Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

HTŞ-SDG anlaşmasına dair iddia: 'Çerçeveyi Türkiye, ABD, Fransa ve Öcalan’ın temsilcisi hazırladı'

HTŞ ve SDG çatışmalarının gölgesinde İmralı ile Türkiye arasında "Rojava" pazarlığı yapıldığı iddia edildi. Öcalan’ın, Rojava’ya "Sizi yok etmek üzere gelirlerse direnin" mesajı verdiği ve Türkiye'nin tutumunu değiştirmemesi halinde "yeni çözüm sürecinden" çekileceğini bildirdiği öne sürüldü.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 09.02.2026 , 10:27

Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan "entegrasyon" anlaşmasının kağıt üzerinde kalmasıyla, Suriye'deki gerilim yükseldi. Taraflar arasında zaman zaman yaşanan çatışmalar, 18 Ocak'ta yerini topyekun bir çatışmaya bıraktı. Üç gün süren şiddetli çatışmalar sonucunda ateşkese varıldı. Varılan anlaşma kapsamında entegrasyon süreci başladı.

Yeni Yaşam'dan Serdar Altan, bu süreçte yaşananlara dair çeşitli iddialarda bulundu. Haberde; çatışmalar başlamadan kısa bir süre önce HTŞ ve SDG'nin anlaşmaya varmak üzere olduğu, ancak İngiltere'nin isteği üzerine İsrail'in HTŞ'ye görüşme teklif ettiği ve Paris'te yapılan görüşmelerde Rojava'ya yönelik saldırının kararlaştırıldığı iddia edildi.

Bu süreçte Abdullah Öcalan'ın birçok kez devlet yetkilileriyle görüşme gerçekleştirdiği ve Türkiye'nin Rojava'ya yönelik tutumunu değiştirmemesi halinde "yeni çözüm sürecinden" çekileceğini bildirdiği öne sürüldü. Haberde dikkat çeken bir başka iddia ise Öcalan'ın önerisiyle HTŞ, Rojava, Türkiye ve Öcalan'ı temsil eden heyetler ile ABD'li ve Fransız diplomatların kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdiği. Söz konusu toplantıda ise 30 Ocak'ta varılan anlaşmanın çerçevesinin çizildiği öne sürüldü. 

'İngiltere istedi, İsrail teklif etti, HTŞ masadan kalktı'

Öcalan'ın 2025 yılının sonlarına doğru SDG'yi 10 Mart mutabakatında uzlaşmaya varmaları konusunda uyardığı ve bu uyarılarda öne çıkan başlıkların sınır kapıları, havaalanı ve ekonomik gelirlerin yönetimi olduğu öne sürüldü. Haberde, "Öcalan, bu hususlarda anlaşma sağlanmasını, bununla birlikte öz savunma ve öz yönetim konularında kazanımlarını korumaları gerektiğini söylüyor" ifadesine yer verildi.

“Görünüşe göre hegemonik güçler Suriye’ye müdahale edecek, bu yüzden bunu önlemek için hızlıca harekete geçin" değerlendirmesinde bulunan Öcalan'ın, Rojava'ya “hangi güç ile stratejik uzlaşı sağlayabiliyorsanız bunu gerçekleştirin” şeklinde üstü kapalı bir mesaj verdiği ileri sürüldü.

Bunun üzerine Rojava'nın anlaşma için çabalarını artırdığı ve 4 Ocak'ta HTŞ ile SDG heyetlerinin görüştüğü belirtildi. Söz konusu toplantıda bir uzlaşı metninin ortaya çıktığı ve bu anlaşma metninin bir bildiriyle kamuoyuna duyurulmasının planlandığı iddia edildi. Bildirinin görüşüldüğü esnada HTŞ yönetiminin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin kendisine gelen bir not üzerine toplantı odasından ayrıldığı, geri döndüğünde “Şimdi anlaşmayı imzalamayalım ve açıklamayı durduralım” diyerek toplantıyı terk ettiği öne sürüldü. 

