Sayfa yolu
'İktidar seçim hukukunu çiğniyor, YSK sessiz': CHP İstanbul'a kayyım kararına hukukçular ne diyor?
Yayın Tarihi: 03.09.2025 , 16:20 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
CHP'nin İstanbul İl Kongresi mahkeme kararıyla iptal edildi. Özgür Çelik ve yönetimi görevden alınırken İstanbul İl Başkanlığı'na Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap'tan oluşan heyet kayyım olarak atandı.
Ancak bu kararın mahkemenin yetkisinde olup olmadığı tartışmalı.
Daha önce seçme-seçilme hakkına, genel oy hakkına saldıran iktidar, bu kez bir partinin, CHP'nin, bağımsız örgütlenme hakkına karşı adım atmış durumda.
Karar meşru mu?
Mahkeme kararının yankılarını hukukçu İlhan Cihaner ve Hüseyin Aygün, soL'a detaylandırdı.
Her iki isim de hem kararın meşruluğunu sorguluyor hem de bu kararla seçim hukukunun çiğnendiğine işaret ediyor. CHP'nin bir sonraki adımınınsa, hukuki itirazlar bir yana tepkiyi sokağa taşımak olması gerektiğini düşünüyorlar.
CHP'nin bağımsız örgütlenme hakkına saldırı olduğunu söyleyen Hüseyin Aygün şunları ifade ediyor:
"Başkanlık sistemine geçildikten sonra, yargı rejimin bütün baskı araçlarının en önde geleni. Dolayısıyla tüm baskı, sindirme hareketlerini savcılar ve sulh ceza hakimlikleri eliyle yapıyorlar. 10 yılı aşkın bir politika bu, 2010 referandumu sonrası Fethullahçılarla başlayan sürecin başkanlıkla birlikte üst aşamaya evrilmesi.
Artık seçme ve seçilme hakkını bırakın, bir partinin bağımsız örgütlenme hakkı, kendi kurultaylarını yapma hakkı bile rafa kaldırılmış halde. Seçmenin temsilcilerini belirlemesi bir tarafa şimdi bir de partinin kendi yöneticilerini dahi seçemez hale getirmiş oluyorlar, bu karardan sonra."
Daha önce benzer bir uygulamanın 12 Eylül 1980 darbesinde yaşandığını, partilere atamalar yapıldığını hatırlatan Aygün, "O zaman generaller, subaylar atanıyordu fakat darbe koşulları vardı" diyor. "Siyasi Partiler Kanunu'nun da bu şekilde yorumlanması imkansız" diyen Aygün, yasada hem Dernekler Kanunu'na hem Anayasa'ya atıf yapıldığını belirterek, böylelikle yasanın eğilip bükülebildiğini ifade ediyor.
Hüseyin Aygün şöyle devam ediyor:
"Görülüyor ki rejimden yana hukukçular pekala asliye hukuk mahkemesinin de bir kongreyi iptal edebileceğini, seçimleri geçersiz sayabileceğini kabul ediyorlar. Oysa bu kötü haliyle bile mevcut Siyasi Partiler Kanunu'nundan böyle bir sonuç çıkmıyor. Çok zorlandığı haliyle dahi Anayasa'nın 79. maddesi temelinde sonradan ortaya çıkacak bir usulsüzlüğün sadece Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) götürülmesi mümkün. Zaten hukukçuların büyük bölümü de bunu söylüyor. Seçimlerle ilgili özel bir yargı rejimi var Türkiye'de. En üst mercii de Yüksek Seçim Kurulu. Tabii bu kurumlardaki kadrolaşmayı da biliyoruz. Yani rejim bugün en şiddetli şekliyle ama yargı kanalıyla muhalefeti bastırıyor."
Aygün bu duruma "tepeden" bir yanıt verilmesi gerektiğini ve 19 Mart sürecindeki gibi sokağa taşan bir tepkinin yaratılması gerektiğini aksi halde 15 Eylül'de CHP Genel Başkanlığı'na da kayyım atanabileceği söylüyor.
'Sürekli bir sokak muhalefetiyle rejim geri adım attırılabilir'
CHP'nin "Kararı tanımıyoruz" yaklaşımının doğru olduğunu kaydeden Aygün şöyle diyor:
"Erdoğan özellikle 2014 sulh ceza hakimlikleriyle ilgili özel düzenlemeyle birlikte tüm yargı örgütünü eline almış durumda. Yargısal itirazlar yapılmalı ama bu duruma ancak sokakta siyaset aracılığıyla karşı durulabilir. Çünkü kuralsız, vahşi bir baskı rejimi var. Emeğin yoğun sömürüsünden, ormanların yok edilmesine, kapitalistlerin kârlarına kâr katmasına dayanan bir düzen bu. Hukukun yanısıra geniş emekçi yığınlarının harekete geçirileceği bir dönem başlamalı. Sürekli bir sokak muhalefetiyle rejim geri adım attırılabilir."
'Asıl belirleyici olan siyasi mücadele olacak'
İlhan Cihaner ise tedbir kararının birçok noktadan sıkıntılı olduğuna dikkat çekiyor.
Kararın yetki anlamında sorun taşıdığını söyleyen Cihaner, "Mahkeme kararında yalnızca tedbire ilişkin hükümlere referans var. Yönetim kayyım mıdır örneğin buna ilişkin bir referans bulunmuyor" diyor.
Bu kararın 15 Eylül'deki kurultay davasında verilecek kararı olumsuz etkileyebileceğini Cihaner de düşünüyor: "Bu karardan cesaretlenip, 15 Eylül'de de benzer bir karar verilebilir. Bir yandan Ankara, nihai kararını vermek için İstanbul'daki davanın sonuçlanmasını da bekleyebilir."
'Yaşananlar iktidarın olanaklarını bırakmamak için sonuna kadar direndiğinin göstergelerinden biri'
İlhan Cihaner dünden beri yaşananların, iktidarın olanaklarını bırakmamak için sonuna kadar direndiğinin göstergelerinden biri olduğuna da işaret ediyor. Ülkedeki yargı sisteminin durumu bir yana hukuki mücadeleyi tamamen bırakmamak gerektiğini de hatırlatıyor:
"Muhtemeldir ki CHP de böyle yapacak ve süratle işin niteliği gereği YSK'ye gidecek, istinaf, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'ne itiraz mekanizmalarını da harekete geçirecektir. Sokakta gösterilecek tepkiyle uyumlu olarak bu hukuki süreç izlenecektir. Belki bu durum yargıyı da etkileyebilir."
Özgür Özel'in dün akşamki "Eylem yapıyoruz ama gerekirse dağılmayız" sözlerini hatırlatan ve mahkeme kararının tüm seçim hukukunu belirsiz hale getirdiğini vurgulayan Cihaner, "Hukuki mücadeleyi bırakmamak lazım ama nihayetinde asıl belirleyici olan siyasi mücadele olacak" diyor.
Seçim hukukunun "teminatı" olması gereken YSK'nin konuya ilişkin sessizliğinin de altını çiziyor.
| CHP'ye İstanbul kayyımı: Siyasi kararın hukuki kılıfı nasıl örüldü? |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.