Breadcrumb
İran Savaşı'nda sıkışan ABD, Pakistan sınırında Beluç kartını oynar mı?
ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak İran'dan atılan füzelerin Tel Aviv'de yarattığı hasar
Yayın Tarihi: 25.03.2026 , 08:59 Güncelleme Tarihi: 25.03.2026 , 12:53
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattıkları saldırganlık birinci ayını doldurmaya hazırlanırken, saldırının siyasi hedeflerine ulaşmış değil.
“Kafa koparma” taktiğiyle İran liderlerinin katledilmesi ve sivil yerleşimlerin hedef alınması, İran devletinde beklenilen çözülmeyi ortaya çıkarmadığı gibi, Tahran kitle konsolidasyonunu sağlayarak geçtiğimiz Aralık ayındakine benzer bir silahlı isyan girişimlerini şimdilik boşa düşürdü.
Üstelik İran başta kendisine yönelik saldırılara aracılık eden Körfez ülkelerine yaptığı misillemeler, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele alması ve bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarla inisiyatifi şimdilik elinde tutuyor.
Saldırı koalisyonu kurban arıyor
Saldırı koalisyonu için bu olumsuz gidişat, İsrail ve ABD yetkililerinin birbirlerini topun ağzına süren açıklamalarında hissediliyor.
Örneğin Trump, İran’ın Körfez ülkelerinin peşine düşmesinin hiç kimse tarafından öngörülemediğini ileri sürerken, Pentagon kaynakları Reuters ajansına Trump’ı ilk saldırı dalgasının ardından İran’ın Körfez ülkelerine misilleme yapabileceği hususunda ikaz ettiklerini sızdırdı.
Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tulsi Gabbard ise 18 Mart’ta ABD Kongresi’ndeki İfadesinde Trump’ın “İran bize saldırmak üzereydi” iddiasının arkasında duramadı. Kongre üyelerinin, “İstihbaratın İran’ın ABD’ye saldırmak üzere olduğuna dair bir istihbaratı var mıydı” sorusuna Gabbard, istihbaratın bir saldırının ani olup olmadığına karar verme yetkisi olmadığını, bunun ABD Başkanı’nın takdiri olduğunu söyleyerek, Trump’ı ortada bırakarak kenara çekildi.
İsrail cephesinde de şimdilik kurban Mossad Başkanı David Barnea olarak görünüyor. New York Times gazetesinin haberine göre, Barnea saldırıların başlamasıyla İran sokaklarının karışacağını ve rejimin hızlıca çökeceğine dair İsrail ve ABD’ye bilgi verdi ancak bu tahmin tutmadı. Bu haberin hemen ardından İsrail’in Jarusalem Post gazetesine konuşan kaynaklara göre Barnea, İran’da rejim değişikliğinin bir yılı bulabileceği hususunda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu uyarmıştı. Mossad’a yakın olduğu anlaşılan ancak adı açıklanmayan kaynaklara göre New York Times haberiyle Trump veya Netanyahu başarısızlığın faturasından kurtulmayı hedefliyor.
Kara savaşı şart
ABD ve İsrail yönetiminin siyasi hedeflerine ulaşmasının önündeki en büyük engel İran’ın gerektiğinde gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaması. Bu saldırı koalisyonunun askeri bir caydırıcılık sağlayamamasını ve dolayısıyla da siyasi hedeflerine ulaşamamasını beraberinde getiriyor.
İran ayrıca dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı sıkarak savaşın yıkıcı etkisinin, artan enerji fiyatları üzerinden ABD müttefiklerinin de hissetmesini sağlıyor. Zira bu fiyat artışı, müttefiklerin savaşın bir an önce bitirilmesi için Washington’a baskı yapmasını beraberinde getiriyor.
