Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İkizköylüler direnişi anlatıyor: 'Nereye kadar vereceğiz toprağımızı dedik ve mücadeleye başladık'

“Buraya insan diksen insan olur. Her şey var bu topraklarda. Biz toprağımızı, zeytinimizi vermemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

Arif Karacan

Yayın Tarihi: 16.10.2025 , 00:00

Türkiye'nin enerji politikaları uzun süredir merkezine sermayenin yatırım ihtiyaçlarını alan bir çizgide ilerliyor. 

Özellikle büyük holdinglere sağlanan teşvikler ve düzenlemeler kırsal bölgelerde yaşayan köylülerin geçim kaynaklarını doğrudan tehdit ediyor. 

Zeytinliklerin maden işletmeciliğine açılmasını öngören yasa da bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri. 

Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de bu tablo somut biçimde yaşanıyor. Devletin sağladığı ayrıcalıklarla büyüyen Limak Holding ve İçtaş Holding bölgede kömür madeni ve termik santral işletmeleriyle varlığını sürdürüyor. Bu yatırımlar patronların karını artırırken, köylüler yaşam alanlarını, zeytinliklerini ve geçim kaynaklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. 

k
İkizköy direnişinin öyküsü, görsel olarak da halkın hafızasında yer etti. Efekan Akyüz'e ait bu fotoğraf, 2023'te Musa Anter Fotoğraf Dalı Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.

Biz de İkizköy'de köy muhtarı Nejla Işık, hekimlik mesleğinin yanı sıra zeytincilikle de uğraşan Çağlayan Üçpınar, muhtar azaları ve köylülerle onların direniş alanında bir araya geldik. 

Görüşmede yalnızca bir çevre sorununun değil aynı zamanda sınıfsal bir çatışmanın kendisini bulduk. Sermaye ve devletin yan yana durduğu bir tabloda, köylüler yaşam hakkı için direniyor. 

-Türkiye'de büyük ses getiren Akbelen direnişinin simge isimlerinden birisiniz, Nejla Hanım, mücadele nasıl başladı?

Nejla Işık: Toprağımızı vermiyoruz diye başladık aslında. 2017'de Işıkdere dediğimiz İkizköy'ün merkezi, o dönemki muhtar ve şirketle işbirliği içerisinde istimlak edildi. Şirket de Limak-İçtaş ortaklığında kurulmuş olan ve Yeniköy ve Kemer Termik Santrallerinin sahibi. Şirket istimlak sahasının dışındaki başka bir yere dokunmayacağız dedi başta. Ancak İkizköy'ün tamamını, Çamköy ve  Karacahisar köylerini kapsayan tarla sahiplerine ihtarname gönderildi ve görüşmeye çağırıldı. Bir de gelmezseniz bütün haklarınızdan mahrum kalacaksınız dediler. Bu durumdan korkup görüşmeye giden köylüler oldu.

Biz de "Nereye kadar vereceğiz toprağımızı şirkete?" dedik ve mücadeleye başladık. Toprağımızı vermeyiz deyince bu sefer Akbelen'deki ormana saldırı başladı 2019 yılında. İlk kesimi ayağımızda çizme ile 10 kişi durdurduk. Ardından dilekçe verdik. Cevap olarak da kesimin 1 yııl ertelendiği bilgisi geldi bize. Ama onlar durmadı. Biz de 2020 yılında dernek kurduk. Sonrasında Muğla Çevre Platformu ile birlikte büyük bir toplantı yaptık. O dönemki muhtarlar ilk toplantıya geldiler ama sonra hiç gelmediler. Bizim eski muhtar şirkette çalışıyor zaten. Sonrasında imza topladık. Muğla milletvekillleri ile meclise gittik. İmzaları verdik. Döndük geldik, bu sefer su sıkıntılarımız başladı.

