Sayfa yolu
Hatimoğulları: Çerçeve yasa geciktirilmemeli, Türkiye'nin iç barışını oluşturması her zamankinden önemli
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.07.2026 , 15:36
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Balgat'taki Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları, konuşmasına yaşamını yitiren yazar ve şair Ahmet Telli'yi anarak başladı. Hatimoğulları, "Onu hep güler yüzüyle hatırlayacağız. Kendisini saygıyla, minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, 11 Temmuz'un "PKK'nin silah yakma töreninin yıldönümü olduğunu" belirterek o günü "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. Hatimoğulları, "O gün gördüğümüz şey açık ve netti, silahlı bir dönem yerini demokratik siyaset dönemine bırakıyordu" dedi.
'Kürt sorunu artık bir güvenlik duvarına hapsedilemez'
Silah yakma töreninin yalnızca sembolik bir adım olmadığını savunan Hatimoğulları, "O gün yanan yalnızca silahlar değildi. Yıllardır barışı ve onurlu çözümü engellemek için öne sürülen mazeretler de yandı. Kürt sorunu artık bir güvenlik duvarına hapsedilemez. Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez, demokratik siyaset kriminalize edilemez. Bundan sonra hiçbir anne evladını kaybetmesin, hiçbir genç çatışmayla, ölümle, cezaeviyle ya da sürgünle karşı karşıya kalmasın. Hiçbir çocuk kendi adını, dilini ve kimliğini saklamak ya da unutmak zorunda bırakılmasın" şeklinde konuştu.
ANKA Haber Ajansı'nın verdiği bilgiye göre Hatimoğulları, "Silahı yakan PKK'liler bir yıldır bu kapıdan girmeyi bekliyorlar. Şimdi görev Meclis'te, iktidarda, siyaset kurumlarında ve devlettedir. Hepimizin görevi, zemini hukuk, çatısı demokrasi olan ortak bir yaşamı kurmaktır" dedi.
'Bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi'
Bu bir yıllık sürecin "hukuki ve demokratik düzenlemelerle desteklenmediğini" değerlendiren Hatimoğulları şunları kaydetti:
Dünyada çatışma ve çözüm deneyimleri içinde eşine az rastlanan bir adım atıldı. Bu büyük bir iyi niyet göstergesiydi. Silahlar geri dönüşsüz biçimde yakıldı. Fakat bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı'da özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyım pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi. Bunlar olsaydı bu bir yılı çok daha başarılı, umut verici ve olumlu bir biçimde geçirmiş olacaktık. Bunların hiçbiri lütuf değildir. Barışa inanılıyorsa adım atılır, çözüme inanılıyorsa hukuk kurulur, demokratik siyasete inanılıyorsa seçilmişlerin iradesi tanınır.
'Türkiye'nin kendi iç barışını oluşturması ve bunu devlet politikası haline getirmesi bugün her zamankinden daha önemli'
Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere de değinen Hatimoğulları, "Türkiye'nin iç barışını güçlendirmesinin bölgesel gelişmeler karşısında stratejik önem taşıdığını" savundu. Hatimoğulları, "Türkiye'nin kendi iç barışını oluşturması ve bunu devlet politikası haline getirmesi bugün her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Bu süreç dar manada bir siyasi partinin çıkarlarına kurban edilemez. Bu sürecin muhalefetin dövüldüğü bir atmosferde güçlendirilmesi ve toplumsallaşması ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu süreçte Kürt halkının ve dostlarının barış ve demokrasi mücadelesini zayıflatma aracına dönüştürme taktiğiyle ilerlenemez. Kürt sorunu terör ve güvenlik parantezinde tutulamaz. Güçlü bir iç barış, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açacaktır" dedi.
'Özel yasa hâlâ çıkmadı, İmralı'daki koşullar sürecin ruhuna ters ilerliyor'
İktidarın yeterli adım atmadığını söyleyen Hatimoğulları, "Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'taki çağrısına Kürt tarafı gerekli karşılığı verdi ve yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştı. Ama özel yasa hâlâ çıkmadı. İmralı'daki koşullar sürecin ruhuna ters ilerliyor. Kayyımlar yerinde duruyor. Siyasi tutukluluklar devam ediyor. AİHM kararları uygulanmıyor. Osman Kavala, Can Atalay, Gezi tutukluları, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Kobani davası tutukluları hâlâ cezaevinde. Seçilmiş belediye başkanları ya cezaevinde ya da yerlerine kayyım atanmış durumda. Yargı kılıcı muhalefetin üstünde sallanıyor. Oysa bu dönemde kılıçlar kınına girmeliydi ve saban olmalıydı" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, Öcalan'ın süreci yürütebileceği koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi, "Sayın Öcalan'ın çalışma, görüşme, iletişim kurma ve süreci yönetebileceği özgür çalışma koşullarının oluşması şarttır. Baş müzakereci özgürce konuşamıyorsa iktidar ve devlet bu süreci nasıl ilerletmeyi düşünebilir?" diye sordu.
'Çerçeve yasa daha fazla geciktirilmemeli ve müzakere edildiği şekilde çıkmalı'
Temmuz ayında çıkarılması beklenen yasal düzenlemeye ilişkin de çağrıda bulunan Hatimoğulları, "Bu ay çıkması beklenen çerçeve yasa daha fazla geciktirilmemeli ve müzakere edildiği şekilde çıkmalıdır. Kategorik ayrımlar ya da pişmanlık dayatmalarıyla değil, kapsayıcı, barış ve çözüm odaklı bir yasa hazırlanmalıdır" şeklinde konuştu.
"Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi Türkiye toplumunun tamamını rahatlatacaktır" diyen Hatimoğulları, iktidara çağrı yaptı. "Temmuz ayını en doğru şekilde değerlendirelim. Beklenen kök yasa, çerçeve yasanın bir an önce beklentiye olumlu yanıt verecek şekilde çıkmasını sağlayalım. Bu engelleri ortadan kaldıralım ve yolumuzda daha iyi bir şekilde ilerleyelim" dedi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.