Sayfa yolu
İsrail'le anlaşma, Suriye'yle ortaklık, Hizbullah'la gerilim: Lübnan hükümeti yeni adımlar atıyor
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 03.07.2026 , 17:11
Washington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından 26 Haziran'da Beyrut ve Tel Aviv arasında çerçeve anlaşması imzalandı.
Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ve tasfiyesini hedefleyen sürecin parçası olan çerçeve anlaşmasına dair açıklama yapan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "ne kendisinin ne de hükümetteki herhangi bir ismin Hizbullah'ın baskısına boyun eğeceğini" söyledi.
Lübnan hükümeti her ne kadar Hizbullah'a "boyun eğmeyeceğini" söylese de İsrail'e karşı aynı tutumu sergileyemiyor. İsrail ordusu, Lübnan ile imzalanan çerçeve anlaşması, ateşkes ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyinde saldırıları ve işgali sürdürüyor.
Hizbullah ise tüm engelleme girişimlerine karşı direniyor. İsrail ordusuyla girilen çatışmada 1'i ağır olmak üzere toplam 3 İsrail askeri yaralandı.
Lübnan Başbakanı Selam: Hizbullah ile çatışma istemiyoruz
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Hizbullah, İsrail ve güncel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Hizbullah ile çatışma arayışında değiliz. Tam tersine silahlı bir çatışmanın önüne geçmeye çalışıyoruz" diyen Selam, "ne kendisinin ne de hükümetteki herhangi bir ismin Hizbullah'ın baskısına boyun eğeceğini" söyledi.
Selam, Hizbullah'tan yalnızca Taif Anlaşması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararı, çatışmaların durdurulmasına ilişkin bildiri ve hükümet programında yer alan taahhütlerini yerine getirmesini istediklerini belirtti.
İsrail ile yürütülmesi planlanan müzakerelere de değinen Selam, kamuoyunda "çerçeve anlaşması" olarak anılan ifadenin yanlış olduğunu, bunun bir anlaşma veya antlaşma değil, müzakerelerin seyrini ve hedefini belirleyen yönlendirici bir çerçeve olduğunu öne sürdü.
Lübnan'ın müzakere yapmayı heves eden bir ülke olmadığını dile getiren Selam, ancak iki savaşın binlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve milyarlarca dolarlık yıkıma neden olmasının ardından bu aşamaya gelindiğini ifade etti. İlk savaşın doğrudan 7 milyar doları aşan hasara yol açtığını, ekonomik kayıpların ise yaklaşık 13 milyar dolar olarak hesaplandığını belirten Selam, ikinci savaşta da 5 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi.
Selam, müzakere çerçevesinin temel hedefinin İsrail'in Lübnan'dan tamamen çekilmesi, ülkenin güneyindeki yerinden edilmiş kişilerin güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlaması olduğunu iddia etti.
İsrail ile yapılacak bir sonraki müzakere turunda önceliklerinin çekilme takviminin belirlenmesi olacağını söyleyen Selam, "Çerçeve, müzakerelerin yolunu belirliyorsa çekilme de bir takvim doğrultusunda gerçekleşecektir. Önümüzdeki görüşmelerde önceliğimiz çekilme takvimini oluşturmak olacak" diye konuştu.
İsrail'in "Lübnan topraklarının tamamı dışına yeniden konuşlanmasını" öngören ifadenin fiilen tam çekilme anlamına geldiğini öne süren Selam, "Yeniden konuşlanma ile çekilme arasında ne fark var? Metinde 'Lübnan topraklarının tamamı' ifadesi kullanılıyor. Bu, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesi anlamına gelir" iddiasında bulundu.
Selam, gelecek günlerde İsrail'in Batı Zutr, Doğu Zutr ve bazı köylerden çekilmesinin beklendiğini, Ganduriye ve Frun bölgelerinde ise İsrail tanklarının bulunmadığını ancak ateş gücüyle kontrolün sürdüğünü belirtti.
İsrail'in çekildiği her bölgeye Lübnan ordusunun gireceğini ve devlet otoritesini tesis edeceğini savunan Selam, "2000 yılında İsrail çekildikten sonra ordunun güneye konuşlanması neden engellendi? Bugün İsrail ordusunun çekildiği her yere Lübnan ordusu girecek ve devlet otoritesini kuracak" dedi.
Silahın yalnızca devletin elinde bulunması gerektiğini söyleyen Selam, "Hangi devlette iki ayrı ordu bulunur?" dedi.
Hükümetin 5 Ağustos'ta ordudan silahın devlet tekelinde toplanmasına ilişkin bir uygulama planı hazırlamasını istediğini, planın Bakanlar Kuruluna sunularak ilk aşamasının uygulanmaya başlandığını aktaran Selam, sahadaki gelişmeler doğrultusunda planın güncelleneceğini ancak temel yaklaşımın değişmediğini söyledi.