Akbelen'e 2019'dan bu yana defalarca girildi ancak en son 24 Temmuz 2023'te kesime girdiler. 6 günde kestiler. Muğla Valisi ilk gün çıktı bir açıklama yaptı. Kesim yoktur, durdurulmuştur falan diye. Milletin buraya gelmesini engellemek için böyle bir açıklama yaptılar. Haldır huldur kestiler. Kılıçdaroğlu da geldi. Hatta tepki de yedi biraz. Gittik ağladık, yalvardık durdurun bunu diye. Tepkiden sonra aracından inip benimle birlikte sahayı gezdi. Mecliste Akbelen için toplandılar. Ama ne oldu, hiçbir şey olmadı. Her şeye rağmen kestiler. 

-Su sıkıntıları başladı dediniz. Nasıl oldu bu durum?

Nejla Işık: Bu bölge Bodrum yarımadası da dahil her yerin su ihtiyacını karşılayan su havzası. Dereköy'ün kuyuları, bizim de kullandığımız sular, istimlakla beraber şirkete devrediliyor. 7 köyün suyu buradan geliyor. Köylüler toprağımı vermeyeceğim deyince suyumuzu keyfi olarak kapattılar. Biz de toplandık köy meydanında video çektik. Meydanda eskiden kalma bir su kuyusu var. Birisi bulaşığını yıkadı, birisi çamaşırını... Bu çağda susuz kalmak neymiş diye. Sosyal medyada baya ses getirdi bizim video. Sonra şirket köye geldi. Bizden kaynaklı değil, belediyeden kaynaklı falan dediler. Sonra kesemediler suyumuzu. 

-Sonra mücadelenize nasıl devam ettiniz? 

Nejla Işık: 17 Temmuz 2021'den 24 Temmuz 2023'e kadar 2 sene nöbet tuttuk. Alanı hiç boş bırakmadık. Yeniköy Termik Santrali'nin önüne gidip pankart açtık, ifşa ettik onları. Hemen ardından o gece ormanın her yeri jandarma oldu ve bize sert müdahelede bulundular. Sonra her yerden destekçi geldi bize. Mücadelemiz görünür oldukça desteğimiz de çok fazla arttı. Bir şekilde 2024'e kadar ormanı koruduk. Her birimize para teklifi, iş teklifi, ev teklifi ettiler. Biz de hiçbir şey istemiyoruz yeterki gidin dedik. Dayanışma yaşatır dedik biz de başka yerlerdeki direnişe desteğe gittik. 

-YK Enerji tüm tepkilere ve hukuka rağmen ağaçları kesip kestikleri alandan kömürü çıkarmaya başladı. Sonraki süreçte neler oldu peki?

Nejla Işık: Sonra da istimlak ettikleri zeytin bahçelerine girmeye başladılar. Dönümü 20 bin eden tarlalara 250 300 bin verip satın aldılar. Satın aldıkları bahçelerin sahiplerine zeytin ağaçlarını bir bir söktürdüler. Biz de bunu öğrendikten sonra zeytin yasası var, ağaçları kesemezsiniz, bu yaptığınız suç dedik köylülere. Engelledik bir şekilde. Sonra biz bu zeytin yasasını değiştireceğiz demeye başladılar. 

Nejla Işık

-Son süreçte zeytin yasası çıktı karşılarına. Bunu değiştirmek için mecliste yasa tasarısı hazırlandı. Peki siz bu zamanda ne yaptınız?

Nejla Işık: Zeytin yasası görüşülürken buradan muhtarları uçağı bindirip Ankara'ya götürdüler. Muhtarlar yasanın değişmesi yönünde görüş bildirdi. Sonra da termik santrallerde çalışan işçilerin sendika başkanlarını getirdiler.  Onlar da aynı şeyi söyledi. Komisyonda bir tek ben kaldım karşı çıkan. Biz daha sonra meclis'in önünde açıklama yaptık. Bizden başka, dernekler, sendikalar, siyasi partiler de vardı. Topraklarımız vatanımızdır dedik hep birlikte. Sonra da Cemal Süreya Parkı'nda oturma eyleme yapmaya başladık. Günlerce orada kaldık yasayı geçirtmemek için. 

-Yasa meclisten geçtikten sonra neler yaşandı peki? 

