Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İran'da çıkmaza giren Trump 'postal' hesabına başladı: Masada hangi senaryolar var?

Hürmüz krizini eline yüzüne bulaştıran Trump, kara işgali kartını açtı. Masada en az üç plan var: Hark Adası’nın işgali, nükleer tesislere baskın veya ayrılıkçı grupların devreye sokulması. Her biri birbirinden riskli seçeneklerin getireceği maliyetler henüz göze alınamıyor. Öte yandan bölgeye yapılan askeri yığınak hız kesmiyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 30.03.2026 , 16:24 Güncelleme Tarihi: 31.03.2026 , 00:24

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları birinci ayını doldururken, ne iç çözülme ne rejim değişikliği beklentileri henüz karşılık bulmadı. Aksine İran'ın Hürmüz Boğazı ve Körfez'deki karşı hamleleri ABD ve İsrail'i askeri ve siyasi bir tıkanıklığa sürükledi. 

Washington ve Tel Aviv hattında başarısızlığın faturası konusunda karşılıklı suçlamalar devam ederken, Trump yönetimi Hürmüz’ü açmak için verdiği mühletin dolmasına kısa süre kala kara işgali seçeneğini açıkça dile getirmeye başladı.

ABD'nin olası işgal girişiminde üç seçenek öne çıkıyor. Bu seçeneklerin ilki, İran’ın petrol ihracatının önemli bir bölümünü sağlayan Hark Adası’nı ele geçirmek. İran'ın güney kıyısına, diğer adalara ve küçük üslere asker çıkarılması da ihtimaller dahilinde.

İkinci seçenek ise nükleer tesislerin yalnızca havadan vurulmasıyla yetinilmeyip, paraşütçü birliklerle uranyum stoklarına el konulması ve materyalin zorla tahliyesi. 

Coğrafi olarak daha karmaşık olan üçüncü alternatif ise Pakistan sınırındaki Sistan-Belucistan üzerinden yerel ayrılıkçı gruplarla iş birliği yapılarak, İran’ın anakara savunmasının "Beluç Kartı" ile içeriden kırılması.

Bölgedeki ABD askeri varlığının 50 bini aşması ve Avrupa devletlerinin "savunma" bahanesiyle Doğu Akdeniz’e devasa savaş gemilerini yığması, bu tehditlerin gerçekleşebileceği sinyalini veriyor. Ancak Amerikan halkının büyük çoğunluğunun yeni bir kara savaşına şiddetle karşı çıkması ve Cumhuriyetçi kanat içerisindeki bölünmeler, bu operasyonların siyasi maliyetini tartışmaya açıyor.

Kara işgaliyle tehdit etti

Trump, son açıklamasında İran ile "anlaşmaya varılmaması" halinde Hark Adası, elektrik santralleri, petrol kuyularını yok edeceklerini söyledi.

Bir yandan müzakerelerin yolunda gittiğini söyleyen, diğer yandan tehditlerini sürdüren Trump, şöyle konuştu:

"Ancak herhangi bir nedenle kısa süre içinde bir anlaşmaya varılamazsa, ki muhtemelen varılacak, ve Hürmüz Boğazı hemen 'hizmete açılmazsa' tüm elektrik üretim santrallerini, petrol kuyularını ve Hark Adası'nı (ve muhtemelen tüm tuzdan arındırma tesislerini) havaya uçurarak ve tamamen yok ederek, İran'daki güzel 'bulunuşumuzu' sonlandıracağız."

Müzakereler yine oylama taktiği mi?

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD tarafından gönderilen teklif çoğunlukla "çok iddialı, gerçekçi olmayan ve mantıksız" talepler içeriyor. 

Bu da ABD’nin müzakereleri bir kez daha vakit kazanmak üzere fırsat olarak gördüğü şeklinde yorumlanıyor. 

Birinci seçenek: Hark Adası işgali

Savaşın ilk gününden bu yana tartışılan kara saldırısı seçenekleri bugün ilk defa Trump tarafından dile getirildi. 

Financial Times’a konuşan Trump, olası kara saldırısının bir hedefinin Hark Adası olabileceğini söyledi.

"Belki Hark Adası'nı alırız, belki almayız. Çok fazla seçeneğimiz var. Ayrıca bu, bir süre orada bulunmamız gerektiği anlamına gelir."

Trump, adadaki İran savunmasının durumu sorulduğunda ise "Herhangi bir savunmaları olduğunu sanmıyorum. Çok kolay alabiliriz" yorumunda bulundu.

Trump, Hark Adası’nı neden istediğini ise gizlemedi:

"Dürüst olmak gerekirse, en çok istediğim şey İran'daki petrolü almak ama ABD'de bazı aptal insanlar 'bunu neden yapıyorsun?' diyor. Ama onlar aptal insanlar."

