Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İtalyan Lisesi öğretmenlerinden MEB önünde tepki: 'Grev kırıcılığına son verin'

İstanbul’da Özel İtalyan Lisesi’nde aylardır grevde olan öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptıkları açıklamada hem okul yönetimine hem Milli Eğitim Bakanlığı’na tepki gösterdi. Bağlayıcı toplu iş sözleşmesinin imzalanmamasına ve “ikame öğretmen” uygulamasına tepki gösteren öğretmenler, sürecin yalnızca ücret değil, hukuk ve onur mücadelesi olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 10.04.2026 , 19:53

İstanbul’da Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan öğretmenlerin aylar süren grevi yeni bir aşamaya girdi. 

Tez-Koop-İş Sendikası üyesi öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü önünde yaptıkları açıklamada hem okul yönetimine hem de Bakanlığa sert tepki gösterdi.

2021’den grev sürecine: Baskı ve mobbing yıllardır sürüyor

Öğretmenlerin aktardığına göre sorunlar 2021 yılında başladı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 14 öğretmen, Nisan 2025’e kadar okul yönetimiyle çok sayıda görüşme yaptı ancak çözüm sağlanamadı. Bu süreçte öğretmenler işten çıkarılmakla tehdit edildiklerini, aşağılayıcı tutumlara maruz kaldıklarını ve sistematik mobbing uygulandığını belirtiyor.

Nisan 2025’te sendikalaşma kararı alan öğretmenler, Tez-Koop-İş Sendikası çatısı altında örgütlendi. Ancak öğretmenlere göre okul yönetimi sendikayı tanımamak için hukuki süreçleri zorladı, tanıklık baskıları yaptı ve tüm davaları kaybetmesine rağmen geri adım atmadı.

Uzlaşma sağlanamaması üzerine öğretmenler 2 Şubat 2026’da greve çıktı.

Anlaşma sağlandı, imza atılmadı

26 Mart 2026’da İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı görüşmelerde taraflar arasında sözlü anlaşma sağlandı. Ertesi gün imza atılması planlandı.

Ancak süreç burada tıkandı. Konsolosluk, bağlayıcı toplu iş sözleşmesi yerine “hukuki bağlayıcılığı olmayan” bir metnin imzalanmasını önerdi. Öğretmenler ve sendika bu öneriyi reddetti.

Gönderilen metinde açıkça, belgenin toplu iş sözleşmesi niteliği taşımadığı ve İtalya’daki onay süreçlerine bağlı olduğu ifade edildi. Öğretmenler ise Türkiye’de faaliyet gösteren bir okulda yapılacak sözleşmenin Türk hukukuna uygun ve bağlayıcı olması gerektiğini vurguladı.

MEB’den grev kırıcılığı

Sürecin en sert başlıklarından biri ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın karşı hamleleri oldu.

Sendika, 5 Mart 2026 tarihli resmi yazıyla greve çıkan öğretmenlerin yerine “ikame öğretmen” görevlendirilmesinin açıkça “grev kırıcılığı” olduğunu vurguladı. Konunun yargıya taşındığı ve mahkeme sürecinin devam ettiği belirtildi.

Basın açıklaması: 'Bakanlık taraf oldu'

İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada öğretmenler, mücadelenin yalnızca okul yönetiminin tutumundan ibaret olmadığını, aynı zamanda Bakanlığın da sürece müdahil olarak taraf haline geldiğini ifade etti. Açıklamada, Bakanlığın “ikame öğretmen” uygulamasıyla çözüm üretmek yerine müzakere sürecini zora soktuğu ve işveren lehine bir pozisyon aldığı vurgulandı.

Öğretmenler, grev süresince işverenin yeni işçi alamayacağına ilişkin hükümlerin açık olduğunu hatırlatarak, yapılan uygulamanın hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. Bu tutumun yalnızca mevcut süreci değil, özel sektörde çalışan tüm öğretmenlerin geleceğini etkileyebilecek bir örnek oluşturduğunu belirttiler.

Açıklamada ayrıca mücadelenin yalnızca ücret artışı değil, öğretmenlik mesleğinin onuru, eşitlik ve adalet talepleriyle yürütüldüğü ifade edildi. Öğretmenler, onuru zedelenmiş bir eğitim ortamında nitelikli eğitimin sürdürülemeyeceğini vurguladı.

Öğretmenden çarpıcı sözler: 'Yahu biz sömürge miyiz?'

Tarih öğretmeni İlhan Gülek yaptığı konuşmada hem İtalyan yetkililere hem de MEB’e sert tepki gösterdi.

Gülek, Türk yasalarının açık olduğunu ve Türkiye’de faaliyet gösteren bir kurumun bu yasalara uymak zorunda olduğunu vurguladı. Toplu iş sözleşmesinin tüm maddelerinde uzlaşma sağlanmasına rağmen imza atılmamasını eleştiren öğretmen, kendilerinden hukuki bağlayıcılığı olmayan bir metinle grevi sonlandırmalarının istendiğini söyledi.

Yahu biz sömürge miyiz?” sözleriyle tepki gösteren Gülek, sürecin yalnızca bir iş uyuşmazlığı olmadığını, aynı zamanda hukukun tanınıp tanınmaması meselesi olduğunu ifade etti.

Konuşmasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın tutumuna da değinen Gülek, daha önce destek sözü veren yetkililerin süreç içinde okul yönetimiyle birlikte hareket ettiğini öne sürdü. Bu durumun öğretmenlerde hayal kırıklığı yarattığını belirtti.

'Bu sadece bizim mücadelemiz değil'

Öğretmenler, yürüttükleri mücadelenin yalnızca kendi haklarıyla sınırlı olmadığını, özel sektörde çalışan tüm öğretmenlerin çalışma koşullarını ilgilendirdiğini ifade ediyor. Açıklamalarda, güvencesizlik, düşük ücret ve eşitsiz uygulamaların yaygın olduğuna dikkat çekildi.

Bu nedenle verilen mücadelenin daha geniş bir hak arayışının parçası olduğu, elde edilecek sonucun başka öğretmenler açısından da belirleyici olacağı vurgulandı.

Grev sürüyor

27 Mart’tan bu yana okul önünde kurulan grev çadırında bekleyiş devam ediyor. Öğretmenler, resmi ve bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi imzalanmadan greve son vermeyeceklerini belirtiyor.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.