Sayfa yolu
İmralı heyetinin dönüşü sonrası ilk toplantı: 'Dinleme bitti, raporlama aşamasına geçiyoruz'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 04.12.2025 , 16:16 Güncelleme Tarihi: 04.12.2025 , 23:15
TBMM'de yeni "çözüm" süreci kapsamında kurulan komisyon, 24 Kasım'da düzenlenen İmralı ziyaretinin ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.
Toplantının açılışında konuşan Numan Kurtulmuş, süreçte "son düzlüğe" girildiğini ifade etti. Sürecin bir "pazarlık süreci" olmadığını savunan Kurtulmuş, çalışmaların devletin bütün kurumlarıyla ve "devlet politikası" olarak yürütüldüğünü kaydetti.
'Raporlama başlıyor'
Komisyonun şimdiye kadar 134 kişi ve kuruluşu dinlediğini hatırlatan Kurtulmuş, İmralı ziyaretiyle birlikte dinleme faslının sona erdiğini açıkladı. "Bundan sonraki süreçte raporlama safhasına geçiyoruz" diyen Kurtulmuş, sürecin hassas bir dönemine girildiği uyarısında bulunarak, "Söylenen her bir sözün hiç beklenmeyen çevrelerde olumlu ya da olumsuz etki ettiği bir dönemden geçiyoruz. Söz gümüşse sükût altındır" ifadelerini kullandı.
CHP'den 17 sayfalık rapor
Toplantıda söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, partisinin hazırladığı 17 sayfalık rapora ilişkin detayları paylaştı. Emir, hazırlanan rapordaki başlıkları şöyle sıraladı:
- AYM ve AİHM kararlarının uygulanması önündeki siyasi engellerin kaldırılması,
- Kayyım uygulamalarına son verilmesi,
- Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset ortamının oluşturulması,
- 19 Mart sürecinde ve Gezi Davası gibi davalarda tutuklanan siyasetçilerin serbest bırakılması,
- Terörle Mücadele Kanunu’ndaki keyfi uygulamaların önüne geçilmesi,
- Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun yürürlükten kaldırılması,
- Cemevlerine ibadethane statüsü tanınması ve Madımak’ın müze yapılması.
AKP ilk kez konuştu: 'Ceza indirimi düşünülebilir'
Komisyon çalışmalarında bugüne kadar söz almayan AKP heyeti adına ilk konuşmayı Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen yaptı. Şen, PKK üyeliği dışında "terör faaliyetlerine bulaşmış kişiler" için "kamu vicdanını incitmeyecek ceza indirimlerinin düşünülebileceğini" söyledi. Şen, devletin ilgili birimlerinin PKK'nin varlığının sona erdiğini somut delillerle ortaya koyması halinde kanun aşamasına geçilebileceğini ifade etti.
MHP: Önce örgüt lağvedilmeli
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise partisinin 116 sayfalık bir rapor hazırladığını belirtti. Yasal düzenlemelere geçilebilmesi için ön şartlarını sıralayan Yıldız, "Silahların teslim edilmesi, imha edilmesi, örgüt yapısının dağıtılması ve devletin emniyet güçleri tarafından bu hususların tespit edilmesi gerekmektedir" dedi.
'Komisyon tutanaklarının tamamı okunmalı, kamuoyuyla paylaşılmalı'
Toplantının ikinci oturumunda komisyon heyetinin İmralı ziyareti gündeme alındı.
T24'ten Ceren Bayar'ın aktardığına göre DEM Partili Meral Danış Beştaş, İmralı görüşmesine ilişkin özet paylaşım yapılmasının doğru olmayacağını, tutanakların tamamının paylaşılması gerektiği yönündeki görüşünü belirtti. Beştaş, “Çok geniş bir dinleme faaliyet yaptık ancak sürecin birincil muhatabı, temel siyasi aktörünün görüşlerinin paylaşılmaması komisyonun kuruluş amacıyla bağdaşmıyor” diye konuştu. Görüşmenin tutanaklarının kamuoyuna yansıtılması ve tüm üye milletvekilleriyle paylaşılması gerektiğini kaydeden Beştaş, “Öcalan’In görüşlerini kamuoyunun bilmemesi süreci sakatlar, çalışmaları eksik kılar” dedi.
