Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İki Afgan sporcu portresi: Nadia Nadim ve Zeki Enveri

Afganistan’da gayrimeşru, cihatçı Taliban rejimine mahkûm kalan halk, toplumsal kurtuluşun reçetesini yeniden hatırlatırken iki portre toplumun yıllara uzanan çilesini farklı saiklerle anlatıyor.

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 22.08.2021 , 12:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Bilenler olacaktır, spor medyasını takip edenler için İspanyol Marca gazetesinin, bizim transfer iddialarının ve dedikoduların kapladığı sayfalardan daha prestijli bir spor gazetesi görüntüsü verdiği aşikâr. Marca, henüz geçenlerde ve Afganistan’daki yobaz trajedinin gündemdeki yerini koruduğu günlerde kapağında bir Afgan kızın futbol oynadığı bir görseli paylaştı.

Marca’nın sorusunun akla getirdikleri

Marca’nın kapağında “Taliban, Afganistan'da kadınların spor yapma hakkı da dahil olmak üzere halkın yaşam haklarını yok eden bir terör rejimini dayattığını” söylüyor ve “ne olacak?” diye soruyor.

Marca

İspanya İç Savaşı sırasında faşistlerin kontrolündeki bir alanda kurulan ve genel bir eğilim olarak “Real” yanlısı haber yapan Marca’ya buradan sehven bir övgü çıkarılmasın ancak bizim burjuva spor medyamızda böyle bir kaygının kırıntısını bulmak zordur ve kaygılar ancak “transferler ve benzerleri” için birikmektedir.

Ancak kapaktaki soru, kamuoyunca ilgi toplamış görünmektedir.

Biz devam edelim.

Afgan kökenli Danimarkalı bir kadın futbolcu olan Nadia’nın öyküsünü belki duymuşsunuzdur. Nadia, Taliban’ın hayatını kararttığı milyonlarca kadından yalnızca birisidir. İsim, kadın futbolunu takip edenler için asla yabancı değildir. Nadia Nadim, şimdilerde ABD’de Racing Louisville FC takımında oynuyor ve Danimarka vatandaşlığını aldığı günden beri milli takımda forma şansı buluyor. 

Ancak öyküsü burada başlayıp bitmiyor. Afganistan’daki trajedi ise Amerikan emperyalizminin Sovyet destekli Afganistan Demokratik Cumhuriyeti’ni hedefe yerleştirmesiyle başlıyor.

Nadia’nın öyküsü: Herat’tan Randers’a

Nadia, aslen bir Afgan. 1988 yılında Afganistan’ın Herat kentinde doğan Nadia Nadim’in öyküsü, orduda görev yapan babasının Taliban tarafından öldürülmesiyle topyekûn bir değişime uğruyor. Ailesinden geri kalanlarla birlikte ülkeden ayrılma kararı alan Nadia’nın yolu önce kısa süreli İtalya, ardından ise İngiltere’deki akrabalarının yanına gitmek üzere çıkılan yolda, şimdilerde futbol takımları Galatasaray’ın Avrupa Ligi’ndeki rakibi olan Randers (Danimarka) durağıyla bambaşka bir hâl alıyor.

Nadia, daha önce verdiği bir röportajda “Babam öldürüldüğünde de kaçakçılar yoluyla Afganistan dışına çıkarıldık ve bir şekilde Danimarka'ya getirildik” diye anlatıyor o zamanki durumunu.

Nadia Nadim

Nadia, bir mülteci olarak futbola duyduğu ilgiyi Danimarka sınırlarında açığa çıkarıyor. Futbol oynamak istediğini belli ediyor, hatta beğeniliyor ve fakat o tedirginlik vadeden hissiyatı uzun zaman boyunca terk edemiyor. Yine uzun zaman sonra verdiği bir röportajda, “Futbol oynarken sanki yasaları çiğniyormuş gibi hissediyordum” diye ekliyor...

Amerikan emperyalizminin yarattığı ve palazlandırdığı cihatçı Taliban örgütü, o henüz 4 yaşındayken Afganistan’daki demokratik Necibullah iktidarının sonunu getiriyor, Sovyetler’de yaşanan karşı devrim ile yalnızlaşan Afgan halkı, “milenyum çağının” başında Amerikan işgaline uğruyor.

