Breadcrumb
İzmir’deki orman yangınlarıyla Yapı Kredi'nin ve İş Bankası'nın ne alakası var?
Utku Yıldız
Yayın Tarihi: 26.10.2025 , 00:04 Güncelleme Tarihi: 26.10.2025 , 00:44
2000'li yıllardan önce siyasi istikrarsızlık olduğu için işler zorlukla yürüyordu. Enerji devletin kontrolünde olduğu için tam sözleşme imzalayacağız hükümet değişiyor, bürokrat değişiyordu. Yıllarca süren davalarla uğraştık. Sürekli başka engeller çıkıyordu. AYDEM şirketini kurduk, tam 17 yıl devredilmesi için uğraştık. Siyasi istikrarsızlık döneminde 'yeter' deseydik, bu günlere gelemezdik. 2000'li yıllardan sonra siyasi istikrarın da gelmesiyle işler kolaylaştı ve hızlandı"17
Ceyhan Saldanlı’nın sahibi olduğu şirketler, AKP döneminde, Saldanlı’ya bunları dedirtecek kadar hızla büyüyecektir. Büyümenin ana kaynağı, elektrik hizmetlerindeki özelleştirmeler ve teşvikler olur.
AKP, “Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Strateji Belgesi”ne, elektrik hizmeti özelleştirmelerini 2006 yılında tamamlama hedefini koymuştur. Ancak, özelleştirme karşıtı mücadeleler ve açılan davalar nedeniyle hedefine ulaşamamıştır. Bu nedenle, yeniden gaza basmaya kararlıdır.
2010 yılında bir düşünce kuruluşunca düzenlenen ve enerji şirketlerinin katılımcısı olduğu bir toplantıda, bu acele dile getirilir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) Başkan Vekili Ahmet Aksu, "Amacımız 2011 yılı içerisinde bütün dağıtım şirketlerinin özelleştirme devir işlemlerini gerçekleştirip, yıl sonu itibariyle tüm dağıtım sektörünün özel sektör eliyle işletilmesini gerçekleştirmiş olmak" der.
Aynı toplantıda Maliye Bakanı olarak Mehmet Şimşek de vardır. Boğaziçi, Gediz, Trakya ve Dicle dağıtım bölgelerinin ihale süreçlerini başlattıklarını söyler ve patronlara bakarak ekler: “Herhalde beklediğiniz sürpriz buydu.”
İhale yasası mı? Ne yasası?
Sürprizlerden biri olan, İzmir ve Manisa illerinde elektrik dağıtımını yürüten Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin özelleştirme ihalesi, 19 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirilir. 10 şirketin teklif verdiği ihaleyi, 1 milyar 231 milyon dolarlık teklifle, Elsan–Tümaş–Karaçay Ortak Girişim Grubu alır. Ortaklık yapan üç şirketin de ana hissedarı Ceyhan Saldanlı’dır. İhale şartnamesine göre, ihale bedelinin yüzde 40’ı peşin, kalan kısmı ise taksitler halinde ödenecektir.
Ancak, ihalenin ardından bir tartışma başlar. Özelleştirme ihalesinin gerçekleştirildiği tarihte, Elsan’ın grup şirketi olarak içinde yer aldığı Bereket Enerji, kamu ihalelerinden yasaklı konumdadır.
İhaleye giren diğer şirketler, medyayı da kullanarak, bu konuyu işleyeme başlarlar. İhale sonucunun geçersiz olduğunu iddia ederler. Fakat ihale yasasının özelleştirme ihalelerinde uygulanmadığını belirtilen Özelleştirme Yasası’nın 12. maddesi dayanak gösterilir ve ihale sonucu onaylanır.
Böylece, AYDEM Holding, elinde tuttuğu Aydın-Denizli–Muğla bölgesindeki tüketim miktarının yaklaşık 2 katı, tüketici sayısının ise yaklaşık 1,5 katı büyüklüğündeki bir bölgeyi, İzmir ve Manisa bölgesini, dağıtım ağına ekler.
