Sayfa yolu
Hastanede ticaret, yargıda yıllar: Bir bebeğin ve ailesinin hayatıyla nasıl oynandı?
Yayın Tarihi: 20.06.2026 , 00:15
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Sağlıkta özelleştirmenin yol açtığı felaketler son bulmuyor. En temel insani haklardan biri olan sağlık, patronların "vicdanına" teslim edildiği sürece de bu felaketler son bulmayacak. Çünkü bu düzende hastalar "müşteri", sağlık emekçileri "ücretli köle", hastaneler ise "ticarethane"...
Trabzon İmperial Hastanesi’nde dünyaya gelen Yakup Yalgın’ın doğum hikâyesi de bir ailenin yaşadığı en büyük mutluluklardan birinin, ihmaller ve tıbbi hatalar silsilesiyle nasıl ağır bir trajediye dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Gebelik sürecindeki kan uyuşmazlığına karşı zamanında yapılması gereken müdahalelerin yapılmaması, bebeğin ve ailesinin hayatını kalıcı şekilde değiştirdi.
Sürecin sonunda beyin felci, görme bozukluğu, işitme kaybı ve zeka geriliği gibi ağır engellerle karşı karşıya kalan bebeğin ailesi, yıllardır süren zorlu bir hukuk mücadelesi verirken, söz konusu hastanenin yönetimindeki dikkat çekici siyasi bağlar adalete erişim sürecini daha da tartışmalı bir hale getiriyor.
Yakup Yalın bebek ve ailesinin, 10 yıldır devam eden mücadelesinin kısa hikayesi...
Doğumun hemen ardından küvöze alındı
Büşra ve Can Ülkeroğlu çifti, gebelik sürecinde Trabzon İmperial Hastanesi'ne müracaat etti. Yapılan kan testinde çiftte kan uyuşmazlığı tespit edildi. Bunun üzerine gebelik süreci, hastanenin kadın doğum doktoru N.A.’nın direktifleri ve kontrolleri gözetiminde sürdürüldü.
Ülkeroğlu çiftinin bebeği Yakup Yalgın, 36 aylıkken epidural sezaryenla 3 Ekim 2016’da dünyaya geldi. Doğumun hemen ardından kuvöze alınan Yakup Yalgın’da sarılık tespit edildi ve bilirubin değerleri takip edilmeye başlandı.
Hastanede kan değişim ünitesi olmaması nedeniyle Yakup Yalgın’ın söz konusu ünitenin bulunduğu bir üst merkeze sevk edilmesi gerektiği belirtildi. Fakat bebeğin sevki gerçekleştirilmedi. Ailenin sevkin neden gerçekleşmediğine yönelik sorusuna ise N.A.’nın yanıtı, “Doktor sen misin, ben miyim? Bunun kararını ben veririm. Çocukta bir sıkıntı yok” oldu.
Sevk yapılmadı: İşitme kaybı, görme bozukluğu, zeka geriliği…
Doğumunun üçüncü gününde bilirubin düzeyindeki artış hızı yükselme eğilimine girdi. Fakat doktor N.A. kan değişimi için gerekli hazırlıkları zamanında yapmadığı gibi, Yakup Yalgın’ı kan değişiminin yapılabileceği bir üst merkeze de sevk etmedi.
Bu süreçte bebeğinin beyin felci geçirdiğini aktaran Can Ülkeroğlu, “Üç gün boyunca para alabilmek için çocuğumu küvözde tuttular” dedi.
Adli Tıp Raporu’na göre Yakup Yalgın’ın konuşmasında sürekli zorluğa neden olacak şekilde işitme kaybı yaşandı. Ancak Yakup Yalgın’ın yaşadığı sorunlar bununla da sınırlı değildi. Yapılmayan müdahale Yakup Yalgın’da göz hareket kısıtlılığına, görme bozukluğuna ve orta derecede zeka geriliğine de neden oldu.
