Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hollanda'da İsrail hayranı, ırkçı Geert Wilders seçimlerden zaferle çıktı

Hollanda seçimlerinde Geert Wilders liderliğindeki aşırı sağcı Özgürlük Partisi açık farkla ilk sırayı aldı. Dilan Yeşilgöz'ün Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi ise 10 sandalye kaybetti.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 23.11.2023 , 13:39 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Hollanda'da dün düzenlenen erken genel seçimlerde, Geert Wilders liderliğindeki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) açık farkla ilk sırayı aldı. Oyların yüzde 98'inin sayıldığı resmi olmayan sonuçlara göre, Geert Wilders liderliğindeki göçmen karşıtı ve aşırı sağcı PVV, yüzde 23,5 oy alarak 37 milletvekili çıkardı.

Eski AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın liderliğinde seçimlere ittifakla giren İşçi Partisi (PvdA) ve Yeşil Sol (Groen Links) ise 25 sandalye ile ikinci sıraya yerleşti.

Bir önceki seçime göre 10 sandalye kaybeden Dilan Yeşilgöz-Zegerius liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD), 24 sandalye ile üçüncü sıraya geriledi.

1126 aday ve 26 partinin 150 sandalye için yarıştığı seçime katılım yüzde 78,2 oldu. 

İlk sonuçların ardından destekçilerine hitap eden Wilders, "Ülkeyi biz yöneteceğiz" dedi. Wilders, “Diğer partilere sesleniyorum; artık kampanya bitti ve seçmen konuştu. Şimdi benzer yanlarımızı aramamız gerekecek. Birlikte çalışmamız gerekecek" diyerek koalisyon hükümetini kurmak için diğer partilere mesaj verdi.

Koalisyon görüşmeleri 1 Aralık'ta başlayacak

Seçimde hiçbir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı.

Bir partinin hükümet kurabilmesi için parlamentodaki 150 milletvekilinden en az 76'sının desteğini alması gerekiyor. Ülkede 1 Aralık’tan sonra resmi sonuçların açıklanmasıyla koalisyon görüşmelerinin başlaması bekleniyor.

Rutte hükümetinin istifası ve göçmen karşıtlığı üzerinde yürütülen seçim kampanyası

Hollanda'da 7 Temmuz'da Başbakan Mark Rutte'nin hükümetinin istifasıyla başlayan seçim sürecinde Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi'nin başına kendisi de Dersimli bir ailenin kızı olarak 12 Eylül sonrası Hollanda'ya göç eden Dilan Yeşilgöz geçmişti. Yeşilgöz'ün partisi seçimlerde göçmen karşıtı bir kampanya yürütürken, bu stratejinin Geert Wilders'ın kazanmasında rol oynadığı yorumları yapılıyor.

Amsterdam Üniversitesi'nden sosyolog Hein de Haas'a göre VVD'nin kabinesi Temmuz ayında yine göçmenlik üzerinden yaşanan tartışma sonucu düşerken, VVD tüm seçim kampanyasını göç karşıtlığı üzerine kurdu, ancak bu strateji VVD'ye değil Wilders'ın partisi PVV'ye yaradı. Haas bu yorumuna Fransa'nın ırkçı siyasetçisi Jean Marie Le Pen'e atıfla "İnsanlar kopyasına değil aslına oy veriyor" sözlerini dayanak olarak gösterdi.

Dilan Yeşilgöz'ün partisi VVD aynı zamanda Geert Wilders'ın eski partisi. Wilders 2004'te bu partiden ayrılarak kendi partisini kurmuştu.

Aşırı sağcıların sandalye sayısı arttı

37 milletvekili çıkararak seçimlerden ilk sırada çıkan Geert Wilders'ın partisi Hollanda meclisine giren tek aşırı sağcı parti değil.

Bir başka aşırı sağcı Thierry Baudet liderliğindeki Demokrasi için Forum Partisi (FvD), 2021 seçimlerine göre 5 milletvekili kaybederek 3 sandalyeye düştü. JA21 Partisi de 3 sandalyeden bir sandalyeye geriledi. Diğer aşırı sağ partilerin oyları düşse de aşırı sağcıların Meclis'teki sandalye sayısı 10 arttı.

Buna göre, aşırı sağcıların Meclis'teki toplam sandalye sayısı 28’den 41’e çıktı.

İsrail hayranı, işçi düşmanı Wilders

Geert Wilders'ın siyasete girişi 1997 yılında Hollanda’nın Utrecht kentinde belediye meclisi üyesi olarak seçilmesiyle başladı. Wilders politikaya girişinden 1 yıl sonra yapılan 1998 genel seçimlerinde, yıllardır üyesi olduğu Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD) milletvekili olarak meclise girdi. 2004 yılında VVD’den ayrılan Wilders, tek milletvekilli fraksiyon olarak “Groep Wilders”ı kurdu. Bu fraksiyonun devamı olarak görülen Özgürlük Partisi’nin (PVV) kurulması ise 2005 yılında gerçekleşti. 2006 yılında yapılan genel seçimlerle meclise dokuz milletvekili sokabilen PVV’nin başkanı Wilders aynı zamanda fraksiyon başkanı oldu.