Yıllar içerisinde, her iki bölgenin de, tüketici sayısı ve tüketim miktarı büyük artış gösterir. İzmir ve Manisa bölgesinde, 2013 yılından 2024 yılına, tüketici sayısı yüzde 41,4 oranında, tüketim miktarı ise yüzde 86,2 oranında artar. Aydın, Denizli ve Muğla bölgesi için, tüketici sayısındaki ve tüketim miktarındaki artış ise, sırası ile yüzde 41,2 ve yüzde 70,3 olur. (Tablo 1)
Bu artışların sonucunda, AYDEM Holding’in sahip olduğu dağıtım ağı, 2024 yılında Türkiye’deki toplam tüketici sayısının ve toplam elektrik tüketim miktarının yaklaşık yüzde 12’sine denk gelir. Toplamda 6 milyon 250 bini aşan tüketici sayısına ve toplamda 35 094 GWh tüketim miktarına ulaşır.
** “Elektrik Piyasası 2024 yılı Piyasa Gelişim Raporu”nda, dağıtıma bağlı tüketiciler ile iletimden bağlı tüketicilerin tüketim miktarları ayrıştırılmış olmasına karşın, “Elektrik Piyasası 2013 yılı Piyasa Gelişim Raporu”nda bu ayrım bulunmamaktadır. Bu nedenle, “Elektrik Piyasası 2024 yılı Piyasa Gelişim Raporu”ndaki toplam tüketim miktarı tabloya aktarılmıştır. |
Tüketici sayısı ve tüketim miktarı artmasına artar ancak personel sayısının artış hızı çok daha düşüktür. (Tablo 2) Özelleştirme öncesinde GDZ Elektrik bünyesindeki personel başına düşen tüketici sayısı 937 iken, 2024 yılına gelindiğinde, bu sayı 1120 olur.
Yine, bir klasik gerçekleşir. Özelleştirme sonrasında, emekçiler daha az maaşla daha uzun süre ve daha çok iş üretmek zorunda bırakılmışlardır. Özelleştirmeyi savunanlar, buna, verimlilik artışı demektedir.
Verimlilik mi? Kime göre?
Ancak, özelleştirme taraftarlarının en çok kullandığı bir diğer argüman olan tüketicilerin daha iyi ve daha kaliteli hizmet alacağı iddiası ile birlikte düşünüldüğünde, gerçek farklıdır. Sadece şirketteki emekçiler değil, özelleştirilen hizmetten yararlanan vatandaşlar da, artık daha kötü koşullara sahiptir.
Daha az sayıdaki emekçinin daha çok çalışmak zorunda kalması, vatandaşların daha az kişiden ve daha verimsiz hizmet alması demektir. Bu açıdan, verim dedikleri, sadece patronların kârının artması ile sınırlıdır.
** Veriler, EPDK tarafından hazırlanan ve ilgili bağlantıda yer alan “Elektrik Piyasası 2013 yılı Piyasa Gelişim Raporu” ve “Elektrik Piyasası 2024 yılı Piyasa Gelişim Raporu”ndan alınmıştır.
AYDEM'in patronları için oldukça "verimli" olan özelleştirmelerden elde ettikleri, sadece elektrik dağıtım hakları değildir. Enerji üretimi santralleri de listededir.
AYDEM, kuruluşundan sonra, cazip finansman olanakları ve devletin sağladığı büyük teşvikler ile enerji üretim alanında da ilerlemiş bir şirkettir. 1997 yılında Türkiye’nin ilk özel hidroelektrik santralini kurmuş, elektrik üretimin özel sektöre daha fazla açıldığı 2002 sonrasında ise Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası finans kuruluşlarından sağlanan fonları TSKB, İş Bankası ve Yapı Kredi Bankası gibi bankalar aracılığı ile kullanmış, büyük bölümü nehir tipi HES’lerden oluşan 20 civarında santral yapmıştır.
AYDEM’in elektrik üretim kapasitesindeki asıl artış ise, özelleştirilen enerji santralleriyle olur. Önce 2014 yılında, (Muğla) Yatağan Termik Santrali ve (Zonguldak) Çatalağzı Termik Santrali, ardından 2016 yılında da Denizli’deki Adıgüzel HES ve Aydın’daki Kemer HES, AYDEM Holding’e geçer.
Özelleştirmeler sonucunda, AYDEM’in elektrik üretimindeki kurulu gücü 2 bin MW’ı aşar. Böylece ülkenin toplam kurulu gücünde AYDEM’in payı yüzde 2’ye ulaşır. EÜAŞ dâhil en büyük elektrik üretim şirketleri listesinde 8. sıraya yerleşir.
Bu büyümenin, bir “başarı hikâyesi” olarak adlandırılması çok mümkün değildir.