1

Kıyıdan 15 mil açıkta bulunan ve İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 90'ını sağlayan Hark Adası'nı işgal etmeye yönelik bir operasyon, ABD birliklerini doğrudan ateş hattına sokabilir.

İran'ın ham petrolünün neredeyse tamamı anakaradan boru hatlarıyla adadaki bir terminale taşınıyor. Trump, bu boru hatlarını hedef alma olasılığından özellikle bahsetmiş, ancak İran ekonomisine uzun vadeli zarar vermemek için şu ana kadar bu adımdan kaçındığını belirtmişti.

Terminal, her ay boru hattıyla on milyonlarca varil ham petrolü işliyor. Ayrıca 18 milyon varillik depolama kapasitesine sahip.

Adanın kıyıları, ana karadaki daha sığ kıyılarının aksine, derin sulara oldukça yakın.

İran petrolünün ihracatı için bir terminal görevi gören ada, Devrim Muhafızlarına önemli bir gelir kaynağı sağlıyor.

ABD ve İsrail daha önce adadaki askeri tesisleri hedef almıştı. Ancak Beyaz Saray’a yakın Axios’un aktardığına göre adaya yönelik işgal girişimi için öncelikle ABD ordusunun Hürmüz Boğazı çevresindeki İran askeri kapasitesini daha da zayıflatması bekleniyor.

Yıllardır planlanıyordu

Eski CENTCOM Komutanı General Frank McKenzie, CBS News'e verdiği mülakatta ABD ordusunun İran'ın güney kıyısı boyunca kara harekatını, adaları ve küçük üsleri ele geçirme seçeneklerini "yıllardır değerlendirdiğini" söyledi.

McKenzie, "Yıllardır İran'ın güney kıyısı boyunca adaları ve küçük üsleri ele geçirme seçeneklerini değerlendirdik. Genelde baskınları. Baskın da geri çekilme planı olan bir operasyondur. Orada kalmazsınız ancak bazı adaları ele geçirebilir ve tutabilirdiniz" diye konuştu.

Bu şekilde ABD'nin müzakerelerde büyük ağırlık kazanacağını savunan McKenzie, "Hark Adası'nı ele geçirirseniz İran petrol ekonomisini tamamen kapatabilirsiniz. Ele geçirmenin güzelliği de yok etmiyor oluşunuzdadır" ifadelerini kullandı.

İkinci seçenek: Nükleer tesislere baskın

Wall Street Journal’a konuşan ABD'li yetkililere göre Trump, danışmanlarından savaşın sona erdirilmesi karşılığında İran'a uranyumu teslim etmesi yönünde baskı yapılmasını istedi. Aksi halde bu materyalin zorla alınması seçeneğinin de masada olduğu vurgulandı.

ABD'li yetkililer, ordunun Trump'a, uranyumun çıkarılmasına yönelik operasyonun zorluklarına ilişkin brifingler verildiğini savundu.

Ayrıca, Trump'ın talimat vermesi durumunda hızlı müdahale deniz piyade birlikleri ile paraşütçülerin bölgeye konuşlandırılması gibi alternatif seçeneklerin de hazırlandığı iddia ediliyor.

Pentagon'un, böyle bir operasyon için gerekli birçok unsuru bölgede hazır bulundurduğu ve Trump'a daha fazla seçenek sunmak amacıyla ek 10 bin kara askerinin konuşlandırılmasını değerlendirdiği belirtiliyor.

Eski CENTCOM Komutanı Orgeneral Joseph Votel, operasyonun kısa sürede tamamlanabilecek bir görev olmadığını, sahada güvenliğin sağlanması, enkazın kaldırılması ve nükleer materyalin özel ekipler tarafından taşınmasının günler sürebileceğini ifade etti.

İsrail ve ABD'nin geçen yıl İran'a yönelik hava saldırılarından önce, ülkenin yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramdan fazla uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahip olduğu, bu materyalin kolaylıkla yüzde 90 silah seviyesine çıkarılabildiği değerlendiriliyordu.

Öte yandan İran içerisinde dağınık şekilde bulunan nükleer santrallerin çoğunluğu kıyılardan oldukça uzakta. Bu yüzden olası bir uranyum kaçırma operasyonu, İran ana karası içinde derin bir harekatı gerektiriyor. Bu da riski artırıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart'ta, Washington'ın hedeflerine kara harekatına gerek kalmadan ulaşabileceğini belirtmiş, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart'ta, İran'ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak aksi durumda askeri seçeneklerin de bulunduğuna işaret etmişti.

Üçüncü seçenek: Beluç kartı

Trump yönetiminin masasındaki bir alternatif ise coğrafi avantajları ve demografik yapısı nedeniyle Pakistan sınırındaki Çebahar Körfezi üzerinden Sistan-Belucistan eyaletine saldırı düzenlemek.