Nadia ise bu keşmekeşten kaçabilmeyi ve bir hayat tutturabilmeyi neredeyse en üst seviyede başarabilen şanslı insanlar arasında sayılabiliyor. O, daha sonra alacağı vatandaşlıkla futbolunu üst düzeyde icra ediyor ve Manchester City ile Paris Saint Germain (PSG) gibi kulüplerde oynuyor. Hatta artan popülarite ile birlikte, Amerikan burjuvazisi onu iş dünyası dergisi Forbes aracılığıyla 2018 yılının uluslararası spor dünyasındaki en güçlü 20. kadını olarak tanıtıyor ve UNESCO da onu öne çıkaranlar arasında yer alıyor.

Ancak çoğunluğun ‘kaderi’ Nadia’ya asla benzemiyor.

Zeki Enveri: Hayatının baharında bir futbol emekçisi

Zeki Enveri... Çoğumuzun belki de adını henüz duymaması gereken ancak duymaktan artık hicap duyduğu bir emekçi...

Zeki, 19 yaşındaydı. Afganistan futbol genç milli takımında da kendisine şans bulan yetenekli Afgan genç, daha geçenlerde insanın kanını donduran ve ABD menşei alışveriş platformu tarafından tarifsiz bir iğrençlikle ve alay edilerek “Kabil Atlama Kulübü” tişörtü olarak da bir pazarlama nesnesi haline getirilen uçaktan düşme olayında hayatını kaybeden iki kişiden biri...

Afganistan merkezli haber ajansı Ariana’nın haberine göre; ABD’nin Kabil’den havalanan kargo uçağına tutunan fakat uçak havadayken düşen Afganlardan biri de 19 yaşındaki Zeki Enveri idi...

Zeki Enveri

Olayı, Afganistan Spor Genel Direktörlüğü de doğrulamıştı. Bir diğer iddia ise Amerikan uçağının iniş takımlarına saklanan gencin, uçağın Katar’a acil inişiyle birlikte cansız bedenine ulaşılmış olduğuydu.

Sonuç değişmedi. Fransız-Afgan Lisesi’ne giden, İtalyan takım İnter’in hayranı olan ve başkent Kabil’de yaşayan Zeki, geleceği parlak bir genç futbol emekçisi olarak Amerikan emperyalizminin ve yarattığı cihatçı Taliban’ın hayatını çaldığı insanlardan birisi oldu.

Başkent Kabil’in Hamid Karzai Havalimanı semalarında, son bir umut olarak tutunduğu Amerikan uçağından düşüp parçalanmadan kısa süre önce, paylaştığı sosyal medya iletisinde, “Hayatınızın resmini kendiniz çizin. Başkasına fırçayı vermeyin” diyen sporcu Zeki Enveri’nin kısa yaşamı, Afganistan’da Amerikan emperyalizmi ve NATO’culuk ile cihatçı Taliban arasında “ehven-i şer” arayanlar için artık sarsıcı ve trajik bir gerçek olarak öne çıkıyor.

Afgan emekçiler ve kurtuluşun reçetesi 

Popüler bir eğilim olarak, Nadia’yı bir ‘ilham kaynağı’ olarak öne iten klasik “öykücü” yaklaşım eksikliydi. Temel sorun ve çelişkiler gözden kaçıyordu ve mesele, Nadia’nın “başarısı” değil; Afganistan’ın nasıl bu hâle geldiğini anlamak, insanların neye, hangi düzene gereksindiğini ortaya koymak ve yol almaktı.

Oysaki kuru ve cımbızlanmış öykücü form, sorunların ıskalanmasına neden oluyor.

Şu anki durum ve yaşananlar, Afgan toplumunun neye gereksindiğini ve kurtuluşun reçetesini açıkça ortaya koyuyor. Bu da, Afgan emekçilerinin sırtına örgütlenerek kaldırabilecekleri, sosyalizme adanmış bir görev yüklemiş oluyor.

Aynı zamanda şunu da ortaya koymuş oluyor: 

Başka Zeki Enveri’lerin hayatları parçalanmasın diye, ihtiyaç mecburiyettir artık...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.