Sayfa yolu
İBB Davası'nda İmamoğlu konuştu: 'Hüseyin Gün ile ilgili MİT Başkanı açıklama yapsın'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.08.2026 , 07:38 Güncelleme Tarihi: 20.08.2026 , 07:43
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 67’nci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda yapıldı.
Savunma yapan itirafçı sanık eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner ile Ekrem İmamoğlu arasında telefon tartışması yaşandı. İmamoğlu, “Bu cep telefonu 1,5 senedir zaten iddia makamının elinde. Bu konu niye bitirilmez? Hâlen iddia makamı böyle magazin gibi soru soruyor bu konuda. Gerçekten üzüntü verici” dedi.
'Hüseyin Gün’le hiçbir emir talimat ilişkimin olmadı'
Örgüt yöneticisi iddiasını reddeden Özgüner, “Hüseyin Gün’le hiçbir emir talimat ilişkimin olmadı. Bir hiyerarşi yapısı içinde bulunmadım. Hüseyin Gün’ün altında bir örgüt üyesi olarak konumlanma pozisyonunu örgüt üyeliği savı ile reddediyorum” dedi.
Özgüner, İmamoğlu’nun kullanmadığı bir telefonun saklanarak suç delillerinin karartılmaya çalışıldığı iddiasına ilişkin de şunları söyledi:
“11 Mayıs gibi avukatımı savcı bey arıyor ve ‘Bir ihbar var, Erol Özgüner'de Ekrem Bey’in telefonu varmış’ diyor. Avukatım Silivri’ye geldi. ‘Abi, sende böyle bir telefon var mı’ dedi. ‘Var’ dedim. Zaten o gün polisler arama yapsa bulacaklardı evimde. Dolayısıyla telefon var. Ama ben 15 gündür cezaevindeyim ve ailem evin içine girdi, bir şeylerin yerini değiştirdi mi, bilmediğim için bu konuda bir şey söyleyemem. ‘Ailemle konuşun, eğer ellemedilerse yatak odasında’ diye söyledim. 12 Mayıs günü yaklaşık 20 kişilik bir polis ekibiyle evimde arama yapılıyor. Telefon bulunuyor.
Dolayısıyla bu telefonla ilgili konuda aslında savcılıkta verdiğim ifadelerimin tamamen aynısını söylüyorum. Olay böyle oldu. Burada bazı kurgular, senaryolar yaratıldı. Okuyorum onları mahkeme tutanaklarında. Yok telefon önce verilmişti, şuymuş, buymuş... Yani ben bunu nasıl bileceğim? 19 Mart’ta Ekrem Bey alınmadan önce bana bir telefonu gelecek, Ekrem Bey’in alınacağını bileceğim, ondan sonra 40 gün bu telefonla yaşayacağım, Vatan’da 4 gün kalacağım, Silivri’ye geleceğim, kalacağım... Yani bu senaryoya film yazılmaz. Oradaki arkadaşlar o eleştiriyi anlamıştır diye düşünüyorum.”
'Telefonu evinde de niye sakladın?'
ANKA Haber Ajansı'nın verdiği bilgiye göre, İmamoğlu’nun yıllardır kullanılmayan telefonunu evinde saklamadığını, muhafaza ettiğini söyleyen Özgüner’e İmamoğlu, soru sormak için söz aldı. Yaşanan diyaloglar şöyle:
İmamoğlu: Telefonu evinde de niye sakladın?
Özgüner: Şöyle cevap vereyim. 19 Mart günü yoğun bir gün yaşandı. Anlattığım gibi telefon bana verildi. Ben sizin telefonunuz olduğu için evimde saklamadım, muhafaza ettim diyelim buna çünkü siz o akşam da çıkabilirdiniz, iki gün sonra da çıkabilirdiniz.
İmamoğlu: Yani size verirken demediler mi ‘Bu 4-5 sene önceki telefon falan filan’?
Özgüner: Yok, hayır, denmedi.
İmamoğlu: Yani sadece bu şekilde…
Özgüner: Ben zaten odaya girdiğimde Melih, ‘Başkanın telefonu bu. Al bunu’ dedi. Ben ‘Her şeyi bana yaptırıyorsunuz’ dedim Melih'e, çıktım. Sonra Burcu Hanım ile biz kaldık, bana verdi telefonu. Bu söylenmedi.
