Sayfa yolu
İBB Davası’nda 75’inci gün: Mahkeme tahliye taleplerini değerlendirecek
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: ANKA Haber Ajansı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 03.09.2026 , 12:18 Güncelleme Tarihi: 03.09.2026 , 14:08
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 75’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda başladı.
Tutuklu isimler duruşma salonuna getirilirken izleyiciler, alkışlar eşliğinde "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganı attı. Ekrem İmamoğlu salona geldiğinde de "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" diye seslenildi.
ANKA Haber Ajansı'na göre, bu haftadan başından itibaren tutuklu 53 sanığın tahliye taleplerinin alınmasına devam ediliyor. Duruşmada, kalan 13 kişinin savunmalarına geçildi.
'Maaşım dışında tek bir kuruş uhdeme hiçbir zaman geçmedi'
İlk olarak Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık savunma yaptı.
Somut delil, tanık veya gizli tanık beyanı olmadan 1,5 yıldır tutuklu olduğunu belirten Ayık, "Medya AŞ’deki maaşım dışında tek bir kuruş uhdeme hiçbir zaman geçmemiştir. MASAK benim hakkımda bir rapor düzenlemedi. Hep anne babamla yaşadım. Bir evim, bir arabam yoktur. Banka kayıtlarım sanıyorum incelenmiştir. Şüpheli tek bir işlem yoktur. Çıkar amaçlı suç örgütü davasında tutukluyum ama benim uhdeme geçen hiçbir menfaatim yoktur. Dolayısıyla bir çıkarım da olmamıştır. Ben Kadir Topbaş döneminde işe başladım. Varlığından haberdar olmadığım bir örgüt yüzünden 1,5 yıldır çile çekiyorum" ifadelerini kullandı.
'Attığım imzalar dışında ben ne yaptım da suç işledim konusuna ilişkin iddianamede tek bir husus yok'
Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık ile İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin adına avukatı Pınar Çengel ile Turgut Hökenek’in ardından İPA Başkanı Buğra Gökce’nin savunmasına geçildi.
Kamuda şehir plancısı kadrosundan başlayıp genel sekreterliğe ve genel müdürlüğe kadar birçok alanda görev yaptığını belirten Gökce, şunları söyledi:
"Yaptığım işler bugün suç olarak sizin dosyanıza girmiş, benim de karşıma çıkarılan imzalar, rutin imzalardır. Bunların hiçbirisi gizli bir iş değildir. Olağanüstü işler de değildir. Birilerine menfaat sağlamak için yapılmış işler de değildir. Nitekim hepsini belediyenin iştirakleri almıştır. Eğer bu rutin imzalar belediyenin iştirakinin belediyeden iş almasına yönelik encümenden yapılmış imzalar suç ise ben aynı suçu Çankaya’da bin yıllık, Ankara Büyükşehir’de 3 bin yıllık, İzmir’de de 5 bin yıllık işlemiş olabilirim. Dahasını söyleyeyim, Türkiye’de bu görevleri yapmış, bu suçu işlememiş kimse de yoktur. Bunların bir bölümü daha önce kabinede görev yaptı, bir bölümü bir önceki kabinedeydi, bir bölümü de şu an devlet yönetiminde, devlet ricalinde aktif görevler almaktadır. Dolayısıyla bu attığım imzalar dışında ben ne yaptım da suç işledim konusuna ilişkin iddianamede tek bir husus yok. Ne yaptım ben? İmza attım encümene, ihale sevk ettim. Suçlama nedir? İhaleye fesat.
'Örgüt olabilmesi için benim bir maddi menfaat sağlamam lazım'
Bir örgüt olabilmesi için benim bir maddi menfaat sağlamam lazım. Bir kuruş malım mülküm yok. 30 yıl üç büyükşehrin imarından sorumlu çalışmış birisiyim; banka kredisiyle alınmış, bir de oturduğum lojman olmak üzere iki evim, arabam dahi yok. Bunlardan da şeref duyuyorum. Cezaevinde yattığım sürede geçim sıkıntısı yaşadım, bundan da şeref duyuyorum. Dolayısıyla bir maddi gelirim yok, bir menfaatim yok bu yapılan işten.