Kurtulmuş: Görüşmeyi MİT organize ve koordine etti
Beştaş’ın ardından söz alan Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin teknik bazı bilgiler verdi. Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin “TBMM’den herhangi bir stenograf görüşmede yer almadı. Ziyaret tamamıyla MİT tarafından organize edildi. Görüşme de MİT koordinatörlüğünde yapıldı” dedi.
Özet okunacak, üç üye aktarım yapacak
İmralı’ya giden üç kişinin görüşmeye dair aktarım yapacağını ve görüşmeye dair bir özetin okunacağını belirten Kurtulmuş, “İmralı’daki görüşmelerde bizzat bulunan üç arkadaş burada, bu salonda. Bu arkadaşlarımızın anlatımlarıyla tüm genel siyasi konular burada paylaşılacak. Orada gündeme gelip de niye burada konuşulmadı denilen bir tane siyasi konu olmayacak” diye konuştu. Kurtulmuş, “Saklanacak hiçbir şey yoktur, İmralı’da konuşulan hiçbir siyasi konu gündem dışı bırakılmayacaktır” dedi.
Özete itirazlar geldi
CHP’li Murat Emir özetin, özetleyen kişinin algısyla oluşacağını ve bunun doğru olmayacağını ifade etti. Emir, “Mutlaka ham tutanak gelmelidir. Bu parlamenter bir çalışma olmuştur. Meclis’ten bir heyet gitmiştir. Her üyenin bilmesi hem hakkıdır hem gereklidir. Tutanakların süzgeçten geçirilmesi doğru olmaz. Gereksiz yere kaygıları büyütür” dedi.
Tutanağın sadece özetinin açıklanmasına DEM Partili Saruhan Oluç da itiraz etti. Üç milletvekilinin bildiğini komisyonun tüm üyelerinin bilmesi gerektiğini kaydeden Oluç, bu durumun güven kırıcı olduğunu kaydetti. “Bu özeti, kim yaptı. Bunun ölçüsü de yok elimizde” diyen Oluç’a AKP’nin İmralı’ya giden üyesi Hüseyin Yayman itiraz etti. Yayman, “Sizin gibi deneyimli bir siyasetçi böyle söylüyor. Bi görelim bakalım, vekiller anlatsın” dedi.
CHP'li Sezgin Tanrıkulu da İmralı görüşmesinin tutanaklarının tamamının okunması gerektiğini kaydederek, “Özet okunursa barış karşıtlarının eline koz vereceğiz. Bu komisyon çalışmalarına büyük gölge düşer. Özet okunması doğru değil” dedi.
AKP'den CHP'ye: 'Öğrenmek istiyorsanız gelseydiniz'
Tanrıkulu’nun bu sözlerinin ardından AKP sıralarından, “Öğrenmek istiyorsanız gelseydiniz” yanıtı gelince ses yükseldi. Bunun üzerine Sezgin Tanrıkulu, “Bu seviye kabul edilemez” dedi.
Tüm konulmaların bitmesinin ardından söz alan Numan Kurtulmuş, “İmralı ziyareti meselenin esasıymış gibi yaklaşmamak lazım, önemlidir, komisyon risk aldı, burada görüşme gerçekleşti ve sonuçları var” dedi.
İmralı tutunağının özeti okundu
ANKA'nın aktardığına göre Meclis Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, İmralı tutanaklarının özetini okudu. Bozkurt tarafından okunan 4 sayfalık özet tutanağında öne çıkna kısımlar şöyle:
"Bu görüşmede Abdullah Öcalan öncelikle yüzyıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine Sayın Devlet Bahçeli’nin sözleri ile büyük katkı sağladığını, kendisinin Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini ve kendisine şükran duyduğunu ifade etmiş, yine bu süreçte gösterdiği cesaret için Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a şükran ve teşekkürlerini beyan etmiştir.
