Sayfa yolu
İmamoğlu'nun 'diplomada sahtecilik' davası ertelendi: 'Sıçan gibi kaçacaklar'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.02.2026 , 14:02 Güncelleme Tarihi: 16.02.2026 , 22:49
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yargılandığı "diploma davası"nda savunma yaptı.
Bir sonraki duruşmaya, 6 Temmuz’da devam edilecek.
'Sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedef bellidir'
18 Mart'ta üniversite diploması iptal edilen ve ertesi günü düzenlenen operasyonla gözaltına alınan İmamoğlu hakkında, diplomasıyla ilgili "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 ay hapsi istenen davanın dördüncü duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 No’lu duruşma salonunda görüldü.
ANKA'nın aktardığına göre jandarma eşliğinde, salona getirilen İmamoğlu, alkışlarla karşılandı. Hakim, idare mahkemesindeki, İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davadaki kararın henüz kesinleşmediğini belirtti. İmamoğlu’ndan, savunmasına ek sözleri olup olmadığını sordu.
Mart ayında yargılanacağı sürecin "birlik, vicdan ve muhasebe ayı olan ramazana" getirildiğini söyleyen İmamoğlu, hakkındaki iddianamenin gerçeği yansıtmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kaydetti. Yargı sürecinde hakim değişikliği yapıldığını belirten İmamoğlu, doğal hakim ilkesinin yok sayıldığını aktardı.
İmamoğlu, söz konusu davaların hukuki değil, siyasi olduğunu savunarak, kendisine yönelik sürecin Cumhurbaşkanı adaylığıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
İmamoğlu, savunmasında şunları kaydetti:
"Yaklaşık 16 aydır, iktidarın talimatlarıyla İstanbul’a konumlandırılmış bir avuç muktedir tarafından yürütülen operasyonlar ve oluşan davalar zinciri, tarihte görülmemiş bir yargı skandalı dönemini ülkemize yaşatmıştır. Bunun milletimize maddi ve manevi maliyeti çok ağır olmuştur. Koltuk hırsıyla yürütülen 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Milletimiz fakirleşmiş, işsizlik artmış, itibar kaybı yaşanmıştır. Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı ise terfi ettirilerek İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili yapılmıştır. Bilinmelidir ki bu konu ne diploma ne de yolsuzluk meselesidir. Davaların komikliği, korkunun yarattığı yargı sefaletini açıkça göstermektedir. Bütün bunların ana sebebi korkudur. Sadece dört seçimi milletimizin oylarıyla kazandığım ve Cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi kazanacağımı gördükleri için, rakiplerinden korkan bir anlayış her yolu mubah görmektedir.
Ama olan millete oluyor, geleceğimize oluyor. Adalete olan inanç yerle bir edilmiştir. İnsanlarımızın büyük bir kısmı artık adalete inanmamaktadır. Buna utanmak yerine hâlâ rahatça konuşanlarla karşı karşıyayız. Bu zihniyet sadece şahsıma saldırmıyor; milletimizin demokratik yolla iktidarı değiştirme hakkını da gasp ediyor. Millete gözdağı veriliyor. 'İstediğimde malına, mülküne el koyarım' mesajı veriliyor. Milletin nefesi, neşesi ve umudu çalınıyor.
Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar tamamen siyasidir ve hedef bellidir. Hem partimiz hedeftir, hem Cumhuriyet Halk Partisi hedeftir; elbette başkaları da hedeftir. Bütün işlemler adım adım, vahşice ve hukuksuzca yürütülmüş, 19 Mart operasyonu devreye sokulmuştur. Kısacası, 19 Mart siyasi darbe girişimi öncesi ve sonrasıyla ifade ettiğim gibi bu süreç çökmüştür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Burada yargılananlar ve yargılanacak olanlar masumdur."
'Yine sıçan gibi kaçacaklar'
"Bu süreçte makam ve menfaat elde eden o bir avuç muhterise sesleniyorum" diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
"Bu makamlar liyakatle ve alın teriyle elde edilmiş makamlar değildir. Buradan söylüyorum; siz kaçacaksınız ama Türk milletinin iradesi, feraseti, adalet duygusu ve inancı sizi peşinizi bırakmadan kovalayacaktır. Sandık gelecek, gong çalacak, bu fetret devri sona erecek. 86 milyon yurttaşımız kazanacak. İnanın, zaman tahmin ettiğiniz kadar uzun değil; çok kısadır, yakındır, kapının eşiğindedir. Her türlü haksız kazanımınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde vereceksiniz. Kulaklarınıza küpe olsun. Yaşadıklarınız, makamlarınız ve yaşattıklarınız sahtedir, sahteciliktir.
Güç, kendinden emin olana değil; korkana serttir. Koltuğunu kaybetmekten korkanların yolu her zaman sahtecilik olmuştur. Koltuk düşkünü olanların yöntemi tarih boyunca ahlak dışı olmuştur. Dosya üretenler, manşet atanlar, TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler, medya kuruluşları içindeki tetikçiler… Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte gördük. Yine sıçan gibi kaçacaklar.
Kendine güvenenler ise bekler. Sakince bekler. Kendinden emin olduğu yüzünden okunur. Gerçeğin konuşmasına izin verir. Ve gerçek asla şaşmaz. İşte ben o taraftayım. O taraftaki konumumu da asla değiştirmeyeceğim. Çünkü ben hakikatin tarafındayım. Didik didik ettiler. Ne oldu? Didik didik ettiler. Yeryüzünde bu şekilde didik didik edilen başka bir insan yoktur. Hücrelerine kadar incelediler. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda.
'Doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye bekliyorum'
Gerçek sahtecilerin, sahteciliklerine devam ettiklerini söyleyen İmamoğlu, "Doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum" dedi.