Örneğin savaşın başında Trump’la Beyaz Saray’da poz veren Almanya Başbakanı Freidrich Merz, İran hususunda uluslararası hukukun gerekirse rafa kaldırılabileceğini söylüyordu. Ancak savaşın kısa sürede bitmeyeceği ve bunun Alman sanayisi üzerinde yıkıcı etkileri olabileceği ihtimali ortaya çıktıkça, Almanya ağız değiştirmeye başladı. Son olarak önceki gün Merz, Trump’ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak, savaşın bir an önce sona erdirilmesini istedi.
Trump’ın da savaşı bir an önce sona erdirmek istediği aşikar… Trump önceki gün İran ile müzakerelere başladıklarını ve yönetim içinde anlaşabilecekleri bir lider bulduklarını söylemişti. Ancak bu iddiası Tahran tarafından yalanlandı. Tahran yönetimi, kendisine yönelik yeni bir saldırganlığın başlamayacağına emin olana kadar misillemesini sürdürmekte kararlı olduğunu vurgularken, ateşkes çağrısıyla giden arabulucu ülkelere de “Savaşı başlatan biz değiliz” diyerek kapıyı şimdilik kapattı. Dolayısıyla gözler Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması için verdiği mühletin dolacağı Cuma gününe dönmüş durumda.

Kritik cuma
ABD yönetimi İran’a yönelik kara operasyonu sinyali verirken, bu amaçla bölgeye hızla asker yığılıyor. ABD’nin San Diego ve Japonya’nın Okinava Adası’ndaki donanma üslerinden yola çıkan İki amfibi hücüm grubunun bu Cuma yani tam da Trump’ın verdiği mühletin dolduğu gün, İran savaşını yürüten Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) görev alanına ulaşması bekleniyor.
ABD ordusunun 82’inci Hava İndirme Tümeni ve bir dizi özel harekat birliğini de bölgeye sevkiyatı devam ediyor. Bu da ABD’nin yakın zamanda İran’a yönelik bir kara operasyonuna girişebileceği yönündeki iddiaları güçlendiriyor. Nitekim geçtiğimiz hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Karaya ayak basmak gerekiyor” demiş ve ardından İsrail basınında iki ülkenin kara operasyonu seçeneklerini değerlendirdiği haberleri çıkmıştı.
Kolay zafer yok
Bu birliklerin tam olarak görevinin ne olacağı hala meçhul. ABD’li yetkililerin açıklamasına bakıldığında iki hedef öne çıkıyor: Hark ve Keşm Adaları.
Basra Körfezi’nin kuzeydoğu ucunda, İran anakarasına 30 kilometre mesafedeki Hark Adası, İran’ın ham petrol ihracatının yüzde 90’ının yapıldığı limanlara ve depolama tesislerine ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle adanın ele geçirilmesiyle ABD, İran’a karşı bir koz elde etmeyi umuyor olabilir.
Ancak Politico’ya konuşan enerji uzmanları, İran’ın Basra Körfezi ve Umman Denizi’nde küçük gemilerin yanaşabileceği birçok liman inşa ettiğini ve bu sayede Hark şokunun beklenildiği kadar sarsıcı olamayabileceği hususunda uyarılarda bulunuyorlar.
Keşm Adası ise Hürmüz Boğazı’ndaki stratejik konumu nedeniyle, burayı yeniden petrol ticaretine açmak isteyen ABD’nin alması gereken bir hedef. Bu nedenle ABD’nin Hark ve Keşm Adalarına önce hava indirme operasyonu yapabileceği ve ardından Umman Denizi’ndeki donanma gücünü Basra Körfezi’ne sokabileceği tahminleri yapılıyor.
'Çanakkale Savaşı gibi olur'
Ancak bazı askeri uzmanlara göre, böyle bir operasyon ABD için çok pahalıya mal olabilir.
Askeri uzman Patricia Marins kişisel Twitter hesabından, ABD’li hiçbir komutanın Hark ve Keşem adalarını uzun süre ellerinde tutmaya inanmadıklarını, bölgeye yollanan binlerce ABD askerinin, operasyonun çok fazla can kaybına mal olacağını bilmekten ileri gelen bir önlem olduğu görüşünde.
