Fetihtepe’yi anlatıyor. Diyor ki Galataport yapılacak ki o sırada TMMOB durdurmuş, sonra Haliçport geliyor, Okmeydanı Fetihtepe projesi ile bu üçlü ayakta büyük bir proje vaat ediyorum ben size. Şu günlerde de 2032’de yapılacak projeler satılıyor olabilir. 

Genel bir perspektif çizmeye çalıştım; rant alanlarını göstermeye, bu işteki siyasi odağı, mahkemelerdeki durumu anlatmaya çalıştım. Haydarpaşa hâlâ orada ayakta duruyorsa mücadelenin başarılı olduğu noktalardan biri olduğu için. Kalamış-Fenerbahçe yat limanı projesinde konu Anayasa Mahkemesi'nde. Burada çok ciddi bir mücadele hukuk alanında da devam ediyor. Bunları çözmemiz için de daha fazla bu panelleri yapmak, daha fazla kamuoyu oluşturmak, daha fazla kararları anlatmak lazım. Kamuoyu oluşturma tarafındayım, dava açma tarafındayım, bağırma tarafındayım.

Açtığımız davaların bir kısmını kazanıyoruz. En önemlisi karşımızdakilere atını rahat oynatamayacağını, burada onları izleyen birileri olduğunu söylemiş oluyoruz. Şairin dediği gibi kaybedeceksek de güzel kaybedelim."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.