Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

IMF gitti ama reçetesi kaldı: Trilyonluk kemer sıkma tefecilere yaradı

Türkiye IMF’ye borcu olmasa da "IMF’siz IMF programı" ile kemer sıkıyor. 2025 yılında bütçede sağlanan 1,1 trilyon liralık fark büyük oranda halkın cebinden çıktı. Buna karşın faiz giderleri, okul ve hastane gibi kamu yatırımlarını 710 milyar lira geride bıraktı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.02.2026 , 17:53 Güncelleme Tarihi: 13.02.2026 , 17:54

IMF'nin en katı dayatması, devletin faiz ödemeleri hariç tutulduğunda gelirlerinin giderlerinden fazla olmasıdır. Çünkü bu, devletin borç faizlerini ödemek için bütçeden kaynak ayırabildiğini ispatlaması anlamına gelir.

Bütçede faiz dışı fazla verebilmek için kamu harcamaları, yatırımları ve emekçilerine ayrılan kaynaklar baskılanır.

Bugün Türkiye'nin IMF'ye borcu yok ama buna rağmen AKP iktidarı "mali disiplin" adı altında tam olarak IMF programını uyguluyor, sermaye çevrelerine sunduğu taahhütlerin bedelini emekçilere ödetiyor.

Hazine'nin Ocak ayına ait Kamu Borç Yönetimi Raporu, geride bıraktığımız yılda da tablonun değişmediğini bir kez daha teyit etti. 

2024 yılında merkezi yönetim bütçesi 837,3 milyar lira faiz dışı açık verirken, 2025 yılında bu tablo radikal bir değişimle 255,2 milyar lira fazlaya dönüştürüldü.

Sadece bir yıl içerisinde gerçekleşen yaklaşık 1,1 trilyon liralık bu değişim, kamu hizmetlerinde ve halkın temel ihtiyaçlarına ayrılan bütçelerde kısıntıya gidildiğini gösteriyor.

Kaynaklar tefecilere akıtıldı

Ancak sosyal devletin kalan kırıntılarının da gözden çıkarılması pahasına yaratılan bu kaynak, borç sarmalının büyümesini durdurmaya yetmedi.

Uygulanan kemer sıkma politikalarına ve bütçeden verilen fazlaya rağmen, merkezi yönetimin toplam borç stoku dizginlenemez bir büyüme sergiledi. 2022 yılı sonunda 4,03 trilyon lira seviyesinde olan toplam borç stoku, 2023 yılında 6,73 trilyon liraya, 2024 sonunda ise 9,25 trilyon liraya yükseldi. Aralık 2025 itibarıyla ise bu yük 13,65 trilyon lira gibi tarihi bir seviyeye ulaştı.

Yani sıkı para ve bütçe politikalarının uygulandığı iddia edilen son üç yılda borç stoku 3,3 kattan fazla arttı ve borç sönümlenmek yerine halkın üzerine daha ağır bir yük olarak bindi.

Bunun temel nedenlerinden biri, bütçenin artık tamamen küresel ve yerel finans sermayesinin faiz alacaklarını ödemek üzerine kurgulanmış olması.

2024 yılında 1 trilyon 270 milyar lira olan merkezi yönetim faiz harcamaları, 2025 yılında yüzde 61,7 oranında devasa bir artış göstererek 2 trilyon 54 milyar liraya fırladı. 

Devletin 2025 yılı boyunca yeni okul, hastane ve kamu yatırımları için ayırdığı toplam "Sermaye Giderleri" 1,34 trilyon lirada kalırken, aynı dönemde ödenen faiz tutarı bu yatırımları 710 milyar lira aştı.

Patronların ödediği, işçiden kesilenin yarısını bile değil

Bütçenin gelir ayağının neredeyse tamamını oluşturan vergi açısından da tablo farklı değil.

2025 yılında toplanan 11 trilyon lirayı aşkın vergi gelirinin yaklaşık yarısı, halkın temel ihtiyaçlarını karşılarken ödediği KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluştu. Toplam tahsilatın yaklaşık yüzde 30’u sadece KDV kaleminden gelirken gıda, eğitim ve sağlık gibi en temel harcamalar bütçenin ana finansman kaynağı haline geldi. 

Doğrudan vergiler tarafında ise yük yine bordrolu çalışanların üzerinde kaldı. Gelir vergisinin yüzde 93,5 gibi ezici bir oranı, stopaj yoluyla henüz maaşlar ele geçmeden kesildi. Üstelik bu kalemdeki tahsilat, bütçe hedeflerini yüzde 33,6 oranında aşarak enflasyon altında ezilen ücretli kesimin üzerindeki vergi baskısının tahmin edilenden daha fazla arttığını gösterdi.

Sermaye gruplarının ödediği Kurumlar Vergisi, toplam vergi pastası içindeki payını kaybederek yüzde 11,1’e geriledi. Holdinglerin ve büyük şirketlerin ödediği 1,2 trilyon liralık vergi, işçilerin maaşlarından kesilen tutarın yarısına bile ulaşamadı. Muafiyet, istisna ve teşvikler nedeniyle patronlardan alınması gereken vergininse ancak yüzde 74’ü tahsil edilebildi.

Yani bütçenin yüzde 78'i tüketici ve çalışanlar tarafından finanse edildi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.