'Adaylık başvurusunda bulundum partiye, beni aday yapmadılar'
İddianamenin ruhunda olan bir şey var, sanki Beylikdüzü’nde çalışmak suç, Beylikdüzü’nden İstanbul Belediyesi’ne gelmek suç gibi terfi almış arkadaşlarımıza öyle bir ‘Beylikdüzü’nden bir ekip var, İstanbul’a geldiler, örgüt olarak yönetiyorlar’ suçlaması var. Bu doğru değil. Bu insanları tanıdım ama ben Beylikdüzü’nden de gelmedim. Beylikdüzü’nde de çalışmadım. İstanbul Belediyesi’nde 2022-2023 arasında 17 ay çalıştım. Sonra da memuriyetten istifa ettim, aday oldum. Örgütte olmadığımın en temel belgesi benim İzmir adaylığımdır. Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday oldum. Örgüt lideri dediğiniz insan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve onun desteklediği kişi dediğiniz o dönemin CHP Genel Başkanı’na adaylık başvurusunda bulundum partiye, resmi. Beni aday yapmadılar.
'Adalet istiyorum, başka bir talebim yok'
Hayatımın 18 ayını da kürek mahkûmu olarak geçiriyorum, böyle hissediyorum. Sizlere anlattım daha önce savunmamda yaşananları, acıları. Belki dinlediniz, belki dinlemediniz ama ben kayıt düştüm. 15 ayı geçti, cezaevindeyim ben. Buradan her gün işini gücünü bırakıp gelmek zorunda olan eşime bakıyorum. Ona mı yanayım? Buraya gelemeyen tekerlekli sandalyedeki anama mı yanayım? Sizlerden merhamet falan dilenmiyorum. Hiç öyle bir talebim yok. Hastalıklarımı falan söyleyecek de değilim. Ağzımı açmak niyetinde değilim. Sağlıklıyım, turp gibi. Kronik hastalıklarım 20 senedir var, umurumda da değil. Ailem için istiyorum bunları. Sizden adalet istiyorum. Başka bir talebim yok."
Ramazan Gülten: Somut bir fiil ortaya konulmuş değil
İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten de 20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır kamu emekçisi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Meslek hayatım boyunca imar mevzuatını uygulamak, kaçak ve hukuka aykırı yapılaşmayla mücadele etmek, kentin ve kamunun hakkını korumak için çalıştım. İmar alanında görev yapan herkes bilir ki bu görev zaman zaman büyük ekonomik beklentilere ‘Hayır’ demeyi gerektirir. Projesini mevzuata uygun hazırlamayan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya istediği yapılaşma hakkını elde edemeyen kişilerin tepkileriyle çok kez karşılaştım. Buna rağmen görevimi yaparken kişilerin kim olduğuna değil, mevzuatın ne söylediğine baktım. Bugün hakkımda ileri sürülen bu dört başlığın hiçbirinde kişisel bir menfaat sağladığıma, bir başkasına menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiğime, hukuka aykırı bir talimat aldığıma veya suç oluşturabilecek kişisel bir müdahalede bulunduğuma ilişkin somut bir fiil ortaya konulmuş değildir. Ayrıntılı savunmamı yaptım. Belgeler dosyaya girdi. Görev ve yetki alanlarım ortaya konuldu. Suçlamaya konu idari işlemler, ihale süreçleri ve hakkımdaki örgüt üyeliği iddiası mahkemeniz huzurunda tartışıldı. Bu aşamadan sonra tutukluluğumun delillerin korunması bakımından sağlayabileceği bir yarar kalmadığını düşünüyorum.
'Kızımla yaşayabileceğim anların eksilmemesini istiyorum'
Savunmamda, ben tutukluyken dünyaya gelen kızımdan bahsetmiştim. Onun birçok ilkini kaçırdığımı, hiç değilse ilk yaş gününü ve ilk adımlarını kaçırmak istemediğimi söylemiştim. Tutukluluğumun devamı nedeniyle onları da kaçırdım. Sevgili eşim, yokluğumu kızımıza hissettirmemeye çalışarak onu büyütürken benim yerime onun ilklerine tanıklık etti. Sonra gördüklerini ve yaşadıklarını haftalık bir saatlik görüşlerimizde ve 10 dakikalık telefon konuşmalarımızda bana anlatarak beni kızımın hayatının içinde tutmaya, babalığımı eksiltmemeye çalıştı. İlk adımlar ve ilk yaş günü artık geride kaldı. Biz de geride kalanları saymak yerine birlikte atacağımız binlerce adımı düşünmeyi öğrendik. Bugün sizden geçmişte kaçırdığım anları geri vermenizi istemiyorum. Bunun mümkün olmadığını biliyorum ancak bundan sonra kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum. Geldiğimiz aşamada tutukluluğumun devamının gerekli ve ölçülü olmadığını düşünüyorum. Gerekli görülmesi halinde hakkımda uygun adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyeme karar verilmesini saygılarımla arz ediyorum."
Duruşma, diğer tutuklu sanıkların tahliye talaplerine ilişkin açıklamalarıyla sürüyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.