Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Herkesin kaçırdığı esas konu: 15 Eylül öncesi CHP’de konuşulanlar ve konuşulmayanlar

CHP’de gündem büyük oranda iç çekişmeye, hatta tasfiyelere odaklanmışken tabloda gözden kaçan asıl unsur ise sadece CHP’ye sıkıştırılamayacak şekilde halk tepkisi. 15 Eylül’de alınacak karar ve kararın sonuçlarını da belirleyecek şey yine büyük oranda bu olacak gibi görünüyor. Ancak CHP kulisleri başka şeylere daha fazla odaklanmış görünüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.09.2025 , 17:04 Güncelleme Tarihi: 13.09.2025 , 23:52

AKP’nin CHP’li belediyelere yönelik operasyonları devam ederken gündem bu operasyonlardan çok 15 Eylül’de alınacak karara çevrilmiş görünüyor.

Şu ana kadar 20 belediyesine AKP eliyle operasyon düzenlenen CHP’nin 10’a yakın belediye başkanı ise partilerinden istifa edip AKP’ye katıldı ve bu sayının önümüzdeki günlerde daha da artacağı söyleniyor.

Birincisi AKP’nin siyasi operasyonları, ikincisi ise düzen partilerinde siyaset yapan isimlerin bir bütün olarak çürümesiyle ilişkili. Bu iki başlık da çok fazla söz söylenmesini hak ediyor.

Ancak bugünlerde bu iki başlığın önüne geçen ana gündem CHP kurultayına ilişkin mahkemenin vereceği karar olmuş durumda.

Peki, bu karar öncesi CHP kulislerinde konuşulan ve konuşulmayanlar neler?

Gelin birlikte bakalım…

Butlan, kavga, tasfiye, yeni parti ve Talcid

CHP’yi yakından takip eden, kulislerine hakim olan isimlerin hemen hepsinin 15 Eylül kararına ilişkin net bir düşüncesi var. Bu isimler neredeyse koro halinde kararın kesin olduğunu, mutlak butlan kararının verileceğini söylüyor.

soL’un ulaştığı CHP içinden ve CHP'ye yakın olan kaynaklar da bu görüşü doğruluyor. Düzen içinde ve doğal olarak AKP içindeki gerilimlerde ciddi bir makas değişikliği yaşanmaması durumunda tablonun buraya doğru gittiği ortada.

Kılıçdaroğlu’nun bu karar sonrası almak istediği (alacağı değil) tutuma dair de net bir çerçeve var, bu da CHP kulislerinde sık sık konuşuluyor.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturacağı, partiyi “sağlam limana taşımak” üzere bu kararı tanıyacağı, partinin içinde bulunduğu duruma mevcut yönetimin neden olduğu, parti içinde yolsuzluğa, rüşvete bulaşan isimler olduğu ve bunları “temizleyerek” kurultaya taşıyacağı belirtiliyor.

Yine soL’un edindiği bilgiye göre, Kılıçdaroğlu kurultay davasında adı rüşvet alan ve rüşvet veren olarak geçen tüm isimleri partiden ihraç etmeye hazırlanıyor.

Yani kısacası Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararını tanıyacak. Ama bu sürecin seyri bu basitlikte mi ilerleyecek, onu “konuşulmayanlar” başlığında açacağız.

Peki, böylesi bir tabloda CHP’nin Özgür Özel liderliğindeki mevcut yönetimi nasıl bir adım atacak?

CHP kulislerinde yeni parti hazırlıkları ciddi ciddi konuşuluyor ancak şu an yetkili hiçbir isim bu fısıltıları doğrular bir biçimde konuşmuyor, tutum takınmıyor. Zaten aksi de pek mümkün değil.

Ancak parti kaynakları, Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararı sonrası partiyi gerçekten bir yıldan uzun süre yönetmek gibi bir yönelime girmesi durumunda, partinin kesin olarak bölünme yaşayacağını düşünüyor.

Öte yandan sürecin nasıl ele alındığını gösteren bazı veriler de ortaya çıkmış durumda. Örneğin CHP’ye yakın kimi gazetelerde çıkan haberlere göre genel merkeze gaz maskesi, makarna, talcid stoğu yapıldı. Bu tarz haberlere ilişkin bir yalanlama da gelmiş değil.