Nejla Işık: Biz mücadeleye devam ettik. Yasayı da arkalarına alınca iyice hızlandı bunlar. Yüzlerce zeytin ağacını sökmeye başladılar. Söktükleri zeytinleri de nereye götürdüklerini bilmiyoruz. Daha 1 ay önce jandarma biz eylem yaparken beni ve diğer köylüleri göz altına aldı. Bizi bu şekilde korkutacaklarını zannediyorlar. Köylülerle birlikte yürütmeyi durdurma davası açtık. Ancak bir gelişme yok. Burada herkes geçiminin çoğunu zeytinden sağlıyor. Önceden tütün vardı. Tütünü bitirdiler. Onun yerine herkes zeytin dikti. Buraya insan diksen insan olur. Her şey var bu topraklarda. Biz toprağımızı, zeytinimizi vermemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. 

-Çağlayan Bey siz de yıllardır bu mücadelenin içindesiniz. Çıkartılan yasa ile zeytinlik alanların maden işletmeciliğine açılması öngörülüyor. Değiştirilen yasa maddelerinde başka hangi maddeler var?

Çağlayan Üçpınar: Geçen yıl Akbelen'deki ormanı katledip el koydukları alandan çıkardıkları kömürün yeteri kadar verimli  olmadığı ortaya çıktı. Bu nedenle 7554 sayılı kanun hükmünde kararname ile Akbelen, Karacahisar, Alaçam, Beyciler, Dörtyol ve Kısırlar'ın da içinde olduğu toplam 37 köyün arazilerine kömür için acele kamulaştırma ile istimlak kararı alındı. ÇED raporunu beklemeden de hareket edebilecekler artık bu yasa ile. Ayrıca istimlak edilen yerlerdeki zeytinleri de taşıyabilirsin diyor. 750 ağacım var. Bazıları 100 yaşını geçmiş ağaçlar. 

Biz bunları nereye taşıyalım? Gösterdikleri yerler kömürü çıkartılmış, verimli toprağı kalmayan yerler. Ayrıca zeytin ağacı taşınınca meyve vermez. Bir de 100 yaşını geçmiş ağaçlarımızı nasıl taşıyalım? Başka dertleri de var. 

-Başka dertleri ne olabilir? 

Çağlayan Üçpınar: Bu acelenin başka bir nedeni de var bence. Ömrünün son zamanlarına gelen AKP iktidarı bitmeden buradaki yerleri alabildikleri kadar almaya çalışıyor. Burada amaç santrallerin işletilmesi değil, sermayenin el değiştirmesi. Çıkardıkları kömürün verimi yeterli gelmediği için buradaki santrallere Soma'dan kamyon kamyon kömür geliyor. Bu santrallerden ürettiği elektrik Türkiye'nin ihtiyacını karşılamıyor. 

Üstüne üstelik hem devletten teşvik alacaklar, vergi indirimi alacaklar hem de elektiriği pahalıya satacaklar. Dertleri alabildikleri her şeyi almak. 2022'de Milas Kent Konseyi başkanıydım. O dönemde "Zeytin Mitingi" yaptık. Belediye dahil hiçbir kurum desteklemedi bizi. Sebebi de zeytincilere karşı madencileri desteklemeleri. Sınıfsal bir tercihte bulundular. 

-Ayrıca siz yıllardır bu bölgede hekimlik yapan birisiniz. Halk sağlığı açısından da değerlendirebilir misiniz?

Çağlayan Üçpınar: Muhtar azamız da söyledi. Özellikle son bir haftadır sabahları boğazımız yanıyor diyor köylü. Hava kalitesi olarak da normal değerlerin 5 kat altında buranın havası. Santrallerin denetimsizliği bir tarafa kömür çıkarma sırasında oluşan toz da son derece etkili. 

Ayrıca muhtarımızın da dediği gibi 11 milyon metreküp su var burada. Milas ve Bodrum buradan besleniyor. Hem suyu kesiyorlar hem de kirletiyorlar. Bu sebepler halk sağlığı açısından son derece tehlikeli. Maalesef insana dair ne varsa mahvediyorlar.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.