Öte yandan Selam, 1949 Ateşkes Anlaşması'nın temel ilkelerinin halen geçerliliğini koruduğunu ancak uygulanabilir hale gelmesi için güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
İsrail'in saldırıları sürüyor
Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ve tasfiyesini hedefleyen sürecin parçası olan çerçeve anlaşmasına karşın İsrail'in saldırıları devam etti.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre İsrail ordusu, Nebatiye'ye bağlı Bint Cubeyl ilçesinin Beraşit beldesini hava saldırısıyla hedef aldı.
İsrail ordusu yine Bint Cubeyl ilçesine bağlı Kunin ve Tayri beldelerinin çevresini bombaladı.
İsrail'e ait bir insansız hava aracı da Yukarı Nebatiye beldesindeki Gandur Hastanesi çevresine iki saldırı düzenledi.
Hizbullah direnişe devam ediyor: 1'i ağır 3 kişi yaralandı
İsrail ordusu, işgal ettiği Lübnan'ın güneyinde Hizbullah mensuplarıyla çıkan çatışmada biri ağır olmak üzere 3 askerinin yaralandığını bildirdi.
Ordu radyosunun haberine göre, işgal altındaki Lübnan'ın Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl ilçesinde Hizbullah ile İsrail askerleri arasında çatışma çıktı.
Çıkan çatışmada bir İsrail yedek askeri ağır şekilde, 2 asker de hafif şekilde yaralandı.
Givati Tugayı Lübnan'ın güneyindeki görevini tamamladı: Sınırda tampon bölge mi kurulacak?
İsrail'in işgaline dair bir diğer gelişme de yaklaşık 8 aydır Lübnan'ın güneyinde konuşlu olan "Givati Tugayı"nın bölgedeki operasyonlarını sonlandırması oldu.
İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Givati Tugayı'nın Lübnan'ın güneyindeki muharebe görevlerini tamamladığı belirtildi.
Açıklamada, görev bitimi vesilesiyle ülkenin kuzeyindeki Filon Üssü'nde, Kuzey Komutanlığı Komutanı Tümgeneral Ori Gordin'in katılımıyla resmi bir tören düzenlendiği kaydedildi.
Tugayın bölgedeki faaliyetlerine ilişkin iddialara yer verilen açıklamada, birliğin görevinin sınırdaki savunma operasyonlarının ardından Lübnan'ın güneyindeki Hıyam ve Bint Cubeyl ile Litani Nehri'nin kuzeyini kapsayan saldırıları içerdiği aktarıldı.
Açıklamada ayrıca, "tugayın Hizbullah'a ait yüzlerce altyapı tesisini imha ettiği, yüzlerce örgüt unsurunu etkisiz hale getirdiği ve binden fazla silah ele geçirdiği" öne sürüldü.
İsrail ordusu, söz konusu geri çekilmenin gerekçesi, bunun birliklerin rotasyonu kapsamında önceden planlanmış rutin bir adım olup olmadığı ya da yaklaşık bir hafta önce Lübnan ile imzalanan çerçeve anlaşmasıyla bağına ilişkin detay paylaşmadı.
İsrail basını ise askeri kararın perde arkasına dair farklı analizlere yer verdi.
Haaretz gazetesinin haberinde, bu adımın Lübnan ile yürütülen müzakereler ve denetim mekanizmalarıyla bağlantılı daha geniş bir planın parçası olduğu ifade edildi. Haberde, söz konusu hareketliliğin tam bir çekilme anlamına gelmediği, uluslararası denetim altındaki pilot bölgeler ile "Sarı Hat"tan kısmi çekilmeleri ve güçlerin yeniden sahada konuşlandırılmasını içeren askeri düzenlemeler olduğu ileri sürüldü.
Diğer yandan Yediot Ahronot gazetesi ise kararın sahadaki ve siyasi arenadaki baskıları yansıttığını savunarak, asıl amacın askeri varlığı tamamen sonlandırmak değil, sınır hattında kalıcı bir "tampon bölge" tesis etmek olduğunu iddia etti.
İsrail ordusunun kara operasyonlarındaki en seçkin birliklerinden biri olarak bilinen Givati Tugayı'nın, Lübnan'ın güneyinde konuşlu toplam güç içerisindeki oranına dair resmi bir veri bulunmuyor. Ancak İsrail Ordu Radyosu, 27 Haziran'da yayımladığı haberde, askeri komuta kademesinin Lübnan'ın güneyindeki kara güçlerinin sayısını resmi olarak azaltmaya başladığını ve bölgedeki askeri varlığın 5 tümenden 2 tümene düşürüldüğünü duyurmuştu. Radyo, bu tenkisatın ABD arabuluculuğunda imzalanan çerçeve anlaşmasıyla eş zamanlı olarak, sınır köylerindeki "Hizbullah altyapısının çökertilmesi ve savunma hatlarının güvenceye alınması hedeflerine ulaşılmasının ardından gerçekleştiğini" öne sürmüştü.
HTŞ ve Lübnan hükümeti bir araya geldi: Anlaşma imzalandı
Sahadaki gelişmelerin yanı sıra dikkat çekici bir diplomatik temas da yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Hizbullah'a karşı sahaya sürmek istediği Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetimi ile Lübnan hükümeti bir araya geldi.
