Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İsrail basınının Netanyahu eleştirilerine temkinli yaklaşılmalı

Evet, Türkiye’deki tepkilere bakınca, İsrail basını “içimizin yağlarını eritiyor” olabilir. Ama Haaretz’in tavrında, tüm suçu Netanyahu’ya yükleyip İsrail’i aklama hesabı olduğu gözden kaçmamalı.

Evren Çubuk

Yayın Tarihi: 11.10.2023 , 12:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

7 Ekim’de Gazze’den İsrail’e düzenlenen sızma operasyonunun ardından Türkiye kamuoyunda Filistinlilere karşı yoğun bir tepki ortaya çıktı. Bunun bir boyutu, insanların, herhangi bir meseleyi çok boyutlu ve derinlemesine düşünmek yerine, önlerine gelen tek bir görüntü veya söze derhal tepki verme eğilimi göstermeleri. Sosyal medyanın bu etkisi, sık sık tartışmalara konu oluyor zaten, biz bu yazıda bu konuya girmeyeceğiz.

soL dahil çeşitli haber kaynakları, ilk gün ortaya çıkan orantısız tepkiyi dengeleyebilmek için, İsrail’in önemli gazetelerinden Haaretz’te çıkan kimi değerlendirmeleri Türkiye kamuoyuna sundular. 9 Ekim’de soL’un çevirdiği “Savaşın tek sorumlusu Netanyahu”  başlıklı yazı özellikle ilgi çekti.

Yazının ilgi çekmesi normaldi, çünkü Türkiye’de kimi kesimler tereddüt etmeksizin Filistinlileri suçlarken, İsrail basınının dahi Netanyahu’nun rolünü sorgulaması dikkate değerdi. Haaretz’te sonraki günlerde de benzer değerlendirmeler çıktı, bunlar da halen, özellikle sosyal medyada Türk kullanıcılar tarafından sıklıkla paylaşılıyor.

Ancak burada, Haaretz’in en önemli temsilcisi olduğu, İsrail’deki hükümet karşıtı basının rolüne ve bu makalelerin altında yatan motivasyona daha yakından bakmanın zamanı geldi.

“Savaşın tek sorumlusu Netanyahu” ifadesine indirgeyebileceğimiz bu tutum, birbiriyle bağlantılı iki amaca hizmet ediyor: Birincisi, İsrail iç siyasetinde Netanyahu hükümetini sıkıştırma ve devirme çabaları. İkincisi, tüm günahları Netanyahu’nun karnesine yazarak, İsrail’i aklama çabaları.

İlkinden başlayalım. İsrail zaten uzun süredir ciddi bir iç siyasi kriz yaşıyordu. Netanyahu hükümeti, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin kimi yasaları reddetme hakkını kısıtlamak başta olmak üzere, aşırı sağcı hükümetin iktidarını tahkim etmek için çeşitli adımlar atıyordu. Bu adımlara ordu içinde dahi büyük tepkiler vardı. Sokak eylemleri yoğunlaşmıştı. Haaretz ve diğerleri, son savaşı, bu krizde Netanyahu’nun hükümetini devirmek için kullanmaya çalışıyor.

Bu kısmı, Türkiye kamuoyu için o kadar önemli olmayabilir. Ama ikinci başlık, bizim için de önemli.

Suçu tamamen ve yalnızca Netanyahu’ya yıkmak, aynı zamanda İsrail’i aklamak anlamına geliyor. Burada, on yıllardır kullanılan iki taktiği, batı basını sıklıkla kullanıyor: Tüm hikayeyi, sanki durduk yere 7 Ekim’de başlamış gibi sunarak, Filistin yanlısı herkese “Hamas’ı kınıyor musunuz, kınamıyor musunuz” diye soruyorlar. Oysa bugünkü tablonun öncesi var. Filistinliler 1948’den beri, 75 yıldır zulüm altında. Netanyahu’nun da öncesi var. Hatta Hamas’ın da öncesi var. Ama tartışmayı 7 Ekim’e ve sadece yakın geçmişe sıkıştırdığınızda, kimileri “barbar Hamas”ı, kimileri “aşırılıkçı, güvenliği sağlayamayan Netanyahu”yu suçlayıp işin içinden sıyrılabiliyor.

Diğer taktik, kısmi “özeleştiri” sayesinde kendine daha da büyük paye çıkarmak. ABD’nin film sektöründe bir klasiktir: Filmler ABD’yi eleştirir, ama eleştiri hep yolsuzluğa bulaşmış kimi siyasetçilere, kirli şirketlere veya benzer başka odaklara yöneltilir, filmin sonunda “aslında ABD bunlardan çok daha büyük, üstün bir ülke” hissiyatı mutlaka verilir. Suçu Netanyahu’ya atmak da bu açıdan İsrail’i aklamak anlamına geliyor.

Yoksa, Haaretz gibi yayınların siyonizm karşıtı, hep gerçeğin yanında, ilkeli, tarafsız kaynaklar olduğu sanılmamalı. Üzerinden epey geçtiği için, ülkemizden bir örneği hatırlatalım: 2010 yılında Mavi Marmara saldırısının ardından Haaretz, Danna Harman isimli muhabirini Türkiye’ye yollamıştı. Bu muhabir, Taksim’de Türkiye Komünist Partisi’nin düzenlediği Filistin’e destek eyleminde pankartta “Yahudilere Ölüm” yazdığını iddia etmiş, Haaretz de bunu yayımlamıştı

İsrail basınını takip etmekte yarar var, ancak temkinliliği elden bırakmamak gerekir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.