İmamoğlu, "Amelelik de yaptım, bulaşık da yıkadım, patronluk da yaptım" dedi ve şöyle devam etti:
"Her aşamasını yaşayarak 2 bin 510 konut, 140 bin villa, 107 ofis, 429 iş yeri ürettim. Ben bir iş insanıydım ve gerçektim. Babamın 60 yıllık esnaflık tecrübesinden aldığım terbiye, ahlak ve anlayışla gerçek bir İstanbullu iş insanıydım. Sosyal yaşamımda derneklerde, spor kulüplerinde, Trabzonspor’da, Bakırköyspor’da, Beylikdüzüspor’da, İstanbul’da ve Trabzon’da kurduğum kulüplerle, sivil toplum kuruluşlarında gerçek bir İmamoğlu oldum.
Kapalı kapılar ardında pazarlık yapmadım. Her zaman milletin huzurunda oldum. Karanlık ilişkilerim hiç olmadı. Allah’a şükür, referanslarım çok güçlüdür. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim. Gizli ajandam yok, gizli defterim yok, gizli dilim yok. Her adımım milletin önündedir. Sandık sonuçları ortadadır. Ben bu yolda defalarca ‘Hak yemem, hakkımı da yedirmem’ diye haykırdım. Hırsızlara, seçimi çalanlara, özgürlüğümü çalanlara karşı mücadele ettim, kazandım. Yine mücadele ediyorum, yine kazanacağım."
'Bir insana yapılan bu zulüm normal mi diye düşünün'
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye’de hak aramak bedel ödemek olmuştur. Ama bugün yaşadıklarımız bambaşka bir seviyesizliktir. Düşünün, 'Ahmak davası', 'çirkin davası', 'diplomada sahtecilik davası'… 35 yıl öncesine dönüp 19 yaşındaki bir çocuğu yargılamak. Böyle bir şey olur mu? Ben artık burada kendimi savunmuyorum. Mesele benimle ilgili değil. Bugün burada hakikatin nasıl sistematik biçimde sahteleştirildiğini anlatıyorum. Belgelerin değil, algıların nasıl üretildiğini, dosyaların değil, manşetlerin nasıl yazıldığını anlatıyorum.
Hakim Bey, mesleğinize yazık ediyorlar. Adalet mülkün temelidir. Bu ilke dün vardı, bugün var, yarın da olacak. Siz de bu sistemin bir parçasısınız, ben de. Buna rağmen doğru kararı beklemek zorundayız. Hakikat nasıl bükülüyor, nasıl parçalanıyor, nasıl kurgulanıyor, hep birlikte görüyoruz. Bir buçuk yıla dönüp bakın. Bir insana yapılan bu zulüm normal mi diye düşünün. İçi yalanla, tehditlerle, gizli tanıklarla doldurulmuş bir çöp dosya oluşturuldu. '560 milyarlık yolsuzluk' dediler, ortada 560 kuruş yok. Kasalar dediler, içinden birkaç fişek çıktı. 'İmamoğlu’nun jeti var' dediler. Benim çocukken oyuncağım bile yoktu. Köy çocuğuydum. Jetim varsa gösterin, binerim. Yok. Arabamı gizlemedim, hiçbir şeyimi gizlemedim. Hayatımda her şey açıktır."
Akın Gürlek'e seslendi: 'Cürmün kadar yer yakarsın'
"Ekranlara çıkan Adalet Bakanı hâlâ Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarını hedef göstererek konuşuyor" diyen İmamoğlu, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek'e "Cürmün kadar yer yakarsın" dedi.
İmamoğlu sözlerini sürdürdü:
"Bir tarafta açık suçlular var, işlem yapılmıyor. Diğer tarafta muğlak ifadelerle derhal yazışma yapılıyor. İftiraya karşı sessizlik, ifade özgürlüğüne karşı baskı… Adalet böyle tecelli etmez. Sayın Hakim, bu tuhaf düzen millete çok büyük bedeller ödetiyor. Önce büyük iddialar atılıyor, manşetler atılıyor, sonra sessizlik geliyor. İddialar küçülüyor, bazıları dosyalardan çıkarılıyor ama manşetler kalıyor. İnsanların zihnine kazınıyor. Asıl mesele budur. Artık suç delille değil, algıyla oluşturuluyor. Gerçeklerle değil, anlatılarla yönlendiriliyor. Hukuk, manşetlerin arasında yürütülüyor. İnsanlar hakkında mahkeme salonlarından önce ekranlarda kanaat oluşturuluyor."
'Bir de 'casusluk' suçlaması eklendi'
"Bu kan donduran girişimin ardından, aklın, hukukun ve devlet ciddiyetinin çöktüğünü gösteren, hiçbir mantıkla açıklanamayacak bir zincir kuruldu" diyen İmamoğlu, "Buna bir de 'casusluk' suçlaması eklendi" dedi ve şöyle konuştu:
"Şimdi iddia makamının ortaya attığı, dünya yargı tarihinin en gülünç, en saçma ajan suçlamasına geldik. İddia makamı artık ne yaptığını bilmez hâle gelmiştir. Siyasette rakibini devre dışı bırakmak için her yolun mübah görüldüğü bir anlayışla, en absürt operasyonlardan biri yürütülmüştür. 24 Ekim sabahı, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili davada karar beklenirken, gün doğmadan Hüseyin Gün isimli ve ajan olduğu iddia edilen bir kişi üzerinden çelişkilerle dolu bir operasyon yapılmıştır. Karar beklenirken bir anda ‘son dakika’ denilerek gündem değiştirilmiştir."
Bir sonraki duruşma 6 Temmuz’da
Duruşma savunmaların ardından İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar vererek bir sonraki duruşmayı 6 Temmuz’a bıraktı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.