CHP’nin gerçekten genel merkeze İstanbul İl Binası gibi bir polis çıkarmasına karşı hazırlık yaptığı biliniyor. soL geçtiğimiz hafta CHP ilçe örgütlerinin 10 Eylül tarihinden itibaren genel merkez binasında nöbete başladığını duyurmuştu.

Ancak AKP’nin yerel seçimden birinci çıkmış bir partinin genel merkezini, yani tüm karar alma süreçlerini kilitleyen, değiştiren bir karar alma hazırlığına karşı hazırlıklar buna daraldığı oranda akıllara ciddi soru işaretleri doluyor. Bu haberlere ek olarak kapsamı belirsiz bir “sivil itaatsizlik” seçeceği dışında, CHP yönetimi tarafından planlanan güçlü bir siyasi ve sokak çıkışı hazırlığı olduğu yönünde en azından şu ana kadar net bir belirti, açıklama bulunmuyor.

Her durumda 21 Eylül mü?

CHP kaynakları, sürekli olarak bir parti içi pazarlık ve görüşmeden söz ediyor. Dolaylı isimler üzerinden süren bu temasların sonucunda bir anlaşmaya varılarak partinin kurultaya taşınması gerektiği yönünde görüş bildiriliyor. Yani Kılıçdaroğlu ve Özel anlaşmalı, parti kurultaya taşınmalı deniyor.

Özel ve ekibi sürekli olarak 15 Eylül’de karar ne olursa olsun 21 Eylül’de kurultay toplanacağını söylese ve bunun delegelerin kararı olduğu yönünde açıklamalar da yapsa, partideki genel kanı bu önlem adımının da olası bir mutlak butlan kararı sonrası geçersiz kalacağı yönünde.

Ancak ana planlardan birini bunun üzerine kurduğu anlaşılan Özel ekibinin aksi durumda ne yapacağı şimdilik bilinmiyor, bir plan varsa eğer…

Ancak kısacası şu, CHP her durumda hızlıca kurultaya gitmeyebilir…

Meşruiyet sorunu ve halk parantezi

CHP’de mevcut yönetim de eski yönetim de kendi adım ve hamlelerini planlarken, kritik bazı başlıkları göz ardı etse de sürecin seyrini büyük oranda bu kritik başlıkların belirleyeceği açık: Meşruluk ve halk tepkisi!

AKP iktidarı dönemindeki tüm yargı kararlarında olduğu gibi bu karar da siyasi ve son tahlilde gayrimeşru.

Burada bir soru işareti yok. Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu konuda soru işaretleri olduğu ekini yapmaya ise sanıyoruz şimdilik ihtiyaç yok.

Kılıçdaroğlu ile temasta olan isimler, bu görüşü doğrular bir değerlendirmeye sahip. Kılıçdaroğlu’nun net bir yol haritasına sahip olduğu ancak alacağı kararı 15 Eylül günü ortaya çıkacak manzaranın değiştireceğini ve mutlak olarak etkileyeceğini düşünüyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’liler tarafından Gürsel Tekin gibi açık hedef yapılmayacağını, daha dengeli bir şekilde sürecin yürütüleceğini düşünen kaynaklar, kabına sığmayan bir halk tepkisinin Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunu da değiştireceğini belirtiyor.

Burada pozisyon değişiminden kasıt, mutlak butlan kararının tanınmasıyla birlikte partinin Özel ekibiyle bir plan dahilinde kurultaya götürüleceği şeklinde.

Öte yandan CHP’nin kendi kontrolü altında tuttuğu, sınırlarını kendi çizdiği bir “CHP tepkisinin” bu sürecin gidişatını etkilemesi ve belirlemesi önceki kayyım adımları düşünülünce tek başına pek olası görünmüyor.

Sonuç olarak CHP’de gündem büyük oranda iç çekişmeye, hatta tasfiyelere odaklanmışken tabloda gözden kaçan asıl unsur ise sadece CHP’ye sıkıştırılamayacak şekilde halk tepkisi gibi görünüyor.

15 Eylül’de alınacak karar ve sonuçlarını da belirleyecek şey CHP’nin kendi iç hesapları değil, büyük oranda bu olacak.

Hizipler, istifalar ve başkanlık savaşları: CHP'de sorunun kaynağı ne?
c

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.