Sayfa yolu
İnsanlığın dolambaçlı yolları
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Anaisis Hidalgo Rodríguez
Yayın Tarihi: 24.09.2025 , 15:11
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.
“Dümdüz ve daima önüne bakarsan, çok uzağa gidemezsin…” Bu sözün anlamını Küçük Prens’te okuduğumda tam olarak kavrayamamıştım; ancak o perşembe günü, Havana’ya giden Yutong otobüsünü beklerken anladım.
Hepimiz sabırla otobüsün içinde bekliyorduk. Camın ardından, birkaç şoförün bir kadınla konuştuğu seçiliyordu. Birkaç dakika sonra kadın otobüse bindi ve yanıma oturdu. “Ah, umarım yetişirler!..” diye mırıldanıyordu kaygıyla. Otobüsten inerken de telaşla telefonda konuşmayı sürdürdü: “Neredesiniz? Acele edin, sizi bekliyorlar ve biz de artık hareket etmek üzereyiz.”
Yolculardan biri, “Çocuğu Barranca’dan motosikletle geliyormuş, son anda ona da bilet ayarlayabilmişler” dedi. Zaman geçiyordu ama yolcular arasında ne bir şikayet vardı ne de huzursuzluk, bekleyiş sakindi. Gergin olan tek kişi anneydi. Yüzündeki kaygıyla telefonda konuşurken yine tekrarladı: “Neredesiniz? Hadi acele edin!”
Motorun gürültüsü ve yolun karmaşası arasında, çocuğunun El Chapuzón yokuşundan geldiğini anlamıştık. “Birkaç dakikaya burada olurlar kızım, yetişecekler, merak etme” diye cesaretlendirdim onu. Gerçekten de kısa süre sonra “çocuk” göründü: 16–18 yaşlarında, uzun boylu, telaştan sersemlemiş halde bir delikanlı.
Sonunda otobüs hareket etti. Artık biraz sakinleşen anne, o zaman anlattı bu zamanla yarışın sebebinin ağır hasta olan baldızına yapacakları ziyaret olduğunu. İşten sadece bir haftalık izin alabilmişti ve bu sebeple her dakika çok önemliydi.
Görünüşte sıradan olan bu küçük an, hayatın nadiren düz bir çizgide ilerlediğini; yollarının dolambaçlı ve öngörülemez olduğunu hatırlatıyordu. O gecikme, basit bir aksilik olmaktan öte, bize aile sevgisi ve insanın kırılganlığını gösterdi.
Yolcuların sabrı, annenin kararlılığı ve başkasının acısına gösterilen duyarlılık, bize kim olduğumuzu ve başkalarının sıkıntısına merhamet etmenin, beklerken dayanışmanın ve gerçekten gerekli olduğunda kuralları esnetebilmenin değerini gösterdi.
Ağır ekonomik krizle boğuşan bugünün Kübası’nda -temel ihtiyaç ürünlerinin kıtlığı, yakıt sıkıntısı, toplu taşımadaki çöküş koşullarında- böyle bir tutum sergilemek hayati önem taşıyor.
Günlük ulaşım mücadelesi, ister saatlerce güneş altında bir durakta beklemek olsun, ister ‘hadi biraz kayın beyler!’ gibi Küba’ya özgü sözler eşliğinde bir -deve- otobüsün içinde sıkışıp kalmak olsun, yolcular arasında garip ama güçlü bir dayanışma yaratır. Bu, bekleyişin yorgunluğu, işe yetişme kaygısı ve kuyrukta beklemenin stresi gibi aynı zorlukları paylaşmaktan doğan bir empatidir.
Bu kolektif çabanın küçük evreninde birine yer vermek, yaşlı birinin araca binmesine yardım etmek, birine ineceği durağı haber vermek ya da moral verici veya mizahi bir yorumu paylaşmak gibi en küçük jestler bile ortak zorluklar karşısında insani direncin bir eylemine dönüşüyor.
Bu karşılıklı anlayış yalnızca nezaketten değil, aynı zamanda o araçta ya da o kuyrukta bulunan herkesin günbegün aynı yıpratıcı mücadeleyi verdiği gerçeğinden doğuyor.
Saint-Exupéry’nin de söylediği gibi, daima “dümdüz gitmek” bizi sınırlar. Oysa bu beklenmedik dolambaçlar, insanlığımızın görünür olduğu bu zorunlu duraklamalar, bizi daha ileriye, kalbimizin derinliklerine taşır.
Yazar: Anaisis Hidalgo Rodríguez
Çeviri: Irmak Kaleli
Orijinal Yazının Yayın Tarihi: 22 Haziran 2025
Kaynak: Granma
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.