Yüksek tutarlı banka kredileri ve borçlanma
AYDEM’in hem elektrik üretiminde hem de dağıtımında birlikte büyümesi, her iki alanda da, devlet teşviklerinden ve devletin alım garantilerinden yararlanmasını sağlar. Ancak asıl etkisi, üretim ve dağıtım ücretleri makasını açarak, kâr oranı büyük miktarlarda arttırmasında görülür.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), bu durumu, 2025 Nisan’ında yaptığı açıklama ile ortaya koyar.19 2021–2025 yılı faturalarının karşılaştırmasına göre, enerji üretim bedeli 4 yıl içinde yüzde 24,6 artarken, dağıtım bedeli tam olarak yüzde 642,2 artmıştır.
Dağıtım bedellerini sürekli olarak şişiren şirketlerden biri olan AYDEM’in, enerji üretim santrali özelleştirmeleri için ödemesi gereken ihale bedelleri, Yatağan Termik Santrali için 1 milyar 91 milyon dolar, Çatalağzı Termik Santrali için 350 milyon dolar, Adıgüzel ve Kemer HES'leri için ise 324 milyon TL’dir.
Bu bedeller ile birlikte AYDEM, 2014’e kadar katıldığı özelleştirme ihalelerinde, yaklaşık 2,6 milyar dolar vereceğini taahhüt etmiştir. Ancak bu miktarın tamamını, AYDEM’in öz kaynaklarını kullanarak karşılaması imkânsızdır. Yüksek tutarda banka kredisi kullanması gereklidir. Öte yandan, AYDEM’in mali gücü, talep edilen kredi tutarları açısından bile yetersizdir.
Olmayan varlıkları yönetmek
Ceyhan Saldanlı’nın, tabloyu özetleyen bir anısı da vardır. Bir banka yöneticisinin kendisini “Ben bankanın varlık yöneticisiyim” diyerek tanıtması üzerine, “Bize varlık yöneticisi değil, yokluk yöneticisi lazım” dediğini aktarır Saldanlı ve “olmayan varlıkları yönetmemiz lazım” ifadesinin hayatın bir gerçeği olduğunu söyler.20
İşte, o olmayan kaynaklar, iktidarın yönlendirmesi ve o dönem, enerji sektöründeki pastanın büyüklüğünü gören bankaların yönetimleri tarafından Saldanlı’nın sahibi olduğu AYDEM için var edilir.
2002–2018 yılları arasında elektrik sektörüne, yüzde 70’e yakını döviz bazında alınan kredilerden oluşan ve boyutu 100 milyar dolara ulaşan krediler aktarılır. Toplam banka kredileri içerisinde, enerji kredilerinin oranı yüzde 10’a kadar yükselir.
Ortada, bilerek yükseltilen yatırım tutarları ile, inşaat şirketinden, ekipman tedarikçisine, Siemens, General Electric ve Alstom gibi teknoloji sağlayıcılarına kadar sermayenin bir bölümünün kazandığı bir oyun vardır.21 AYDEM de, bu oyunun bir aktörüdür.
Devlet sermayeli Vakıfbank ile Halkbank, ortaklık yapısındaki “Atatürk Hisseleri”nden kaynaklı olarak CHP’nin yönetim kuruluna 4 üye atama hakkına sahip olduğu İş Bankası, İş Bankası ve Vakıfbank’ın ortak hisselerinin bulunduğu ve esas olarak İş Bankası iştiraki olan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, 2018 yılında bankacılıktan çekilecek olan Doğuş Grubu’nun ortağı olduğu Garanti Bankası ile Koç Holding’in Yapı Kredi Bankası, AYDEM’e 3 milyar dolar büyüklüğünde ve 12 yıl vadeli kredi sağlar. Özellikle Çatalağzı ve Yatağan termik santralleri için verilen kredilerde, Yapı Kredi Bankası, ana kredi sağlayıcısıdır.
Yayınlanan ilk istatistikler, bankaların “doğru yatırım” yaptıklarını kanıtlayacak yöndedir. Türkiye’nin en fazla ciroya sahip 500 şirketini listeleyen Capital Türkiye 500 araştırmasında, 2013 yılında 1 şirket ile yer alan AYDEM, 2017 yılında, 7 şirketi (Gediz Elektrik Perakende,
Aydem Elektrik Perakende, GDZ Enerji Dağıtım, ADM Elektrik Dağıtım, Yatağan Termik, Bereket Elektrik ve Bereket Enerji Üretim) ile listededir artık. Listedeki 7 şirketin 5’inin, özelleştirmeler ile AYDEM’e geçen şirketler olması, dikkat çekicidir.