Wilders VVD’de milletvekili iken sergilediği ırkçı tavrını PVV ile de devam ettirdi. 2005 yılında kurulan ve son seçimlerde koalisyonun dışardan destekçisi olarak bir parçası olan PVV, 2006’da katıldığı ilk seçimlerde 9 milletvekiliyle meclise girdi. 2009 yılında Avrupa Parlementosu’nda da temsil edilmeye başlanan PVV, 9 Haziran’da Hollanda’da yapılan seçimlerde kazanan parti olarak görüldü. 24 milletvekili ile meclise giren PVV, seçimlerde halk oylarının yüzde 16’sını aldı.

Kuran'ın yasaklanması, camilerin kapatılması gibi "vaatleriyle" Müslümanlara karşı düşmanca tutumuyla bilinen Wilders yalnızca göçmen düşmanı bir ırkçı değil, aynı zamanda da işçi düşmanı.


1997 yılında hükümeti eleştiren Wilders, devletten ödenek alan uzun süreli işsizlerin aldıkları ödenek miktarının azaltılmasının işsizlik oranını azaltacağını söyleyerek işçi düşmanlığını sergilemişti. Bu sözleri o dönem pek pirim toplamayan Wilders 1999 yılından itibaren hedefine aşırı islami örgütlere karşı mücadeleyi koyduğunu söyleyerek ırkçı saldırılarına başlamıştı.

Wilders'ın gençlik döneminde lise öğrenimi sonrası 1980-1982 yılları arasında İsrail'de bir yahudi tarım yerleşkesinde gönüllü olarak çalıştığı biliniyor. Wilders o dönem ve daha sonrasında İsrail başbakanı Ariel Sharon’la defalarca görüştüğünü, Sharon’u kendisine bir örnek olarak gördüğünü belirtmiş, İsrail’e olan hayranlığını sık sık dillendirmişti.

Komünistler uyarmıştı: Mantar gibi çoğalan gerici faşist partiler ve sermayenin yeni ihtiyaçları

Hollanda Yeni Komünist Partisi (NCPN) haftasonunda seçim sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede 7 Temmuz'da hükümetin istifası her ne kadar göçmenlik politikalarındaki uyuşmazlık şeklinde yansıtılsa da bu süreçte gerçek nedenin sermayenin siyasi sistemi yeniden düzenleme ihtiyacının dışavurumu olduğuna dikkat çekiyordu.

Hollanda Yeni Komünist Partisi'ne göre ülkede bir süredir yürürlükte tutulan ve devletin ekonomiye para pompaladığı Keynesyen politikalardan daha sıkı maliye politikalarına geçme zorunluluğu ve bu hükümetin sermayenin planlarına ikna etmeyi artık eskisi gibi beceremediği halk coğunluğundaki hoşnutsuzluk, böyle bir düzenlemeyi gerekli kılmıştı.

Diğer yandan bu gelişme sermaye sınıfının, kapitalizmin yeni bir ekonomik krizini önümüzdeki dönemde öngördüğünün de kanıtı olarak yorumlanmıştı.

NCPN, Wilders'ın partisi PVV ve diğer gerici ve faşist partilerin "mantar gibi" çoğaldıklarına dikkat çekerek bu partiler için "Bu aşırı sağcı partiler ırkçılığı, İslamofobiyi ve komplo teorilerini teşvik ederek işçi sınıfının kafasını karıştırmayı ve kapitalist sınıf lehine bölünme tohumları ekmeyi amaçlamaktadır. Bu yolla, henüz açıktan faşist olmasalar da, sermayenin gelecekte ihtiyaç duyması halinde işçi hareketine karşı faşizmi devreye sokma seçeneklerini hazırda tutan gerici görüşler için bir üreme zemini sağlıyorlar“ değerlendirmesini yapmıştı.

Hollanda'da dün yapılan seçimlere girmeyen ve önceliğinin işyerlerinde ve mahallelerde partiyi tabandan inşa etmek olduğunu duyuran NCPN, seçim sloganları ve programları dışında, istisnasız her düzen partisinin hükümete katılması halinde uygulayacağı gündemin aşağıdaki ana noktalardan oluşacağını öngördüğünü açıklamıştı:

  • Kapitalizmi ve sermayenin kârlarını, halihazirdaki endişe verici ekonomik tahminler karşısında güvence altına almak.
  • İşçi hakları, sosyal haklar ve kamu hizmetlerinin daha da geriletilmesi ve kamu hizmetlerinin maliyetinin emekçilere yansıtılması;
  • Siyasi ve sendikal hakların kısıtlanması burjuva devletin baski aygıtlarının artan biçimde devreye sokulması
  • Hollanda sermayesinin uluslararası konumunun, Hollanda burjuvazisinin katıldığı emperyalist ittifaklar, yani AB ve NATO içindeki konumu da dahil olmak üzere, Ukrayna'daki emperyalist savaş ve artan emperyalistler arası zıtlıklar bağlamında güçlendirilmesi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.