ABD ordusundan emekli Daniel L. Davis’e göre her iki operasyon planı başarısızlığa mahkum.. Davis’e göre her iki adadaki İran savunması tamamen bertaraf edilse bile, İran ordusu adalara çıkabilecek ABD birliklerine topçu, füze veya drone saldırılarıyla ağır bir kayıp verdirebilir. Daniel l. Davis, Ukrayna’nın 2023 yazında Kırım’a yaptığı taarruzun felaketle sonuçlanacağını ve operasyonu icra eden Ukrayna kolordusunun Rus ordusunun ilk hatlarını bile yaramadan imha edileceğini tahmin etmişti.
ABD’nin İsrail eksenli dış politikasına muhalif isimlerden siyaset bilimci John Mearsheimer de tartışılmakta olan askeri senaryoların İngiltere ve Fransa’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale Savaşı senaryolarını anımsattığı görüşünde… Mearsheimer’a göre İran’ın Keşm adasını kaybetmesi bile Hürmüz Boğazı’nın açılmasını beraberinde getiremeyebilir, zira İran, körfezi mayınlayarak tamamen kapatabilir veya elindeki drone’lar, seyir füzeleri ve küçük botlarla çıkış yapmaya çalışan gemileri hedef alabilir.
Trump’ın ilk döneminde Pentagon’un başına atadığı ve savaş kışkırtıcılığı yüzünden “Deli Köpek” olarak anılan James Mattis de Trump’ın kara operasyonu planlarını rafa kaldırması durumunda Hürmüz Boğazı’nın İran’a teslim edileceğini ancak operasyonun çok fazla askeri tehdit içerdiğini anımsatarak “Zor bir durumdayız” dedi.
Trump’ın bir kozu daha var
ABD’nin İran’a yönelik saldırganlığı tırmandırmak için bir diğer opsiyonu ise Hark ve Keşm Adaları’na yönelik çıkarma spekülasyonları kadar dikkati çekmiyor. Bu opsiyon, ABD’nin Çebahar Körfezi üzerinden, Pakistan sınırında bulunan Sistan-Belucistan eyaletine yapılacak bir çıkarma…
Bu iddiayı ilk olarak Youtube’da güncel çatışmaları yorumlayan History Legends kanalı ortaya attı. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın gidişatına dair isabetli askeri yorumlarıyla dikkat çeken kanala göre, Çebahar Körfezi birkaç açıdan ABD açısından en kolay hedef olarak öne çıkıyor: Birincisi, Keşm ve Hark adalarının aksine Çebahar, Zağros Dağ sırasının uzağında yer alıyor. ABD’nin hava gücünün üstünlüğü nedeniyle bu coğrafi özellik, savunmadaki İran ordusunun aleyhine.
Çebahar ayrıca çıkarma yapılması için uygun sahil yapısına sahip, 25 kilometrekarelik Hark Adası’nda çıkarma yapacak ABD birliklerini İran anakarasından yapılacak atışlardan koruyabilecek bir doğal engel bulunmadığı gibi, Keşm adası da yüksek kayalıklarla çevrili ve bu da büyük bir çıkarma operasyonunu zora sokuyor.
Ayrıca Çebahar körfezinin batısındaki Konarak ve doğusundaki Çebahar İran’ın içlerine uzanan üç otoyola sahip ve bu da işgalci gücün ikmalini kolaylaştırabilir.
Son olarak Çebahar’ı içine alan İran’ın Sistan-Belucistan eyaletinde nüfusun yüzde 70’ini Beluçlar oluşturuyor. Bu bölgede cihatçı grupların ve Beluç ayrılıkçısı hareketlerin tabanı olduğu göz önünde bulundurulduğunda ABD birlikleri, kendilerine karşı en azından nötr olan bir yerel nüfus içinde hareket etmeyi umuyor olabiir.