AYDEM’e krediler sağlanmış. Özelleştirmeler ile büyütülmüş. Devlet destekleri verilmiş. Sonuçta AYDEM, yüksek cirolar elde etmiştir.
Ama madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Aldığı krediler nedeni ile bankalara yıllık 250 milyon dolar geri ödeme yapması gereken bir şirkettir artık, AYDEM.
Döviz borçları TL'ye çevrildi, taksit yapıldı
AYDEM’in bankalara yapacağı ödemelerin ilk kaynağı, kamuya yapılması gereken ödemelerde yapılan kesintiler olur. 2017 yılında, 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “kamu kurumlarının yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 02.01.2017 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kuru üzerinden, 31.12.2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilmesi”nin yolu açılır.
Özelleştirme ihale bedelleri dolar olarak taahhüt eden AYDEM, bu düzenlemeden faydalanır ve kamuya olan döviz borçlarını TL’ye çevirtir. TL’ye çevrilen borç da, 2017–2022 arasında ödenecek şekilde 6 taksite bölünür. AYDEM’in bu yolla, 250 milyon dolar eksik ödeme yaptığı iddia edilir.
Ayrıca, dağıtımda kullanmak üzere, bir kamu kurumu olan Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.’den22 satın aldığı elektriğin bedelini ödememeye başlar. 2017 yılında, AYDEM’in TETAŞ’a olan borcunun 650 milyon TL’ye ulaştığı bilgisi basına yansır. TETAŞ tarafından borca ilişkin olarak AYDEM’e resmi bir yazı da yazılır. Bu yazı, AYDEM’in, AKTAŞ örneğinde olduğu gibi şirketin devletleştirilmesi ya da 2016 yılında Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.’de olduğu gibi şirketin yönetimine el konulması ve ardından başka bir şirkete satılması gibi tartışmaları gündeme getirir.
Bu dönemde, özel sektörün büyük oranda döviz cinsinden borçlanmasının da etkisi ile cari açığın aşırı yükselmesine bağlı bir borç krizi yaşanır. Döviz kurunun yükselişi, sarsıcı bir şekilde hissedilir. Devlete döviz cinsinden olan borçlarını TL’ye çevirtebilen AYDEM ise, bankalar söz konusu olduğunda, “çaresiz” kalmıştır.
Borç krizine çare yeni CEO
Bu “çaresiz”liğin içerisinde, 2018 yılında, AYDEM’e yine sihirli bir el dokunur ve AYDEM’in yönetim kurulu yeniden değişir. ABD’deki yatırım bankası Morgan Stanley’de direktörlük yapmış, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi Proje Finansmanı ve Ticaret Direktörü, SOCAR Türkiye Yatırımlardan Sorumlu Grup Başkanı olarak görev almış bir isim olan İdris Küpeli, AYDEM’in yeni CEO’su olur.
Küpeli’nin CEO’luğu, bir kayyım ataması olarak görülmekte ve Küpeli’nin asıl olarak borç yönetimi için geldiği basına yansır. Küpeli’nin gelişi ile birlikte, şirketin sahibinin Ceyhan Saldanlı’nın ve yıllardır ortağı olan Ali Yağlı’nın, fiili olarak, tüm karar yetkilerinin elinden alındığı söylentileri başlar.
Küpeli’nin ilk hamlesi, şirketin merkezini Denizli’den İstanbul’a taşımak ve Bereket Enerji adını AYDEM ile değiştirmek olur. AYDEM’in, borsada “halka arz”ı için çalışmalara başlanır. Ve en önemli hamle gelir: 10 yıla yayılacak şekilde, 4,6 milyar dolarlık bir kredinin yapılandırılması için bankalar ile anlaşılır.
Bankalar ile yapılan yapılandırma anlaşması, kapasitenin artırılması, teknolojik iyileştirmenin yapılmasına ek olarak AYDEM’in yeni yatırımlar ve satın almalar ile sürekli olarak büyümesi üzerine kuruludur.