'Hüseyin Gün ile ilgili MİT Başkanı İbrahim Kalın açıklama yapsın'
İmamoğlu: Bu konuda mahkeme heyetine de buradan seslenmek isterim. Bu telefon meselesi 1,5 sene oldu. Biz aylardır diyoruz ki ‘Bu Hüseyin Gün ile ilgili şu MİT Başkanı İbrahim Kalın desin ki bu adam ajandır ya da değildir’. Cevap bekliyoruz. Bu cevap aslında size de lazım, diğer mahkemeye de lazım veyahut ‘Şu işi yapmıştık, devlete şu hizmeti yapmıştık’. Bir cep telefonu meselesini hâlen iddia makamı soruyor ama bu cep telefonu 1,5 senedir zaten iddia makamının elinde. Size mi geliyor, bilmiyorum bunlar. Yani iddia makamı, savcılık bu telefonu size mi emanet ediyor bir süre sonra yargılama başladığında yoksa savcılık mı sürdürüyor bu süreci? Bu konu niye bitirilmez? Hâlen iddia makamı böyle magazin gibi soru soruyor bu konuda. Gerçekten üzüntü verici. Bunu da size havale edeyim, yani bu konuda bilgi talep ediyoruz.
Hakim: Şöyle. Sanık savunmasını alıyoruz karşımızda. Üzerine atılı bizde 13, 16, 17 No’lu eylemler yazılı karşısında. Soracağız tabii ki. Ne yapalım yani?
'Özel kaleme fırlatıp attığım bir telefon'
İmamoğlu: Ben diyorum ki 1,5 senedir bu telefon sizde midir, şu an sizin yetkinizde midir, siz kimden bekliyorsunuz cevap? Bir telefon... Benim 6-7 sene önce özel kaleme şöyle fırlatıp attığım bir telefon. Yani makineden bahsediyoruz, hattan da değil. Hat zaten yönlendirilmiş yıllarca, özel kalemde çalmış, cevap verilmiş. Hâlen bu soruluyor ya. İnsanlar husumet besliyor birbirine. Erol Bey bir sunum yaptı kendince, benim resmi danışmanım sayısı bellidir. Birisi Murat Ongun, birisi Yiğit Oğuz Duman, birisi itirafçı, iftiracı Ertan Yıldız, başka kim var, bilmiyorum. Hatırımda yok, üçtü galiba ama benim başka resmi danışmanım yok. Necati Özkan, orada ‘başkan danışmanı’ diyor, danışman değildir. Benim ‘Danışmanımdır, seçim döneminde sürekli beraber’, bu usulen yazılmıştır. Hiç suç örgütü şüphesiyle yaşadınız mı, 5 sene burada beraber çalıştık, 6 sene boyunca burada bir suç örgütü var veya böyle bir izlenim yaşadınız mı?
Özgüner: Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim.
İmamoğlu: Suç örgütü üyesi değilsin ama suç örgütü var...
Özgüner: Var ya da yok diye bir şey söyleyemem.
'Çelişkili cevaplar veriyorsunuz'
İmamoğlu: Söyleyemezsiniz, tamam. Şimdi tam da işte buradan ifadeyle şuna geleceğim. Az önce ‘Platform veri sızdırabilir ama ben bunu bilmem’ diyorsunuz, ‘Bence de yoktur’ diyebiliyorsunuz. Böyle çelişkili cevaplar veriyorsunuz. Erol Bey, ne oldu size?
Hakim: Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz. Böyle bir soru yok ki yani.
İmamoğlu: Soruyorum. ‘Ne oldu size’ diyorum. Kötü bir soru sormadım. Aşağılamadım, bir şey yapmadım.
Hakim: Ne oldu diye bir soru mu var yani Ekrem Bey?
İmamoğlu: Ne oldu size, daire başkanıydınız, sonuçta ben buraya girene kadar?
Hakim: Sıradaki sorunuza geçin.
İmamoğlu: Siz benim soruma niye itiraz ediyorsunuz?
Hakim: Nedir yani, tabii ki burada her şey sorulamaz ki böyle.
İmamoğlu: Benim daire başkanım. Bırakın kısıtlamayı da bırakın kendisi cevap versin.
'Normal sanık' çıkışı: Hakim 'bu soruyu sordurmayacağız' dedi
Hakim: Kısıtlayacağız tabii. Bu şekilde devam etmeyin Ekrem Bey. Böyle bu tavırlar, bu üsluplar, bu heyete yönelik bu tavrınızın biz baştan beri farkındayız. Bunu böyle devam ettirmeyin. Normal bir sanık gibi devam edin burada. Saygılı çerçevesinde olsun.
İmamoğlu: Normal bir sanık nasıl olur?
Hakim: Saygı çerçevesinde olur.
İmamoğlu: Saygısızlık mı yaptım?
Hakim: Neyse, bu sorunun sorulmasını engelledik. Bu soruyu sordurmuyoruz. Sanığa ne yapmaya çalıştığınızı burada salonda olan herkes görüyor zaten. Söz hakkı vermeden bundan sonra eğer ses çıkaran avukat olursa çıkartacağız salondan. Hoşuna gitmeyen çıkıp ayrılabilir.
İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir: Bağırmamız kaçınılmaz oluyor, bu salonu tercih eden maalesef biz değiliz. Polemiğe girmeyeyim sizinle ama bu kürsü, bu mimaride oturmak, oturmayı kendinize yakıştırıyorsanız benim söyleyecek bir şeyim yok. Ben yargı adına, Türk adalet teşkilatı adına bundan üzüntü duyuyorum
'Adem Soytekin kendisini ziyaret eden başka avukatlarla görüşmeler yapmış'
"Etkin pişmanlık" ifadesi veren ve 30 Nisan’da tahliye edilen Adem Soytekin’in tutuksuz yargılanan eski avukatı Onur Büyükhatipoğlu da dün savunma yaptı. Büyükhatipoğlu şunları dile getirdi:
“Adem Soytekin kendisini ziyaret eden başka avukatlarla başka görüşmeler yapmış. Ben bunların hiçbirisini görmedim, hiçbirisini bilmiyorum. Medyada etkin pişmanlığa dair beyanda bulunduğunu öğrendikten sonra cezaevine yanına gittim. En son 17 Haziran’da gittim. 17 Haziran’da gitmemin nedeni de etkin pişmanlıkta bulunduğunu bilmiyorum, medyaya yansımamış. O gün adliyede tutukluluk kararına ben itiraz ettim. Meğerse ben Adem Bey’in tutukluluk kararına itiraz ederken Adem Bey benim haberim olmaksızın başka bir meslektaşımıza etkin pişmanlığa dair beyanda bulunmuş.
Avukatı: Adem Soytekin farklı beyanlarda bulunmuş
Kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Kastını aşar şekilde cezaevi psikolojisiyle farklı beyanlarda bulunmuş. Ardından Adem Bey hakkımda asılsız iddialarda bulunduktan sonra da beni birçok kez cezaevine çağırdı. Gitmek istemedim. Buna rağmen çağırdı. İtirafçı olduğunu düşündükten sonra yine avukatlığını yapmamı istedi ama gitmedim. Niye gideyim? Benim hakkımda beyanlarda bulunmuş. Tek bir cezaevi kaydı bulamazsınız. Soytekin’den talimat almak da gerçekten kolay değildir. Soytekin’e ‘Bana bir konuda talimat ver’ derseniz ‘Bana güvenmiyor musun? Benim sözüm senettir’ der. Kendisi ifadelerinde de bunu söyledi, ‘Benim sözüm senettir, ben çok güvenilir insanım’. Hâlen de güveniyorum kendisine ancak bazı konularda hasbelkader iyi ki talimatlar almışım. Soytekin bu dosyada ilginç şekilde 8 kez ifadeye gitmiş ve hakkımda 3 kez beyanda bulunmuş.
'Gizli toplantı yaptığımızı, Mehmet Pehlivan’ın olduğunu iddia etmiş'
İlki, YT Hukuk’taki akşam olduğunu iddia ettiği ama baz kayıtlarına göre akşam olmayan bir gizli toplantı yaptığımızı iddia etmiş. Bu toplantı gizli değil. Aleni, açık hukuk ofisi. Hukuk ofisi dışında müvekkilimizle nerede buluşabiliriz? Telefonlarımız yanımızda, ofisimizde kamera var. Soytekin, 7 Mart ile 19 Mart tarihi arasında her gece yemeden içmeden ofiste gizli toplantı yaptığımızı iddia etmiş. 19 Mart’a kadar bu toplantılar devam etmiş; çok ilginç, hiçbirisinde baz kaydı yok.
Mehmet Pehlivan’ın olduğunu iddia etmiş. Orada Mehmet Pehlivan yok. Benim o gün Mehmet Pehlivan’la baz kaydım da yok. Mehmet Pehlivan’ı tanıyor muyum? Evet. Kendisi 2023 yılından beri tanıdığım bir arkadaşımdır ancak şunu da belirtmem gerekir. Pehlivan, Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken ben bu koridorlarda hakim, savcı, avukat olarak dolaşıyordum. Pehlivan’ın beni birine görevlendirebilmesi mümkün değil. Pehlivan beni bu dosyada hiçbir kimseye görevlendirmedi, görevlendiremez de. Ayrıca bu kadar sanık var. Adem Soytekin dışında benim hakkımda iddiada bulunan bir kişi var mı? ‘Onur Büyükhatipoğlu geldi, bana baskı yaptı; bana şunu getirdi, bunu götürdü’ iddiası var mı?”
Toplam 14 kişi savunma yaptı
Duruşmada tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı. Saat 11.00’de başlayan ve toplam 14 kişinin savunma yaptığı duruşma, ertesi güne sarkarak saat 00.35’de sona erdi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.