Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Irkçı ve cinsiyetçi fikirleri biliniyordu: Nobel ödüllü Watson'un Epstein’in malikanesinde fotoğrafları çıktı

DNA’nın çift sarmal yapısına dair çalışmayla Nobel Ödülü alan, geçen yıl 97 yaşında ölen ve ırkçı, cinsiyetçi fikirleriyle bilinen James Dewey Watson’un Epstein’in malikanesinde üç kadınla çekilmiş fotoğrafı ortaya çıktı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.02.2026 , 18:35

Ekibiyle birlikte DNA'nın ikili sarmal yapısını keşfettiği için 1962’de Nobel Ödülü alan ABD'li bilim insanı James Watson'un Jeffrey Epstein'in New York'taki malikanesinde üç kadınla çekilmiş fotoğrafı ortaya çıktı.

İngiliz The Telegraph gazetesinin elde ettiği belgelerde, geçen yıl 97 yaşında ölen Watson'un, Epstein'in New York'taki malikanesinin büyük salonunda, muhtemelen 2010'ların sonuna doğru bir tarihte çekilmiş fotoğrafı yer aldı.

Watson, fotoğrafta üç kadınla birlikte görülürken, kadınlardan birinin elinde Watson'un bilimsel bir makalesinin bulunması da dikkati çekti.

Afrikalılar hakkındaki ırkçı görüşlerini Epstein de benimsemiş

İngiliz Francis Crick ile DNA'nın ikili sarmal yapısını keşfettiği için 1962 yılında Nobel ödülü alan Watson'un, Epstein'e yakın isimler arasında yer aldığı iddia edilen haberde, Watson'un 2007 yılında Afrikalılar hakkında yaptığı "bizim kadar zeki değiller" açıklamasının Epstein tarafından da savunulduğuna yer verildi.

Haberde Epstein'in dilbilimci Noam Chomsky ile konuşmalarında yer alan, "James Watson'un bazı özel görüşleri kamuoyuna açıklandı ve bu nedenle toplumdan dışlandı. Bazı rahatsız edici gerçekleri kabul etmek gerekebilir" ifadeleri buna kanıt olarak gösterildi.

Watson'un ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein'in malikanesinde fotoğrafının bulunmasının herhangi bir yasadışı davranışa yöneldiği anlamına gelmediği savunulan haberde, bu durumun Epstein'in önemli isimleri çevresinde toplama çabalarının bir göstergesi olduğu kaydedildi.

Fotoğrafta yer alan makalenin "Antioksidanlarını Ortadan Kaldırarak Tedavisi Mümkün Olmayan Kanserleri Durdurmak" başlıklı bilimsel çalışma olduğu belirtilen haberde, bu çalışmanın 2013'te yayımlandığı bilgisi yer aldı.

Elde edilen belgeler arasında, Epstein'e asistanı tarafından 2017'de gönderilen, "Dr Watson size bir makale yolladı. Sizin için yemek masasına bıraktım" yazılı bir e-posta da yer aldı.

Haberde Watson'un söz konusu çalışmayı Danimarka'daki bir derste işlediği bilgisi de paylaşıldı.

Çift sarmalın ardındaki tahakkümün ideolojik mirası

Watson, bilimsel başarılarının yanı sıra, yıllar boyunca sürdürdüğü ırkçı ve cinsiyetçi söylemleri nedeniyle bilim dünyasında tartışmalı bir figür olarak hatırlanıyor.

Watson’un Kasım ayındaki ölümünün ardından soL’da yayımlanan Ezgi Altınışık imzalı haberde onun ırkçı ve cinsiyetçi fikir ve tutumlarına dikkat çekilmişti.

Watson'un 1962’de Francis Crick ve Maurice Wilkins ile birlikte Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülü’nü aldığı keşfin temelinde yer alan X-ışını kırınım görüntülerini elde eden kişi King’s College’da araştırmacı olarak çalışan Rosalind Franklin'di.

Franklin’in verileri izni olmadan Watson ve Crick’e iletilmiş ve Franklin’in katkısı ödül sürecinde görmezden gelinmişti. Dahası, Watson yıllar boyunca Franklin’e yönelik cinsiyetçi ifadeler kullanmış, bu ifadeler bilim tarihinde kadın bilim insanlarının görünmezliği ve akademide cinsiyetçilik üzerine verilen mücadelenin sembolik örneklerinden biri haline gelmişti.

Watson’ın ayrımcı söylemleri cinsiyetçilikle sınırlı kalmamış, yıllar içinde, ırkçılığı bilimsel bir gerçeklik gibi sunmaya çalışan açıklamaları sık sık kamuoyunda tepki çekmişti.

The Times gazetesine verdiği bir röportajda, “Afrika halklarının ‘daha düşük zeka düzeyine’ sahip olduğunu” iddia ederek, “sosyal politikaların yanlış varsayımlar üzerine kurulu olduğunu” öne sürmüştü.

Moleküler genetik, popülasyon genetiği ve evrimsel biyoloji alanlarındaki uzmanlar ise, bu iddiaların bilimsel hiçbir dayanağı olmadığını ve Watson’ın açıklamalarının insan çeşitliliğinin karmaşık yapısını yok saydığını vurgulamıştı.

Ezgi Altınışık "James Watson öldü: Çift sarmalın ardındaki tahakkümün ideolojik mirası” başlıklı yazısında James Watson’ın hikâyesinin “dahilik ile kusur” arasında salınan bir ikilik olmadığına dikkat çekerek şunları belirtmişti:

Burada ortada durup ‘hem katkıları vardı hem hataları’ demek, gerçeği halının altına süpürmek olur. Çünkü Watson’ın bilimsel prestijini kullanarak savunduğu ırkçı, cinsiyetçi ve biyolojik determinizmi mutlaklaştıran görüşler, yalnızca bireysel fikirler değildi; tarihsel olarak sömürgeciliği, ırksal hiyerarşiyi ve toplumsal eşitsizliği bilim adına meşrulaştıran bir çizginin devamıdır.

DNA’nın yapısını çözmek, insan biyolojisini anlamanın bir kapısını açtı; ancak Watson, o kapının ardında insan çeşitliliğini küçümsemek, eşitsizlikleri doğallaştırmak ve bilimi ideolojik tahakkümün aracı haline getirmek için durdu. Bu nedenle Watson’ı anmak, yalnızca bilimin bir başarısını değil, bilimin nasıl bir iktidar söylemine dönüştürülebileceğini de düşünmek demektir.

Watson’ın mirası şunu açık biçimde gösteriyor: Bilim, onu üretenlerin politik pozisyonlarından bağımsız değildir. Bilimsel bilgi, bir hakikat arayışı olduğu kadar, güç ilişkilerinin bir alanıdır. Otoriteyi elinde tutanın hangi dünyayı mümkün kıldığı, hangi dünyaları yok saydığı belirleyicidir. Watson’ın arkasında bıraktığı en önemli ders, bilimin ilerleme için değil, eşitsizlikleri gerekçelendirmek için kullanıldığında ne kadar yıkıcı olabileceğidir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.