Bu strateji, 2018 öncesinde de yürürlüktedir aslında. 2021 yılında “halka arz” öncesinde Aydem Yenilenebilir Enerji A.Ş. için hazırlanan ve SPK tarafından onaylanan “İzahname”deki veriler, bu durumu net bir şekilde göstermektedir. (Tablo 3)
Devlet özel sermaye için yine iş başında
Tablo 3 incelendiğinde, AYDEM’e, enerji santralleri için 700 milyon doların üzerinde kredi sağlandığı görülür. Bu santrallerin büyük bir bölümünün kuruluş tarihi, 2012 yılının Aralık ayındaki Gediz özelleştirme ihalesinin sonrasındadır. AYDEM, Gediz özelleştirmesi için kullandığı 1,54 milyar dolarlık kredinin yaklaşık yarısı kadar krediyi de, sonrasında kullanmıştır. Bu büyüklükteki kredilerin, Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir vatandaşına verilmeyeceği açıktır.
Kredi verenler ile kimin adına ipotek veya rehin edildiği sütunları kıyaslandığında, devlet sermayeli bir banka olan Vakıfbank tarafından verilen krediler için herhangi bir ipotek ya da rehin sözleşmesi tanımlanmadığı göze çarpar. “Devlet”, özel sermaye için yine iş başındadır. Diğer kredi verenler için ise bildiğimiz, borçların borçlandırılarak ödetilmesine ilişkin klasik yöntem devrededir.
Finansal bağımlılığı arttırma hedefindeki bankaların, borçlandırmayı süreklileştirerek kendilerini neden bu kadar riske soktuklarının yanıtı ise örneğimizde, kamu teşvikleridir.
2005 yılında yürürlüğe giren 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunu(YEK)’nda, YEK Destekleme Mekanizması (YEKDEM) tanımlanır. Ayrıntıları 2010 yılında belirlenen YEKDEM, özel şirketler tarafından yapılacak rüzgâr, güneş enerjisi, kanal–nehir tipi hidroelektrik üretim tesisleri gibi enerji üretim tesisleri için, kilovat saat başına dolar cinsinden destek verilmesini içerir. İlk çıkışında, 18.5.2005-31.12.2015 tarihleri arasında kurulmuş ve kurulacak işletmeleri kapsayan teşvikin tutarı da 10 yıl boyunca sabit kalacaktır ve teşviklerin mali kaynağı yine elektrik faturalarıdır.24
AYDEM, sahibi olduğu ve daha önceden de sözünü ettiğimiz enerji üretim santrallerinin büyük bir bölümünde, YEKDEM’e yaslanır. “AYDEM Yenilenebilir Enerji” faaliyet raporlarına göre, 2018–2020 yılları arasında, gelirlerin, sırası ile yüzde 88, yüzde 89 ve yüzde 89’u, dolara endeksli sabit fiyatlandırma ile YEKDEM kapsamında elde edilir.
Bankalar da, yeni krediler verirken, işte buna odaklanmaktadır.
Bir de bu tabloya yansımayanlar vardır. Yapılandırma anlaşması sonrasında AYDEM, “Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.’ye kaydından ve/veya piyasa katılım anlaşmasından doğan ve/veya EPİAŞ aracılığıyla yürütülen elektrik satışlarından doğan tüm alacakları” 50 milyar TL’ye kadar teminat amaçlı olarak bankalara devreder. Bu cümle, AYDEM’in elektrik üretimini ve dağıtımını, bankalar ile ortak yapması anlamına gelir.
Tüm bunlar, hem AYDEM Yenilenebilir Enerji için düzenlenen 2021 yılına “İzahname”de hem de GDZ Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi için 2024 yılında düzenlenen, fakat şu aşamada SPK onayından geçmediği için taslak niteliği taşıyan “İzahname”de; “… kredi sözleşmeleri çerçevesinde bir temerrüt hali meydana gelmesi ve kredilerin geri çağrılması halinde GDZ Enerji ya da dolaylı olarak Aydem Holding’in payları satılabilir. Bu durum Şirket düzeyinde bir kontrol değişikliğine yol açabilecektir. … GDZ Enerji’nin sahip olduğu Şirket sermayesinin çoğunluğunu temsil eden paylar üzerinde Şirket’in kredi verenleri lehine pay rehni verilmiştir” cümlelerine de yansır.