Lübnan'da resmi temaslarda bulunan HTŞ'ye bağlı Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Beyrut'taki Hükümet Sarayı'nda Başbakan Nevvaf Selam ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından iki ülke arasında Lübnan-Suriye Ortak Yüksek Komitesi'nin kurulmasına ilişkin anlaşma imzalandı.
Başbakan Selam ile Dışişleri Bakanı Şeybani, imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Selam, Suriye ile ilişkilerin karşılıklı ortak çıkarlar temelinde yeniden inşa edilmesi konusunda mutabakata vardıklarını belirterek, "Suriye Dışişleri Bakanı ile yaptığımız görüşme, başta Lübnan ile Suriye arasında elektrik bağlantısının sağlanması olmak üzere ulaşım, ticaret, sınır geçişlerinin kolaylaştırılması ve ikili ilişkilerin geliştirilmesi alanlarında işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor" dedi.
Selam, iki ülke arasındaki işbirliğini kurumsallaştırmak amacıyla Lübnan ve Suriye arasında Ortak Yüksek Komitesi'nin kurulmasına ilişkin anlaşmayı imzaladıklarını söyledi.
Komitenin her iki ülkedeki ilgili bakanları düzenli olarak bir araya getirerek işbirliğini güçlendireceğini ifade eden Selam, yakın dönemde çeşitli alanlarda mutabakat zaptları ve anlaşmaların imzalanmasını beklediklerini belirtti. Selam, "Yakında sadece ortak komitenin kuruluşunu değil, çalışmalarının somut sonuçlarını da görmeye başlayacağız" ifadelerini kullandı.

'İşbirliğinin kapsamının genişletilmesine yönelik ortak bir platform olacak'
Lübnan'a ikinci kez ziyaret gerçekleştirdiğini belirten Şeybani, "Bu ziyaret, Suriye'nin Lübnan hükümeti ve halkına yönelik destek ve dayanışma tutumunun somut bir göstergesidir. Aynı zamanda iki ülke arasındaki kalıcı ve sağlıklı ilişkilerin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır" iddiasında bulundu.
Şeybani, Lübnan ile komitenin kurulmasına ilişkin anlaşmayı imzaladıklarını belirterek, "Bu komite, ilgili tüm bakanlıklar için ekonomik, yatırım ve ticari ortaklıkların geliştirilmesi ile güvenlik alanındaki mutabakatların ve iki ülke arasındaki işbirliğinin kapsamının genişletilmesine yönelik ortak bir platform olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan'a sevgi, saygı ve işbirliği mesajıyla geldiklerini belirten Şeybani, iki halkın uzun yıllardır taşıdığı olumsuz mirası geride bırakarak gelecek nesillerin yararlanacağı yeni ve müreffeh bir ilişki kurmak istediklerini söyledi.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına da değinen Şeybani, "Lübnan'a yönelik tüm İsrail saldırılarını reddediyoruz. Ayrıca son dönemde Lübnan halkını hedef alan tüm bombardıman ve zorla yerinden etme uygulamalarını da reddediyoruz. Bu, değişmeyen bir tutumumuzdur ve buna bağlıyız." diye konuştu.
Lübnan'daki Suriyeli ve yabancı tutuklu ve hükümlülere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şeybani, "Suriyeli olsun ya da olmasın, Suriyeli tutuklularla ilgili olarak geçen dönemde hukuki bir süreç başlattık. Bu sürecin, halen Lübnan'da bulunan tüm Suriyeli tutukluların serbest bırakılması veya Suriye'ye teslim edilmesiyle sonuçlanmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
Şeybani, Suriye'de cihatçı çetelere destek verdikleri gerekçesiyle tutuklanan veya gözaltına alınan Suriyeli olmayan kişilere ilişkin konuyu da Lübnan tarafıyla ele aldıklarını belirterek, "Bu meselenin de yakın zamanda çözüme kavuşmasını umuyoruz. Çünkü bu kişilerin gözaltına alınmalarına gerekçe oluşturan nedenler, Suriye'deki rejimin devrilmesiyle ortadan kalkmıştır" dedi.

Lübnan Dışişleri Bakanı Recci: Suriye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin Lübnan ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerde "eşitlik ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygıya dayalı" yeni bir sayfa açıldığını öne sürdü.
Şeybani'nin görüşmelerde Suriye'nin Lübnan'ın egemenliğine, bağımsızlığına ve iç işlerine karışmama ilkesine bağlılığını yinelediğini aktaran Recci, tarafların ikili ilişkileri geliştirme ve özellikle ekonomi ile kalkınma alanlarında işbirliğini güçlendirme konusunda ortak irade ortaya koyduğunu söyledi.
Recci, ayrıca sınır güvenliğinin sağlanması ve kaçakçılıkla mücadele konularında koordinasyonun artırılması yönünde mutabakat bulunduğunu belirtti.
Lübnan'ın Suriye ile devletler arası ilişki temelinde, tam egemenlik, karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkeleri çerçevesinde dengeli ilişkiler kurma yolunda ilerlediğini öne süren Recci, bunun iki ülke halkının çıkarlarına hizmet edeceğini ve bölgede güvenlik ile istikrarın güçlenmesine katkı sağlayacağını öne sürdü.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.