Abdullah Öcalan, sürecin başından beri verdiği tüm sözlerin arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkânlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade etmiştir. Uzun bir şekilde tarihsel arka planı anlatmış ve Ziya Gökalp'e referans vererek Türk-Kürt kardeşliğinin önemine vurgu yapmıştır.
Abdullah Öcalan silahlı yöntemden ayrıldığını, siyasi yöntemi benimsediğini, 27 Şubat 2025 tarihinde yapmış olduğu çağrı çerçevesinde bütün yapıların, PKK’nın tüm bileşenlerinin, örgütsel varlıklarının dağıtılmasının ve silahlarını bırakmasının ilanının toplum tarafından iyi karşılandığını, halkın bu gelişmeyi takip ettiğini, kendisinin Suriye ve Irak’ta da etkili olduğunu ifade etmiştir."
'Devlet Bey'in el sıkması ile başlayan süreç içinde verdiğim tüm sözlerin arkasındayım'
Bu noktada Feti Yıldız, Abdullah Öcalan’ın mahkûm olduğu davada şehit ailelerinin avukatı olarak kendisinin bulunduğunu hatırlatması üzerine Abdullah Öcalan, 'Ben Devlet Bey'in el sıkması ile başlayan süreç içinde verdiğim tüm sözlerin arkasındayım' demiştir.
Hüseyin Yayman’ın, buraya şehit ailelerinin hassasiyeti ile gelindiğini belirtmesi üzerine ise Abdullah Öcalan, her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini söylemiş, 'Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmalıyız' diye cevaplamış ve TUSAŞ eylemine üzüldüğünü belirtmiştir.
'SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymasının elzem olduğu söylenmiştir'
Kendisine 'Lozan ve 1924 Anayasası öncesi döneme ait dilin kullanılması süreci zehirliyor' denmiştir. Yine devamla en son Zap Bölgesi boşaltılırken örgüt mensuplarının elinde silah olması kamuoyunda infial yaratmış, 'Bu konuda yapılan çağrıya PKK’nın tam uymadığı görülüyor' denilmiş, Suriye’de SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymasının elzem olduğu, Suriye konusunda kendisinin yeni bir açıklama yapması gerektiği söylenmiştir.
'Bu devletin hepimizin devleti olduğu, silahı bırakın derken PKK’nın tüm bileşenlerini kapsadığı, PKK’nın Irak’tan çektiği güçlerini Suriye’ye gönderdiği yönünde gözlemler olduğu, bu durumun daha önceki açıklamalarla çelişki yarattığı'nın kendisine söylenmesi üzerine Abdullah Öcalan, PKK’nın sadece eldeki silahların değil, zihinsel olarak da silahların bırakılması gerektiğini ifade etmiştir.
Devamında iki halk arasında tarihsel bir kardeşlik bulunduğunu söylemesi üzerine Feti Yıldız, şehit haberleri geldiği dönemde bile kimsenin gidip bir Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar acıya rağmen Türk-Kürt düşmanlığının hiçbir zaman oluşmadığını belirtmiştir.
Bunun üzerine Abdullah Öcalan, kendisinin şehit ailelerine saygıyla baktığını, acılarının ne kadar büyük olduğunu bildiğini beyan etmiş, Devlet Bahçeli’nin konuşmasında hatırlattığı 'Ben devlete hizmet etmeye hazırım' sözünü hatırlatıp buyur demesine karşılık olarak sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar el verirse ve iletişim imkânı artırılırsa teorik ve pratik imkânlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu yenilemiştir.
27 Şubat açıklamasına yönelik olarak süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiç şehit verilmediğini, çatışma çıkmadığını ifade etmiş, böylelikle büyük bir politik açılımın sağlandığını, bu kapsamda kamuoyunda olan desteğin arttığını, ilerleyen süreçte kamuoyunun aklında olan bazı soru işaretlerinin giderileceğini de düşündüğünü söylemiştir.
