Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İşte AKP'li belediyelerin camileri satmasının nedeni...

AKP'li belediyelerin borçlarına karşı cami satışları sürüyor. Peki, AKP'li belediyeler neden cami satıyor, Maliye Bakanlığı neden camileri satın alıyor?

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 26.12.2020 , 14:24 Güncelleme Tarihi: 26.12.2020 , 14:32

Son yıllarda artan şekilde cami satışı haberleri basının gündemine gelmeye devam ediyor.

Son olarak Esenler Belediyesi, sahip olduğu iki camiyi belediyenin borçlarına karşılık Maliye Bakanlığı'na sattı.

AKP'li belediyelere kaynak aktarmanın yoluna dönüşen bu satışların bir diğer yüzü de AKP'nin Diyanet planı.

Konuyu daha önce soL gazetesinde yer alan köşe yazısında işleyen Kadir Sev, "Diyanet Başkanlığınca yayımlanan strateji planı ve faaliyet raporlarında, Başkanlığa tüzel kişilik tanınmadığı için camilerin mülkiyetine sahip olamamaktan yakınıldığı görülmektedir. Tüzel kişilik ve mülkiyet, güçlü olmanın iki önemli öğesidir. Başkanlığın bu iki öğe ile donatılarak dinsel bir otorite olarak yeniden biçimlendirileceği anlaşılmaktadır. Camilerin tek elde toplanması, devir işlemlerini kolaylaştıracaktır. Küçük bir yasal değişiklik yapılarak tüzel kişilik verilmesiyle mülkiyetin sessizce devredilebilmesine yasal ortam hazırlanacaktır. Böylelikle AKP İktidarının bir düşü daha gerçekleşmiş olacaktır" ifadesini kullanmıştı.

Sev'in yazısını bir kez daha hatırlatıyoruz:

MALİYE BAKANLIĞI NEDEN CAMİ SATIN ALIR?

Son günlerde basından Maliyenin belediyelerden cami satın aldığı haberleri okumaya başladık. Üstelik kimilerine rayicin üzerinde bedeller ödeniyormuş.

Camiler, imar planlarında ibadet yeri olarak ayrılan hazine, belediye ya da üçüncü kişilerin bağışladıkları arsalar üzerine yapılmakta, Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) tahsis edilerek kullandırılmaktadır.

Camileri DİB yönetmekte, çeşitli hizmetlerini bu amaçlarla kurulmuş olan vakıf ya da dernekler karşılamaktadır. DİB’nin belediyelerle yaptığı anlaşmalar uyarınca, Tunceli gibi birkaç belediye dışında temizliklerini belediyeler üslenmiştir.

Görüldüğü üzere camilerin kimin mülkiyetinde olduğunun hiçbir önemi yoktur. Oysa Maliye Bakanlığı, hazinenin mülkiyetindeki arsa, arazi, lojman, kamp, sosyal tesis gibi ne varsa bütün taşınmazlarını satarken cami satın almaktadır. Üstelik belediyelerin depreme dayanıksız camileri yenilemeleri ya da onarmalarına bile izin verilmemekte, sahip çıkmaları önlenmektedir.

Geçtiğimiz günlerde yalnızca İstanbul ve çevresindeki beş belediyenin toplam 18 cami sattığı haberleri yer aldı. Büyük bir olasılıkla basına hepsi yansımamıştır. Ya da bir kere yol açıldığına göre sayılarının giderek artması beklenmelidir.

Satılan camilerin arsaları 2-3 dönümü aşmamaktadır. Cami için büyük olduğu öne sürülerek bir kısmının daha sonra özel kişilere satılabileceği düşünülebilirse de, bu büyüklükler rant avcılarının dişinin kovuğuna yetmeyeceği için organize bir satın alma uygulamasını açıklayamaz.

Maliye Bakanlığı, belediyelerden satın aldığı camiler karşılığında nakit ödememekle birlikte borçlarını silerek önemli tutarlarda kaynak aktarmaktadır. Ama yandaş belediyelere kaynak aktarılmasıyla sınırlandırılan yorumlar yetersizdir. Bunun daha derinlerde ve bugün için gizli tutulan başka nedenleri olmalıdır.

Diyanet Başkanlığınca yayımlanan strateji planı ve faaliyet raporlarında, Başkanlığa tüzel kişilik tanınmadığı için camilerin mülkiyetine sahip olamamaktan yakınıldığı görülmektedir. Tüzel kişilik ve mülkiyet, güçlü olmanın iki önemli öğesidir. Başkanlığın bu iki öğe ile donatılarak dinsel bir otorite olarak yeniden biçimlendirileceği anlaşılmaktadır. Camilerin tek elde toplanması, devir işlemlerini kolaylaştıracaktır. Küçük bir yasal değişiklik yapılarak tüzel kişilik verilmesiyle mülkiyetin sessizce devredilebilmesine yasal ortam hazırlanacaktır. Böylelikle AKP İktidarının bir düşü daha gerçekleşmiş olacaktır: Tek din, tek mezhep ve tek merkez!

Diyanet İşleri Başkanlığı parasal açıdan da güçlendirilmektedir. Merkezi Yönetim Bütçe Yasalarıyla verilen ödenekler, 11 bakanlığın toplam bütçelerinden bile çoktur. Kesin Hesap Yasalarına bakıldığında ise Başkanlığın bu kaynak ile yetinmediği, önemli tutarlarda ödenek üstü harcama yaptığı görülmektedir. Bir başka deyişle kullanacağı kaynak Bütçe yasalarında küçük gösterilerek kullandığı kaynağın büyüklüğü gizlenmektedir. Kesin Hesap Yasaları, kesinleşmiş harcamaları gösterdiği için araştırmacılara önemli veriler sunuyorsa da, nedense pek ilgi çekmemekte ve bu gerçek ortaya çıkarılamamaktadır.

Bütçe terminolojisinde ödenek üstü harcama, verilen ödeneklerin üzerinde harcama yapılması anlamı taşımaktadır. 2004 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Yasayla getirilen yasaklarla bu olanak büyük ölçüde kısıtlanmıştır. 2010 yılı Kesin Hesap Yasasında 52 Bakanlık/İdare/Kurumun yalnızca 13’ünün ödenek üstü harcama yaptığı görülmektedir. DİB’lığı, ödenek üstü harcama tutarına göre Eğitim, Sağlık, Emniyet ve Adalet bütçelerinin hemen arkasında 5.sırada yer almakta kimi yıllarda Adalet bütçesinin de önüne geçerek 4. olmaktadır.

DİB’na, 2009 yılında yaklaşık 2 milyar lira ödenek verilmiş, ödeneğini 670 milyon lira aşmıştır. 2010 yılında 2.287 milyon lira ödeneğini 470 milyon lira; 2011 yılında ise 3 milyar lira ödeneğini 460 milyon lira aşmıştır.

DİB’lığına tanınan kaynak ayrıcalığının bununla bitmediği anlaşılmaktadır. Parlamentoya verilmeyen, ancak basına sızdığı için öğrenme olanağı bulabildiğimiz Sayıştay raporunda; cami alanı içindeki dükkân ve benzeri işletmelerden alınan kiraların %70’inin, Maliye Bakanlığı ile yasal olmayan bir protokol yapılarak Başkanlığa bırakıldığı, bunların Başkanlıkça vakıf ve derneklere kullandırıldığı belirtilmektedir.

Ekümenik İslam Ocağı kuruluyor hayırlı olsun. Yoksa halifelik mi demeliydim. Neyse yeni cumhuriyete ikisi de yakışır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.