History Legends, ABD ve İsrail uçaklarının Çebahar bölgesini ve özellikle İran donanma üssüne ev sahipliği yapan Konarak’ı yoğun bir şekilde bombaladığını hatırlatarak, burada ABD ve İsrail’in kısmi bir hava üstünlüğü sağladığını belirtiyor. Beluç ayrılıkçıların Pakistan için de ciddi bir sorun olduğunu belirten kaynak ancak ABD’nin Suriye’de Rojava örneğinde de olduğu gibi ayrılıkçı Beluç güçleri kullanması durumunda, bunun Pakistan’ı da rahatlatabileceği kanaatinde.

Pakistan faktörü
ABD’nin Çebahar çıkarmasındaki bir diğer güvencesi bu bölgenin müttefiki Pakistan’a yakınlığı.
İran’a yönelik saldırganlığın başlamasıyla birlikte Pakistan yönetimi, Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkeleriyle saf tuttu. Türkiye’nin de imzacısı olduğu ve İran’ın meşru müdafaasını saldırganlık olarak tanıtan bildiride imzası olan Pakistan, İran tarafından Sistan-Belucistan bölgesine yapılan hava saldırılarına izin vermekle suçlanıyor.
Cuma günü İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Pakistan Cumhurbaşkanı Şahbaz Şerif ile bir telefon görüşmesi yaparak, İslamabad yönetimini İran’a yapılan saldırılara aracılık etmemesi konusunda uyardı. Tahran’a göre, Pakistan yönetimi ABD ve İsrail uçaklarının hava sahalarını kullanarak İran’a saldırdığını söylemişti. Bu durumda Trump’ın yardımcısı JD Vance, temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’i İslamabad’a göndermesi, duyurulduğu şekilde İran’la yapılacak müzakerelerden çok yaklaşan askeri hamleye dair diplomatik hazırlıkların tamamlanması için de olabilir.
ABD-İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın direnişi sürüyor. soL, bölgede üstü örtülen ya da görmezden gelinen gelişmelere dikkat çekerken, göz önündeki barbarlığı da ifşa ediyor. Siz de soL okuyun, gerçeklerin sesini büyütün.
Unutulan mühim ittifak
Pakistan’ın ayrıca bölgede faaliyet gösteren cihatçı gruplarla yakın ilişkisi de SSCB’nin Afganistan müdahalesinden beri bilinen bir gerçek. 2015 yılında Suudi Arabistan’ın inisiyatifi ile kurulan ve Türkiye’nin de dahil olduğu “Terörle Mücadele Koalisyonu”nun Komutanlığını da Pakistan ordusundan emekli General Rahil Şerif üstlendi.
İran yönetimi uzunca bir süredir, Sistan-Belucistan eyaletindeki cihatçı grupları Suudi Arabistan’ın desteklediğini iddia ediyordu.
Bu gruplardan en bilineni Cundullah… 2002’de kurulan ve 2005’te düzenlediği saldırılarla adını duyuran grubun bin kadar militanı olduğu tahmin ediliyor.
Bir diğer öne çıkan grup ise Halkın Savaşçıları Cephesi… Bu cephe Ceyş’ül Adl ve Pada Beluç Haraketi tarafından kuruldu ve ana hedeflerinin “Velayet-i Fakih rejiminin devrilmesi” olduğunu beyan etit.
Son olarak adından bahsedilmesi gereken Ensar’ul Furkan. 2013 yılında kurulan grup Suriye’de iktidara gelen HTŞ’nin müttefiki olarak Suriye’ye savaşçı göndermişti. Dolayısıyla grup, Suriye ve Irak sahasından gelebilecek yabancı militanları kapsamaya en elverişli aday olarak görünüyor.
Bu açıdan Türkiye’ye de İran seferinde dolaylı bir rolün düşebileceğini, son aylarda Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan arasında bir güvenlik bloğu oluşturmaya yönelik arayışların yoğunlaştığını da not ederek akıllarda bulundurmak gerekli.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.