'Abdullah Öcalan, pozitif hamleler ve adımlar peşinde olduğunu ifade etmiştir'
Tarihsel gerçekliği bilen bir heyet olarak terörsüz Türkiye gerçekleşecekse Türkiye’nin pratik ve somut adımları bekliyor olduğunun söylenmesi üzerine Abdullah Öcalan, pozitif hamleler ve adımlar peşinde olduğunu ifade etmiştir.
Somut adımlar konusunda bir direnç bulunduğunu çünkü örgütün merkezini Kandil’den Suriye sahasına taşımasının sorunu çözmediği ifade edilmesi üzerine, kendisinin (Abdullah Öcalan) örgütün lideri olarak her saha için kesin talimat vermesi gerektiğini, bu adımlar gerçekleştiğinde yeni bir iklimin oluşacağını ifade etmiştir.
Abdullah Öcalan ayrıca, 'Bu soruyu defaatle sordunuz' diyerek, sözlerinin arkasında olduğunu, sürecin başarıya ulaşması için tüm gayretini ortaya koyduğunu, imkânlar ölçüsünde de gayret göstermeye devam edeceğini ifade etmiştir.
27 Şubat çağrısında ayrı devlet olmadığını, federasyon olmadığını, idari özerklik olmadığını, kültüralist çözümler olmadığının hatırlatılması üzerine Abdullah Öcalan 'Evet öyle' diyerek onaylamıştır.
Hüseyin Yayman tarafından Suriye konusunda sorulan sorulara; SDG’nin 10 Mart'ta anlaşma yaptığı, anlaşmanın 8 madde olduğu, bunları esas aldıklarını, Suriye başta olmak üzere bölgedeki İsrail’in hamlelerine karşı çok dikkatli olunması gerektiğini, Suriye için üniter yapı ve yerel demokrasi benimsediğini söylemiş, yerel savunma gücünün olup olmayacağını sorusuna cevap olarak, 'savunma gücü yok, asayiş kapsamında güçler, yani polis gibi' cevabını vermiştir.
Bu coğrafyada Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk yaşayamayacağını belirterek uzun bir tarihsel anlatımda bulunmuş ve Sultan Sencer’e referansla bu birlikteliğin tarihsel önemine vurgu yapmıştır.
'Reel sosyalizm düşüncesini 1995'te terk ettiğini, PKK’yı 1993’te feshetmesi gerektiğini söylemiş'
Reel sosyalizm düşüncesini 1995’ten beri terk ettiğini, zihinsel dönüşümün sancılı bir süreç olduğunu, normalde PKK’yı 1993’te feshetmesi gerektiğini söylemiş ancak her seferinde bir elin bu girişimini sabote ettiğini ifade etmiştir. Bu sabotaj sürecini darbe mekaniği olarak tanımlamış, 1993’ten günümüze Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ile dolaylı görüşmelerinin nihayete erememesinde de bu darbe mekaniğinin etkisinin olduğunu belirtmiştir.
'Ferhat Abdi Şahin’i tanıyor musunuz, talimatınızı dinler mi?' sorusuna cevap olarak Abdullah Öcalan, kendisine yakın kişilerden biri olduğunu, kendisine bağlı olduğunu söylemiştir.
Kendisine, Türkiye için hiçbir zaman gerçekleşmeyecek iddialarda bulunmanın süreci sabote etmek olacağını, buna dikkat etmek gerektiğini belirten ifadelerde bulunulmuştur.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in 'Sizi çok sağlıklı ve zinde gördüm. Kadın hareketiyle ilgili söyleyeceğiniz hususlar var mıdır?' diye sorması üzerine, Abdullah Öcalan, selamlarını iletmiş ve görüşme tamamlanmıştır."
Tutanağın okunmasının ardından Numan Kurtulmuş, ziyarete giden heyet üyelerine söz alıp almayacaklarını sordu. Heyet üyelerinin söz almaması üzerine Numan Kurtulmuş toplantıyı kapattı.
TBMM'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, komisyonun bir sonraki toplantı tarihinin ve gündeminin daha sonra duyurulacağı bildirildi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.