HTŞ'nin toplantıyı terk etmesinin nedeninin ise İsrail'den gelen görüşme teklifi olduğu iddia edildi. 5-6 Ocak’ta ABD’nin gözetiminde İsrail ile HTŞ heyetleri görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ise İngiltere'nin isteği üzerine yapıldığı öne sürüldü. Haberde, "bazı güvenilir kaynaklara" atıfla yapılan iddiaya göre İngiltere'nin SDG yetkililerine “Sykes-Picot anlaşmasının başarısız olmasına izin vermeyeceğiz” dediği ve bu konudaki görüşlerini açıkça dile getirdiği belirtildi.

İsrail, HTŞ ve perde arkasında Türkiye'nin bazı önemli başlıklarda anlaştığı belirtildi. Anlaşılan başlıklar arasında Golan Tepeleri'nin İsrail'e bırakılması, HTŞ'nin Rojava'nın kontrolündeki bölgelere girmesine izin verilmesi ve çeşitli konulara dair anlaşma sağlandığı öne sürüldü.

'Öcalan devlet yetkilileriyle görüştü, Rojava'ya mektup gönderdi' iddiası

Paris'te yapılan bu görüşmenin ardından HTŞ, 6 Ocak'ta Halep'teki Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine saldırı başlattı. Söz konusu saldırıların başlamasıyla Öcalan'ın devlet yetkilileriyle görüşme talep ettiği belirtildi. Öcalan'ın devlet yetkilileriyle gerçekleştirdiği görüşmede, duyduğu rahatsızlığı "güçlü bir şekilde" dile getirdiği öne sürüldü.

Öte yandan Öcalan'ın bu dönemde Rojava'ya mektup gönderdiği aktarıldı ve haberde şu ifadelere yer verildi:

"Mektubunda Öcalan, bunun Kürdistan ve Ortadoğu için çok büyük bir plan olduğunu ve bu saldırının devam edeceğini belirtiyor. Hatta Rojava’nın ele geçirilmesinden sonra saldırının Şengal’e, Güney Kürdistan’a ve hatta Kandil’e kadar uzanabileceğini söylüyor. Öcalan, Özerk Yönetimin önlemler almasını ve büyük bir direnişe hazırlanmasını salık veriyor."

'18 Ocak'ta duyurulan metin öncesinde Öcalan'a sunuldu' iddiası

Öcalan'ın bu süreçte çözüm bulmak için devlet yetkilileriyle görüşmelerine devam ettiği, bir görüşmede ise devlet yetkililerinin Öcalan'a altı maddeden oluşan bir teklif sunduğu iddia edildi. 

Haberin devamında şu ifadelere yer verildi:

"Bu teklif, Colani’den gelen bir mektup olarak sunuluyor. Bu mektup, Şam hükümetinin teslimiyet metni şeklinde yapılandırılmış çözüm önerilerini içeriyor. Kaynaklarımıza göre, bu metin Şam tarafından 18 Ocak’ta duyurulan metnin aynısı. Öcalan bu metni açıkça reddediyor. Teklifteki maddeleri Kürtlerin yok edilmesi planı olarak tanımlıyor ve rahatsızlığını şu şekilde ifade ediyor: 'Neden bu maddeleri Türkmenler için istemiyorsunuz? Kürtleri yok etmek için Türkmenleri feda ediyorsunuz'

Öcalan, İmralı’da DEM Parti heyetiyle 17 Ocak’ta yaptığı görüşmede bu sözlerini tekrarlıyor. Görüşmede Öcalan, uluslararası plan üzerinde uzun uzun durduktan sonra bu planı önlemek için çabaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Görüşmeye katılan devlet yetkililerine, 'Bu soykırım girişimini engellemezseniz, Kürtler direnecek. Bundan kimse fayda görmeyecek. Suriye’nin Gazze’ye dönüşmesinden bahsederken bunu kastetmiştim. Kürtler direnir ve kimse bu sonucu engelleyemez' diyor."