Rapora göre Yakup Yalgın’ın hayatı tehlikeye girmiş ve iyileşme olanağı bulunmayacak şekilde yaralanmıştı.
Doğumdan beş yıl sonra karar çıktı: 27 bin 500 TL adli para cezası
Bunun üzerine yıllarca sürecek hukuki mücadele başladı.
Ailenin 2016 yılında yaptığı şikâyet üzerine başlatılan dava beş celsede sonuçlandı ve 2021’de karar çıktı.
Dava sonucunda doktor N.A., "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçundan mahkûm edildi.
Sanığa 550 gün adli para cezası verildi ve bu ceza 27 bin 500 TL’lik para cezasına çevrildi.
Bunun üzerine karar istinafa yollandı. 550 günlük ceza 660 günlük adli para cezasına yükseltildi.
Ceza davası sona erdi ama hukuki süreç bitmedi
İstinaf mahkemesinin kararıyla ceza davası sona erdi, ancak bu süreçte Ülkeroğlu Ailesi hem maddi hem de manevi olarak yıprandı.
Aile, manevi sürecin yanı sıra maddi açıdan da oldukça sıkıntılı bir dönem yaşadı. Ankara-Trabzon yollarının arşınlanarak sürdürülen tedavi süreci, ameliyatlar, koklear implant ve daha nice çeşitli harcama kalemleri…
Can Ülkeroğlu, oğlunun tedavi masrafları için bankalara borçlandı, işini yapamaz hale geldi, icralık oldu... Anne Büşra Ülkeroğlu işini bırakmak zorunda kaldı, oğlunun tüm bakımını üstlendiği için eve hapsoldu... Ailenin ilk çocuğu Olgun Deniz, Yakup Yalgın'ın hastalığı nedeniyle anne ve babasının ilgisinden mahrum kaldı, maddi sebeplerle gitmekte olduğu anaokulundan alındı... Baba Can Ülkeroğlu'nun annesi ve ağabeyi, tedavi sürecine destek olmak amacıyla krediler çekti, maddi yükler altına girdi…
Sadece bunlarla da sınırlı değil. En temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile anne ve babaya ihtiyaç duyan Yakup Yalgın’ı, yaşıtları gibi eğitim ve yaşam standartlarına sahip olmadığı göz önüne alındığında zor bir hayat bekliyor. Yakup Yalgın’ın ise bu zorlukları aşabilmesi için sürekli bir desteğe ihtiyacı olacak.
Doktor ve hastaneye tazminat davası: Hastane yöneticisi aynı zamanda AKP İl Başkanı
Ülkeroğlu Ailesi, tüm bu nedenlerle, doktor N.A. ve Trabzon İmperial Hastanesi’ne 2019 yılında maddi ve manevi tazminat davası açtı.
Manevi yıpranmalar, beden gücü kaybı, tedavi ve bakım masrafları olmak üzere toplam 1 milyon 800 bin TL tutarında tazminat talep edildi.
Ancak dava hâlâ sonuçlanmadı ve yedi yıldır devam ediyor. Bu zamana kadar 30 duruşması görülen davada, hâkim değişikliğine gidildi, süreç çeşitli bahaneler ve mahkemenin ek talepleriyle uzatıldıkça uzatıldı.
Öte yandan dava bu kadar uzarken, Trabzon İmperial Hastanesi'nin yönetiminde de dikkat çekici bir isim yer alıyor: Sezgin Mumcu. Mumcu aynı zamanda AKP Trabzon İl Başkanlığı görevini yürütüyor.
Ayrıca Yakup Yalgın’a gerekli işlem ve takipleri yapmayan doktor N.A. da hâlâ Trabzon İmperial Hastanesi’nde çalışmaya devam ediyor.
Davanın 31’inci duruşması 1 Temmuz’da görülecek. Aradan geçen yedi yılın ve yaşanan sorunların ardından artık bu celsede karara varılacağı öngörülüyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.