“Aydem Yenilebilir Enerji” için hazırlanan “Bağımsız Hukukçu Raporu” ise AYDEM’in kredi verenlerinden birinin adına doğrudan yer verir.25 Bu kredi veren, Yapı Kredi Bankası'dır. Yapı Kredi Bankası, Aydem Yenilebilir Enerji’nin ana hisselerinin yüzde 51,4’üne tekabül eden A grubu hisseleri üzerinde, birinci ve ikinci dereceden rehin tesis etmiştir. (Resim 1)

AYDEM’e bağlı Aydem Yenilenebilir Enerji ile GDZ Enerji’nin, varlıklarını, özkaynaklarını ve yükümlülüklerini gösteren finansal tablolara bakıldığında, bu ilişkinin, anlık bir durum olmadığı, yıllara yayıldığı net bir şekilde görülür. (Tablo 4 ve Tablo 5)


Şirket kâr etmeyi sürdürdü
Her iki tabloda da, toplam özkaynaklara kıyasla toplam yükümlülüklerin çok yüksek olduğu, toplam yükümlülükler içerisinde de uzun vadeli yükümlülüklerin önemli bir ağırlık taşıdığı göze çarpar. Tablo 2 ve Tablo 3’ün, AYDEM’e bağlı iki ayrı şirkete ait ve birbirini takip eden yıllar için seçildiği dikkate alındığında, AYDEM’in toplam yükümlülüklerinde, anlamlı bir azalma olmadığı, ancak özkaynakların büyüdüğü görülür.
Bu da, şirketin kâr etmeyi sürdürdüğünü, dışarıdan kaynak sağlamaya devam ederek, yapılandırmada ifade edildiği üzere varlık edindiğini ve teçhizat yatırımı yaptığı, aynı zamanda da yatırım için borçlandığını göstermektedir.
Bankaların kazanmaya devam etmesi için, işte bu döngü süreklileşmelidir. Döngünün süreklileşmesi için ise yazı boyunca aktarmaya çalıştığımız üzere, özelleştirmelerin sürmesi, kamu teşviklerinin artması, faturanın halka daha fazla çıkarılması gereklidir.26
Bu koşullarda, yazının başlığına geri dönebiliriz.
Alacaklarını temin etmek için tüm fırsatları kullanan yerli ve yabancı finans kuruluşlarının, onların Ankara’daki fiili ortaklarının, doğamızı, kentlerimizi ve insanlarımızı koruyacak tedbirler alması mümkün müdür?
Gerçekten de İzmir’deki orman yangınları ile Yapı Kredi’nin ve İş Bankası’nın hiç alakası yok mudur?
- 17
https://www.memurlar.net/haber/928802/ptt-memuruydu-simdi-enerji-sektorunde-12-bin-calisani-var.html
- 19
https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=148282&tipi=2&sube=
- 20
Işığa Doğru Ceyhan Saldanlı, Hayrettin Üçüncü – Leyla Saral, Elma Yayınevi, 1. Basım, Kasım 2020.
- 21
https://haber.sol.org.tr/haber/enerjinin-sektor-haline-gelmesinin-halka-maliyeti-buyuk-11073
- 22
Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ), elektrik sektörüne yap – işlet – devret, yap – işlet ve işletme devir hakkı yöntemleri ile sokulan özel şirketlerle satış sözleşmeleri imzalayan bir kamu kurumudur ve 2018 yılında yapılan bir düzenleme ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne devredilir.
- 23
2022 yılında lisans süresi dolmuş ve Denizli Büyükşehir Belediyesine devretmiştir.
- 24
YEKDEM, önce 2020 yılına, ardından 2021 yılına kadar uzatılmış, 2021 yılında ise döviz kuruna dayalı teşvikler TL’ye çevrilerek 2025 yılına kadar yeniden tanımlanmıştır.
- 25
https://www.ykyatirim.com.tr/media/ly3f22aq/aydem_ek-5-hukukcu-raporu.pdf
- 26
2021 yılında, özelleştirme ile AYDEM’e verilen Yatağan Termik Santrali yatırım teşvik belgesi listesinin başındadır ve yatırım için şirkete yüzde 80 vergi indirimi, yüzde 40 yatırıma katkı oranı, gümrük vergisi muafiyeti, faiz desteği ve KDV istisnası sağlanır.
2021 yılında Aydem Yenilebilir Enerji A.Ş. için “halka arz” işlemi gerçekleştirilir. Halka arz işleminde, hisse fiyatının 9,90’dan 7,30’a kadar düştüğü, o dönemde diğer enerji şirketlerinin halka arz işlemlerinde de olduğu gibi, ciddi bir “keriz silkeleme” gerçekleştirildiği iddia edilir. Öte yandan, şirketin borçlu olduğunu ve borç ödeyeceğini duyurduğu, bu nedenle hisseleri normalden daha yüksek fiyattan piyasaya sürmüş olmasının piyasada “doğal” karşılandığı da söylenir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.