Bunun ardından Ankara, Kamışlı, Şam, Erbil ve Washington arasında "sıcak" görüşmeler gerçekleştirildiği, bu görüşmelerin ana merkezlerinden birinin de Rojava ve Güney Kürdistan olduğu öne sürüldü. İddialara göre İngiltere ve ABD bazı planları hayata geçirmek için Güney Kürdistan güçleriyle temas kurdu.

HTŞ'nin saldırılarının genişlemesinin ardından Rojava'nın seferberlik ilan ederek karşılık vermesinin Öcalan’ın mesajına dayanarak alınan bir karar olduğu iddia edildi. Öcalan'ın Rojava'ya yönelik mesajında, “Eğer sizi yok etmek üzere gelirlerse, buna ancak direnişle karşılık verebilirsiniz” dediği aktarıldı.

'Türkiye'nin yaklaşımı böyle devam ederse, süreçten tamamen çekiliriz'

18 Ocak'ta ilan edilen ateşkesin ardından HTŞ'nin SDG'ye sunduğu anlaşmanın Öcalan'a da iletildiği aktarıldı. Bunun üzerine Öcalan'ın bir kez daha devlet yetkilileriyle temasa geçtiği ve "Türkiye’nin Rojava’ya yaklaşımının bu şekilde devam etmesi halinde Türkiye'de devam eden süreçten tamamen çekileceğini" bildirdiği iddia edildi.

Haberde kaynaklara dayandırılana göre Öcalan, “Bu böyle devam ederse, buradaki sürecin de bir anlamı kalmayacak. Gidip devlet yetkililerine Öcalan’ın böyle bir planın içinde olmayacağını söyleyin. Kimse Rojava’yı istikrarsızlaştırıp beni buna razı edemez" diye konuştu. 

Ayrıca Öcalan'ın devletten derhal duruma müdahale ederek çözüm bulmasını talep ettiği, doğrudan diyalog kanallarının açılmasını istediği belirtildi. Öcalan'ın isteklerinin gerçekleşmesinin ardından birtakım görüşmeler yapıldığı ve Öcalan'ın önerisiyle SDG ile HTŞ arasındaki ateşkesin uzatıldığı öne sürüldü.

'Öcalan'ın isteği üzerine toplantı yapıldı' iddiası: Türkiye, Rojava, HTŞ, ABD, Fransa...

Haberde, Öcalan'ın önerisiyle kapsamlı bir toplantı yapıldığı öne sürüldü ve şu iddialara yer verildi:

"Abdullah Öcalan, bu toplantıda tüm tarafların hazır bulunması gerektiğini söylüyor. Öcalan’ın buradaki amacı, kimsenin dışarıda kalmaması ve bir kez daha gizli planların yapmasının önüne geçmek. Buna göre, Türkiye devletini temsilen bir heyet, Öcalan’ı temsilen bir heyet, Rojava Özerk Yönetimi yetkilileri, Şam hükümetinden bir heyet ile Amerikalı ve Fransız diplomatların olduğu geniş kapsamlı bir toplantı düzenleniyor. 

Toplantı Rojava’nın Cezire bölgesindeki bir kentte gerçekleşiyor. Toplantıda, 30 Ocak anlaşmasının çerçevesi belirleniyor. Anlaşma maddeleri tek tek ele alınıyor ve müzakere ediliyor. Her iki taraf da önerilerini masaya yatırıyor. Özellikle Kürt tarafı, kırmızı çizgi olarak belirledikleri kesinlikle kabul etmeyecekleri hususları ortaya koyuyor. Edinilen bilgilere göre, Öcalan özellikle üç önemli noktanın dile getirilmesini istiyor. Bunlar; öz savunma hakkı, yerelden yönetim, dil ve eğitim hakkı. Sonuç olarak, 30 Ocak anlaşması belirlenen çerçevede ortaya çıkıyor. Bilindiği üzere bu anlaşma Şam’da imzalandı ve daha sonra kamuoyuna duyuruldu."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.