ABD'nin bu bölgede Cundullah ve Ceyş'ül Adl gibi Beluç ayrılıkçısı ve cihatçı grupları birer yerel müttefik olarak "Beluç kartı" şeklinde kullanabileceği, Pakistan'ın ise hava sahasını açarak destek verebileceği değerlendiriliyor.  

Bu plan, hem İran'ın anakarasındaki savunma hattını baypas etmeyi hem de vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlık yaratarak Tahran’ı zayıflatmayı hedefliyor.

Yığınak sürüyor: Bölgedeki ABD askeri sayısı 50 bini aştı

Öne çıkan bu üç seçenek birbirini dışlamıyor. Bu nedenle masadaki ihtimallerin birden fazlası aynı anda uygulamaya konulabilir.

Nitekim ABD bölgedeki askeri yığınağını her geçen gün daha da büyütüyor.

ABD, savaş gemisi USS Tripoli’nin Ortadoğu’ya ulaştığını açıkladı. Gemide 3 bin 500 askerin yanı sıra amfibi harekat ekipmanları ile taarruz ve nakliye uçakları bulunuyor.

Geçtiğimiz hafta da 82. Hava İndirme Tümeni'nden yaklaşık 2000 asker bölgeye sevk edilmişti. Konumu açıklanmayan paraşütçülerin İran'ın menzilinde bulunduğu biliniyor.

ABD’nin savaş öncesinde Ortadoğu’daki üslerinde toplam 40 bin askeri bulunuyordu.

New York Times’ın haberine göre savaşın başından bu yana bölgeye sevk edilenlerle birlikte bölgedeki asker sayısı 50 bini aştı.

Üstelik bu sayıya ABD’nin en büyük savaş gemisi U.S.S. Gerald Ford’daki 4 bin 500 asker dahil değil. İran’a saldırıların ilk günlerinde aktif olarak kullanılan gemi, kısa süre sonra  “çamaşırhanesinde yangın çıktığı” gerekçesiyle önce Suudi Arabistan açıklarına, sonra Hırvatistan’a kadar geriledi.

Ancak askeri uzmanlara göre çoğu denizde olan 50 bin asker, kapsamlı bir kara işgali küçük bir sayı. İsrail Gazze’de giriştiği soykırımda 300 binden fazla asker kullanmıştı. ABD’nin 2003’teki Irak işgalinde de farklı ülkelerden 250 bine yakın asker görevlendirilmişti.

Aylar boyunca sürebilir

The Washington Post’a göre Pentagon, İran’a kara saldırılarının birkaç ay sürmesini planlıyor. ABD hangi seçeneği kullanacak olursa olsun olası bir işgal girişiminin en zayıf ihtimalle bile haftalar alması bekleniyor.

Bir ayı geride bırakan savaş daha şimdiden ABD için ciddi kayıplara yol açmış durumda. Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki ABD tesislerine düzenlenen misilleme saldırılarında 13 ABD askeri öldü, 300'den fazlası ise yaralandı.

Amerikan halkı İran'a asker çıkarılması fikrine büyük ölçüde karşı çıkıyor. Anketler halkın yüzde 62'sinin kara harekatına şiddetle karşı olduğunu, sadece yüzde 12'sinin desteklediğini gösteriyor.

Siyasi kanatta ise Demokratlar savaşa tamamen karşıyken, Cumhuriyetçiler kendi aralarında bölünmüş durumda. Senatör Lindsey Graham gibi isimler Hark Adası'nın ele geçirilmesi için İkinci Dünya Savaşı'ndaki Iwo Jima örneğini vererek ağır bir saldırıyı savunurken, bazı Cumhuriyetçi vekiller ve eski askerler, stratejik hedeflerin kara birliği kullanılmadan da ulaşılabileceğini belirterek "İran toprağına postal basılmasına" karşı çıkıyor.

'Savunma' bahane: Avrupa ABD'yi yalnız bırakmıyor

Birçok Avrupa ülkesi, Trump’ın Hürmüz operasyonuna destek çağrısına olumsuz yanıt verse de “savunma” bahanesiyle İran çevresindeki askeri yığınağını güçlendiriyor.

İngiltere, bölgeye hava savunma gemisi HMS Dragon, F35 savaş uçakları, Martlet füzeleriyle donatılmış helikopterler ve 500 ilave asker göndererek Güney Kıbrıs’taki askeri varlığını tahkim ederken; Fransa da Charles de Gaulle uçak gemisini ve fırkateynlerini bölgeye konuşlandırdı.

Askeri hareketliliğe Yunanistan 4 adet F16 savaş uçağı ve iki fırkateynle dahil olurken; Almanya, İtalya, Hollanda ve İspanya da üst düzey hava savunma kabiliyetine sahip savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e gönderdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.